Tunceli-Damgaların Göçü

2219

Kazakistan milli müzesinde, orta Kazakistan`da bulunmuş, M.Ö.`ki çeşitli yüzyıllara ait olan, topraktan yapılmış çeşitli koçbaşları, bir adet koç şeklinde mezar taşı ile ayakları üzerinde üç adet  başı olan bir tunç kazan vardır. Diğer yandan Kazakistan`daki birçok türbenin üzerinde koç başı veya koç boynuzu vardır. Koçbaşları, koçbaşlı mezar taşları ile üzerinde koç başı damgası olan çeşitli etnografya eserleri bulunmaktadır. Koç kurban etme geleneği aslında Türklerin en önemli kurban geleneğidir. Örneğin Hunlar da tanrılara kurban edilen hayvanların arasında en makbul olanı “koç”tu. Ayrıca kurban hayvanları, özellikle de “at” ve “koç” Türklerde mezar taşı olarak da kullanılmıştır. Göktürklerde de görüldüğü gibi en önemli kurban hayvanları at, dağ koyunu ya da koçtur. Bunlardan atın göğe, koçun da toprağa kurban edildiği bilinmektedir.

Almatı`daki Raimbek türbesinde ise Altay bölgesinden iki yüzyıl önce getirildiği sanılan bir koç başı bulunmaktadır. Almatı-Bişkek yolunda, Bişkek`e uzaklıkta, Tanrı dağlarının eteğinde, tahminen üç kilometre arayla yapılmış iki büyük koç heykeli vardır. Ayrıca Moğolistan`daki Orhun yazıtlarının bulunduğu yerde de koç heykellerinin olduğu bilinmektedir.

ovacik-Tunceli-mezartasi

1962 ölüm tarihli bir mezar taşı

hakkari

Halkın inancına göre Koçkar Ata, Teke Türkmenlerinden olup yaşadığı devirde batırlığıyla (yiğit-cesur) ün salmıştır. Onun devrinde insanlar koç dövüştürürlermiş. Onun koçu da her yarışta birinci olduğu için Koçkar Ata adıyla anılır olmuş. Asıl adı ise bilinmemektedir. Koçkar Ata`nın ölümünden sonra ayrılığına dayanamayan koçu da mezarın üstüne gelerek uzanmış ve orada ölmüş. Bundan ötürü Koçkar Ata`nın mezarının üzerine koç heykeli dikilmiştir.

balaban asireti

Tunceli Balaban Aşireti Mezarlığı – Kelike Köyü

tunceli-merkez-kazakistan yusalı- mezar-tasi

Üstteki görsel Kazakistan Yusalı , Alttaki görsel Tunceli merkez

tas koc heykeli - azerbaycan

tunceli- nazimiye

Tunceli-cilga-koyu-mezar tasi

Bu köy babamların köyüdür.

pertek

van

Koç koyun-heykelleri ile balbalların kadim Türklere âit bir gelenek olduğu Altaylar’daki, koç-koyun ve balbal heykelleri konusundaki çalışmalarıyla tanınan Borisenko ve Khudyakov, tarafından “Sibirya Sempozyumu”nda “Sibirya’da Eski Eserler” adlı bildiride şöyle ifâde edilmiştir: “İnsan ve hayvanların (koç, koyun, aslan, at) taştan yontulmuş heykelleri eski Türklerin ana eserlerindendir. Bunun gibi anıtlar ilk defa 1722’de, D. G. Messerschmidt ve F. I. Strahlenberg tarafından Minusinsk bölgesinde bulunmuştur. Ayrıca Strahlenberg bunların Minusinsk Tatarlarının kültü olduğunu ifâ- de eder. Çin kaynakları da koç, koyun, at ve insan heykellerini M.Ö. 1000 ilâ M.S. 1000 yılları arasında tarihlendirerek bu eserlerin eski Türklere âit oldu- ğunu belirtirler.”

balbal-dasbaba

Türkiye`deki koç başı ve benzeri damgaları, Çatalhöyük`te bulunan ana tanrıça; koç heykellerini de Akkoyunlu ve Karakoyunlularla açıklamak yerine, bunların, yukarıdaki bilgiler göz önünde bulundurularak Türk tarihinin bilinen en eski devirlerinden hareketle açıklanmasının daha ilmî olacağı aşikârdır.

Türk halı-kilimlerinin genel karakteristik özelliğini de koçbaşı damgaları oluşturmaktadır. Türkiye’de en önemli koç-koyun heykelleri hakkındaki en kapsamlı ve önemli eserin yazarı Çay’a göre de koçbaşı damgalarını Türk hayvan üslubunun en güzel karakteristik üslubu olarak en yalın biçimiyle Japonya’dan Anadolu’ya kadar olan Türk mezar taşlarında görmek mümkündütunceli -ve kazakistan hali-kilim

Tunceli ve Kazakistan

erzincan-kazakistan almaati

Erzincan – Kazakistan Almaatı

Düzgün Baba Efsanesi

Bugünkü Tunceli ili Ovacık ilçesine bağlı Koyungölü Köyü civarında yaşayan bir ağa ve ağanın koyunları gütmek için yanına aldığı Munzur isminde bir çoban varmış. Munzur’un ağası Hac zamanı hacca gitmiş. Ağa hacda iken Munzur bir gün ağanın hanımının yanına gelir ve, Hatun, ağamın canı sıcak helva ister. Helvayı yaparsan ben kendisine götürürüm der. Ağanın hanımı önce şaşırır,sonra herhalde zavallı çobanın canı sıcak helva istiyor, doğrudan söylemeye dili varmıyor, utanıyordur. Ağasını da bahane ediyor.Kendisine bir helva yapayım da yesin der. Helvayı pişirir bir bohçanın içine bağlar ve Munzur’a:
-Al evladım götür der.
O sırada ağa hacda namaz kılmaktadır. Namaz sırasında sağa selam verirken bir de bakar ki sağ yanında elinde bir bohça ile Munzur dikilmiş duruyor. Namazını bitirip Munzur’a:
-Hoş geldin evladım, burada ne arıyorsun nedir o elindeki? der.
Munzur da:  -Ağam canın sıcak helva istemişti onu sana getirdim der.
Elindeki bohçayı ağasına uzatır.Ağası bohçayı açar ve bakar ki içinde sıcacık helva paketlenmiş duruyor. Hayretler içinde Munzur’a bir şeyler söylemek için başını çevirdiğinde bir de bakar ki Munzur yanında yok. Hac vazifesini tamamlayıp köyüne döndüğünde komşuları herkes elinde bir hediye ile hacıyı karşılamaya giderler. Munzur da, götürecek başka hediyesi olmadığından, bir çanağın içerisine koyunlarından bir miktar süt sağar ve bununla ağasını karşılamaya gider. Ağa Munzur’u görünce yanındakilere:
-Asıl hacı Munzur’dur. Öpülecek el varsa Munzur’un elidir. Önce ben öpeceğim der ve Munzur’a koşar.
Munzur bu konuşmaları duyduğunda:
-Aman ağam Allah aşkına. Böyle bir şey olmaz. Ben yıllarca senin ekmeğinle, aşınla büyüdüm. Sen nasıl benim elimi öpersin. Ben sana elimi öptürmem, der ve kaçmaya başlar. Munzur önde, ağa ve yanındakiler arkasında bir kovalamaca başlar. Şimdiki Munzur ırmağının ilk yere geldikleri zaman Munzur’un elindeki süt dolu çanak dökülür ve sütün döküldüğü yerde, süt gibi bembeyaz su fışkırır. Bundan sonra Munzur kırk adım daha atar.Attığı her adımda bir kaynak fışkırır. Ve fışkıran bu sulardan bir ırmak meydana gelir.Munzur’un arkasından koşanlar bu ırmaktan öteye geçmezler. Munzur’da bu dağlarda kaybolur gider. Yöre halkının efsaneleştirdiği Munzur ile, Tanrının varlıklı ve sözü geçen kişiler yanında bir çobanın da keramet sahibi olabileceğini,çoban olsa bile Tanrının sevgisine mazhar olabilecek temiz yürekli, imanlı insan olabileceği belirtilmekte, Munzur’u bu inançla efsaneleştirmektedirler.

duzgun baba

Düzgün Baba

Kazakistan millî müzesinde, orta Kazakistan’da bulunmuş, milattan önceki çeşitli yüzyıllara âit olan, topraktan yapılmış çeşitli koçbaşları, bir adet koç şeklinde mezar taşı ile ayakları üzerinde üç adet koç başı olan bir tunç kazan vardır. Diğer yandan Kazakistan’daki birçok türbenin üzerinde koçbaşı veya koç boynuzu vardır. Nazmiye’deki Düzgün Baba türbesinde de kurban edilen koçboynuzlarının belli bir yerde toplanıp saklandığını görmüştük. Kazakistan’da Dede Korkut’a Korkut Ata derler. Korkut Ata’nın esas mezarı Seyhun nehrinin taşması sonucu sular altında kalmıştır. Temsili mezarı ise nehirden zarar görmeyecek şekilde bir tepenin başında yapılmış olup, mezarına varmadan büyük bir koç heykeli sizi karşılar.

duzgun-baba-1

Düzgün Baba

beyagac-denizli-kurgan

Denizli- Beyağaç – Kurgan

berel kurgan - altaylar

Berel Kurganı – Altaylar

Kaynak : Marmara Üniversitesi -Dr. Mustafa Aksoy’un makalesinden

Bazı Görseller:  Turkcetarih.com, dersim.biz

Dipnotlar

1 M. Aksoy; “Türk Kiliminin Şifresi Çözüldü”, Aksiyon Dergisi, Sayı: 598, 22 Mayıs 2006.

2 Bahaeddin Ögel; İslâmiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara, 1991, s.165-166.

3 W. Von Rubruk; Moğolların Büyük Hanına Seyahat 1253-1255, Çev.: E. Ayan, İstanbul, 2001, s.42-43.

4 E. Nowgorodowa; Alte Kundes der Mongolie, Leipzig, 1980, s.219, 221.

5 A. Y. Borisenko- S. A. Khudyakov; “Drevnetyurskiye Pamyatniki Yeniseya”, Mejdunarodnıy Sempozyum o Sibiria, (Sostavitel, V. İ. Molodin), Novosibirsk, 1998, s.52-53.

6 V. D. Kubarev; Kamenniye İzvayaniya Altaya, Novosibirsk-Gorno Altaysk, 1997.

7 www.mustafaaksoy.com

8 M. Aksoy; “Makedonya’da Balballar, İskitler-Türkler”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Sayı: 297, 2011.

9 Ertuğrul Danık; “ Dersim’de Unutulan Bir Gelenek: Büst Şeklindeki Mezar Taşları”, Munzur Dergisi, Sayı: 2, 2000, s.71-76. *

10 Dursun Gümüşoğlu; Anadolu’da Bir Köy Eskikonak, İstanbul, 2004.

11 Veli Sevin; Hakkari Taşları Çıplak Savaşçıların Gizemi, İstanbul, 2005, s. 17.

12 Veli Sevin; a. g. e., ss.71, 107, 109.

13 M. Abdulhaluk Çay; Anadolu’da Türk Damgası, Koç Heykel-Mezar Taşları ve Türklerde Koç-Koyun Meselesi, Ankara, 1983, s.34.

14 Nejat Diyarbekirli; Hun Sanatı, İstanbul, 1972, s. 92-93. *  www.mustafaaksoy.com“Mezar Taşları” bölümündeki fotoğraflar.

15 Emel Esin; “Ötüken İllerinde M.S. Sekizinci ve Dokuzuncu Yüzyıllarda Türk Abidelerinde San’atkar Adları”, Türk Kültürü El-Kitabı, Cilt: II, Kısım la, İstanbul 1972, s.50 * .

16 Beyhan Karamağaralı; “Koç Koyun ve At Şeklindeki Mezartaşları”, Anadolu’da Türk Mührü Ahlat, Haz.: İ. Nalbantoğlu, Ankara, 1993, s.18. *

PAYLAŞ
Önceki İçerikÖlümün Gizemi
Sonraki İçerikPelasglar-1
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

2 YORUMLAR

  1. Bir Tuncelili olarak söylüyorum..Babam da dedem de hep bize ,” Biz öz Türküz” derlerdi.Ayrıca eskiden Malatya ‘ya bağlı , baraj gölü nedeniyle şimdi Elazığ -Keban ilçesine bağlı “Şeyh Hasan Köyün”den Tunceli’ye gelmişiz..Tuncelinin en büyük aşireti olan Şeyh Hasan aşireti Ovacık, Hozat, Çemişgezek, Pülümür köylerinde Tunceli merkez köylerinde bizim aşiret var..Tunceli ye gelmeden Malatya daki köyümüz Şeyh Hasan köyü hiç Kürtçe ve Zazaca bilmez..Ancak biz Tunceli ye geldikten sonra Tunceli de Zazaca öğrenmişiz.. Evlilikler yoluyla..Çünkü bizim aşiretin köy isimleri genellikle Türkçedir..

  2. Hüseyin Bey, kürtçe zazaca da bilse bölgenin şartlarına göre dil değişebiliyor. 1970-1980lerdeki Avrupaya göç eden gurbetçilerimiz bile Türkçe’yi unutuyor. Ama inanç, kültür, alışkanlıklar kolay kolay terkedilmiyor. Binlerce yıl sürebiliyor.

CEVAP VER