Dna Ve İleri Düzey Bilgisayarlar

108

Neredeyse doğru olamayacak kadar inanılmaz geliyor fakat çığ gibi büyümekte olan araştırmalar DNA ‘nın yani hayatın yapı taşının, şaşırtıcı bir şekilde yeni nesil ileri düzey bilgisayarların temeli oluşturabileceğini desteklemekte.

İnsan hücreleri ve bilgisayarlar bilgiyi hemen aynı şekilde işliyor ve saklıyor. Bilgisayarlar bilgiyi 0 ve 1 dizgilerinde saklarken, yaşayan canlılar bilgiyi A,T,C,G ile simgelenen moleküllerde saklıyor.

Bilim insanı Leonardo Adelman’ın fark ettiği daha pek çok ilgi çekici benzerlikler vardı. DNA bilgisayarlarının temelleri için taslaklar yapmaya başladı. O gecenin geç saatlerinde yapılan karalamalar, bu zor bilime bir yol açmıştı bile, böylece NASA, Pentagon ve diğer federal kurumlardan gelen yardımlarla desteklenen bir alan oluverdi.

Şimdi Dünyanın her yanında birçok araştırmacı ince yaşam-temelli bilgisayarları hayatın kendi güçlerinden yararlanmayı umarak yapıyorlar. Bu bilim adamları yapıtlarına “makineler” ve aletler adını veriyorlar. Gerçekten de bu makineler DNA dolu su tüplerinden başka bir şey olmasa da, bu sıvı algoritmik verileri kırarak bilgiyi dışarı iletiyor. Bugün DNA bilgisayarlarınca çözülmüş olan problemler en temel ve basit olanlarıdır. Çocuklar bir kalem veya kâğıt yoluyla cevapları daha çabuk bulabilirler.

Fakat araştırmalar bu incecik bilgisayarların bir gün insanlara enjekte edilerek virüsleri etkisiz kılacağını, kötüye giden iyi hücreleri onaracağını ve bizleri hastalıklara karşı farklı şekilde sağlıklı kılmaya yardımcı olacaklarını umut etmekteler. Hatta araştırmacılar genetik materyalin kendini yeniden kopyalayabildiğini ve çok güçlü işlemciler içerisinde büyüyebileceği fikrinin peşindeler.

Böylece silikon tabanlı bilgisayarın çözebilmesi için çok karmaşık olan problemleri çözebilecekleri düşüncesindeler. Sonuç olarak, bilim adamları, kendilerini idare edebilecek örneğin, derin uzay yolculuklarında mürettebatın sağlığının korunması ve kontrolünde kullan anılabilecek DNA bilgisayarları yapma amacındadırlar.

Tıpkı 1936’da ilk olarak bilgisayarın öncüsü Alan Turing’in nasıl bir makinenin bilgiyi okuyabildiğinin farkına varması gibi, Adelman’ı şaşırtan şey nasıl olup da yasayan bir enzimin DNA’yı neredeyse bilgisayarların okuduğu gibi okumasıdır. “Eğer hücrenin içine bakarsanız, bir sürü harikulade küçük aleti bulursunuz” diyen 1994’te D.N.A temelli ilk hesaplamayı yapmayı gerçekleştiren Adelman şunu da ekler; “Hücre bir define satrancıdır.. “

Adelman’ın yaptığı bilgisayarları klasik “pazarlamacı” matematik problemini çözmekte kullanmıştır. Bir pazarlamacının nasıl belirlenen şehirlere bir kereden fazla uğramadan her şehri ziyaret edebileceği-bunu da DNA’nın nasıl etkileşimleri belirleyebileceğini keşfederek yapar. Adelman her yedi şehre farklı bir DNA dizgesi atar, bunların her bir 20 molekül uzunluğundadır. Daha sonra milyonlarca dizgi DNA’nın oluşturduğu kazana atar. Bunlar doğal olarak şehirlerle birleşirler. Bu binlerce rasgele patika oluşturur, tıpkı bir kodu kırarken binlerce olasılığı eleyebilmesi gibi.

Birleşmiş DNA’nın bu çetrefilli karışımdan sonunda Adelman tatmin edici çözümü çıkartmıştır: İlk şehirden son şehre kadar herhangi bir basamağı kaynağına gitmeden doğrudan yönlendirilmiş bir tel dizgi.

DNA bilgi işlemi doğmuştu. Tüm bu araştırmacıların yapmak istediği şey hayatın kendisini kontrol etmek, belirlemek ve anlamaya çalışmaktır. Böylelikle onların bu makinelerin basit laboratuvar sihirlerinden öte bir şey olmasına on yıllarca uzaklıkta olduğumuza şüphe kalmayacaktır. Biyologlar şimdi sadece, DNA’nın niçin ve nasıl bilgiyi açığa çıkardığı yeniden oluşturduğunu ve bilgiyi alıp-gönderdiğinin esaslarını kavramaya çalışıyorlar.

Çünkü DNA oldukça kırılgan ve yazma hatalarına karşı da-(Dünya kanser oranlarının da kanıtladığı gibi) dayanıksızdır. Bu tür algılamalar ve diğerleri DNA’nın nihayetinde silikon yongaların yerini alacağına dair başlayan umutları körüklemektedir. Hala bu alandaki araştırmacılar bu bilgi işlem devriminin önünde durduklarına inanıyor.

Tüm bunlardan sonra, ortada duran gerçek DNA’nın –yaklaşık olarak yarım inç büyüklüğündeki şeker küpü kadar olan tek bir gramın-Trilyonlarca kompakt disk kadar bilgiyi saklayabilmesidir. Adelman bunun bir şekilde, bir yolla kullanılabileceğini öngörmektedir. Fakat nasıl olacağından emin değilim” demiştir. DNA bilgisayarlarını kurmak ve onlardan sonuçları çıkartmak günler, bazen de haftalar alabilmektedir. Belki de daha büyük bir engel doğru hesaplamaları oluşturmak için biyolojik gelişmeleri kontrol etmektedir.

DNA her zaman beklenildiği şekilde davranmaz. NASA’nın desteklediği Kolombiya Üniversitesi araştırmacısı Prof. Milan Stranoviç insan müdahalesi gerektirmeden işlem yapabilen bir biyolojik temelli makine geliştirmektedir.
NASA bilim adamı Paul Fung “Bizler astronotların sağlığının korunması için bu teknolojiyi kullanmak istiyoruz” demekte ve Stranoviç için Programında 15 milyon dolarlık bütçe ile uzay yolculuklarında kullanmak üzere biyomedikal alıcılar geliştirmektedir. Weizmann Bilimler enstitüsünden Ehud Shapiro medikal bilgili ince moleküleri programlayarak, bunları insanlara enjekte etmektedir.

Shapiro 2001 yılında A.B.D den DNA’nın molekülleri ve enzimlerini girdi (input) çıktı (output), yazılım ve donanım (software and hardware) olarak kullanılan bir su damlasının içindeki bir bilgisayar için patent almıştır.

2003 yılında, laboratuvardaki araştırmacılar bu alete bir D.N.A molekülleri ayrıldığında bundan yararlanarak enerji üreten güç kaynağı da eklemişlerdir. Şubatta, Guinness rekorları bu takımın keşfine “En küçük biyolojik bilgi işlem cihazı” adını vermiştir. Shapiro’ nun genetiğin silikonun yerini alacağına dair kuşkuları vardır fakat bu konuda iyimserdir. Genetik ve silikon beraberce ve farklı uygulamalarda kullanılabilirler.

Kaynak : Mustafa Ajlan Abudak- Teleolojik Evrim.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER