Aizanoi Antik Kenti – Çavdarhisar – Kütahya

592

Araştırma Tarihçesi

Aizanoi, 1824’te İngiltere’den gelen Kont Saint Asaph tarafından keşfedildi.  Daha sonra yine 19. yüzyılda Laborde, Texier, Le Bas ve Landron tarafından ziyaret edildi. 1836 yılında Aizanoi’u ziyaret edenlere Hamilton da katıldı. Laborde, Becker ve Hall’in 1826 yılına ait yolculuk raporları ilk kez 1838 yılında Laborde tarafından yayınlanmış ve kent, anıtlarıyla birlikte ayrıntılı olarak anlatılmıştır. 1926-1928 yıllarında Krencker ve Schede Aizanoi’da ilk arkeolojik kazıları başlatmışlardır. 1963’te Anıtlar ve Müze Genel Müdürlüğü Zeus Tapınağı’nın korunmasına yönelik çalışmalar yapmıştır.

1970 Gediz depreminden sonra, köy yapılarının bazılarının yıkılmasıyla, pazar yerinin ortasındaki yuvarlak yapı (Macellum) ortaya çıkarılmış olup, bunun yanında yapılan çalışmalarda birçok antik bina da ortaya çıkmıştır. 1970-2010 yılları arasında Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazı, restorasyon ve restitüsyon çalışmaları yürütülen Aizanoi Antik Kentinde, 2011 yılından itibaren ise Pamukkale Üniversitesinden Doç. Dr. Elif Özer başkanlığında bir ekip kentteki kazı çalışmalarını yürütmeye başlamıştır.

Aizanoi Antik Kenti 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici (Aday) Listesine girmiştir.

Google maps Koordinatları :  39.200949, 29.612036

aizanoi-kent-plani

1-Zeus Tapınağı,

2-Büyük Agora,

3-Heroon,

4-Dor Düzenindeki Agora,

5-Macellum, 6-Dairesel Yapı,

7-Gymnasium ve Palaestra,

8- Stadium,

9-Tiyatro, B1-4-Roma Köprüleri, Q1-5-Roma Çağı Rıhtımı

Aizanoi antik kenti, Kütahya ilinin 48 km güneybatısındaki Çavdarhisar ilçesinde yer almaktadır. Antik kent, Örencik Ovası’nda yaklaşık 1000-1050 m yükseklikte düz, ağaçsız bir platoda bulunmaktadır.

Kent, Antik Phrygia bölgesinin kuzeybatı kesimini oluşturan ve Küçük Phrygia ya da Phrygia Epiktetos olarak da bilinen kesiminde yer almaktaydı. Bu bölgenin en önemli akarsuyu antik çağda, olasılıkla Mysia Bölgesine giden bir yolu belirleyen Rhyndacus (Koca Su)’dur.

Koca Su, adını verdiği vadi boyunca büyüklü küçüklü birçok dereyle birlikte kuzeye doğru akmakta olup, sonunda Marmara Denizi’ne dökülmektedir. Hermus (Gediz Çayı) ise, Aizanoi’un 25 km güneyinden batıda Ege Denizi’ne doğru bir yol izlemektedir. Kentin doğusundan ise, yine aynı denilebilecek bir mesafeden Porsuk Çayı geçmektedir. Aizanoi’un konumlandığı alan düz ve oldukça ağaçsız olup, adeta antik bir göl yatağı izlenimi vermektedir.

Aizanoi’a yerleşimlerin kesin olarak ne zaman başladığı bilinmemekle birlikte, ilk yerleşimlerin Zeus tapınağı etrafında olduğu düşünülmektedir. Söz konusu bölgede ilk olarak yerleşimin M.Ö. 2000’lere dayandığı söylenmektedir. Kentte yapılan araştırmalarda ve kazı çalışmalarında özellikle Zeus Tapınağı’nın bulunduğu alanda, M.Ö. 3000 yıllarına tarihlenen buluntulara rastlanılmıştır.

Aizanoi’un kuruluşuyla ilgili, Roma dönemi öncesine ait bilgiler oldukça sınırlıdır. Kent, Roma egemenliğine kadar Pergamon ile Bithynia krallıklarının mücadelesine tanıklık etmiştir. Bithynia Krallığı, güneye doğru genişleme hedefleri için stratejik bir konumda bulunan Aizanoi’a sahip olmak istemiştir. Fakat Pergamon ve Bithynia Krallıkları arasındaki mücadelenin sonucunda Aizanoi, I. Attalos (M.Ö.216-213) egemenliğindeki Pergamon Krallığı’na dâhil olmuştur.

Böylelikle ilk önce M.Ö. 3. yüzyılın sonunda (M.Ö.216-197) Pergamon Kralı I. Attalos, Phrygia Epiktetos olarak bilinen bölgeye dolayısıyla da Aizanoi’a hâkim olmuştur. M.Ö. 2. yüzyılın başında ise; Bithynia Kralı I. Prusias ile birlikte, Phrygia Epiktetos bölgesi Bithynia Krallığı’na katılmıştır. I. Prusias da Aizanitis kutsal alanını tanımış ve bununla birlikte bu alanı genişletmiştir.

Bithynia ile M.Ö. 183’te sağlanan Apameia Barış Anlaşması’ndan sonra ise Aizanoi tekrar II. Eumenes’in egemenliğindeki Pergamon’un kontrolüne geçmiş ve böylece M.Ö. 129’da Roma’nın Pergamon Krallığı’nın topraklarını Asia Eyaletine dönüştürünceye kadar bu şekilde devam etmiştir.

M.Ö. 2. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Roma’nın Anadolu’da gücünü hissettirmeye başlaması ve bununla birlikte bu bölgeyi de hâkimiyeti altına almasından sonra kentin kontrolü Roma’ya geçmiştir. Bu dönemden sonra kent, daha önce hiç olmadığı kadar ilerleme kaydetmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde, Aizanoi’a tapınak-kent statüsü verilmiş ve kent Panhellen Birliği’ne kabul edilmiştir.  Roma döneminde, özellikle M.S. 2. yüzyılda kentin tahıl, şarap ve koyun yününden zengin olduğu bilinmektedir.

Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan kent, M.S. 7. yüzyıldan sonra önemini yitirmiş ve Bizans döneminde Zeus Tapınağı’nın bulunduğu alan bir savunma duvarıyla çevrilerek kale haline getirilmiştir. Kent, Selçuklu Beyliklerinin tüm Anadolu’ya hâkim oldukları M.S. 13. yüzyılda Tatar boylarından biri olan Çavdarların merkezi haline gelmiştir. Son olarak Aizanoi antik kentinin bulunduğu alan 1381 yılında Germiyanoğulları’ndan Osmanlı Devleti’nin denetimine geçmiştir.

Zeus Tapınağı 

aizanoi

Bu tapınağı izlerken: dünyada benzerinin bulunmadığını düşünün. Gerek plan olarak benzeri yok, gerekse dünya üzerinde günümüze en sağlam olarak gelebilmiş “Zeus Tapınağı” özelliğini taşıyor. Şehrin ana kutsal alanı olan Zeus tapınağının yapılabilmesi için, Anadolu’nun erken evrelerine ait tabakaların ortadan kaldırılmış olduğu, son kazılarda ortaya çıkmıştır. Tapınak avlusunun seviyesinde, hemen altında Erken Bronz Çağı II’ye (M.Ö. 2800-2500) tarihlendirilen seramik parçaları ele geçirilmiştir. Ortadan kaldırılan tabakaların molozları tapınak alanının tekrar dolgusu sırasında kullanılmış olduğu düşünülmektedir. Tapınağın yapımına M.S. 2. yüzyılın 2. çeyreğinde başlanmıştır. Yapımı için gereken harcamalar tahmini olarak geniş tapınak arazilerinin icara verilmesiyle sağlanmıştır. Toprağı kiralayanlar uzun yıllar para ödememekte direnmişlerdir; ancak imparator Hadrian’ın kararıyla paralar ödenince tapınağın inşaasına başlanabilmiştir. İmparator ile kent arasında bu konuyla ilgili yazışmalar Aizanoi için o kadar önemliydi ki, tapınağın ön galerisinin (pronaos) kuzey tarafında özel olarak bu yazıta hazırlanmış olan yeri bugüne kadar korunmuştur.

Macellum

aizanoi-Macellum-dunyanin-ilk-borsa-alani

1970 Gediz depreminden sonra köy yapılarının bazılarının yıkılması, pazar yerinin ortasındaki yuvarlak yapı (Macellum) gibi birçok anıt binanın ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu alanın ortasındaki yuvarlak planlı yapı M.S. 3. yy.’da yapılmıştır. Macellum adıyla bilinen çarşı binaları başta taze ve işlem görmüş balık olmak üzere et, et ürünleri, av hayvanları, unlu mamuller, zeytinyağı, garum sosu ile nadir bulunan sebze ve meyveler gibi pahalı ve lüks ürünlerin satıldığı, haftanın her günü açık olan organize bir pazar yeridir. Aizanoi Macellum’u M.S. 2. Yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilmektedir. Meskene İmparator Diocletian’ın M.S. 301 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası konmuştur.

aizanoi-borsa-alani-fiyat-listesi

Bu yazıtta, İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktadır.

Tiyatro

Aizanoi’deki stadyum-tiyatro kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadyumda yapılan 1982-1990 yılları arasındaki araştırmalar, bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3. yüzyılın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadyum girişinin doğu kısmının onarımı sırasında, yeni bulunan ve tekrar yerlerine konan yazıtlar, kendisini daha önce ana köprünün yazıtından tanıdığımız, M. Apuleius Eurykles’in bu kompleksin yapımında da rol oynadığını göstermektedir. Stadyumun oturma sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. En geniş kesimde batı tarafta bir kapı binası vardır. Restorasyon sırasında podyum üzerine konmuş iki oturma taşı, bu kapı binası daha sonraki bir dönemde oturma basamaklarıyla örtülerek kullanılamaz hale getirilmiştir. Stadyumun tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır.

aizanoi-tiyatro

Bu, aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplamasıdır. Mermer parçaları bugün stadyumun kuzeyinde görülebilmektedir. Bu cephe duvarının alçak kaidesi Dor düzenindedir. Pencereli ilk kat üzerinde büyük kemer açıklıklı yüksek Attika katı gelmektedir. Tiyatronun sahne kısmı zengin mermer bezemelerle kaplıdır. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlar. Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine yapılan araştırmalar, yapının önce tek kat olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra stadyum genişletilirken buraya da ikinci bir kat eklenmiştir.

aizonai-antik-kent-cavdarhisar

Mermer mimarinin çok az bir kısmı, asıl yeri olan kesme kalker taşlı yapının önünde kalmıştır. Düşmüş mermer parçaları arasında av sahnesi betimli kaliteli friz parçaları özellikle dikkat çekmektedir.

Mozaikli Hamam

dryad-mozaik-aizanoi

M.S. 3.yy’ın 2. yarısında şehrin kuzeydoğusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan oluşan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inşa edilmiştir. Hamam mekânlarından birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S. 4. veya 5.yy.’dan sonra bu hamamın ana mekânı düzenlenmiş ve Aizanoi’nin erken Hristiyan cemaatinin yöneticiliğine atanan piskoposluk merkezi işlevini görmüştür.

Meter Steunene

meter-steunnene-aizanoi

Şehrin bilinen en eski kutsal alanı Tanrıça Meter Steunene’ye ait kült yeri olan, işlenmiş kayalarla mağara ve bugün çökmüş durumdaki derin kaya inidir. Burada, 1928 yılında yapılan kazılarda ele geçen pişmiş toprak kült figürinleri, burayı M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 2. yüzyıl arasına tarihlemektedir. Mağaranın üst tarafında basamaklı bir kaya tahtı görülür. Bu tip kutsal alanlara Frigya’nın kırsal kesimlerinde rastlanır. Bu da Meter Steunene kutsal alanının M.Ö. 1. yüzyıldan çok önceleri bile kullanıldığını gösterir. Kaya kesintisinin üstünde taşlardan örülmüş yuvarlak iki kurban çukuru (bothroi) da kutsal alanın daha erken dönemine ait olabilir. Burada, halkın inancına göre kaya oluşumlarında yaşadığına inanılan, dağların ve doğanın hakimi, Anadolu’nun ana tanrıçasına adaklarda bulunuyorlardı.

Antik Baraj ve Taş Ocakları

aizanoi-antik-baraj

Sel felaketinden korunmak için Penkalas Nehri (Bedir Dere) üzerinde, iki evrede inşa edildiği anlaşılan, günümüze iyi koruna gelmiş bir baraj duvarı vardır. Bu iki yapı evresi, çoğu oturma basamağı olan devşirme mermer parçalarla birbirinden ayrılmaktadır. Baraj duvarının üst kesimlerindeki kayalıklarda, antik dönemde buranın taş ocağı olarak kullanıldığına işaret eden izler bulunmaktadır.

Köprüler

aizanoi-antik-kopru

Antik dönemde Penkalas denilen Kocaçay’ın her iki yakasında, Aizanoi’den günümüze kalan yapı kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk Dönemi eserleridir. İlkbaharda bugün dahi kabaran sulardan korunmak için her iki kıyıda iri kesme taşlardan yapılmış koruma duvarları bulunmaktaydı. Antik dönemde iki yakayı birbirine bağlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Üst taraftaki alçak ahşap köprü yaya geçidi amaçlı kullanılmaktaydı. Onu takip eden beş kemerli taş köprü günümüze dek koruna gelmiştir. Yıkılmış olan üç kemerli köprüyü ise günümüzde de bütün trafik yükünü beş kemerli yapısıyla taşıyan şehrin ana köprüsü izler. Köprü korkuluğunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan, açılış merasiminin M.S. 157 yılının eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Yazıt ve kabartmalı iki korkuluk taşı bugün dördüncü köprünün önünde sergilenmektedir. Kabartmada, köprüyü bağışlayan M. Apuleius Eurykles’in deniz yolculuğu gösterilmektedir. Eurykles, İmparator Hadrian tarafından kurulan, Panhellenion denilen Hellen Birliği’nde, M.S. 153 ve 157 yılları arasında Aizanoi’u Atina’da temsil etmiştir ve M.S. 157 yılının sonbaharında Aizanoi’e geri dönmüştür. Köprüye 1990 yılında karayolları tarafından yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.

Daha fazla görsel için http://www.aizanoi.com/fotogaleri.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Kaynak :

  1. Halk Yatırım Aizanoi Kazısı Makalesi
  2. http://www.aizanoi.com/
PAYLAŞ
Önceki İçerikZamanın Bir Yönü Var mı?
Sonraki İçerikBuda ve Budizm
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER