Adramytteion Antik Kenti – Edremit

271

Adramytteion (Latince: Adramyttium), doğusunda antik Madra Dağları, kuzeyinde İda (Kaz Dağları) ile çevrili, Havran (Euenos) ile Karıncaçay (Olloios) arasında bulunan, körfez kıyısında kurulu antik kent. Kentin kurucusu Kral Alyattes’ın oğlu, Kral Kroisos’un kardeşiAdramys’tir. Edremit Körfezine hakim, deniz ticareti ve savunması açısından Antik Misyabölgesinin en önemli kentlerinden biridir.

Adramytteion-plani

Tarih boyunca denizden kentte yapılan saldırılar sonucunda kent iç kesimlere taşinmıştır. Adramytteion ismi ise zamanla “Edremit”e dönüşmüş ve terk edilen kıyıdaki antik kent yerine iç kısımlara kurulan komşu ilçeye adını vermiştir.

Adını verdiği Edremit Körfezi’nin (Adramyttenos Sinus) doğu kıyısında yer alan ve günümüz Balıkesir İli, Burhaniye İlçesi, merkeze bağlı Ören Mahallesi’nde konumlanan Adramytteion Antik Kenti, kuzeyde Kaz (Ida), güneyde Madra (Pindasos) Dağları ve bu dağların doğuda birbirlerine kavuştuğu bir topoğrafya ile sınırlanan, iç kesimlerle bağlantısı sınırlı olan bir havzada yer almaktadır. Böyle bir coğrafyada deniz kıyısındaki kentin konumu, antik çağda adalar ve tüm Ege Havzası’na açık deniz ticaretine olan elverişliliği sebebiyle, birçok kültürün somut kalıntılarını barındıran, önemli bir arkeolojik potansiyele sahip olmasında kuşkusuz etken olmuştu

M.Ö. I. Bin yıl içerisinde Küçük Menderes (Kaystros) ve Gediz (Hermos) civarlarında yaşayan, M.Ö. VII. Yüzyı1da Mermnad sülalesinden Gyges’in kral olmasıyla (M.Ö. 687-645) zenginleşen ve bölgenin en önemli devletlerinden biri haline gelen Lydialılar tarafından kurulmuştur. Kentin kurucusu ve kente adını veren Adramys’in, Kral Alyattes (M.Ö. 615-560)’in oğlu, Kral Kroisos (M.Ö. 560-546)’un da kardeşi olduğu düşünülmektedir.

Antik Kent’in üzerinde yer alan günümüz Ören’i ve çevresi seyrek dokulu bir kırsal yerleşme iken, özellikle 1960’lardan sonra düşük yoğunluklu bir yazlık yerleşim olarak yapılaşmaya başlamıştır. Bunun neticesinde Antik Kent’e dair kısmen de olsa gözlemlenebilen izler bu süreçte tahrip olmuş ve büyük ölçüde yapılaşma altında kalmış durumdadır. Ancak, Adramytteion Antik Kenti’nin üzerinde konumlandığı tüm yükseltinin, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 1989 ve 1990 yıllarındaki kararlarıyla 1. ve 2. Derece “Arkeolojik Sit Alanı” ilan edilmiştir.

Herodotos, Ksenophon, Thukydides, Strabon, Plinius ve Stephanos Byzantinos gibi antik yazarların eserlerinde yer alan Adramytteion, Pseudo Skylaks ve Aristoteles tarafından politik anlamda tüm teşekkülleriyle bir şehir olarak da vurgulanmaktadır (Rubenstein 2004: 1038)

Kentin kuruluşu da antik yazarların söylencelerine konu olmuştur. Stephanos Byzantinos’a göre Adramytteion, son Lydia Kralı Kroisos’un erkek kardeşi ve sondan evvelki Lydia Kralı Alyattes’in oğlu, Lydialı bir kahraman olan Adramys tarafından kurulmuştur (Strabon, Geographika XIII, 1, 65; Stephanos Byzantinos, Ethnikon, Adramytteion; Cramer 1832; Jones 1971). Bu durum arkeolojik verilerle henüz doğrulanmamış olmakla birlikte, öncesinde de yerlilerin oturduğu bir yerleşim olduğu kesindir.

En geç MÖ 422 yılından itibaren Adramytteion sakinleri arasında Yunanların da olduğu tarihi kaynaklardan bilinmektedir (Skylaks, Periplous XCVIII; Thukydides, Historiai, V, 1; Diodoros, Biblotheke Historike, XII, 73, 1; Pausanias, Periegesis, IV, 27, 9; Jones, 1971)

O zamanlar, başkenti Daskyleion olan Daskylitis Satrabı Pharnales, Atina tarafından sürgün edilen Delos sakinlerine Adarmytteion’u tahsis etmiş- tir. Böylelikle sürgüne uğrayan Deloslular da buraya yerleşip yeni bir vatan bulmuş olurlar. Ancak devamında Adramytteion’un bu yeni sakinlerini bir trajedi beklemektedir. Zira Satrap Tissapharnes idaresinde Arsakes, MÖ 411 yazında Adramytteion’da oturan en seçkin Delosluları sözde gizli bir düşman tehlikesi bahanesiyle baskına uğratır ve “iyi dost ve müttefik” gibi bıraktıktan sonra da etraflarını çevirterek katleder.

MÖ 4. yy’dan itibaren, özerk bir şehir devleti olduğunun bir delili olarak Adramytteion’un kendi lejantıyla sikke darp ettiği ve bir şehir meclisine sahip olduğu bilinmektedir (Stauber 1996: 131). Geleneksel özerk idare kurumlarına sahip olması da erken dönemden itibaren bir kent kültürünün yerleşikliğinin ispatıdır.

Adramytteion’u tarih sahnesinde öne çıkaran bir başka delil, Büyük İskender’in ardıllarından Lysimakhos’un bir generali olan Prepelaos tarafından MÖ 302 yılındaki fethinin nakledilişidir (Stauber 1996: 133). Kent tarihine ışık tutan başka bir değinme, Romalı antik yazar Livius’un aktarımındadır (Ab Urbe Condita, 37,19). Romalılar’ın III. Antiokhos’a karşı olan sava- şında (MÖ 192 -188) III. Antiokhos, MÖ 190 yılında Pergamon’dan yola çıkarak, Homeros’un anlatımlarından bilinen ve Thebe Ovası olarak adlandırılan zengin bölgeyi talan etmiştir. Antiokhos’un askerlerinin, Anadolu’nun başka hiçbir yerinde buradan daha fazla ganimet elde etmediği aktarımı da, bölgenin cazip değerini bir kez daha ispatlamaktadır.

Adramytteion, ünlü Romalı hitabet ustası Cicero devrine ait meşhur bir hatip olan Ksenokles’in memleketi olarak da bilinmektedir. Ksenokles, Roma senatosu önünde şehrin ve Asia Eyaleti’nin temsilcisi olarak konuşmuştur (Strabon, Geographika, XIII, 1, 66; Appianos, Rhomaika, XXIII). Bu konuşma, aynı zamanda bölgenin kaderini belirleyecek bir savunma olmuştur. Zira Adramytteion şehrine ve Asia Eyaleti’ne, Roma’nın karşısında Yunanların lehine olmak üzere, Roma’nın Asia’daki büyük düşmanı Pontos Kralı VI. Mithridates’in tarafını tuttukları şeklinde bir itham yapılmaktadır. Söylenene göre; Adramytteion halkı, Yunanların ve Asialıların Roma hâkimiyetine olan kinlerinin Romalı olan herşeye karşı kanlı olarak başladığı MÖ 88’deki “Ephesoslular’ın Akşam Yemeği”ne katılmıştı. Yaklaşık 80 bin Romalı’nın baskın şeklindeki bir katliam neticesinde öldürüldüğü bir trajedidir bu kanlı yemek. Adramytteionlular Romalıları denize kadar takip etmiş, kendilerini kurtarmak için denize atlayarak yüzmeye başlayanlar dahi öldürülmüş ve hatta anlatımlara göre çocuklarını da denizde boğmuşlardır.

Adramytteion denize açık konumu ve doğal zenginliklerinin sayesinde, çevresinin potansiyelini her daim ticarete yansıtmış bir kent olmuştur. Kaz ve Madra Dağları’nın bahşettiği coğrafyada kerestecilik faaliyetleri ile bakır ve demir madenleri, kenti gemi yapımında da önemli bir konuma getirmiştir. Hatta Yeni Ahit’te geçtiği üzere, Adramytteion gemilerinin Filistin’e dek gittiği bilinmektedir. Aziz Paulus’un Roma’ya götürülüşü sırasında Filistin’den bindiği ilk gemi bir Adramytteion gemisidir.

Kazı Alanları

Şehir Akropolü

Şehir Akropolü Roma Dönemi kentinin önemli yapılarını bünyesinde barındırmaktadır.Akropol, günümüzde modern Ören yerleşimi tarafından işgal edilmiştir.

Kent Surları

Kent Erken Ortaçağdan itibaren küçülmeye başlamıştır. Küçülen kentin çevresi surlarla çevrilidir. Surların beden duvarları daire planlı burçlarla desteklenmiştir. Kazı çalışmalarındaOrtaçağ kentinin giriș kapılarından birinin kentin güney-doğusunda olduğu tespit edilmiştir. Ortaçağ kentinin surlarının güney duvarı bugün Burhaniye Belediyesi’ne ait fidanlığın güney sınırından başlayıp doğuya doğru uzanmaktadır. Surların Beyaz durağı (Çadır Kamp mevkii) içine alacak şekilde doğuya döndüğü ve topografyaya göre 2006 yılındaki kazı alanının doğusundan geçen ve Ören Camisi’ne doğru giden caddeye (Meço Caddesi) paralel olarak devam ettiği anlaşılmaktadır.

Apollon Tapınağı

Ören meydanından kumsala inen merdivenlerin sol tarafında tahrip edilmemiş ve yeri değiştirilmemiş bir halde (in situ) yer alan, bir erken Roma sütun kaidesi ve alt parçası yer alır. In situ kalıntılar denizden bakıldığında da Antik Adramytteion’un Edremit Körfezi’ne en hâkim tepesi olduğu anlaşılan bu bölgede, antik kaynaklarda belirtilen Apollon Tapınağı olması gerektiğini göstermektedir. Yine bu meydanda bulunan Kaymakamlık konutu önünde yer üstünden izlenen duvar kalıntıları mevcuttur. 2006 yılında Ören meydanında toprak altına gömülmüş Dorik nizamda sütun gövdeleri depo gibi istiflenmiş olarak ortaya çıkmıştır. Bu açmadaki sütun gövde parçaları Apollon Tapınağı’na aittir

Adramytteion-apollon-tapinagi

Toprak altına gömülmüş Apollon Tapınağına ait Dorik nizamda sütun gövdeleri

Antik Liman

Antik kaynaklarda Adramytteion antik kentinin iki limanı ve bir tersanesi olduğundan söz edilir. Ama günümüze bir liman kalıntısı kalabilmiştir. Hâlen su altında olan antik liman sabahın erken ışıĝında çıplak gözle görülebilmektedir. Antik Liman Bergastepe mevkii hizasında ve at nalı formunda, kıyıdan yaklaşık 150 metre içeriye kadar, denize doğru uzanır. Tersanesinin ve limanlarının oluşu deniz ticareti ve gemi yapımı yönünden kentin hem ticari hem de stratejik açıdan büyük önem taşıdığını göstermektedir. İncil’de Hristiyan azizlerinden Aziz Paulus’un Roma yolculuğunda Filistin’den bindiği geminin bir Adramytteion gemisi olduğundan bahsedilir.

Ören Kilisesi

Tespit edilen veriler ışığında, Ören Kilisesi, 10. yüzyıl sonu 11. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir. Kilisenin 14. yüzyıldan sonra terk edilmiş olduğu ve yapının bir daha kullanılmadığı düşünülmektedir.  Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi mezarlarını içeren nekropol alanının üzerine inşa edilmiştir. Yalnız temeli günümüze ulaşabilmiştir. Kilise temelinin taş kısımları iyi korunmuş olmakla berabar bir tavus kuşunu betimleyen duvar mozağiyi keşfedilmiştir.  Yapı doğubatı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı olup 2230 x 1200 cm. boyutlarındadır. Kilisenin inşaasında malzeme olarak muntazam kesme taşı, moloz taşı, tuğla ve bağlayıcı olarak da kırık tuğla parçacıkları karıştırılmış kireç harcı kullanılmıştır.  Ören Kilisesi’nde dört taşıyıcı ayak vardır. Kilisenin girişi doğudandır. Balıkesir yöresi Ortaçağ yapılarında yaygın olan İçte ve dışta yarım daire formlu, yuvarlak apsis geleneği Ören Kilisesi’nde de görülmektedir.

Roma Köprüsü

Çoruk mahallesi yakınlarında 3 kemerli alçak bir roma köprüsüdür.

Adramytteion-roma-koprusu

Kaynak :

  1. Wikipedia
  2. AKADEMİK BAKIŞ DERGİSİ Sayı: 31 Temmuz – Ağustos 2012 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi
  3. Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Haberler Sayı: 36 (Mayıs 2013)
PAYLAŞ
Önceki İçerikOrtaçağ Tiyatrosu
Sonraki İçerikKişilik – Karakter Nedir?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER