Göbeklitepe Tapınakları Neden Gömüldü?

3045
Göbeklitepe tapınaklarının bilerek gömülmüş olmasıyla ilgili ortaya atılan varsayımlar genellikle klasik ve tekrarlanan iddialar olmaktadır.
Bu konuda yeni bir varsayım ortaya atmak farklı bilim dallarından referans almayı gerektirmektedir.
Çoğu bilim insanına göre bu işlem, tapınağı koruma veya onu gelecek nesillere aktarma amacını taşımaktadır. Bir görüşe göre ise tapınakların gözlemevi olarak kullanıldığı ve bu nedenle yüzyıllar ve binyıllar içinde değişen yıldız konumlarından dolayı işlevini yitirdikleri ve bu nedenle de gömüldükleridir.
Elbette bu varsayımlardan biri doğru olabilir. Burada üçüncü bir varsayım daha yapılacaktır. Üçüncü varsayımşamanizmin evren modeli olan “üç dünya” görüşü temel alınarak gerçekleştirilecektir.
Şamanizmin en erken Asya’da (Sibirya) filizlendiği iyi bilinen bir konudur2. Türklerin en eski inanç sistemlerinden (kimine göre inanç olarak nitelenemez) biri olan şamanizmin evren modeli üç dünyayı ya da alemi içerir. Bunlar Gök, Yer ve Yeraltı’dır. Şamanizmde bu üç dünyayı birbirine gök direği (hayat ağacı, yaşam ağacı, axis mundi) bağlar. Hatta çoğu kültürün mitolojisi bu ‘üç dünya’ görüşü referans alınarak oluşturulmuştur. Türk Mitolojisi’nde ise gökte yer alan tanrı Ülgen iken, yeraltı tanrısı Erlik (Yerlik)3 olmuştur.
gok-yer-yeralti-evren-modeli-samanizm
Göbeklitepe’de elbette ne tür bir mitoloji ve kozmoloji yaratıldığı tam olarak bilinemezken bukonuda ancak diğer kültürlerin mitolojileri ile eşlik ve benzerlikler yoluyla mantıklı bir tahminde bulunulabilir4
.
Fakat, her ne olursa olsun Göbeklitepe toplumununGök ve Yeraltı tanrısı/tanrıçası
 
veya tanrıları/tanrıçaları olma olasılığı asla hafife alınmamalıdır. Hepsi bir yana Göbeklitepe’deönemli bir şaman-rahip sınıfının olduğu ve dolayısıyla bu tapınaklarda şamanizm esaslarınadayanan birtakım ritüelleriyapıldığı görüşü bilim insanlarınca ağırlık kazanmıştır. Göbeklitepe tapınaklarını kazan Klaus Schmidt, yayımladığı kitabında şamanizm ile ilgili ayrı bir başlık açmaya gerek duymuştur.6
“Göbeklitepe’de şamanizm var mıydı?” sorusunun cevabı büyük ihtimal “Evet”tir. Gerek tapınakların yapılış biçimi, burada gerçekleştirilen tasarım (şaman7 labirenti gibi), gerekse tapınakta keşfedilen semboller (medicine man denilen şaman sembolü), hayvan betimlemeleri (olasılıkla şamanların yardımcı ruhlarını simgelerler), totem direği vb. bu tapınaklarda birtakım şamanik ritüellerin yapıldığını kanıtlar gibidir. Peki, çok büyük bir emekle yapılan bu tapınaklar terk edilirken (eğer öyleyse) neden bilerek gömülmüştür? Neden kendi hallerinde kaderlerine terk edilmemiştir? Kanımca bu sorunun cevabı Göbeklitepe şamanlarının inancı olan Gök-Yer-Yeraltı üçlemesinde yatmaktadır.
İnsanlık tarihi boyunca toplumların çok büyük kayıplar verdiği birçok felaket yaşanmıştır. Bu felaketler bazen bir sel olurken, bazense bir deprem, bir yanardağ patlaması, bir kasırga, bir virüs salgını vb. olagelmiştir. İnsan toplulukları ve başlarındaki liderler veya din adamları bu felaketlerin nedenlerini çoğu kez tanrı/tanrıça veya tanrılarda/tanrıçalarda aramıştır. Örneğin gökyüzünde bir süre görünen ve ardından kaybolan bir kuyrukluyıldızın geçişinin ardından yaşanan bir virüs salgınının8 nedeni bu kuyrukluyıldızda aranmış, bundan Gök tanrısı/tanrıçası veya tanrıları/tanrıçaları sorumlu tutulabilmiştir. Veya yaşanan büyük bir depremin ardından doğa ananın veya yeraltı tanrısının/tanrıçasının (veya tanrılarının/tanrıçalarının) insanları cezalandırdığı düşünülmüştür. Bu tanrıların/tanrıçaların öfkesini bir daha üzerine çekmemek için insanoğlu onları yatıştırmak için sıkça dua etmiş, hediyeler vermiş ve adlarına sayısız ritüeller düzenlemiştir.
kuyruklu-yildiz
Varsayımsal olarak Göbeklitepe toplumunun büyük bir felaket geçirmiş olduğunu düşünelim. Bu bir virüs salgını olabilir örneğin. Bu virüs salgınının öncesinde ise gökyüzünde gerçekleşmiş ve insanları derinden etkileme potansiyeli olan bir olay olduğunu düşünelim. Bu bir Güneş tutulması olabileceği gibi, bir Ay tutulması veya bir kuyrukluyıldızın geçişi de olabilir. Göbeklitepe toplumunun ve liderlerinin bu gibi felaket durumlarında Gök tanrıyı/tanrıçasını suçlayabilecek olmaları son derece olasıdır9 . Bu toplumun gök tanrısına/tanrılarına karşı korkuyla karışık bir isyan halinde olmaları hiç de azımsanmaması gereken bir olgudur. Gök tanrısına/tanrıçasına isyan durumunda ise sığınılacak varlık elbette onun zıt gücü olan yeraltı tanrısı/tanrıçası olacaktır. ‘Doğanın zıtlık prensibi’ Göbeklitepe zamanında biliniyor olmalıdır. Bana göre Göbeklitepe D tapınağında yer alan çok sayıdaki “H” sembolünün anlamı ‘dualite’ 10 ile açıklanabilir. “Zıtların evliliği” veya “Zıtların savaşı”, dualitenin temel prensipleri olarak görülmüş olabilir ki, Gök ve Yeraltı tanrıları/tanrıçaları bu kozmolojinin sonucunda oluşturulan mitolojinin ürünleri olmalıdır.11
gobeklitepe-h-sembolu
O halde ortaya şu gibi hayati bir soru çıkmaktadır: Acaba şaman-rahipler ve toplum, en çok değer verdikleri ve onların toplum olarak ayakta kalmalarını sağladığını düşündükleri bu tapınakları, Gök tanrısından/tanrıçasından saklamak, gizlemek için mi toprağın derinlerine gömmüşlerdi? Eğer dünya üzerinde herhangi bir şey Gök tanrısından/tanrıçasından saklanacaksa, bu Gök tanrısının/tanrıçasının asla ve asla göremeyeceği, ulaşamayacağı tek yer olmalıydı. İnsanların yaşadıkları dünyada Gök tanrısının/tanrıçasının göremediği ve ona ait olmayan bir mekan varsa o da kesinlikle yeraltı dünyasıydı. Belki de tapınakların bilerek gömülmelerinin nedeni onu sonraki nesillere aktarmak veya düşman toplumlardan saklamak değil, Gök tanrısının/tanrıçasının gözünden/gözlerinden sakınmaktı. Tapınaklar, gömülmek suretiyle yeraltı tanrısına/tanrıçasına (veya tanrılarına/tanrıçalarına) emanet edilmiş ve böylelikle Gök tanrısının/tanrıçasının nazarından korunmuş oluyordu (belki de ata ruhları korunmak isteniyordu). Böylelikle göksel kaynaklı olduğu düşünülen felaketlerin bir daha yaşanmayacağı, yaşamın huzurlu bir şekilde devam edeceği, çocukların rahat bir şekilde büyüyeceği ve neslin devam edeceği düşünülmüş olabilirdi. Acaba binlerce yıl sonra Mısır mitolojisinde ortaya çıkacak olan “Horus’un gözü”nün kökeni Göbeklitepe Gök tanrısının/tanrıçasının nazarlı (Göbeklitepe toplumunca öyle olduğu düşünülmüşse) olduğu düşünülen gözü müydü?
Anlaşılan Gök tanrısı/tanrıçası bir türlü memnun edilememiş, yatıştırılamamıştı. Acaba 3-5 metre yüksekliğindeki Göbeklitepe sütunları onu/onları memnun etmemiş miydi? Bu yüzden miydi ki Göbeklitepe’de, bir türlü dikilememiş fakat yapımı kısmen tamamlanmış olan 8 metre boyunda bir dikilitaş12 vardı? Gök tanrısı/tanrıçası insanı, onun isteklerini, arzularını görmezden geldiğinde insanoğlu çareyi kendi boyutundan daha büyük taşlar yapmak suretiyle onun/onların dikkatini çekmeyi amaçlamış olabilir mi? Tüm dünyadaki kültürlerde görülebilen insan boyutundan büyük dikilitaşlar veya heykeller (Ör. Paskalya Adası heykelleri) yapma arzusu belki de insanların kendilerini gök tanrılarına/tanrıçalarına gösterme çabalarının bir ürünüydü. Bu şekilde gök tanrıları/tanrıçaları insanları fark edebilecek ve onların dualarına, isteklerine cevap verebilecekti.
horusun-gozu-2
Horus’un Gözü
Göbeklitepe ile ilgili daha geniş bilgi için Özgür Barış Etli’nin kitabını temin edebilirsiniz.
Burada ilgili hipotezi hem destekleyecek hem de çürütecek bir konu bulunmaktadır: Tapınakların hepsinin aynı anda değil de yüzlerce yıllık aralarla sırasıyla gömüldüğü düşünüldüğünde acaba her seferinde bu gömme işleminin nedeni Gök tanrısına/tanrıçasına olan isyan mıydı? Yoksa her gömme işlemi ayrı bir felsefeyi de beraberinde mi barındırıyor? (Ör. ata ruhlarının yeraltı tanrıçasının yanında güvende olacağı düşüncesi vb.). Belki de hakikaten Gök tanrısı/tanrıçası çok kez yatıştırılmaya çalışılmış fakat bu hiçbir şekilde başarılamamıştı. Şu an için bunlar cevaplandırılabilecek sorular değil ne yazık ki.
Kuşkusuz bu sorular varsayımsal olup üzerlerinde ciddi bir biçimde düşünülmesi gerekir. Yine de bu yazıda adı geçen varsayımın iddialı olduğunu düşünüyorum. Çünkü kökeninde binlerce yıl öncesinde yaşayan insanların olası mitolojileri, kozmolojileri, kültleri ve inançları temel alınmıştır. Göbeklitepe’ye mitoloji, kozmoloji ve özellikle de şamanizm bağlamında bakıldığında onun ve insanlık tarihi hakkındaki düşüncelerimizin olumlu yönde daha da gelişebileceği düşünülebilir.
gobeklitepe-alanina-tasinamamis-sutun
Dipnotlar:
1 Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü
2 Şamanlığın yaşını 20-25 bin yılla 60 bin gibi çok eski tarihe kadar götürenler vardır. Ancak genel kanaate göre şamanlık, özellikle de Sibirya halklarının, başta Türkler olmak üzere şamanlığı paleolitik dönemde ortaya çıkmıştır (Bayat, 2012).
3 Türk mitolojik sisteminde erkek olarak tasavvur edilen Ülgen’in, gök ruhlarının, Erlik’in ilk başlangıçta kadın olmaları muhtemeldir (Bayat, 2012).
4 Türk, Mısır, Sümer, Maya mitolojileri vb.
5 Göbeklitepe aslında bir hac merkeziydi. ‘Göbeklitepe toplumu’ kavramı ile Göbeklitepe çevresinde yaşayan ve Göbeklitepe’ye dönem dönem ibadet için toplanan insanlar kastedilmektedir.
6 Schmidt, 2007.
7 Türkçesi: Kam
8 Elbette bu insanlar virüs salgını olduğunu bilmiyorlardı.
9 Çoğu mitolojide Gök eril iken Mısır mitolojisinde Gök dişil karaktere sahiptir. Gökyüzünden tanrıça Nut sorumludur. Bu nedenle, Göbeklitepe toplumunun inançlarındaki olası mitoloji düşünülürken gökyüzünün dişil olarak tanımlanmış olabileceği de dikkate alınmalıdır.
10 Ritüel-mitolojik bağlamda şaman, kozmosla kaosu birleştiren arabulucu, ikili zıtlıkları birleştiren, zıtlıkları çözen, yaşamıyla kozmosla kaos arasında gidip gelen birisidir (Bayat, 2012).
11 Bkz. Özgür Barış Etli, Göbeklitepe Şamanları ve Ürettikleri Kozmik Semboller, 2015.
12 Bu, yıkılmadım ayaktayım demenin bir işareti idi. Çünkü doğa her şeyi yere bir ediyor, yutuyordu. Beni öldürüp yok edebilirsin, ama benim yaptığım sonsuza dek kalacak gösterisiydi. Dikilen taş, sanki gökyüzüne yapılan bir parmak işaretiydi; bir isyandı (Gezgin, 2012).
Kaynaklar
Kaynaklar: [1] Fuzuli Bayat, Türk Kültüründe Kadın Şaman, Ötüken Neşriyat A.Ş., 2. bs., Ankara, 2012. [2] İsmail Gezgin, Fallusun Arkeolojisi, Sel Yayıncılık, İstanbul, 2012. [3] Klaus Schmidt, Göbeklitepe: En Eski Tapınağı Yapanlar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2007. [4] Özgür Barış Etli, Göbeklitepe Şamanları ve Ürettikleri Kozmik Semboller, 2015.
Kaynak: Özgür Barış Etli – Göbeklitepe Tapınakları Neden Gömüldü? makalesi
PAYLAŞ
Önceki İçerikÖlüm Meleği – Belgesel – Josef Mengele
Sonraki İçerikTolkien Kimdir?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK