Neandertal Kimdir?

446

Halk arasında en çok bilinen, gerek ortaya çıkış biçimi, gerekse yeryüzünden kayboluşu konusunda da en fazla tartışılan tarih öncesi atamızdır. Mağara devri insanlarını resimlerken örnek olarak hep Neandertal insanları alındı. Onlar kaba, anlamsız bakışlı, vahşi olarak bizlere tanıtıldı. Acaba gerçekten öyle miydiler?

Neandertal insanına ait öykü 1830’da Belçika’nın Engis bölgesinde 2-3 yaşlarında bir çocuğa ait kafatasının keşfiyle başlar. Daha sonra 1848’de İspanya’nın Gibraltar bölgesinde Forbes adlı kireç ocaklarında gün ışığına çıkarılan kafatası o zamanlar çok yadırgandı.

Bilim dünyası, buluntunun gerçek evrimsel anlamını pek kavrayamamıştı. Nitekim, o tarihe kadar fosil insanların ilkel anatomik görünümü hakkında bilgi sahibi olunmadığı için, ilk buluntular veremli, raşitik ve tuhaf görünümlü modern insanlar şeklinde kabul gördü. Önce Gibraltar’da, arkasından 1856’da Almanya’da Neander adlı vadide gün ışığına çıkarılan fosilleri, diğer Avrupa ülkelerinde bulunanlar izledi.

1908’de Fransa’da Paris yakınlarında La Chapelle aux Saints denilen bölgede gün ışığına çıkarılan oldukça iyi durumdaki iskelet, Neandertal tipinin netleşmesine olanak verdi. Bugüne kadar ortalama 275 Neandertal insanı ele geçti.

150 bin yıl öncesinden başlayarak Neandertal tipi yavaş yavaş belirir. Würm Buzulu’nun başlarında, Batı Avrupa’da tipik görünümleriyle homojen bir yapı içinde karşımıza çıkarlar. Neandertal ve çağdaşları İspanya’dan Orta Asya içlerine kadar geniş ve çok farklı iklimlere sahip coğrafi bölgelerde yaşadılar. Ülkemizin Akdeniz kıyılarında şu anda keşfedilmeyi bekleyen birçok doğal mağarada çeşitli Neandertal kabileleri yaşamıştı. Bu insanların çağdaşları Güney Afrika ve Güneydoğu Asya’da da yaşadı. Würm adlı dördüncü ve son buzulun yol açtığı ve binlerce yıl süren olumsuz hava koşulları tüm şiddetiy-le Avrupa’yı kasıp kavururken, Neandertaller yeni gelen bu soğuk dalgasının simgelediği sert ve acımasız tundra ve step iklimine karşı adeta ölüm-kalım savaşı verdi.

Neandertaller Atamız Mıydı?

Neandertal tepeden tırnağa güçlü ve kaslı bir yapıyı yansıtır. Kafatasları iri olmakla beraber, üstten adeta bastırılmış gibi yassıdır. Kafa arkasında, modern insandakinden farklı olarak bir yumruluk vardır. Bu yumru Neandertallerin adeta simgesi haline gelmiştir. Alnı biz-deki gibi dik değildir. Neandertal’e asıl heybetli görünüm kazandıran oluşum, göz çukurlarının üzerinde alnın bir ucundan diğerine doğru uzanan belirgin kaş kemeridir. Neandertal, bu özelliği, atası olan Homo erectuslardan devralmıştır.

Arkadan bakıldığında Neandertallerin kafatasında önemli bir değişiklik göze çarpar; Homo ergaster ve Homo erektus’ta kafatasının en büyük genişliği kafa kaidesine rastlar ve kaidedeki genişlik tepeye doğru tıpkı bir evin çatısı gibi daralarak gider. Oysa Neandertallerde ve Homo sapiens’te kafatasının en büyük genişliği kaidede değil de, kafanın orta kısmında, daha doğru bir deyişle parietaller hizasındadır. Kafatası kaide kısmında üst kısma oranla dardır.

Neandertallere özgü bir başka anatomik özellik yine kafa arkasında oksiput adlı yumrunun hemen üst kısmında görülen suprainiac fossadır. Bu çukurluk Neandertallerin kökenini araştırırken çok önemli bir genetik özellik olarak dikkate alınır. Neandertallerde yüz iri olup, özellikle burun ve üst çene hizasında öne doğru çıkıntı yapar. Burun çıkıntılı, burun delikleri geniştir. Üst çene ve alın bölgesindeki sinüs adı verilen boşluklar bugünkü insanlarınkine oranla iridir. Kafatasına yandan bakıldığında üst çene hizasındaki alveoler prognatizma rahatça görülebilir.

Neandertallerden sonra tarih sahnesinde yer alan modern anatomik yapıya sahip Kromanyon insanlarında üst çene prognatizması görülmez; üst çene hizasındaki öne doğru olan çıkıntı zamanla giderek kaybolmuş; yüz bütünüyle beyin kutusu altına çekilmiştir.

Neandertallerde göz çukurları iri ve yuvarlaktır. Çiğneme kasları ve ense kasları oldukça güçlüdür. Neanderiallerin kesici dişleri bizimkilerden daha iri olup, kökleri uzundur. Bazı araştırmacılar, iri ve geniş burnu, hacimli üst çene sinüslerini, Neandertallerin sert ve kuru buzul iklimine karşı gösterdiği biyolojik uyuma bağlamaktadır.

Üst solunum sistemindeki tüm bu anatomik oluşumlar, alınan havanın ısınması ve nemlenmesine de uygun bir zemin hazırlamaktadır, içinde yaşadıkları iklim nedeniyle, açık renk bir deriye sahip oldukları sanılmaktadır. Yüz prognatizmasının, soğuğa karşı çok duyarlı olan beyni, olumsuz iklim koşullarından korumuş olabileceği ileri sürülmektedir.

Neandertallerde, üst köpek dişine ait kök hizasında yer alan fossa canina adı verilen çukurluk üst çenede oluşmamıştır. Bu durum, gelişmiş üst çene sinüslerinden kaynaklanmaktadır. Modern insanda ise söz konusu bu çukurluk mevcuttur. Neandertaller geniş omuzlu, kalınenseli, iri pazuları ve kalın bacakları olan insanlardı. Vücut kasları çok gelişmişti. Neandertaller pek uzun boylu sayılmazdı. Bacakları gövdelerine oranla kısa sayılırdı.

Yapılan hesaplamalara göre, her iki cinste ortalama ağırlık 70 kg idi. Bu bedensel yapı Eskimolarınkini hatırlatır. El parmak kemiklerinin anatomisine bakılırsa, Neandertaller etkin bir yakalama, sıkma ve kavrama ye-teneğine sahipti. Ancak, ellerinin modern insanınki kadar rafine işleri yerine getirebilecek kapasitede olmadığı ileri sürülmektedir.

Ayak parmak kemiklerinden anlaşılacağı üzere, bu atalarımız her tür arazide çok hızlı koşabiliyor, koşarken de dengelerini kaybetmeden sağa ya da sola ani dönüşler yapabiliyorlardı. Geniş göğüs kafesi güçlü bir solunum kapasitesini çağrıştırır. Omuzdaki eklemleşme yapısı, güçlü kollar bu osil atamızın mızrak gibi silahları çok uzaklara rahatlıkla fırlatma yeteneğine sahip olduğunu düşündürür.

Neandertallerin kadınları da, erkekleri kadar iri ve güçlüydü. Buzul çağında karlarla kaplı uçsuz bucaksız alanlarda her gün ava çıkmak, gerektiğinde kilometrelerce yol yürümek, iri ve tehlikeli hayvanlarla göğüs göğüse mücadele etmek üstün bir fiziksel kapasiteyi gerektirmektedir.

Bizim iskeletimiz Neandertallerin yanında çok ince ve zayıf kalır. Neandertallerin bebek ve çocukları da modern insan çocuklarından daha iri ve güçlüydü. Neandertallerin çok iri dişleri vardı, bunlarla en sert besinleri rahatlıkla parçalıyor, eziyor ve öğütüyordu. Görünüş itibariyle ne kadar kaba ve ilkel bir yapıda olsalar da, bizler gibi dik yürüyorlardı.

Neandertallerin en önemli özelliklerinden birisi pübik kemiğinin yassı ve uzun olmasıdır. Ancak, kalça kemiğinin bir parçası sayılan pübik kemiğinin uzunluğundaki artış sadece Neandertallere özgü değildir; zira bu özelliği insansılarda da buluyoruz. İsrail’de Kebara bölgesinde bulunan bir Neandertal iskeletinin çok iyi korunmuş kalça kemiğinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere, her ne kadar bizimkinden biraz farklı olsa da, doğum kanalı o kadar uzun değildir.

Neandertal bebeğinin büyüme ve gelişme evresi modern insanınkine benziyordu. Ancak, bu konuda daha yeni bilgiler elde etmek için İspanya’da Atapuerca depozitleri içinde bulunan Sima de los Huesos Neandertal’ine ait çok iyi korunmuş kalça kemiği üzerindeki çalışmaların bitmesini beklememiz gerekiyor.

Erişkin Neandertallere ait ortalama beyin hacmi 1500 cm3 olarak hesaplanmıştır. Oysa, modern insanda beyin hacmi ortalaması 1350 cm3’tür. Beyinleri kuşkusuz bizimkilerden daha iriydi. Bazı araştırmacılara göre, çok gelişmiş kas sistemi ve iri bedenle birlikte ele alındığında, iri beyin normal kabul edilebilir. Beynin iriliği ancak vücuda orantılayarak (beyin ağırlığı/beden ağırlığı) değerlendirilirse (ensefalizasyon endisi) daha gerçekçi bir sonuç elde edilir. Bu taktirde Neandertal’in beyni oransal olarak bizimkinden biraz daha küçüktür.

Beyin asimetrisi Neandertal beyinlerinde vardı. Oksipita lob bizdekinden daha gelişmişti. Bu da gelişmiş bir görme duyusunu akla getirmektedir. İnsanoğlunun biyokültürel evrim sürecinde aşağı yukarı 120 bin yıldan bu yana beyin organizasyonu ve iriliğinde bir değişme olmamıştır.

Birçok tasvirde Neandertaller, vücutları kıllarla kaplı olarak gösterilmiştir. Oysa vücutlarındaki kıl gelişmesi, saçlarının biçimi ve rengi, gözlerinin rengi hiçbir zaman öğrenilemez.

Neandertal’lerin, bizden daha az zeki, daha az yetenekli oldukları söylenemez. Kısacası bizden daha az insan değillerdi. Ama Neandertaller anatomik ve fizyolojik yönden öylesine özelleşmişti ki, modern görünümlü insana doğru evrimleşecek genetik potansiyelleri yoktu. Neandertaller bugünkü insanın atası olamayacak kadar farklı bir anatomiye sahipti.

Kaynak: Metin Özbek- İnsanın Tarih Öncesi Evrimi, 50 Soruda Dizisi. 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER