Homo Erectus Kimdir ?

1153

Doğu Afrika’da 1,8 milyon yıl önce karşımıza çıkan Homo habilis ve ergaster’in hemen ardından, cinsimizin üçüncü türü olan erektus tarih sahnesindeki yerini aldı. Aradan geçen yaklaşık 200 bin yıl içinde insanoğlu artık modern insana uzanan biyokültürel evrim çizgisinde epey mesafe kat etmiştir.

Homo erectus atamızın, insansıların kaba yapılıları ile alt pleistosenin sonlarında çağdaş oldukları ve Doğu Afrika’da Turkana Gölü çevresinde M.Ö 1,6 milyon yıl ile 1,3 milyon yıl arasında yan yana yaşadıkları kazılar sonucunda belirlenmiştir. Homo erectus ile ilk tanışmamız 1890’lı yıllara gider.

HomoErectus

Eugene Dubois adlı bir Alman anatomist, Asya’nın insanın beşiği olduğu görüşünden hareket ederek Endonezya’ya gitti, Java’da Trinil denilen bölgede bir kafatası ile bir bacak kemiği buldu. İki ayak üstünde yürüyen bir maymun benzeri insana ait olduğunu varsayarak, bu fosile, Pitekantropus erectus adını verdi. Aslında, daha sonraki yıllarda Java ve Çin’de bulunan benzer fosiller, Dubois’in bu görüşünü çürüttü. Çünkü, gerçekte insanlaşma sürecine çok önceden girmiş; belirli bir alet teknolojisini yaratmış; beyni, önceki insansılarınkinden ve habilis’inkinden çok daha iri olan doğrudan atamız söz konusu idi. Pitekantropus erektus adı bugün artık kullanılmamaktadır. Günümüze kadar yapılagelen kazılarda Avrupa, Afrika ve Asya’da yaşadığı tespit edilen erectus çizgisindeki tüm fosiller, Homo erectus türü altında birleştirilmiştir.

Son yıllar içerisinde, erectus’un sistematik ve filogenetik açılardan değerlendirilmesinde çok önemli değişiklikler olmuştur. Bu ilk atalarımızın üst pleistosenin başlarına kadar yaşadıkları saptanmıştır. Homo erectus’un evrimsel başarısını anlayabilmek için onun biyokültürel uyum sürecini çok iyi incelememiz gerekir. İlk görüldüğü 1,6 milyon yıl öncesinden başlayarak yaklaşık 1 milyon yıl boyunca erectus çizgisinde kayda değer bir biyolojik evrim olmadı.

Homo-erectus-2

Homo erectus zaman ve mekân içerisinde çok büyük bir yayılma gösterir. Geniş bir coğrafi dağılım içinde karşımıza çıkan Homo erectus, o ölçüde de fiziksel çeşitliliğe sahiptir. Bu atalarımız, yayıldıkları farklı iklimlerde bölgesel düzeyde ırksal farklılaşmalar gösterir. Avrupa’nın birçok yarı-step alanları erectus’un izlerini taşır. Avrupa’da insan varlığına ait bilinen en eski iz İspanya’nın Murcia bölgesinde bulunmuştur. Erectus’lar Doğu ve Kuzey Afrika’da da yaşamıştır. Öte yandan, Hindistan’da, hatta Pakistan’da yaşadığını gösteren buluntular ele geçmiştir.

Son yıllarda, Endonezya takımadaları içinde yer alan Flores Adası’ndaki kazılarda volkanik tabakalar içinde ele geçen ve 800 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen taş aletler, Homo erectus’ un deniz yolculuğu yapabilecek düzeyde olduğunu, bu amaçla sandal ve kayık türü deniz araçları yapmış olabileceğini gündeme getirmiştir.

homo-erectus

Flores Adası, son yıllarda insan evrimiyle ilgili yeni bir buluntu sayesinde bilim dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Endonezya takımadalarından birisi olan Flores Adası’ndaki Liang Bua Mağarası’nda 1 m boyunda çok küçük beyinli, bir erişkin kadına ait oldukça iyi durumda bir iskelet gün ışığına çıkarıldığında evrimde pek alışılagelmeyen bir durumla karşılaşıldı. Flores kadını bir pigme kadar ufak olup arkaik (Homo erectus) ve modern (Homo sapiens) özellikleri birlikte taşıyan mozaik bir yapıya sahipti, 18 bin yıl öncesine ait buluntunun temsil ettiği topluluk öyle anlaşılıyor ki Flores Adası’nda, diğer erectus topluluklarından ayrılmış ve uzun bir süre bu ıssız adada izole olarak yaşamıştı. Son yapılan araştırmalar Flores kadınının arkaik ve modern özellikleri birlikte taşıyan ilginç bir tip olduğunu gösterdi. Bugün bilim adamları, Flores cücesi ve aynı yerde bulunan diğer çağdaşlarının Homo-taresiensis adlı ayrı bir türün temsilcileri olduğunda görüş birliğine varmıştır.

Kaynak: Metin Özbek- İnsanın Tarih Öncesi Evrimi, 50 Soruda Dizisi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER