Tarihteki İlk Ninni

407
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Yakın doğuda şimdiye kadar benzeri bulunmayan bu kompozisyon, ihtimal hasta bir çocuğu için korkup üzüntü çeken kral Şulgi’nin karısı söylesin, diye yazılmıştır. Hakiki bir ninnide olduğu gibi bazı yerlerde doğrudan doğruya çocuğuna söylüyor, bazı yerde çocuğa üçüncü şahıs gibi ve bir yerde de uykuya hitap ediyor. Çevrisi ve yorumu zor olan ve bir hayli belirli olmayan bu kompozisyonun
konusunu şöyle toparlayabiliriz : Şiir ururu şarkısı (belki bir sevinç şarkısı) içinde oğlunun büyüyeceğini anlatarak başlıyor.

u-a a-u-a
ururu-şarkımla-o büyüsün
ururu-şarkımla-kocaman olsun,
irina-ağacı gibi kökten sağlam büyüsün,
şakir-bitkisi gibi tepeden geniş büyüsün.

Bundan sonra anne oğluna uykunun geleceğini söylüyor.

Bey (belki uyku) . . . . ,
Nehir kenarındaki elma ağaçlarının uzayan dalları
arasında,
O (uyku ?) . . . . üzerine kolunu gerecek,
O yatanın üzerine kolunu kaldıracak,
Oğlum, uyku seni sarıyor,
Uyku üzerine çökmek üzere.

Bundan sonra anne doğrudan uykuya, oğlunun uyanık gözlerini kapatması ve ağlayan ağzını susturması için söylüyor:
Gel uyku, gel uyku,
Gel oğulumun olduğu yere,
Acele (?) uyku, oğlumun olduğu yere.
Duraksız gözlerini uyut,
E lini renkli gözlerine koy,

ve ağulayan dili ile
Uykusunu bozdurtma.

Bu defa anne tekrar oğluna dönerek uyuduğu zaman kucağını kaplıcabitkisi ile dolduracağını onu iyi edecek tatlı küçük peynirleri, bahçesinden iyi sulanmış marulları Şulgi’nin oğlu olan ona vereceğini söylüyor.

O (uyku) kucağına kaplıca bitkisi dolduracak
Ben, senin için küçük peynirleri tatlı yapacağım,
Adamın şifası olan o küçük peynirleri,
Adamın şifası, ey heyin oğlu,
Ey bey Şulgi’nin oğlu !
Bahçemin marulları iyi sulanmıştır,
Onun gukkal-marulu iyi bakılmıştır
O marulu hey yesin.
Anne tekrar ururu-şarkısı içinde oğluna bir seven kadın alacağını ve neşeli bir dadı tarafından bakılan sevgili bir oğul vereceğini söylüyor.
ururu-şarkımda ona bir karı vereceğim,
Ona bir karı vereceğim, bir oğul vereceğim ,
Dadı neşeli bir kalp ile konuşacak onunla.
Ben, ben oğluma bir karı alacağım,
O, tatlı bir oğul doğuracak ona,
Kadın onun ateşli kucağında yatacak,
Oğul onun açılmış kollarında yatacak,
Karısı mutlu olacak onunla,
Oğul mutlu olacak onunla,
Genç karısı neşelenecek kucağında,
Oğlu büyüyecek onun tatlı dizinde.

 

Fakat birdenbire kadının aklına oğlunun hastalığı geliyor ve üzüntü içinde onu ölmüş, ağlayıcıları matem tutuyormuş ve böcekler üzerinde geziyormuş gibi görünüyor:
Sen acıdasın,
Ben sıkıntıdayım,
Dilim tutulmuş, yıldızlara bakıyorum,
Yeni doğan ay yüzüme parlıyor.

Kemiklerin duvara dizilecek,
“Duvarın adamı” senin için gözyaşı dökecek,
Ağlaycılar lirlerinin tellerini koparacak senin için,
Kertenkele yanağını yaralayacak senin için,
Sinek sakalını yolacak senin için,
Kertenkele dilini ısıracak senin için,
Üzüntü çekenler, senin için üzülecek,
Keder saçanlar, senin için keder saçacak.
Bundan sonra gelen oldukça bozuk kısımda anne oğluna bir eş, bir oğul, bol tahıl, iyi bir melek ve mutlu, keyifli bir saltanat temenni ediyor.
Karın desteğin olsun,
Oğul payın olsun,
Saçılan arpa gelinin olsun,
Kusu-tanriçesi Aşnan seninle olsun,
Koruyucu bir meleğin olsun,
Mutlu günlü bir saltanatın olsun,
Şölenler alnını açık yapsın.

Şiirin geri kalan kısmı çok kırıklı ve belirsiz, fakat sonuna doğru tekrar geleceğin kralı oğluna Ur ve Uruk kentlerinin yanında olması, düşmanları yakalaması temennisinde bulunuyor. Geçen iki bölümde bir annenin oğluna olan sevgisinden söz ettik. Şimdi de bir oğulun anne sevgisini dile getiren bir şiiri sunacağı z . Bu Ludingirra isimli bir oğulun annesine verdiği bir haber arasında onu şairane bir dil ve benzetmelerle ideal bir kadın olarak canlandırıyor. Güzel , parıldayan, çalışkan, verimli, mültefit, neşeli, güzel kokuludur o. Bu şiirin ilk defa parçalarını bir araya getirip çevrisini (1964) University
Museum’da eski asistanım Miguel Civil yapmıştır. 1967 Sorbon Profesörlerinden  Jean Nougayrol, Ugarit de bulunan ve üzerinde Sumerce, Akadca ve Hititce dillerinde aynı metnin yazılı olduğu bir tableti yayınlardı. Nougayrol ‘ün yaptığı dikkatli inceleme ve çalışma sonucu metnin anlaşılmasına
bir hayli yardımcı oldu. 1970 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri tablet Arşivinde, uzman Muazzez Çığ ile yayınlanmamış Sümer edebi tabletleri üzerinde çalışırken iyi korunmuş büyük bir tablet üzerine yazılmış bu metnin bir özdeşi elime geçti. Bu da diğer metinlere bir hayli yeni ilaveler yaptı. Bunun çevrisi ve eleştirisi bundan sonraki bölümde verilecektir.

Kaynak : Tarih Sümer’de Başlar – Samuel Noah Kramer

Çeviri : Muazzez İlmiye Çığ

PAYLAŞ
Önceki İçerikTarihteki Yazılı İlk Rüşvet Olayı
Sonraki İçerikEzop Masallarının Kökeni Neydi?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER