Apollonia Ad Rhyndacum Antik Kenti – Ulubat-Bursa

577

Antik Kent Apollonia, Marmara Denizi’nin güneyinde, Bursa-İzmir yönünde Bursa kent merkezine 34 km. uzaklıkta yer alan Ulubat Gölü’nün (antik Apolloniatis) kuzeydoğusundan gölün içine doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulu olan bugünkü Gölyazı Beldesi sınırlarında yer almaktadır.

Google maps Koordinatları : 40.165627, 28.678098

golyazi-bursa

Yarımada, birbirlerine sığ bir kumsal şeridi ile bağlanan iki alçak tepecikten oluşmaktadır. Kış mevsimlerinde kara ile bağlantısı kesilen ada yerleşimi ulaşımı, iki tepecik arasındaki modern köprü ile sağlanmaktadır. Herhangi bir kalıntı bulunmamasına karşın antik kentin var olduğu dönemde de benzer bir köprü ile iki kara arasındaki ulaşımın sağlandığı düşünülmektedir. Zira bugünkü Gölyazı halkının büyük bölümü ada kesimindeki 19. yüzyıl ahşap hatıllı, tuğla duvarlı tarihî Rum evlerinde yaşamaktadır ve bu evler ile sokaklar ızgara tipi plan üzerine yerleştirilmiştir. Bu noktada akla ilk gelen Gölyazı veya önceki ismiyle Apolyont’un antik Apollonia’nın sivil yerleşimi üzerine kurulmuş olabileceğidir. Nitekim antik kentin resmî yapılara ait kalıntıları yarımadanın karaya yakın iç kısmındaki Zambak Tepe yamaçlarına inşa edilmiştir. Zambak Tepe’nin güneybatı yamacında tiyatro, kuzey yamacında stadion, doğu yamacında ise büyük bir kült alanı tespit edilmiştir. Nekropol ise kentin kuzeyinde, girişte, hem beldeye hem antik kente kara ulaşımını sağlayan tek karayolunun iki tarafında kuruludur. Yerleşime adını veren şehrin tanrısı Apollon ve tapınağı, şehrin kuzeybatısında karaya yaklaşık 1 km. uzaklıktaki sığ bir adacık olan Kız Ada üzerindedir. Burası ayrıca, şehre dair kalıntıları günümüze ulaşan en iyi yapıyı barındırma özelliğine sahiptir.

uluabat-golu

apollonia-kent-plani

Apollon’un kentin koruyucu tanrısı olması ve burada bir tapınağının bulunması şehrin adının Apollonia olarak belirlenmesinde önemli etkendir. Ancak, Anadolu’da bulunan aynı isimli diğer sekiz kentten ayırt edilebilmesi için “Mustafakemalpaşa Çayı üzerindeki Apollonia” anlamına gelen “Apollonia Ad Rhyndacum” kullanılmıştır. Mysia-Bithynia sınırındaki kente ait en eski buluntular M.Ö. 4. yüzyıl sikkeleridir. Bazı kaynaklarda Miletos’un kolonisi olarak kurulduğu belirtilen şehir Pergamon Krallığı’nın gücünü arttırdığı dönemlerde, onların hâkimiyeti altına girmiştir. M.Ö. 1. yüzyıldan itibaren ise kentte bir gelişim gözlenir. Bu zenginleşmede kerevit ticaretinin ve Apollon Kült Alanı’nın önemli rol oynadığı kent sikkelerinden anlaşılmaktadır.

Roma Döneminde Adramytteion (Edremit) mahkeme merkezine -Cenventus Juridicius- bağlı olan onbir üyeden biri olarak görülen kent, bir süre de Kyzikos’a bağlı kalmıştır. Roma İmparatoru Hadrianus’un (117–138) bölgedeki büyük depremin ardından Kyzikos’a (Belkıs) giderken Apollonia’ya uğrayıp konakladığı ve buraya destekte bulunduğunu ele geçirilen yazıtlar göstermektedir. Nitekim bu tarihten sonra yeni bir imar faaliyeti başlamıştır.

Ancak, 268 yılında Got İstilası sırasında kuşatmaya uğrayan Kyzikos kenti ile Apollonia ad Rhyndacum da tahribata uğramıştır. IV. yüzyılda kent Hellespontos’tan alınarak Bithynia piskoposluklarına dahil edilmiştir. Bir süre Nicomedia’ya (Kocaeli) bağlı bir piskoposluk olarak kalmış daha sonra bu ayrıcalık Cius’a (Gemlik) geçmiştir. 680 ve 690 meclislerinde kent Theotokia olarak geçmektedir. Uzun yıllar Bizans İmparatorluğu içinde sakin bir hayat süren kent XIV. yüzyıl başlarında bölgede varlığını duyuran Osmanlı akıncılarına dayanamayıp Prusa (Bursa) ve Apamea’dan (Mudanya) kaçanların toplandığı bir kent olarak bir süre daha varlığını sürdürmüştür. Osmanlı Döneminde kent oldukça küçülerek sadece ada üzerinde kalmıştır.

Yüzey Araştırmaları

Apollon Tapınağı Antik kentin 1 km. kadar kuzeybatısında yer alan Kız Ada üzerinde, kente ismini veren Apollon Tapınağı’nın bulunduğu 1800’lü yıllarda burayı ziyaret eden Lé Bas’nın notlarından ve çizimlerinden bilinmektedir. Geç dönemdeki söylencelerden ötürü Kız Ada olarak bilinen yer tapınak adasıdır.

kiz-adasi

Nitekim ada ve çevresinde yapılan araştırmalar sonucunda coğrafî şeklini koruyacak şekilde burayı çevreleyen 70×50 m. boyutlarında Hellenistik temenos duvarı ve batı taraftaki yarım daire şeklinde basamaklı giriş tespit edilmiştir. Duvarın özgün yüksekliği yaklaşık 1.50 m.dir. Görüntü itibariyle ada tamamen Tanrı Apollon’un kutsal alanıdır ve burada bir tapınağı bulunmaktadır. Nitekim duvarın doğu tarafında in situ olarak tespit edilen sandal bağlama blokları buraya gölden gelen görevli veya ziyaretçiler için düşünülmüş olmalıdır. Ayrıca tapınağa ait olduğu düşünülen sütun tamburları ve altlıklar da temenos duvarı dışında göl suları içinde yer almaktadır. Kız Ada’nın yoğun bir bitki örtüsüyle kaplanmış olması ve duvarın yer yer su altında bulunması burada derin bir araştırma yapmayı engellemiştir. Literatür araştırmasında elde edilen diğer belgeler arasında yer alan III. Gordianus sikkeleri Sauroktonos tipindeki kült heykeli ile birlikte İonik tetrastyl bir yapıyı göstermesi bakımından oldukça ilginçtir.

apollon-kutsal-alani

Antik Yol ve Nekropol

2006 yılı çalışmaları ağırlıklı olarak nekropol alanında gerçekleştirilmiştir. Bu programlamada nekropol alanının belde dışında kalması ve tahribata açık durumda bulunması rol oynamıştır. Nekropol, Gölyazı’nın kuzeyinde modern ve antik yerleşimin tek karayolu bağlantısı olan yolun iki yanına kurulmuştur. 2,50 m. genişliğindeki antik yol bugünkü asfalt yola paralel ve onun yaklaşık 1,50 m. alt kotunda ilerlemektedir. Olasılıkla antik Bursa-Erdek yolu ile günümüzde de olduğu gibi kesişmektedir. Bu rotada bulunan çok sayıda mil taşı bu iddiayı güçlendirir. Ayrıca Antik Çağda hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun geç dönemlerinde dahi teknelerle Mustafakemalpaşa Çayı vasıtasıyla Karacabey Boğazı’na ve buradan da Marmara Denizi’ne ulaşıldığı bilinmektedir. Yoldaki Antik Döneme ait tekerlek izlerinin arasına, benzer örneklerden anlaşıldığı üzere şehrin inşasında kullanılan büyük blokların nakliyesinde rol oynayan kare biçimli (15×15 cm.) oyuklar açılmıştır.

mezar

Araştırmalarda tespit edilen mezar yapıları ve lahitlerin tamamı Roma Dönemine aittir. Yolun doğu kesiminde ana kayanın sanduka şeklinde yontulmasıyla oluşturulmuş lahit mezarlar, batı tarafta ise Apollon Tapınağı’na yönlendirilmiş ortalama 6×6 m. boyutlarında, podyumlu mezar yapıları tespit edilmiştir. Alandaki 3 podyumlu mezar ve 6 lahit büyük oranda tahrip edilmiştir. Ayrıca aynı alandaki zeytinlikler içinde mezar yapılarına ait olabilecek iyi korunmuş duvarlar bulunmaktadır. Tespit edilen duvarların birçoğunu kentin diğer yapılarında da olduğu gibi büyük kireçtaşı dikdörtgen blokların kenet kullanılmadan birleştirilmeleriyle oluşturulmuştur.

Kutsal Alan

Zambak Tepe’nin doğu yamacında Uluabat Gölü’nü görecek şekilde konumlanan alan, kireçtaşı ana kayanın doğu yüzü tıraşlanarak oluşturulmuştur (Resim. 5). Bu noktada yaklaşık 3,60 m. yüksekliğinde dikey bir yüzey kazanılmıştır. Yüzeydeki taşçı işlemleri hâlen izlenmekle birlikte, değişik boyutlarda üç adet adak nişi de görülmektedir. Nişlerden büyük olanın (N1, 36/27 cm.) çevresi kazıma yöntemiyle mezar steli şeklinde işlenmiş ve çizgilerin bir kısmı N2 (27/16 cm.) nişin sınırını oluşturmuştur. Ara noktadaki bu düzensizlik, stel izlenimi veren çizgilerin daha sonra eklendiğini göstermektedir. Ayrıca küçük boyutlardaki N3 (8/6 cm.) nişin tabanı diğer nişlerin tabanlarından 9 cm. yüksekte yer almaktadır. Böylece üç nişin birbirinden farklı zamanlarda, taş yüzeyine işlendiği düşünülebilir. Yüzeyde nişlerden başka 6/6 cm. boyutlarında kenet deliğine benzer bir girinti de bulunmaktadır.

Nişlerin üst bölümleri yarım daire şeklinde sonlanmaktadır. Ayrıca her nişin derinliği genişliğinin yarısı olacak şekilde oyulmuştur. Büyük nişin çevresindeki çizgiler, bir alınlıklı mezar stelinin dış hatlarını verecek niteliktedir. Arşitrav bölümünü belirleyen iki paralel çizgi ve yan akroterler, diğer stellerde ve kaya anıtlarında da görülen özelliklerdir. Nişlerin bulunduğu kaya blokundan 20 m. güneyde başka bir ana kaya, köşe yapacak şekilde tıraşlanmıştır. Böylece iki kaya bloku arasındaki yaklaşık 25/7 m. boyutlarındaki alanın, kutsal törenler için kullanıldığı düşünülebilir. Ayrıca tıraşlanmış kaya yüzeylerinin bu alanın hemen önünden geçen stabilize yol ile kesilmiş olması alanın çok geniş olduğunu ve teraslar hâlinde göl kıyısına kadar ulaştığını düşündürür. Bu durumda tespit edilen yüzey ve nişler kutsal alanın en üst noktasını oluşturmuş olmalıdır.

Apollonia gibi bir Mysia kentinde kaya nişlerinin bulunması, Frig kültürünün yayılım alanını göstermesi açısından ilginçtir. Ayrıca bu tür kutsal mekânların varlığı, kentteki Apollon kültünün yanı sıra ana tanrıça kültünün de bulunduğunun göstergesidir10. Kentin bu kesiminde yapılacak araştırmalar ve kazılar sonucu, ölü gömme âdetleri ve bunun yanı sıra kentin inanç sistemi hakkında daha detaylı bilgilere ulaşılacaktır.

Stadion

stadion

Zambak Tepe’nin kuzey yamacındaki yapı Lé Bas tarafından çizilen kent planında da gösterilmiştir. Önceki yıllarda tarafımızdan gerçekleştirilen ziyaretlerde ise tamamı tahrip edilmiş olan antik kentin stadion alanının Gölyazı Beldesi’nin toprak zeminli spor sahası olarak kullanılmaktadır (Resim: 6). Buna karşın stadiona ait kireçtaşı oturma bloklarının yerleştirildiği ana kaya yataklar görülebilmektedir. Oturma bloklarının büyük bölümü Geç Antik Dönemde ada yerleşimini çevreleyen surun inşasında kullanılmıştır. Az sayıdaki blok ise yapının yakınında tespit edilmiştir Tiyatro Tiyatro Zambak Tepe’nin güneybatı yamacına, modern yerleşime dönük şekilde inşa edilmiştir. Çapı 75 m. olan caveasının yaklaşık 4000 kişi kapasiteli olduğu sanılmaktadır. Tiyatronun blokları stadionda da olduğu gibi geç dönem surunda kullanılmıştır. Araştırmalarda kuzey parados duvarının iyi korunmuş olduğu tespit dilmiştir. Ayrıca sahne binasının bulunması gereken noktada oluşan yüksek toprak yapısı ve yoğun bitki örtüsü burada sahne binasına ait izlerin varlığını düşünmemize neden olmuştur.

Kaynak : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü – 25. Araştırma Toplantısı

PAYLAŞ
Önceki İçerikAntik Mısırda Ölüler Nasıl ve Neden Mumyalanırdı?
Sonraki İçerikBiyolojik Silahların Tarihçesi
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER