Mendel Genetiği

296

Johann Gregor Mendel (1822–1884) Avusturyalı bir keşiş ve biyologtu. Manastır bahçesinde bezelyeler üzerinde yaptığı özenli deneyler genetik biliminin temellerini atmıştır. Deneylerinde büyüklük ve renk gibi özelliklerin bir nesilden diğerine nasıl aktarıldığını bulmaya çalışmıştır. Bulguları bilim adamlarının dünyayı ve hayatı algılama şeklini değiştirmiştir.

Mendel günümüzde Çek Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan bir bölgede köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Yirmi bir yaşındayken Brno şehrindeki Augustinian manastırına girdi. Bu onun için yoksulluktan kurtulmanın bir yoluydu. Manastır genç keşişin bilimsel ilgisini destekledi ve onun Viyana Ünivesitesi’nde öğrenim görmesine izin verdi. 1868 yılında başkeşiş oldu.

Bezelyeler üzerine yaptığı deneyler basit bir soruya yanıt bulmayı amaçlıyordu: Hayvan ve bitki türlerinin içindeki çeşitlilikleri belirleyen şey nedir? Bir bitkinin büyük ya da küçük olmasını, bir çiçeğin beyaz ya da mor olmasını ne belirliyor?

Gregor Mendel bezelye deneylerine başladığında, kalıtımla ilgili önde gelen iki kuram vardı. İlki, ebeveynlerin özelliklerinin bir çocuk yaratmak için eşit derecede beraberce harmanlanmış olduğunu öne sürüyordu. İkincisi ise, bir çocuğun içine doğduğu çevrenin çocuğa özelliklerini verdiğini öneriyordu.

Karışım teorisine göre beyaz çiçekli bir bitki mor çiçekli bir bitki ile karıştığında ortaya açık pembe renkli çiçekler çıkıyordu. Benzer bir şekilde kısa boylu bir bitki ve uzun boylu bir bitkinin karışımından orta boylu bir bitki türeyecekti.

Deneyleri Mendel’e karışım teorisinin doğru olmadığını gösterdi. Mendel sıradan bir bezelye bitkisinin (Pisum sativum) basit özelliklerini not aldı. Bitkilerin çiçeklerinin ya mor ya beyaz –ikisinin arasında değil–, bezelye tohumlarının ise ya sarı ya yeşil oldukları dikkatini çekti. Bitkilerin sapları da ya uzun ya kısaydı ve tohumları ya yuvarlak ya da buruşuktu. Toplamda bulduğu yedi nitelik, kesinlikle beraber harmanlanmış gibi görünmüyorlardı ve bunun üzerine deneyler yapmaya başladı.

Daha da ilginci, bir özellik nesiller boyu ortada gözükmezken birdenbire ortaya tekrar çıkabiliyordu. Mendel, yeşil tohumlu bezelyelerle sarı tohumlu bezelyeleri çiftleştirdiğinde, çıkan bezelyelerin tümü yeşil tohumlu oldu. Ama ilk nesli kendi arasında çiftleştirdiğinde, gelecek neslin dörtte biri sarı tohumlu oldu. Aynı şey, boylara göre yaptığı deneyde de gerçekleşti. Uzun saplı bezelyelerle kısa saplı bezelyeleri çiftleştirdiğinde, takip eden nesil tümüyle uzundu, ama torunlarının dörtte biri kısaydı.

Bu model, Medel’in sonraları aleller, genler ve baskın-çekinik kalıtım olarak adlandırdığı özellikleri anlamasını sağladı. Temelde Mendel, her bir bitkinin her bir ebeveyninden her bir özellik veya gen için, bir kalıtımsal birim veya alel aldığı sonucuna vardı. Dış görünüşte alellerden sadece biri etkin olabilmesine rağmen –baskın alel– sonraki nesle aktarılmada her ikisinin de eşit şansı bulunuyordu. Bu yüzden uzun saplı bezelyeler, kısa saplı bezelyelerle çiftleştirildikten sonra, döllerinin tümü baskın alel olan uzunluğa ve çekinik alel olan kısalığa sahipti. Böylece o nesil kendi arasında çiftleştirildiğinde, döllerinin dörtte biri uzunluk için olan iki alele, yarısı bir uzun bir kısa alele (uzun olarak ortaya çıkar) ve dörtte biri kısalık için olan iki alele sahipti. İki kısalık aleline sahip olanlar kısa olarak ortaya çıktılar. Bu temel gözlem, modern genetiğin çıkış noktasıdır ve neden belli özelliklerin nesilleri atlayıp daha sonra ortaya çıktığını açıklar.

Mendel renk ve boyut gibi bu tarz özelliklerin her iki ebeveynden de alınan genetik materyaller tarafından şekillendirildiğini söylüyordu. Bunlara daha sonra “gen” adı verilecekti. 1866 yılında bir dergide bulgularını yayınladığında hiç ilgi görmedi. Başkeşiş olduktan sonra ise bilimsel deneyler yapmak için zaten vakti kalmamıştı. Hayatının geri kalan kısmını manastır vergilerinin toplanmasıyla ilgili bir sorunla uğraşarak geçirmek zorunda kaldı.

Mendel böbrek rahatsızlığından öldüğünde altmış bir yaşındaydı. On beş yıl sonra makalesi yeniden keşfedildi. Ölümünden kısa bir süre sonra genetiğin babası olarak adlandırılmaya başlanacaktı.

EK BİLGİLER:

1. Mendel deneylerinde yedi farklı özelliği incelemişti. 1856 ile 1863 yılları arasında Mendel yaklaşık 28.000 bezelye bitkisi ekti ve test etti. Bu deneyleri yapmak sekiz yılını almıştı.

2. Mendel mükemmel kayıtlar tutmasına rağmen, ulaştığı sonuçlar fazla kesin olmaları itibarıyla ondan sonra gelen bilim insanlarını sık sık şaşırtmıştır. Birçokları onun, eski bilgileri sürekli düzeltme ve verilerini yumuşatma saplantısı olduğundan şüphe ederler.

3. Mendel özelliklerin bir kuşaktan diğerine geçtiğini ortaya koysa da bu sürecin nasıl işlediği hakkında hiçbir fikri yoktu. Mendel’in çalışmaları, sağlığında büyük oranda görmezden gelinmiştir ve Mendel, pek tanınmayan biri olarak ölmüştür. Botanistler onun çalışmalarını 1900 yılında yeniden keşfetmiş ve bu, genetik çalışmaları sonsuza dek değişmiştir. 1953 yılında ise Francis Crick ve James D. Watson DNA’yı buldu.

Kaynaklar :
1-David S. Kidder, Noah D. Oppenheim- Entelektüelin Kutsal Kitabı.
2-David S. Kidder, Noah D. Oppenheim- Entelektüelin Kutsal Kitabı, Biyografiler.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER