Adada Antik Kenti – Isparta

578

Pisidia Bölgesi’nin antik kentlerinden biri olan Adada, Isparta ili, Sütçüler İlçesi‟ne bağlı Sağrak köyü yakınındadır. Isparta’nın ve Kovada Gölü’nün güneydoğusunda yer alan kente Eğridir’den sonra Sütçüler’e uzanan asfalt yoldan 50 km. gidilerek ulaşılabilir. Çevresi çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı tepeler tarafından sarılmış olan antik kent sadece bölgenin değil Anadolu’nun en sağlam kalabilmiş antik kentlerinden biridir. Sütçüler’in eski adı olan Baulo ve Karabaolu veya Karabavlu adlarının Aziz Paul adından
geldiği öne sürülmektedir. St. Paul’un geçtiği Perge-Antiokheia (Yalvaç) yolu üzerinde bulunan bu iki yerleşmeye verilen isimlerin St. Paul’la ilişkili olabileceği yazılmıştır.

Adada adı, bazı araştırmacılara göre Anadolu’nun eski yerli halkının dili olan Luvice, ya da bunun M.Ö. 1. bindeki ardıllarından biri olan Pisidce dilinden gelmektedir. Kesin olmamakla birlikte “Ada” kök sözcüğüyle “wanda/anda” takılarından türemiş olabilir. Ayrıca yine “Ada” kök sözcüğü ile “Uda” (hisar-kale?) sözcüklerinin birleşiminden türemiş olabilir.

Bölgede uzun zamandan beri yapılan kazı ve araştırmalar Pisidia’nın Neolitik Dönemden (M.Ö. 7000 civarı) itibaren Anadolu’da önemli bir kültür bölgesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hititler Dönemi’nde Konya ve çevresini kapsayan Tarhuntaşşa Bölgesi ile batısındaki Pitaşşa (Pisidia’nın eski adı) Bölgesi arasındaki sınırda yer alan Adada ve çevresinde gelecekte yapılacak çalışmalarda tarih öncesi dönemlere ilişkin önemli sonuçlar alınabilecektir.

Adada’nın adı ilk kez M.Ö. l. yüzyıl yazarlarından Artemidoros tarafından verilmiştir (Strabon: XII, 570). Sonra Ptolemaios (V 5, 8) ve Bizans tarihçisi Hierokles’ te (674, 4) de “Odada” olarak geçer. Ancak kentin tarih sahnesine çıkışı Termessos’ta bulunan bir antlaşma metni dolayısıyla M.Ö. 2. yüzyıla kadar inmektedir. Bölgenin önemli bir kenti olan Termessos ile Adada arasındaki bu dostluk antlaşması bazı araştırmacılara göre iki kentin ortak düşmanları Selge’ye karşı yapılmıştır. Antlaşmanın M.Ö. 190-164 yılları arasındaki bir tarihte yapıldığı araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.

Bergama Krallığının M.Ö. 133 yılında vasiyet yoluyla topraklarını Roma’ya vermesi Anadolu’da Roma egemenliğinin başlangıcı olmuştur. Adada kentinin ilk sikkeleri bu dönemde basılmıştır. Roma imparatorluk Dönemi’nde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius (M.S. 114-161) dönemleri tüm Anadolu’da olduğu gibi Pisidia için de en parlak dönemlerdendir. Bu dönemde Pisidia kentleri büyümüş, zenginlik ve refaha bağlı olarak yapı faaliyetleri de artmıştır. Bu gelişmeler ve yapı faaliyetleri M.S. 212 yılında çıkarılan bir kanunla imparatorluk toprakları üzerinde yaşayan herkese “Roma Vatandaşlık Hakkı” verilmesiyle yeni bir hız
kazanmışsa da M.S. 3. yüzyıl sonlarında hızını kaybetmiştir.

M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, bölge Doğu Roma (Bizans) Ġmparatorluğu içinde varlığını uzun süre korumuştur. Bölgede ilk resmi kilise örgütü M.S. 4. yüzyılda kurulmuş ve diğer büyük kentlerle birlikte Adada kenti de piskoposluk merkezi haline gelmiştir. Hierokles (M.S. 6.yüzyıl) kentten bahsetmektedir. Adada adı 12. yüzyıl piskoposluk listelerinde vardır. Bu nedenle kentte yaşam 12. yüzyıla kadar devam etmiş ve daha sonra terk edilmiştir.

Daha sonra  Pisidia Bölgesi’nde Selçuklu egemenliğine karşı direniĢler olmuşsa da III. Kılıç Arslan 1203 yılında Isparta’yı alarak Uluborlu, Eğridir ve Yalvaç’a Hamid Bey yönetimindeki Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. Bölgede daha sonra Hamidoğulları Beyliği kurulmuş ve bu beylik de 1390 ve 1422 yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Kentte Yapılan Araştırmalar
Adada Antik Kenti ilk kez 1841 yılında A. Schönborn tarafından görülmüş ve Pednelissos Kenti olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1884 yılında J. R. S. Sterrett, burada incelemeler yapmış ve ören yerinin Adada olduğunu saptamışken farklı bir görüş öne sürmüştür. Aynı yıllarda bölgeye gelen G. Hischfeld ve W. M. Ramsay yazıtlara dayanarak kent adının “Adada” olduğunu belirlemişlerdir.

Adada‟nın özellikle sağlam kalabilmiş tapınaklarına ilişkin yeni araştırmalara 1968 yılında Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu tarafından başlanmıştır. 1970 yılından itibaren, o yıllarda öğrenci olan bu satırların yazarı tarafından başlatılan ve özellikle tapınaklar üzerinde yoğunlaştırılan çalışmalar, 1972 yılında lisans tezi olarak sonuçlandırılmıştır. 1996 yılında tamamlanan “Pisidia Bölgesi Tapınak Mimarisi” konulu doktora tezinin özgün temel taşlarından birini de yine Adada tapınakları oluşturmuştur. Adada Antik Kenti‟nde ilk bilimsel kazı çalışması 2004 yılında Isparta Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji  Bölümü‟nün katılımı ve bu satırların yazarının bilimsel başkanlığında gerçekleşmiş. Yaklaşık olarak 4 ay süren kazılar sonunda Tiyatro, Agora ve Traianus Tapınağı‟nın bilinmeyen bölümleri açıklığa kavuşmuştur.adada-antik-kent-plani

Kentin Genel Tanımı
Toros dağları eteklerinde 1200 m. yükseklikteki kent; güneyde bir vadi, batı ve kuzeyde hafif meyilli tepeler ve doğuda düz bir sırtla sınırlanmıştır. Kentte Roma Çağı‟na ilişkin kalıntılar daha çok düz ovacık ve çevresinde yer alır (Plan 1). Bunlar tapınaklar, tiyatro (12), agora (pazar yeri) (8), yönetici sarayı (7) ve stoalardır. Hellenistik ve Bizans çağlarına ait yapılar derin ve kayalık vadi ve batısındaki Aktepe yamaçlarındadır (3-4 arası). Buralarda sur duvarları, kuleler ve henüz tanımlanmamış yapılar ve üç nefli bir Bizans Bazilikası yer alır (3). Antik dönemde kente ulaşımı sağlayan antik yol da bu vadi içinde izlenebilmektedir (1)

Bugünkü karayolundan (Yeniköy yolu) kente ulaştığınız anda bekçi kulübesi ve kenti tanıtan levhalarla karşılaşılır. Biraz ilerleyip soldaki patikaya girince karşıda açık hava toplantı yeri,(6) akropol(4) ve Hellenistik Dönem’e ait kuleler görülür. Bunların önündeki düzlük alanda kentin Roma Çağı’na ait Agora yer alır.(5)

Adada Sikkeleri
Adada Kenti‟nin en eski sikkeleri Geç Hellenistik Dönem’e M.Ö. 1.yüzyıla aittir. Bunlar üzerinde çoğunlukla Tanrı Zeus (Zeus Solymeos veya Zeus Megistos) Herakles ve Dionysos tasvirleri vardır. Bu sikkeler aynı zamanda kentte bu kültlerin varlığını da göstermektedir. Ayrıca bir yüzünde boğa başı, diğer yüzünde triskeles (merkez çevresinde dönen üç ayak) tasvirli sikkeler de vardır ki bunlar da güç ve kuvveti sembolize etmektedir. Roma İmparatorluk Dönemi sikkelerinde ön yüzde imparator başı, arka yüzde ise Zeus, Athena, Herakles, Artemis Pergaia (Perge Artemisi) ve tapınak cepheleri resmedilmiştir.

Akropol ve Hellenistik Kuleler
Kent düzlüğünden yaklaşık olarak 10 m. yükseklikteki akropol çevresinde doğal kayalar üzerine inşa edilen sur duvarları ve kuleler vardır. Akropol üzerindeki yapılar zamanla değişime uğramış savunma yapılarıdır. Çevresindeki düzgün taş işçiliğine sahip kuleler 8.00 x 6.50 m. boyutlarında ve 8.00 m. yükseklikte sağlam kalabilmiştir. Benzerleri Pednelissos, Perge ve Side kentlerinde görülebilen bu tip sur duvarları ve kuleler Geç Hellenistik Dönem’e (M.Ö. 2. yüzyıl) tarihlenmektedir.

akropolis-antik-roma-yolu

Açık Hava Toplantı Yeri
Akropolün batısında sanki akropole çıkmak için yapılmış merdiven görünümünde olan oturma basamakları aslında kentin açık hava toplantılarının yapıldığı yerdir. Tüm kent halkının katıldığı halk meclisi “Demos” belli zamanlarda burada toplanıp birbirlerinin sorunlarını dinler ve çözüm yollarını ararlardı.

agora-acik-hava-toplanti-yeri

Adada toplantı yerinin önüne sonradan kentin alışveriş ve idari merkezi olan forum ve bazilika inşa edilmiştir. Toplam 20 basamaklı olan toplantı yerinin uzunluğu 24.00 m.dir. Basamak yükseklikleri 0.40 ve derinlikleri 0.60 m.dir. Bu durumda yaklaşık olarak 1000 kişilik bir kapasiteye sahip olduğu görülmektedir.

Agora
Hellenistik ve Erken Roma Çağı‟nda kentin ticari, idari ve dini merkezi olan Agora kentin merkezinde ve akropolün batısında yer alır. Kentin ilk kurulduğu dönemde (M.Ö. 2. yüzyıl) planlanmış Akropol, Açık Hava Bouleterionu ve stoalar birlikte inşa edilmiştir. 55.80 x 47.00 m.lik geniş bir alanı kapsayan agoranın kuzeyindeki çok katlı ve iki nefli stoa 43.10 x14.50 m.dir. Güneyde yer alan tek nefli stoa ise 34.00 x 11.40 m. ölçülerindedir.
Agoranın akropole bakan doğu kısmı kentin resmi ve dini toplantılarının yapıldığı açık hava toplantı yeridir (Açık hava Bolouleterionu). Akropol yamacına yerleştirilmiş toplam 20 basamaklı toplantı yerinin uzunluğu 24 m.dir. Oturma basamaklarının yükseklikleri 0.40 ve derinlikleri 0.60 m.dir. Bu toplantı yeri yaklaşık olarak 1000 kişilik kapasiteye sahiptir.
Tüm kent halkının katıldığı halk meclisi “Demos” belli zamanlarda burada toplanıp birbirlerinin sorunlarını dinler ve çözüm yollarını ararlardı. Aslında bu tip toplantılar büyük kentlerde tiyatrolarda yapılırdı. Ancak Adada ve komşuları olan Sia ve Kapıkaya (Antik adı bilinmeyen Güneyce yakınındaki kent) yerleĢmelerinde tiyatro yapıları daha sonraki dönemde inşa edildiği veya olmadığı için Hellenistik Dönem ve Roma Çağı başlarında bu tip toplantılar ve tiyatro gösterileri için agoralarda veya yakınında bu tip özel toplantı yerleri inşa edilmiştir.

Oturma basamaklarının güneyinde kaya üzerine inşa edilmiş ve iki köşesi sağlam kalabilmiş kule görünümlü bir yapı vardır. Bu yapı daha önce “Hellenistik Kule” olarak tanımlanmaktadır. Bu yapının kule olmayıp Agora ile ilişkili olduğu da öne sürülebilir. Tabanı düzgün taş döşeli olan Agoranın orta kısmında büyük bir sarnıç
vardır. Agora taban döĢemesinin Roma Çağı‟nda olasılıkla M.S. 3. yüzyıl başında yapı taşları kullanılarak yapıldığı saptanmıştır. Hatta bu döşemeyi yaptıran aile (Hoplan Ailesi) adını ölümsüzleĢtirmek için agoranın doğu kısmına taban döşeme taşlarına bronz harflerle adını yazdırmıştır. Aynı aileyi biz yuvarlak planlı Aphrodite Tapınağı‟nı inşa ettiren aile olarak daha önceden tanıyoruz.

Agora‟nın kuzey ve güneydeki stoalar dor düzenli cepheye sahiptir. Üzerleri kapalı olan stoalar genellikle pazar yerlerinin ayrılmaz parçasıdır. Genel olarak bunların arka kısmında dükkanlar yer alır. Agoranın batı tarafı ise açıktır. Bu kısmında çok sayıda yazıtlı anıt ve heykel kaideleri vardır.

Yönetici Sarayı
Kentin merkezi kısmında akropolün tam kuzeyinde yer alan yapı 16.45 x 11.00 m. ölçülerinde ve iki katlıdır (Resim 5-6). Güney duvarı 10 m. yükseklikte sağlam kalabilmiş olan yapı dışta “Hellenistik Dönem” özelliklerine sahip iyi bir taş işçiliğine sahiptir. İçte ise daha kaba bırakılmış olan duvarların ahşap kaplamalı olabileceği akla gelmektedir. Eski gezgin araştırmacılar tarafından “iki katlı yapı veya tapınak” olarak adlandırılmıştır.

yonetici-sarayi-adada-antik-kenti
Yapının alt kat ana girişi doğal olarak batıdaki anteli kısımdadır. Ancak doğu (arka) cephede de giriş şeklinde bir açıklık vardır. Alt kat duvarlarında bu kapılardan başka mazgal şeklinde dışa doğru küçülen pencereler vardır. Üst katın varlığını kanıtlayan güney duvarında ikinci kata ait iki pencere ve balkon kapısına benzer küçük bir kapı vardır.

yonetici-sarayi-adada-antik-kenti-guney-cephesi
Bizce bu yapı kent yöneticisinin idari veya özel sarayı olabilir. Bu durumda alt kat büro, depo veya başka amaçlarla kullanılırken üst kat özel kullanıma açık olacaktır. Benzer planda ve yine iki katlı diğer bir yönetici binası Agora‟nın güneyinde tespit edilmiş olup onun da iki katlı olduğu KB köşesinde kalabilmiş olan yüksek duvardan bellidir.

İmparatorlar ve Aphrodit Tapınağı
İki katlı yapının hemen doğu (arka) kısmında İmparatorlar ve Aphrodite’ye adanmış bir tapınağa ait yazıtlı bloklar vardır. Bu yazıtlı bloklar yuvarlak planlı bir tapınağın podium kısmına ait olmalıdır. Çevrede tapınağın üst yapısına ilişkin başka mimari parçalar (Podium silmeleri, architrav-friz ve tavan kaseti gibi) görülebilmektedir. Tapınak yazıtında kente başka tapınaklar ve anıtlar yaptırmış olan rahip bir ailenin adı “Hoplan Ailesi” geçmektedir. Bu aile M.S. 150 yıllarında beri tanınmaktadır. Yazıttaki isimlerden anlaşıldığına göre tapınak M.S. 200-210 yıllarında yaptırılmıştır.

İmparator Traian Tapınağı
Kentin en büyük ve en eski tapınağında batı duvarının ön bölümü korniş seviyesine kadar sağlam kalabilmiştir. Pseudo izodomik teknikle örülen duvarlar tamamen yıkılmış ve yıkıntılar tapınağın iç kısmına dolmuştur.

imparator-traian-tapinagi
Prostylos planlı tapınağın genel ölçüleri l9.50 x 12.30 m.dir (Resim 7). Pronaos sütunları yüksek postamentler üzerinde durmaktadır. Daha önce tapınağın dört veya altı sütunlu olabileceği tartışılmıştır. Bu tartışmanın bir Adada sikkesi yardımıyla (Gallienus-Valerianus: 253-260) Dönemi‟ne ait sikkenin ön yüzünde imparator portreleri, arka yüzünde altı sütunlu bir tapınak cephesi vardır (Resim 8) çözüldüğü düşünülmüş tapınağın cephesinde altı sütunlu olduğu ve İmparator Traianus adına inşa edildiği tarafımdan iddia edilmiştir.
Fakat 2004 yılında tapınağın Pronaos kısmında yaptığımız kazılar B Tapınağı‟nın cephesinde postamentli dört sütun olduğunu kesinleştirmiştir.

adada-sikkeleri

Aslında sikkelerin arka yüzlerinde resmedilen tapınak cephelerinde çoğunlukla çok sayıdaki sütunun daha az sayıda iĢlendiği bilinmektedir. Ancak birkaç örnekte bunun tersi olduğunu gösteren örneklerde vardır. Adada Traian Tapınağı bu örnekler arasına girmektedir.

Adada Traian Tapınağı ile yakınındaki İmparatorlar Tapınağı‟nın aynı dönemde ve aynı ustalar tarafından planlanıp inşa edildiği düşünülebilir.
Kaynaklara göre İmparator Traian M.S.114 yılında bazı Pisidia kentlerini ziyaret etmiştir. Buna göre tapınakların İmparator bölgeye gelmeden önce tamamlanmış olması gerekir. Zaten tapınağın mimari bezemelerden yoksun oluşu (sadeliği) da stil bakımından M.S.114 yılı öncesini işaret etmektedir.

Roma Çağı‟nda kentlerin bir Ġmparator Tapınağı‟na sahip olması ve ona bekçilik yapması anlamına gelen ve büyük çabalarla elde edilen “Neokorosluk” ünvanı Adada‟ya da verilmiş olmalıdır. Bunun sonucu olarak “Biri imparator Traianus, diğeri daha önceki imparatorlar adına iki tapınak inşa edilmiştir” diyebiliriz.

2004 yılı kazıları sonunda B Tapınağı‟nın önünde (batısında) olağanüstü büyüklükte, 156.00 x 34.00 m. ölçülerinde ve iki yanında portik ve dükkanların olduğu bir temenos ortaya çıkarılmıştır. Bu Temenos Roma Çağı tapınak mimarlığında Pisidia Bölgesi‟nde Suriye etkilerinin varlığını gösterir.

Dor düzenli portik sütunlarından bazıları ele geçtiği halde üst yapıyla ilgili arşitrav ve friz gibi yapı elemanları bulunmamıştır. Bunun nedeni portiklerin üst yapı elemanlarının tümüyle ahşaptan yapıldığı şeklinde yorumlanabilir.

İmparatorlar Tapınağı
Kent merkezinde Traian ile Zeus-Serapis Tapınağı’nın arasındadır. Ön cephesi tam güneye bakan tapınağın üç basamaklı krepisi doğuda açıktadır (Resim 9-11). Cella duvarları saçaklık seviyesine kadar ayaktadır. Hatta arka alınlığın yarısının sağlam kalabilmiş olması bakımından Anadolu’da çok az görülen bir örnek sayılmaktadır. Böylece bir yapının yüksekliği bu tapınak sayesinde tam ve eksiksiz olarak ölçülebilmektedir. Naos kapısının söveleri ve yazıtlı lentosu yerinde durmaktadır. Daha ön kısımda bu tapınağa ait olduğunu düşündüğümüz anıtsal giriş yapısına (propylon) ait kalıntılar vardır. Tapınağın genel ölçüleri 15.30 x 7.10 m.dir. Öndeki pronaos altı sütun tarafından sarılmıştır. Bunlardan dördü önde, ikisi yanlardadır. Kapı Lentosundaki Yazıtta: “Tanrı-İmparatorların iki kez rahipliğini yapmış olan, kurucu, kentin oğlu, Probusluk yapmış Nikomakhos‟ un oğlu Theodoros, bu tapınağı Tanrı-İmparatorlara ve kente, ksoanonlar ve heykelleriyle birlikte kendi parasıyla yaptırdı ve adadı” yazılıdır.

roma-imparatoruna-adanmis-tapinak

Roma İmparatorlarına Adanmış Tapınağın Genel Görünümü.

roma-imparatoruna-adanmis-tapinak-2

İmparatorlar ve Zeus-Serapis Tapınağı
Diğerlerinden farklı olarak podiumlu ve prostylos planlı yapının cella duvarları arşitrav dâhil olmak üzere halen ayaktadır (Resim 12-13). Ön cephedeki merdiven basamakları şimdi tamamen yok olmuştur. Bu yapının en önemli özelliği: Ön cephesine ait diğer üst yapı elemanlarıyla beraber yazıtlı arşitrav bloklarının deprem sonucu yıkıldığı yerde öylece durmasıdır. Genel ölçüleri 19.17 x 10.85 m. olan tapınak yüksek bir podium üzerine inşa edilmiştir. Naos (cella), pronaos (ön bölüm) ve sunak (kurban sunu yeri) olmak üzere üç bölümden oluşur. Sunak, tapınağın 10 m. önünde durmaktadır.

zeus-serapis-tapinagi
Ön cephede arşitrav sırası üzerindeki yazıtta: “Tanrı İmparatorlar-Zeus Megistos-Serapis ve baba kenti için iki kez rahiplik yapmış, kurucu, kentin oğlu Tlamoas oğlu Antiokhos ve onun karısı, Hoplan kızı, başrahibe Anna ve onların oğulları Tlamoas ve Antiokhos, tapınağı ve heykelleri, çevresindeki stoalar, atölyeler ve bütün süslemeleriyle beraber adayarak dikti” yazılıdır.

serapis-tapinagi-adada-antik-kenti

Tiyatro
Adada tiyatrosu kentin kuzeybatı kısmında topoğrafik olarak tiyatro yapmaya en uygun olan tepe yamacına inşa edilmiştir (Resim 14). 2004 yılına kadar oturma basamakları (cavea) nın uçları görülebilmekteydi. Bunlardan güneyde sekiz, kuzeyde altı sıra görülebilmekteydi. 2004 yılı kazılarında tamamen temizlenen Adada tiyatrosunun kentin yarım kalmış yapılarından biri olduğu anlaşılmıştır. Tiyatroda diğer yapılarda olduğu gibi mermer benzeri kireçtaşından yapılmış bloklar kullanılmıştır. Tiyatronun kapasitesi bu haliyle yaklaşık 500 kişiliktir.

adada-antik-kenti-tiyatrosu

2004 yılı kazılarında “Cavea” adı verilen oturma sıraları, orkestra kısmı temizlenmiş ve böylece bir tiyatro inşaatının safhaları anlaşılır olmuştur. Önce tiyatronun orkestra kısmı belirlenmiş ve bunun çevresine bir yandan caveanın alt kısmındaki podium blokları yerleştirilirken diğer yandan oturma basamaklarını yandan sınırlayan analemna duvarları inşa edilmeye başlanmıştır. Ancak tiyatronun bu kısmı ile önünde olması gereken sahne binasının inşasına ve orkestra tabanı yapımına hiçbir zaman başlanamamış ve bitirilememiştir.

Mezar Anıtı
Kentin kuzeyindeki yamaçta yer alan Prostylos planlı yapı küçük bir tapınak görünümündedir (Resim 16). Ön cephesi batı yönüne bakan podiumlu yapının iki duvarı sağlam kalabilmiştir. Ölçüleri tapınaklardan çok küçük ve cephe profilleri güneyde vadi içindeki mezar anıtlarında olduğu gibi iĢlenmeden düz bırakılmıştır. Mezarların cella içinde podium seviyesinde olduğu sanılmaktadır.

adada-antik-kenti-anit-mezar

Bizans Dönemi Bazilikal Planlı Kiliseleri
Adada M.S. 5.-6. yüzyıllarda Hıristiyanlığın bölgede yayılmasına paralel olarak bir Bizans Kenti durumuna gelmiştir. Bunu belgeleyen kilise ve bazilika kalıntıları vardır. Kentin en büyük bazilikası Agora‟nın güneyindedir.

bazilika-adada-antik-kenti
Ayrıca güneyde antik yolun geçtiği geniş vadinin batı kısmında bir kilise daha vardır. Kilise, burada eskiden var olan bir yapının teras duvarları ve iç duvarlarından yararlanılarak inşa edilmiştir. Apsis dahil dış duvarları ve nartex kısmı eski yapıya ait düzgün blokların yanı sıra moloz taşlarla harç kullanılarak inşa edilmiştir. Üç nefli ve 16.00 x 11.00 m. boyutlarındaki bazilikanın batı kısmında nartex ve atrium yer alır. Atriumun orta kısmında sarnıç vardır, içte, nefleri birbirinden ayıran sütunlardan birçok parça görülmektedir. Güney duvarında birinci ve ikinci kat pencerelerini görmek mümkündür (Resim 15).

Roma Çağı Yolu
Antik dönemde Adada‟ya ulaşımı sağlayan antik yol kentin güneyindeki vadi içinde izlenebilmektedir (Plan 1, Resim 1). Roma Çağı’na ait ve 2.00 m. geniĢlikte antik araba yol vadinin güney kısmında 600-700 m. sağlam olarak izlenebilmektedir. Bu haliyle Anadolu’da sağlam kalabilmiş ender Roma Çağı yollarından biridir. Bu yoldan Aziz Paulus‟un Perge‟den Antiokheia‟ya giderken geçtiği kabul edilir. Bu yol en iyi şekilde Sağrak Köyü‟nden Sütçüler’e doğru çıkışta asfalt yol üzerinden doğu yönündeki vadi yamacında görülebilir.

Kaynak : Yrd. Doç. Dr. Mustafa BÜYÜKKOLANCI -Pisidia Araştırmaları

PAYLAŞ
Önceki İçerikYerellik ve Dolanıklık ( Dolaşıklık )
Sonraki İçerikAntik Roma (Latin) Tiyatrosu
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER