Türk Tarihinde Kaya Resimleri ve Anadolu

380
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Türk Tarihinde Kaya Resimleri ve Anadolu Bilim adamları, çağların başlangıcını yazının bulunmasından başlatmışlardır. Hâlbuki kaya üstüne nakşedilen resim ve figürlerin M. Ö.14 binlerde başladığını
biliyoruz. Kaya üstü resimler, tıpkı yazı gibi okunup anlam verilebilmekte; yaklaşıp on beş bin yıllık insanlık tarihi anlamlandırılabilmektedir. Türk karakterli kaya üstü resim ve figürler Asya ile Avrupa kıtasının büyük bir bölümünde ve Afrika kıtasının kuzeyinde, düzenli olarak karşımıza çıkmaktadır. Yer isimleri, mimari ve diğer kültür unsurları, kaya üstü resim ve figürleri ile paralellik göstermektedir. Bütün
kültür unsurları bir arada düşünüldüğünde Türklerin yaklaşık 15 bin yıldır dünya üzerinde olduğu ve muhteşem bir medeniyet ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Türk karakterli bu kaya resimleri Anadolu’nun her yanında olduğuna göre Türkler 1071 den binlerce yıl önce burada yaşamaya başlamışlar demektir.
Petroglifler’den sonraki aşama, ideogram (doğrudan doğruya fikri ifade eden işaret, varlıkların sembolize edildiği ya da bir düşüncenin anlatıldığı çizim)’dır. Daha gelişmiş ve düzenlenmiş biçimi ise piktogram (resimyazı)’dır. Piktogram’dan sonraki aşama, damga dönemidir. Damgadan dile doğru giden yol, hece, yarı hece ve harf şeklinde gelişmiştir. Orhun Yazıtları, bu aşamaların en son noktasıdır. M. Ö. 2500 yıllarında Mezopotamya’da yürürlükte olan dünyanın ilk yazı dili Sümerce’nin kaynağı konusunda çok sayıda araştırma yapılmıştır. Pek çok bilim adamı bu dilin Ural-Altay dillerinin bir parçası olduğunu kabul etmektedir. Osman Nedim Tuna ses denkliklerinden hareket ederek 165 Türkçe kelimenin Sümerceye geçtiğini ispat etmiştir. Sümerce ile Türkçenin bir akrabalığı yoksa bile bu durum, Türkçenin M.Ö. 2500’lerde konuşulduğunu rahatlıkla ortaya koymaktadır.

Türkiye’de Türklerin varlığı ile ilgili ilk bilgiler M.Ö. III bin yıllarına kadar inmektedir. Hattuşaş’ta bulunan M.Ö. 2200’lere ait bir belgede Türkiye’de  Türklerin bulunduğu, Kralları İlşu Nail’in Anadolu’ya girmek isteyen Akkadlar’la  savaştığı kaydedilmiştir. ÇinceSe, Sai (Sak); Farsça Saka, Yunanca Skythai (İskitler); Hititçe Sakas adıyla geçen Saka Türkleri, M.Ö XII. yüzyıldan itibaren Hazar Denizi ile Tanrı Dağlarıarasında geniş bir coğrafyaya hâkim idiler. Saka kelimesi Farsça göçebe sözcüğünün eş anlamlısı olarak kullanılmıştır. M.Ö. VII. yüzyılda Tuna’ya kadar ulaştılar. Daha sonraki zamanlarda topraklarını genişletmeye devam ederek Hindistan’a kadar indiler. Bütün İran’ı ellerine geçirdiler. Böylece Orta Asya’nın büyük bir bölümünde hâkimiyet kurarak bir imparatorluk durumuna geldiler. Orta Asya’da yapılan kazılarda elde edilen bulgular, Sakaların sanat ve dillerinin Türk kültürü ve dilinin bir parçası olduğunu ortaya koymaktadır. Sakaların ilgi çekici bir mirası da Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara ve Ankara isminin kaynağıdır. Yakutistan’da da Angara isimli bir şehir bulunmakta olup tıpkı Ankara gibi tiftik keçisiyle meşhurdur.

ankara-gudul

Kaynak : Türklerin ve Büyük Bozkırın Eski Tarihi – Murad Adji, Moskova, 1999

PAYLAŞ
Önceki İçerikTürkler ve Hristiyanlık
Sonraki İçerikZerdüştlük – Zerdüşt ve Avesta
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER