Antropolojik Kazı Yöntemleri ve Teknikleri

737

Arkeoloji ya da sanat tarihi kazılarında uygulanan yöntem ve tekniklerden farklıdır. Ancak disiplinlerarası yaklaşımlar nedeniyle bazı ortak noktalar bulunmaktadır. Özellikle mezar tiplerinin belirlenmesi ve sınıflandırılmasında adı geçen bilim dallarından önemli ölçüde yararlanılmaktadır. Birçok bilim dalında araştırmacılar çalışacakları materyallere ulaşmada güçlük çeker. Özellikle arazi ve alan çalışması gerektiren bilim dallarında bu süreç uzun ve yorucudur. Örneğin sağlık bilimlerinde ise genellikle materyaller araştırmacıya ulaşır.

Alan araştırmalarının gerçekleşmesi ancak detaylı bir planlamayla mümkündür; bu nedenle 3 temel aşamaya ayırmakta fayda vardır.

1) Alana gitmeden önce,

2) Alan çalışması

3) Alan çalışması sonrası.

1) Alana gitmeden önce:

Alana gitmeden önce soru ve sorunlar belirlenmeli, bu çerçevede kapsamlı literatür taraması yapılmalıdır. Çalışmayı gerçekleştirecek olan araştırmacıdır; bu nedenle araştırmacının güvenliği çok önemlidir. Gidilecek bölgenin coğrafi, biyolojik şartları iyi değerendirilmeli, konaklama, beslenme ve hijyen koşulları araştırılmalı ve acil durumlarla ilgili planlamalar yapılmalı, önlemler alınmalıdır. Ayrıca çalışmanın kapsamı ve amacı doğru belirlenmeli , yerel otoriteler ve Kültür Bakanlığı’ndan gerekli izinler temin edilmelidir. Alanda yapılacak kazı çalışmalarıyla ilgili, not defteri, şeritmetre, dişçi aletleri, puar, alüminyum folyo , küçük kürek, mala, çeşitli ebatlarda fırça ve poşet gibi malzeme ve aletler mutlaka önceden hazır bulundurulmalıdır.

İskeletlerin nerelerde bulunabileceğini önceden bilmek, karşılaşılacak problemleri çözmede ve kazı stratejisini belirlemede önemlidir. Adli vakalar haricinde karşımıza çıkabilecek iskeletler, bireylerin yaşadığı dönemlere göre farklılık gösterir. Ölü gömme uygulamasının yaygınlaşmasından önce genellikle göl tabanları, volkan tüfleri, bataklıklar, kireç yatakları ve alüvyonlar gibi fosilleşme ortamlarında iskelet kalıntılarına rastlanırken, neandertallerden sonra mağara ve kaya altı sığınakları gömüler için tercih edilmiş alanlardır. Yerleşik hayata geçildiktensonra, mekan içleri, ev tabanları gibi intramural gömüler uygulanmış, ilerleyen dönemlerde mekan dışına ve mezarlıklara (ekstramural) gömü yaygınlaşmıştır. En yaygın gömü biçimi basit toprak mezarlar olup, amfora, çömlek, pithos gibi pişmiş toprak kapların içine gömü, ayrıca, lahit, monolit (tek parça kayadan üretilen), sanduka (kesme taş, kerpiç, kiremit, moloz taş) mezarlar, oda mezarlar, tholos mezarlar, tümülüs mezar tipleri ve yakılmış (kremasyon) bireylerin konduğu urne kaplar karşımıza çıkabilecek mezar tiplerini oluşturur. Bireylerin mezar içinde yatış pozisyonları da topluluğun geleneklerine, dönemine ve zaman zaman mezarın şekline göre de farklı olabilmektedir. Dizlerin karna çekildiği hocker poziyonu, büzülmüş, sırtüstü bunlardan bazılarıdır. Örneğin Bizans gömü geleneği, genellikle sırtüsii pozisyonda, kollar göğüs hizasında çapraz, bacaklar birbirine paralel durumda karşımıza çıkar.

2) Alan çalışması:

Bu aşamada, iskeletin gün ışığına çıkarılması, “iskelet tanıtım formu” doldurulması, ölçüm ve fotoğraflamasının yapılması, analizler için numunelerin alınması, iskeletlerin paketlenmesi ve laboratuvara nakli söz konusudur. lnsan iskeletlerinde, hangi pozisyonda olursa olsun, kafatası ve leğen kemikleri toprak yüzeyine en yakın noktada yer alır, dolayısıyla kazı esnasında genellikle ilk karşılaşılan ve hasar gören bölgelerdir. Şayet kol ve bacak kemikleri karşımıza çıkarsa, öncelikle iskeletin yatış pozisyonunu belirlemek açısından sağ/sol ayrımı yapılmalıdır. Kazı işlemi sırasında iskelet, tüm kemikleriyle birlikte yatış pozisyonunun en net görülebileceği biçimde topraktan arındırılmalıdır. Bu durum, bireyin gömüldüğü andaki insitu pozisyonudur. Dişçi aletleri, mala ve fırçalar yardımıyla titizlikle toprak parçaları mezar dışına alınırken, · kemiklerin pozisyonunu bozmamaya dikkat edilmeli, 1/3’lük kısmı toprağa gömülü bırakılıp stabilite sağlanmalıdır. Bu nedenle kazı işlemi içerden dışarıya doğru yapılmalıdır. Kafatası ve leğen kemikleri yaş ve cinsiyet tayininde çok önemli olduğu için azami dikkat sarf edilmelidir. Toprağın içinde yıllarca nem tutan kemikler, gün ışığına çıkarılmalarıyla birlikte nemlerini kaybederler ve üzerlerinde kılcal kırıklar oluşur; bu durumda kemikler paraloid adı verilen kimyasal ile kaplanır, böylelikle kılcal kırıklar bulunan kemikler bir bütün halinde korunmuş olur. Kemiğin nemini yavaş kaybetmesini sağlamak amacıyla üzerinin örtülmesi önemlidir. Mezarda izole ya da iskelete ait üzeri toprakla örLülü hiçbir kemik kalmadığından emin olunduktan sonra insitu durumda mezardan ve iskeletten alınabilecek tüm ölçüler alınmalı, iskelet tanıtını
formu doldurulmalı ve fotoğrafları çekilmelidir. Aksi takdirde iskelet kaldırıldıktan sonra buluntu anındaki duruma geri dönmek mümkün değildir. Bu aşamadan sonra, iskeletten genetik, organik ve inorganik analizler için numuneler alınabilir, ancak analiz sonuçlarını değiştireceği bilindiğinden, kimyasal kullanılmayan parçalardan numune alınması ve çok dikkatli izole edilmeleri gerekmektedir. Tüm bu işlemlerden sonra iskelete ait kemiklerin topraktan bütünüyle arındırılması ve toplanması aşamasına geçilir. Tercihen önce kol ve bacaklara ait uzun kemikler ve kafatası-altçene toplanmalı; daha sonra bireyin vücut kemiklerine geçilmelidir. Dizkapağı, dil kemiği, bilek kemikleri, omurlar gibi küçük kemiklerin toplandığından emin olunmalı, gerekirse sayılmalıdır. Kollar, bacaklar, kafatası leğen kemikleri, vücut kemikleri önce ayrı ayrı, sonra tek büyük bir poşete konulmalı ve mutlaka her poşete iskeleti tanımlayan etiket iliştirilmelidir. Bireyleri içeren poşetler sağlam kutulara ya da kasalara yerleştirilerek, araları gazete kağıdı, pamuk, strafor gibi malzemelerle desteklendikten sonra, referans ve etiketleme işlemleri yenilenmeli ve iskeletler nakledilmeye hazır hale getirilmelidir.

3) Alan çalışması sonrası:

Bundan sonraki aşama, iskeletlerin laboratuvara girişinden yayına hazırlanana kadar olan dönemi kapsar. tık olarak tüm kemikler oda sıcaklığında duru su ve küçük bir fırça yardımıyla çamur ve toprak kalıntılarından arındırılır ve havadar bir mekanda kurumaya bırakılır. Kalsit kaplı kemiklerde kimyasal kireç sökücüler kullanılabilir, ancak çok dikkatli ve kontrollü olunmalıdır. Kuruma işleminden sonra parçalanmış kemiklerin her biri özelliklerine göre ayrılarak yapıştırıcı ve bant yardımıyla birleştirilir. Anatomik noktaların iyi bilinmesi bu aşamada çok önemlidir. Bütünlenen kemiklerde u ygulanan makroskopik, metrik ve istatistiksel analizlerden sonra iskelet serisi yayına hazırdır.

Kaynak : 50 Soruda Antropoloji- Sibel Özbudun

PAYLAŞ
Önceki İçerikPaleodemografi Nedir?
Sonraki İçerikİskelette Yaş ve Cinsiyet Tayini Nasıl Yapılır?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER