Tiahuanaco

650

Günümüz Bolivya’ sının sınırları dahilinde bulunan kadim Tiahuanaco şehri, La Paz’ dan 90 Km. uzakta, deniz seviyesinden 4.000 metre yüksekteki Titicaea gölü kıyısındadır. Bölgeye, yeni dünyanın Baalbek’i denir. Yerliler Tiahuanaco’ya ” Huinai Marca ” derler. Bunun anlamı ” Ebedi Şehir ” dir. Bu tarihi şehrin harabeleri halen geniş bir arazi parçası üzerinde dağınık haldedir. Surları, mezarlıkları, sarayları, mabetleri, muhteşem pira­mitleri ve düzgün yollarıyla eski muhteşem varlı­ğının izlerini hâlâ taşımaktadır.

inca2

Bir çok Amerikan bilimadamı, insan medeniye­tinin beşiğini bu bölgeye yerleştirme eğilimindedir. Bazıları Tiahuanako’yu, Platon ve Critias’ ın anlat­tığı Atlantik medeniyetinin başşehri sayarlar.Harabelerde yapılan arkeolojik araştırmalar, bilginleri çelişkilere ve çıkmazlara sürüklemiştir.

inca7

Şehir, sanki devler tarafından inşa edilmiştir. Ton­larca ağırlıktaki yekpare taşlardan inşa edilmiş ev­ler dikkat çekmektedir. Meselâ böyle bir evin kapı blokunun yüksekliği 460 cm., boyu ise 345 cm. dir. Derinliği 95 cm. ölçülmüştür.Kapı ve pencere boşlukları, yekpare granit parçaları içinden oyularak açılmıştır. Ortalama bir kapı bloğunun ağırlığı 60 tondur. 100 ilâ 200 ton gelenleri vardır. Çevrede bulunan iri dikili taşların en büyüğü 324 X 300 X 80 boyutlarında ve 170 ton ağırlıkta­dır. Peru’Iu arkeolog Daniel Ruze 1952’de buralar­da yaptığı araştırmalarda, stilize edilmiş halde Sekonder devrine ait hayvanlardan Stegosaur’ ların resimlerini gördüğünden bahseder. (Revue de la societe d’Etnographie de Paris: 1956-1959) Bu,gerçekten hayret uyandıracak bir gözlemdir. Çünkü Sekonder devrinde yaşamış bu hayvanlar bizi yüz milyon sene öncesine götürmektedir. Gene Tiahua- naco harabelerinde rastlanan stilize edilmiş resim­lerden, öncekine oranla daha yeni sayılabilecek kırk milyon yıl yaşındaki Todoxon’ları da unutmamalı­yız. Todoxon’lar tertier-olicozen çağında yaşamış­lardır. Ayrıca, aynı harabelerde bu hayvanın bir iskeleti de bulunmuştur. Alman arkeoloğu Kiss, 1930 yılında 40 tonluk bir dikilitaşı incelerken, bunun bir takvim taşı olduğunu tesbit etmiştir. Taş üzerine işlenmiş bir tak­vim deyip geçmeyelim, zira bu eski eser, bizim bu gün kullanmakta olduğumuz takvimlerden daha mükemmeldir.

Welcome to Bolivia - Andes & Amazonia

Bugün kullanmakta olduğumuz takvimde, yılın solstisleri, ekinoksları gösterilmemiştir. Yılı­mız, rastgele bir gün olan 1 Ocak’ tan başlar. Bu düzen belki bir bakıma pratiktir, fakat hiç de bi­limsel değildir.Oysa Tiahuanaco takvimi bilimseldir. Yıl, bu eski takvime göre belirli bir yerde, yani güneşin gök ekvatorunun güneyinden kuzeyine çıktığı sıra­da başlar, ki 21 Mart civarında bir zaman belirtir.

inca8

Bu takvim, yılı, solstisler ve ekinokslarla dört bö­lüme ayırmış, gerçek mevsimleri belirlemiştir. Her mevsim bölümü üç kısma ayrılmış, bu suretle yılın 12 ayı ortaya çıkmıştır. On iki ay için ayrılan her bölümde, ayların başlangıcı saat halinde belirtilmiş­tir.
Yan yana duran üç takvim taşında, üç ayrı tak­vim hesabı gösterilmektedir. Birinci takvim, Kutsal yıl hesabıdır. Bunda bir yıl 260 gün olarak hesap­lanmıştır. İkinci taşta Güneş yılı takvimi işlen­miştir ve yıl 365.2422 gün olarak hesaplanmıştır.

inca12

Üçüncü taştaki takvim ise Venüs yılını göstermek­tedir. Burada bir yıl 225 gün olarak gösterilmiş­tir.Bu hesapları, çağdaş bilim seviyemiz ancak uzun çalışmalarla yapabilmektedir. Ekinokslar ilk kez, milâttan 125 yıl önce Hipparchus tarafından hesaplanmıştır diye bilinir. Oysa işte… Tiahuanacolu bilginler bu hesapları kimbilir kaç bin yıl önce yapmışlardı.Bu durumda birçok cevapsız soruyla başbaşa kalıyoruz. Yapılan Karbon 14 analizleri 170.000 yıl­lık bir tarih göstermektedir.

inca3

Bilginlerin aklına gelen başka bir soru da, bu yerleşme bölgesinin dikkat çeken yüksekliğidir. 4.000 metre yükseklikte kurulmuş bir kent… 4.000 metre yükseklikte, oksijen basıncı deniz seviyesindeki ba­sıncın ancak yarısı kadardır. Normal bir insanın bu yükseklikte rahat yaşaması mümkün olamaz. Bu basınç ve oksijen azlığı şartlarına uygun bir insan bünyesi, normal şartlardaki insandan farklı olmalı­dır. Titicaca gölü çevresinde yaşayan birinin, deniz- seviyesinde yaşayan insandan iki litre daha fazla kana ve üç milyon kadar daha fazla alyuvara ihti­yacı olacaktır.

inca9

Aklımızı kurcalayan başka bir mesele de yollar­dır. İspanyol istilacı ve soyguncuları Peru’ya geldik­lerinde çekim ve koşum hayvanlarına rastlamamış­lardı. Yerliler at’ı tanımıyor, araba kullanmıyorlar­dı. Ama harabe şekline dönmüş olan antik şehirler, düzgün yollarla birbirine bağlıydı! Taşıt aracı olma­dığına göre, bu yollar ne işe yarıyordu ?

inca10

Harabeler arasında dev heykellere de rastlan­mıştı. Bunlardan bazıları yekpare taştan yontulmuş, sekiz metre yükseklikte sanat eserleriydi. La Paa müzesinde bulunan böyle bir heykelin ağırlığı 20 tondur. Bu heykellerdeki insan tipleri uzun kulaklı­dır (tıpkı Buda gibi). Dört parmaklı elleri dizlerine dayanmıştır. Yüz hatları ince, asildir.

tiahuanaco- gunes-kapisi

Güneş Kapısı :
Güneş Kapısı, Tiahuanaco harabelerinde bulun­muş olan kalıntılar içinde belki de en ilginç olanı­dır. Kent harabelerine bu kapıdan geçilerek girilir. Taştan yapılmış olan bu girişin üzerinde kabartma resimler ve petroglifler vardır. Arkeoloji ve tarih bilginleri bu resim ve yazılarla uzun zaman ilgilen­miş, fakat gizledikleri esrarı tam anlamı ile çözeme­mişlerdir.

inca1

Daha sonraları, Madrid’de bazı kilise ar­şivlerinde ve Vatikan kütüphanelerinde saklı bulu­nan bir takım belgeler ele geçmiştir. Bunlar arasında özellikle Garcülaso ve Vega’nın eseri ve Gonzales de la Rosa tarafından kaleme alınmış olan 1625 tarihli incelemeler bulunmuş ve aydınlatıcı etkileri olmuştur. Bu iki önemli belge, ancak 1909 yılında bilginlerin eline geçmiştir.

Kaynak : Ara Avedisyan- Evrende En Büyük Sır .

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER