Irk Nedir?

864

Belirli bir ırk, biyolojik kalıtımla edinilmiş ayrıcalıklı bir fiziksel özellikler serisine sahip kişilerden meydana gelir.Dünya nüfusunu ırk gruplarına ayırabilmek için pek çok fiziksel özellikten yararlanılmıştır. Cilt rengi, saç türü, kafa ve burun biçimi, boy; çene kemiklerinin çıkıntısı ve kan grubu tipleri bunlardan bir kaçıdır. Zorluk bu vasıfların “var veya yok” şeklin­de açık seçik bir karara bağlanmayan özellikler oluşundan doğmak­tadır. “Beyaz” cilt bembeyaz, “siyah” cilt de simsiyah olsaydı, ayırım son derecede kolaylaşırdı.Oysa,ne yazık ki, bütün insanlar bu ikisi arasında, pembe-sarı veya çok açık zeytin yeşiliyle açık ve koyu kahverenginden geçip koyu çikolataya kadar derecelenen bir renk çizgisi üzerinde yer almaktadır.

Aynı sekilde, saçlar, dümdüz, sarkık saçtan kıvır kıvır tepede toplanan saça; burunlarda dar, kanca burundan yassı,kalkık burna uzanan çizginin bir yerindedir. Bu güçlüklere karşın antropologlar, farklı sınıflama metotları kullandıklarında bile birbirine benzer sonuçlara varmayı başarmış­lardır.

Hangi ırkların ayırd edilebileceğini incelemeden önce,bazı ırk­ların diğerlerinden daha çok birbirlerine benzediğini belirtmek gerekir. Şu halde, ilk olarak büyük doğa bilimcisi Linnaeus’un XVIII.yüzyılın ortalarında yapmış olduğu gibi, en çok ortak özelliğe sahip olan ırkları büyük gruplar halinde sınıflandırabiliriz.

Başlıca üç ırk şunlardır: Kokasoid (bazen Europoid olarak da adlandırılır) veya beyaz ırk; Negroid veya siyah ırk;ve Mongoloid veya sarı ırk.

-Kokasoid Irklar-

a) Nordik Irk: Çoğunlukla uzun boylu, sarışın,mavi gözlü, dar burunlu, dalgalı saçlı, uzun kafalı;

nordik

b) Alpin Irk: Uzunca boylu, sarışın ve dalgalı saçlı, fakat geniş kafalı;

alpin

c) Akdeniz Irkı: Orta boylu, cilt rengi zeytuniden açık kahverengine giden dalgalı saçlı, dar burun ve kafalı insanları,

akdeniz

d) Hindu Irk: Oldukça uzun boylu, kahverengi derili, burunları çeşitlilik gösteren,dar kafalı insanları kapsar.

hint

Negroid Irklar-

afrika

a) Afrika Negroları: Çoğunlukla uzun boylu,geniş burunlu, dar kafalı,çıkık çeneli, iri ve kalın dudaklı, kıvırcık saçlı, koyu kahverengi derili;

negro

b) Okyanus veya Melanezya Negro­ları: Öncekilere benzer, fakat daha kısa boylu ve bazıları gaga burunlu olur;

melanezya

c) Negritolar(Pigme Irkı): Ötekilere benzer,fakat son derecede kısa boylu ve geniş kafalıdırlar.

pigmeler

-Mongoloid Irklar-

a)Asya Mongoloidleri: Çoğunlukla kısa boylu, açık, kahverengi veya sarı derili,ne dar, ne basık burunlu, geniş kafalı,düz koyu renk saçlı,çekik gözlü, (Mongol göz şekli üst göz kapağının burun tarafında alttakinin üzerine,kıvrılmasıyla belirlenir).

mogol

b)Malakkalılar: Bir öncekine ,benzer, fakat renkleri daha koyu olup, gözleri çekik değildir.

malezya

c)Amerika Kızılderilileri: Diğer yönleriyle ötekilerine benzeyen bu insanlar, farklı olarak uzunla orta arası değişenboya, çeşitli kafa tası biçimlerine, geniş bir yüz, ve geniş burna sahiptirler.

kızılderililer

Bu üç temel grubun kapsamına girmeyen bir kaç, ırk daha vardır. Bunlar, Okyanusya’da yaşayan Polinezyalılar,.Avustralya’daki Australoidler, Doğu Hint adaları ve Hindistan’da yaşayan Veddoidler’dir. Dünyanın en kıllı insanları olan Japon Aynularının Kokasoid, Kalahari çölündeki Bushmenlerin de, Negroid ırka kısmen bağlı olduğu sanılmaktadır. Bunların, geçmişte çok yaygın olan ırkların son kalıntıları olması akla yakındır.
Bu sınıflamanın, değişmez olduğu söylenemez; sadece, insanların çeşitli ırkları incelendiğinde, varılan ‘sonuçları yansıtmak gayesini gütmektedir. Bunun dışında, ,esasta çok küçük değişmelerle, farklı terminolojiler kullanılarak yapılmış olan başka sınıflamalar da vardır.

Saç dokusu, göz rengi, kan grupları gibi pek çoğu ırk gruplarının ayırt edilmesinde rol oynayan çeşitli özellikler, genetik yönden bu yapılar tarafından belirlenen, kalıtımla geçen vasıflardır.Irklar, evrim süresinde dört farklı şekilde ortaya çıkmış olabilir:

1) Gen Mutasyonu İle:

Bu, bir genin, geçmiştekinden farklı bır davranış veya görünüşe yol açmasını sağlayan ani bir deği­şikliktir. Bilinen hayvan türlerinin hemen hepsi, ister besin yoluyle alsın, ister almasınlar, bedenlerinde C vitamini oluşturma yeteneği­ne sahiptir. Bunun sonucu olarak da bu hayvanlar, C vitamini eksikliğinden doğan skorbüt hastalığına yakalanmazlar. Skorbüt’e yakalanan hayvanlar; insan, maymun, kobay, Hindistan’da yaşayan ve meyveyle beslenen bir yarasa türü ve bir tropik bölge kuşu olan kırmızı bülbüldür. Bundan da, evriminin bir yerinde, bu türlerin daha önceleri diğer hayvanlar gibi C vitamini üretmelerini sağla­yan genlerinde bir mutasyonun oluşa geldiği sonucu çıkarılabilir.

Önceden normal olan ailelerde hemofilia(kanama hastalığı)nın ortaya çıkışı da bu tür bir gen mutasyonuna bağlıdır. Belirli bir nüfus grubu içinde yeni bir genin görülme oranının yükselmesi yamutasyon oranının artması yada temel şeklinden daha fazla bir bas-kınlık karakteristiği taşıması yoluyla mümkün olur. Bütün canlıla­rın binlerce yıldır süregelen bir evrimsel ayıklamanın ve çevreye intibakın ürünü olmaları nedeniyle, yeni mutasyonların çoğu faydadan çok zarar meydana getirir. Bunlar, genetikçilerin “öldürücü”veya “yarı öldürücü” olarak tanımladıkları durumlardır. An­cak ender olarak, yaşama gücünü artıran ve bu nedenden ötürü kalıcı olan bir mutasyon meydana gelir. Farklı gen mutasyonlarının birikiminin sonucu olarak ortaya çıkan farklı karakteristikler, temelde homojen olan bir gruptan iki ,farklı ırkın türemesine yol açabilir.

2) Doğal Ayıklama Yolu İle:

Bu, belirli çevre şartları için yaşama gücünü artırma özelliğine sahip genlerin orada yaşayan nüfus grubunda yerleşmesi ve böylece yöreye uygun bir ırkın ortaya çıkma­sı demektir. Az giysi gerektiren tropikal iklimlerde deri, bol miktarda pigmentle korunmadığında yakıcı güneş ışınlarından önemli ölçüde zarar görecektir. Sıcak ülkelerde yaşayan ırkların hemen hepsinin derisi melanin adı verilen koyu renkli pigmentlerden bol miktarda kapsamaktadır.

3) Genetik Yönelim Yolu İle:

İnsan, bütün evrimi süresinde huzursuz bir göçmen ve gezgindi. Büyük bir toplumdan ayrılan küçük bir insan grubu, uzun bir göç sonunda yeni bir yöreye yerleş­tiğinde, genetik bileşimlerinin ayrılmış oldukları toplumdan ortalama olarak farklı olması çok olağandır. Ana-baba grubunda % 20 oranında görülen bir gen, göçmenlerde tamamen tesadüfi olarak%.35 oranında görülebilir. Öte yandan esas grupta %5, hatta % 10 oranında bulunan bir gen de, göçmen grupta tamamen kaybolabilir. Dolayısıyla yeni nüfusun gen ve insanları, ataları olan gruptan farklı olacaktır; yönelim farklılaşmaya yol açmıştır.

Bu nedenden ötürü de ilk toplumun ve ondan türemiş yeni toplumların ırk ka-rakteristikleri farklı olacaktır. Bushmenler’in bazı özel vasıfları buyoldan açıklanabilir, aynı şekilde Amerika yerlileri de Asya’nın B oranı yüksek yörelerinden göçleri sırasında, B antigen genlerini busüreçle kaybetmiş olabilirler.

4) Melezleşme Yolu İle:

Bu, önceki ırklar arasındaki melezleşmeyle yeni ırkların şekillenmesidir. Bütün insan toplumları, özelliklerinin pek çoğunu bu sürece borçludur. Irk, sadece anatomik ve fizyolojik karakteristikler tarafın­dan belirlenen biyolojik bir olgudur. Dolayısıyla da terimi herhangi farklı bir şekilde kullanmak yanlıştır ve karışıklığa yol açabilir. Örneğin Fransa, bir ülke, yani coğrafi ve politik bir olgudur, burada yaşayan insanlar da, içinde Kokasoid, Negroid ve Mongoloid ırk üyelerini kapsayan bir ulustur. Bantu, Aryan gibi bir dil ailesinin adıdır.Orta Minoan bir kültürü, bir yaşama tarzını betimler. İnsanlardan söz etmek istediğimizde, “Fransızlar” veya “Bantu dilini’ konuşan­lar” veya “Orta Minoan kültürünün temsilcileri”nden söz etmemizgerekir. Başka bir deyişle, ırk, dil ve kültür birbirinden bağımsız­dır. Afrika’nın, zenci ya da Asya’nın Mongoloid ırkları; Bantu, Aryan, Sinitik, Semitik ve diğer dilleri konuşup, ilkel aşiret kültürü,modern Batı Avrupa kültürü veya geleneksel Çin kültürünü uygulamakta olabilirler.

Anatomi söz konusu olduğunda, her ne kadar sonuçta bazı iklim şartlarına diğerlerinden daha çok uyum sağlanırsa da, mavi göz, açık renk cilt ve dar burun oluşturan genlerin, kahverengi göz, koyu renk cilt ve geniş burun oluşturanlardan üstün olduğunu var saymak için hiç bir neden yoktur. İnce dudakları ve çok kıllı bedenleriyle KokasoidIer maymunlara zencilerden daha yakındır; zenciler, cilt rengi ve burun genişliği bakımından maymunlara yaklaşır. Beyin büyüklüğü hiç bir zaman geçerli bir ayraç değildir. Avusturalya yerlileri ve Pigmelerin, bir çok zenci grubunda da olduğu gibi, beyin ortalamaları Kokasoidlere oranla daha küçük, fakat Eskimo ve bazı zenci gruplarınınki de, eski çağların Neanderthal adamı gibi, daha büyüktür. Çevreye uyum yönünden farklı olanaklar sağlayan fizyolojik ve fonksiyonel çeşitlilikler genetik bir üstünlük veya aşağılığı belirleyemez.

Büyük bir duygusal gerilim içermesi nedeniyle çok daha önemli olan bir konuda, zekanın ve ahlaki değerlerin ırklarda farklılık gösterip göstermediğidir. Normal insanlarda genetik etkenlerle değil de, kültürel faktörlerle oluşması nedeniyle, ahlak söz konusu olamaz. Zekaya gelince, ırka ait bir gerilik hiç bir şekilde ispatlanmamıştır. Özellikde A.B.D.’de, zenci vezenci olmayan gruplara, “beyaz”lara ve Çinlilere pek çok zeka testi uygulanmış ve geçmişte bunların çoğu, beyazların üstün olduğunu belirtecek şekilde yorumlanmıştır. Dikkatli bir inceleme bu testlerde ağırlığın daima Kokasoidleri tutma yönünde olduğunu gös-termiştir. Diğer gruplar, duygusal uyumsuzluklar, sosyal temellerinin zayıflığı, eğitim yoksunluğu, dil problemleri ve testlere karşı farklı tutumları nedeniyle olumsuz şartlar içindeydiler.Irk psi-kolojisi incelemelerinin sonuçları da, davranış ve başarılardaki çeşit­liliklerin genetik değil, fakat kültürel farklara bağlı olduğu görüşünü desteklemektedir.

Kaynak: İnsan ve Dünyası- Calvin Wells.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER