Klonlama Nedir?

418
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Klonlama, bilim tarihinde en çok tartışılan çalışmalardan biri olmayı başardı. Bazı bilim adamları, klonlamanın insanlık için büyük bir gelişme olduğunu ileri sürerken, bazıları da bu çalışmaları insanlık ayıbı olarak görüp, kesinlikle engellenmesi gerektiğini düşünüyor. Bu düşüncelere sahip klonlama karşıtlarının yaptığı çalışmalar ile başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bir çok ülke sınırları içerisinde klonlama ile ilgili çalışmaların yapılmasını yasakladı. Klonlama yanlıları ise, klonlamanın kaçınılmaz bir bilimsel gerçek olduğunu ve yapılan yasakların bilimi yavaşlatmaktan başka bir şey olmadığını savunarak, her ne pahasına olursa olsun çalışmalarına devam edeceklerini açıkladılar. Bu tartışmalar tüm bilim dünyasını sardı ve bir çok bilimsel kuruluş klonlama özellikle de insan klonlama çalışmalarının ahlaki ve bilimsel bir yanlış olduğu konusunda karara vardı. Fakat insan oğlunun bitmez tükenmez merak duygusunu engellemek kolay değil. Bazı firma ve bilim adamları izinli yada izinsiz bu çalışmaları sürdürüyor.

Klonlanmış insan aslında çok yabancı olduğumuz bir terim değil. Tek yumurta ikizi olarak adlandırılan ikiz çeşitleri (duruma göre üçüz ve dördüz de olabilir) aslında birbirlerinin doğal yoldan klonlanmış halleridir. Anne rahminde bir zigot bölünmesinin ilk aşamalarında her hangi bir nedenle iki ayrı hücre oluşturursa, aynı DNA’ya sahip iki ayrı canlı dünyaya gelir ve dünyaya gelen bu iki canlı birbirinin genetik kopyasıdır yani klonlanmış halidir. Normal doğumların yaklaşık %1.3 ‘ünde bu olaya rastlanır. Yapay klonlama ise dünyaya gelecek canlının genetik özelliklerinin (DNA’sının) dışarıdan müdahale ile kendi türünden başka bir canlının DNA’sı ile aynı olmasının sağlanmasıdır. Daha detaylı anlatacak olursak; Normalde insanlar eşeyli üreme sonucunda dünyaya gelir. Eşeyli üremede anne ve babanın üreme hücrelerindeki DNA’lar birleşerek yeni ve kendisine has özellikler taşıyan bir DNA oluştururlar. Yani oluşan yeni birey bazı ufak benzerlikler dışında anne ve babanınkinden bağımsız bir genetik yapıya sahip olur. Klonlama sonucunda ise eşeyli üreyen canlı bir nevi eşeysiz üreme gerçekleştirmiş olur. Yani oluşacak birey sadece annenin yada sadece babanın DNA’sını taşır. Bu nedenle oluşan birey, DNA’sı kullanılan bireyle aynı genetik özelliklere sahip olur, yani yeni birey anne yada babanın kendisinden küçük bir tek yumurta ikizi olarak dünyaya gelir ve normal tek yumurta ikizlerinde olduğu gibi dış görünüşleri birebir aynıdır.

nature
Klonlama için en çok kullanılan yönteme “çekirdek transferi yöntemi” adı verilir. Bu yöntemde ilk olarak bir canlıdan yumurta hücresi alınır ve çekirdeği çıkartılır, daha sonra ise yine aynı canlıdan yada aynı türdeki başka bir canlıdan alınan her hangi bir vücut hücresinin çekirdeği laboratuar ortamında bu yumurta hücresine nakledilir. Naklin başarılı olması durumunda oluşan bu yeni hücreye hafif bir elektrik şoku uygulanarak bölünmeye zorlanır. Bir kez bölünen hücre bölünmeye devam eder bu aşamadan sonra anne rahmine yerleştirilen embriyonun doğması beklenir. Sonuçta genetik bilgiler yani DNA çekirdekte saklandığı için doğan yeni birey, hücre çekirdeği kullanılan bireyle aynı genetik özelliklere sahip olur. Teoride basit gibi görülen bu yöntem pratikte çok büyük zorluklar çıkartmaktadır. Başarı yüzdesi çok düşük olan bu yöntem sonucunda doğan bireyde bir çok sağlık sorunu ile karşılaşılmaktadır. Klonlama için kullanılan “partenogenez” gibi diğer yöntemlerin hiçbiri ile canlı bir bireyin dünyaya gelmesi sağlanılamamıştır. Diğer yöntemlerle canlı bir birey oluşması teorik olarak ta mümkün değildir.

Klonlama sonucunda dünyaya gelen ilk canlı Ian Wilmut ve ekibinin çalışmaları sonucunda 1997’de klonlanan Dolly adlı koyundur. Bu koyunun klonlanmasında çekirdek transferi yönteminden yararlanılmıştır. Deneyde kullanılan 277 yumurta hücresinden yalnızca 29 tanesi bölünme aşamasını tamamlayabildi ve bu yumurtalar farklı koyunların rahimlerine yerleştirildi. Koyunlardan 13 tanesi gebe kaldı. Sonuçta ise bir tek başarılı doğum gerçekleşti. Dünyaya gelen bu koyuna Dolly adı verildi. İşte klonlama tartışmaları da bu noktada alevlendi. Dolly’nin doğumunu klonlamada bir milat olarak gören bazı bilim adamlarının insan klonlama çalımlarına başladıklarını açıklamaları üzerine. Klonlama karşıtları da karşı çalışmalara başlayarak klonlama çalışmaları aleyhinde ciddi yaptırımlar getirilmesini sağladılar. Tüm bu engellemelere rağmen 26 Kasım 2001’de Advanced Cell Technology (ACT) adlı firmadan ilk klonlanmış insan embriyosu haberi geldi. ACT’nin yaptığı açıklamaya göre, yapılan deneyde toplam 19 yumurta hücresi kullanıldı ve hücrelerden sadece 3 tanesi bölünme aşamasına gelebildi. Bu üç hücreden 2’si 4 , 1’i de 6 hücre oluşturduktan sonra öldü. İnsan klonlama konusunda yapılan bu ilk resmi açıklama büyük ses getirdi. Fakat bir insan embriyosundaki genler ancak 4-8 hücre oluşturduktan sonra kendisini göstermeye başlıyor.

Klonlama Dolly ile başlamadığı gibi Dolly ile de biten bir teknoloji değildir. Şu ana kadar; kedi, keçi, geyik, maymun, at, domuz, kurt gibi bir çok farklı türden canlılar klonlanmış ve klonlama teknolojisinin başarılı örnekleri elde edilmiştir. Bilinen son örnekler 2013’te atlar ve 2014’te köpekler ve domuzlardır. Yani klonlama teknolojisi tam gaz devam etmektedir.

Güney Kore’de evcil hayvan olarak satılan köpekleri klonlamak neredeyse bir sektör haline gelmiş durumda. Dr. Whang olarak bilinen Koreli bir bilim insanının şu ana kadar sayısız köpek klonladığı düşünülmektedir. Kayıtlardaki bilgilere göre 2014 yılında 500 farklı kişiden Whang’ın kurduğu Sooam Biotech’e köpek siparişi geçilmiştir! Çin’de ise klonlanan domuzların sayısı tahmin edilemiyor. Sadece 2014 yılında 400’den fazla domuzun çeşitli ilaç deneylerinde kullanılmak üzere klonlandığı tespit edilmiş!

İnsan klonlamaya yasak getirilmişti. Ama tüp bebek uzmanı ünlü doktor şok bir açıklama yaptı. Doktor, klonlama (genetik kopyalama) yöntemiyle 3 bebeği dünyaya getirdiklerini, bunların 9 yaşında olduklarını ve Doğu Avrupa’da yaşadıklarını söyledi.

Dünyada kopya insan yöntemiyle uğraşan ilk doktor olarak tanınan İtalyan Severino Antinori, klonlama (genetik kopyalama) yöntemiyle 3 bebeği dünyaya getirdiklerini, bunların 9 yaşında olduğunu ve Doğu Avrupa’da yaşadıklarını söyledi.

Antinori, İtalya’da yayımlanan Oggi dergisinin yarın yayımlanacak sayısındaki demecinde, “İnsan klonlama tekniğiyle 3 çocuğun doğmasına yardımcı oldum. İkisi erkek, biri kız ve bugün 9 yaşındalar. Sağlıklı doğdular ve şu anki sağlık durumları da çok iyi” ifadesini kullandı.

Klonlamanın Yasak Olduğu Ülkeler

Avustralya

Kanada

Kolombiya

Avrupa Birliği

Hindistan

Romanya

Sırbistan

İngiltere

ABD

Türkiye’de yasak değil. Çünkü bunlarla uğraşan bilim adamı yok. Uğraşabilecek bilim adamları olsa da devletin ayırdığı böyle bir kaynak yok.

Kaynak : TIME dergisi , Hürriyet, Wikipedia

PAYLAŞ
Önceki İçerikIşid İnternet Üzerinden Nasıl Gönüllü Topluyor?
Sonraki İçerikİstenmeyen SMS ve Elektronik Ticari İletileri Şikayet
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

3 YORUMLAR

  1. Son parağraf çok aşağılayıcı, kabul edilemez. Millet kendi pisliğini bile altın deyu pazarlamakta, kendine en ufak bir toz kondurmamakta. Kendi ülkeni neden küçük görmektesin. Bir batızede misin? Yoksa Google amcanı da bilmez misin? Yaz bakalım ”Türkiye ‘de klonlama çalışmaları ” diye bak ne cevherler çıkacak. Yok diyelim memleketimizde, inadına inadına biz yapalım da millet namımızı duysun. Hadi kolay gelsin.

  2. Bir spor antrenörü bile sevdiği başarılı olmasını istediği oyuncuya bağırır çağırır. Bahsettiğiniz şekilde arama yaptım. Unesco destekli bir proje dışında ciddi çalışma göremedim. Üstelik daha fazlasını yaptım. google akademik’te yeterli sayıda bilimsel makale de göremedim. Biraz sitemizi gezerseniz meselelere nasıl baktığımı daha rahat anlarsınız. Size de kolay gelsin.

CEVAP VER