Fikret Mualla Kimdir?

104

Fikret Mualla Saygı İstanbul’da doğdu, 20 Temmuz 1967’de Fransa’da Nice yöresinde öldü. Küçükken geçirdiği bir kaza sonucu topal kalması ve annesinin ölümünden sonra babasının yeniden evlenmesi gibi olaylar onun sinirli ve uyumsuz bir çocuk olmasında rol oynadı. Saim Joseph Fransız Okulu’ndan sonra bir süre Galatasaray Lisesi’nde okudu, ama okulu bıtirmeden mühendislik eğıtimı yapması İçin Almanya’ya gönderildi. Almanya’nın çeşitli kentlerinde dolaştı, İsviçre ve İtalya’ya gitti, müzeleri gezdi. Resim yeteneğinin farkına vararak kısa zamanda sağlam bir desen bilgisi edındi. Başarılı resimlemeler, moda çizimleri ve gravürler yaptı, desenlerini en gözde Alman dergilerine kabul ettirdi. Babasının mali durumu bozulup para gönderemez hale gelince bir Mısırlı prens, onun yirmi beş yaşına değin Almanya’da kalmasını sağladı.

Fikret Mualla 1928’de aşırı alkol tutkusu nedeniyle bir süre hastanede tedavi gördü. Daha sonra Almanya’ dan Fransa’ya geçti, Paris’te Montparnasse ve Saim Germain gibi sanat çevrelerinde yaşadı. Orada, Andre Lhote’un atölyesinde çalışan Hale Asaf’la tanıştı. Paris ‘te sürekli resim yapan Fikret Mualla bir süre sonra parasıziık nedeniyle Türkiye’ye döndü. Geçimini sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı başvuru üzerine 1934’te Ayvalık Ortaokulu resim öğretmenliğine atandı, ancak kısa bir süre sonra bu görevinden İstifa etti. İstanbul’ da Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz Caz gibi operetler için kostümler çizdi. Nazım Hikmet’in Varan 3 adlı şiir kitabını resimledi. lsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun çıkardığı Yeni Adam dergisi için desenler hazırladı. Bir ara, yanlış yorumlanan bazı sözleri yüzünden savcılık emriyle 1936’da Bakırköy Akıl Hastahanesi’nde bir yıla yakın gözetim altına alındı. 1937’nin sonlarına doğru taburcu edildi. Bu olaydan sonra Fikret Muafü’da gittikçe artan ve ölümüne değin süren bir polis korkusu başladı.

Babasının ölümü üzerine eline geçen miras payı ile Paris’te yaşamını sürdürebileceğini düşünerek 1939’da Türkiye’den ayrıldı. Hastaneden çıkışı ile
Türkive’den avrılışı arasındaki iki yıllık sürede 1939 Uluslararası New York Fuarı Türk Pavyonu için Abidin Dino’nun isteği üzerine İstanbul konulu otuz kadar tablo yaptı. 1938 ‘de yayımlanan Ses dergisi için çizdiği desenlerden birinin müstehcen olduğu gerekçesiyle, Türkiye’den ayrıldıktan sonra aleyhinde dava açıldı, 1939’ da beraat etti. Bu dönemde yazılmış ve Ses’te yayımlanmış”Masal” ve “Usera Karargahı” adlı iki de öyküsü vardır.

Fikret Mualla. Fransa’da yirmi altı yılı aşkın bir süre yaşadı. Geçimsizlik, içkiye düşkünlük ve sürekli polis korkusu ile geçen yıllar sonunda yaşamındaki dengesizlik ve uyumsuzluk yoğunlaştı. Bir ara tedavi ıçin hastaneye yatırıldı. Burada kaldığı iki ay içindekendisine resim yaptıran Dina Vierny’nın koruması altına girdi. Bu resimleriyle Kasım 1954’te ilk sergisini açtı. İkinci sergisinden sonra yeniden akıl hastanesine girdi. Bir ay sonra taburcu edilince sanayici Lharmin’le bir anlaşma yaptı ve Seine Nehri’nin daha çok varlıklıların oturduğu “sağ” yakasına taşındı. Resimlerinin sürekli müşterisi olan Madame Angles’yle
bu dönemde tanıştı. Fikret Mualla’yı bundan sonra koruması altına alan Madame Angles, 1962’de felç geçirdiğinde onu hastaneye kaldırttı, bakımını sağladı. Daha sonra Nice yöresinde Reillane kasabasındaki evine yerleştirdi ve bütün giderlerini karşıladı. Fikret Mualla ömrünün sonuna değin felçten kurtulamadı. Mayıs 1967’de eski sinir bunalımları yeniden başladı. Önce hastaneye, sonra da bir dinlenme evine yatırıldı ve orada öldü. Ressam Hale Asaf gibi kimsesizler mezarlığına gömüldü. Ölümünden yedi yıl sonra 1974’te Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün ilgilenmesiyle kemikleri Türkiye’ye getirildi ve Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü. 1976’da dostlarından, yakınlarından ve çeşitli koleksiyonlardan derlenen yüz on sekiz resmi ile Ankara’da adına bir sergi düzenlendi. Yapıtlarının çoğu bugün özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Yaşamının büyük bölümünü Fransa’da geçiren Fikret Mualla konularını kahveler, sirkler ve sokaklar gibi Paris yaşamının ayrıntılarından seçmiştir. Resim onun için bir yaşama biçimi olmuştur. Yaşamın gerçeklerini büyük bir içtenlikle renge ve biçime aktarmış, içinde yaşadığı bohem çevrenin insanını resmine konu olarak almıştır. Daha çok guvaş tekniğine yakınlık duymuş ve bu teknikle çok hızlı çalışabilmiştir. Ancak yağlıboyayı da suluboya ve guvaşı kullandığı ustalıkla kullanmıştır. Resmin kuramsal sorunları onu pek ilgilendirmemiş, dış etkilere yabancı kalmış ve çağdaş akımlara katılmamıştır. İçinden geldiği gibi, öznel, coşkun bir lirizm ile dolu resimler yapmıştır.

YAPITLAR (başlıca): Resim: Oturan Adamlar, 1937,

Istanbul Resim ve Heykel Müzesi; Sevişenler, 1952;
Masada, 1953;

Nature-Morte, 1954;

Sokak, 1955 ;

Sermayeler 1955;

Kafe, 1955; Bistro;

Kanalda Bekleyen Taşıt Botları;

Marsilya’da Fransız işçileri Bir Kahvede;

Haliç ve Süleymaniye;

Paris ‘te Bir Sokak;

Amerikan Bar;

Baloncu;
Peysaj;

Balıkçı;

Mor Zemin Ustünde Figürler.

Kitap Resmi: Nazım Hikmet, Varan 3, 1930.

Tiyatro Kostümü: Lüküs Hayat; Deli Dolu; Saz Caz.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi- sayı 39

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın
PAYLAŞ
Önceki İçerikHamam Nedir? Hamamın Tarihçesi
Sonraki İçerikPaganizm Nedir?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER