Antik Mısırda Mitolojik Tanrılar

5771
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Klasik Mitoloji kitaplarından herhangi birisini açtığınızda, tıpkı Antik Yunan’ın Olimpos Tanrıları gibi Mısır Mitolojisi’nde de bir “Tanrılar Birliği”nin bulunduğunu; insanların da bu Tanrılar’a tapmakta olduklarının yazılı olduğunu görürsünüz. Ancak bu tespitte eksik olan birçok noktalar vardır. Çünkü eski uygarlıkların mitolojilerinde olduğu gibi Antik Mısır Kültürü’nün ve özellikle de Mısır İnisiyasyonu’nun
bir yansıması olan bu mitolojik Tanrı sembollerinin tümü, sembolik bir anlama sahiptir. İşte eksik olan da budur. “Tanrılar Birliği”nin ne anlama geldiği anlaşılamadıgı için bu basit bir putperest inancı olarak yorumlanmıştır.
Mısır Mitolojisi’nde karşımıza çıkan “Tanrılar Hiyerarşisi”, tıpkı Yunan’ın Olimpos Tanrılar Hiyerarşisi’nde olduğu gibi “Evrensel İdare Mekanizması”mn sembollerle ifadesinden başka bir şey değildir.Tanrılar (İlâhi Varlıklar) Birliği Mısır Mitolojisi’nde Ra tarafından yönetilen bir Tanrılar Birliği vardır. Bu birliğe ilâhlar birliği de denebilir. Mısır inisiyatik anlayışına göre: “İnsanlar ölümlü Tannlar, Tannlar ise ölümsüz insanlardır.” Bu söz, o dönemlerde yaşayan bir Mısırlı’nın düşünce sistemini anlayabilmek için çok önemli bir ipucudur. Antik Mısır Kültürü’nün bu düşünce sistemini daha iyi kavrayabilmek için, “Tanrılar – İhâhlar'” ve “İnsanlar” meselesini ve bu isimlere yüklenen anlamlan ezotcrik bakış açısı altında ele almak gerekir.

Önce İnsanlardan başlayalım…

İNSANLAR
Mısır’ın Thot Öğretisi’ne göre insanlar dört ayrı grupta değerlendirilmekteydi.

Ölümlü Otomatlar“: Özel eğitimden geçirilmemiş, yaşamı  içgüdüleri ile algılayan kapalı şuurlu, otomatizmaya bağlı yaşayan insanların oluşturduğu ilk gruptur. Bu gruptakiler her türlü spiritüelliğe kapalıdırlar.
“Ölümlüler”: Eğitilmiş olmakla birlikte henüz içsel görüş  kazanamamış olanlar. Bu gruptaki varlıklar spiritüel şeylere  inanmakla birlikte sadece inanç varlıklarıdır. İnançlarını kuvvetlendirmek için mucize ve alametlere ihtiyaç duyarlar.
“Uyanmış Bilinçler”: İnisiyasyondan geçmiş, içsel görüş kazanmış, kabuklarını kırmış yani uyanmış insanların aşamasıdır. Bu gruptaki insanlar evrendeki diğer yaşam biçimleri ile uyumlu bir hale gelmiş olanlardır.
“Işık Varlıklar”: Işıkla bir olmuş olanlar. Bu grupla ilgili ayrıntılı bilgi verilmemiştir. İnisiyasyonun son aşamasına  ulaşabilenlerin safhasıdır.
“Ölümlüler”, “Uyanmış Bilinçler” ve “Işıklı Varlıklar”  aynı zamanda üç aşamalı Mısır İnisiyasyonu’nun aşamalarına da karşılık gelmekteydi.

TANRILAR – İLAHLAR
Eski Mısır Mitolojisi’nde karşımıza çıkan Tanrılar sözcüğünün altında birden fazla anlam gizlidir. Mısır Mitolojisi’nin Tanrılar Birliği’ni oluşturan ve Tanrılar olarak ifade edilen semboller, başlıca beş farklı anlama sahiptir:

1- Mısır Mitolojisini oluşturan Tanrılar Birliği öncelikle “Evrenselİdare Mekanizması”nı hiyerarşik yapısını ifade eder.

2- Bu Tanrılar Birliği içinde Siriusyen Kültürü ya da bizzat “Siriusyen Kültür Temsilcileri”ni sembolize eden ileri seviyeli “Galaktik Varlıklar” da bulunmaktadır. Mısır Mitolojisi’ndeki Anubis, Şu, Tefnut gibi Tanrılar bu tür varlıkların sembolleridir. Bunlar da Evrensel İdare Mekanizması içinde değerlendirilebilirler çünkü “Evrensel İdare Mekanizması”nı  oluşturan unsurlarındandır. Ama yine de bunlar Ezoterizm’de ayrı bir bölüm içinde değerlendirilmektedir.

3- Bazı Tanrı isimlerinin üçüncü bir anlamı ise Kozmik  işleyişi yöneten “Evrensel Yasalar”la ilgilidir. Tanrılar Birliği içindeki bazı Tanrı isimleri Evrensel – Kozmik Yasaları ifade eder.
4- Mısır Mitolojisi’ndeki bir diğer grup Tanrısal Varlıklar ise doğrudan Mu ile bağlantılı Atlantisli rahiplerdir. Bunlar da Mısır Mitolojisi’nde Tanrılar olarak nitelendirilmiştir. Burada tekrar belirtelim ki, bunlara Tanrı ismini Klasik Mitoloji araştırmacıları takmıştır. Mısırlılar’a göre bunlar İlâhi Varlıklar’dı.
(Osiris, Thot, gibi…)
5- Bazı ezoterik bilgileri aktarmak için kullanılan sembollerdir. Bu grup içinde kullanılan sembollerle, dünyamızda meydana gelen fiziksel ve ruhsal değişimlerle ilgili meseleler anlatılır. Çoğunlukla bir olgu ya da bir uygarlığı anlatmak için kullanılmıştır.

Yukarıda maddeler halinde özetlediğimiz bazı Tanrı sembolleri bazen kullanıldıkları yere göre birden fazla da anlama sahip olabilmektedir. Yani aynı isim birden farklı anlamlarda da kullanılmıştır. Aynı durum diğer semboller için de geçerlidir. Bu, mitolojik anlatımın bir özelliğidir. Sırlar kat kat birbiri içine bohçalanarak saklandığı için, tek bir sembolle, birden fazla anlam iç içe bohçalanmış durumdadır. Buna bir örnek vermek gerekirse Osiris’i gösterebiliriz. Osiris hem birinci, hem de dördüncü gruptaki Tanrılar sembolizmine ait niteliklere sahiptir. Yani bazen biri, bazen ise diğeri mitlojik bir unsur olarak kullanılmıştır. Hangisinin nerede kullanıldığını anlayabilmek için kullanılış şekline bakmak yeterlidir.

Evet… Artık Mısır Kozmogonisi’ni oluşturan Tanrılar
sembollerini bilinen ve bilinmeyen yönleriyle teker teker ele almaya başlayabiliriz.
(Parantez içindeki numaralar, o Tanrı Sembolü’nün hangi gruba ait olduğunu göstermektedir.)

Nu (I ,3,5)
Tanrı Nu tüm tezahürlerin babasıdır. Tüm hayatın tohumlarını barındıran denizdir.

Ra-Atum (1 ,3,5)

Osiris, İsis, Neftis ve Set’in babasıdır. Ra’nın sembolü daire ve güneştir. Doğmamış haldeki ya da batan güneş ise Atum adını alır.

Tem (1 ,3, 5)
En yaşlı Tanrılar’dandır. Batan güneş olarak ifade edilen yaratıcı bir Tanrı’dır. Kuzey ve Güney Tacı’nı giyen kral olarak gösterilir.
Nu, Ra,Tem (5)
Mısır Mitolojisi’nde Nu, Ra ve Tem’in birlikte ele alındığı bir bölüm vardır. Bu Mitolojik anlatımda söz konusu Tanrılar sadece 5. Grup’taki anlamlarıyla karşımıza çıkmaktadır.

Eski bir Mısır yaradılış efsanesine göre:

Nu yaradılış öncesi var olan ve bütün yaşamın kendisinden ortaya çıkmış olduğu başlangıçtaki okyanustur.Nu’nun derinliklerinden yaratılan ilk varlık Ra’dır

Ancak hemen belirtelim ki, bu yoktan varoluşu ifade neden ilk başlangıç değildir. Bizim devremizin başlangıcıdır.
Yani “Demir Çağı”nın başlangıcı…
Burada Tanrı Nu olarak ifade edilen sembol. Mu Uygarlığı’na karşılık gelmektedir. Mu ile ilgili bilgilerin kayıtlı olduğu tüm eski yazıtlarda, insanlığın ilk ana vatanının Mu olduğu açık bir şekilde dile getirilmiştir. Mu’nun sulara gömülmüş olmasından dolayı, Mu’nun sembollerinden biri de denizdir. Mısır Kozmogonisi’nde Nu’dan, “tüm hayatın tohumlarını barındıran denizdir” diye sözedilmesinin nedeni de budur. Ayrıca “Nu” sözcüğü ile “Mu” sözcüğünün benzerliğine de dikkatlerinizi çekmek isterim. Buradaki suyla ilgili anlatımlar, farklı toplumların kutsal kitaplarında da geçer. Örneğin Tekvin Bölümü’nde dünyanın yaradılışıyla ilgili ilk satırlar şöyle başlar:

Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allah’ın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu. (Tekvin Bap 1/1-2)
Kutsal kitapları bilimsel bulgularla karşılaştıran birçok araştırmacı, dünyanın yaradılışı ile ilgili olduğu varsayılan bu metinlerde geçen suların ne anlama geldiğini bir türlü bulamadıkları için, evrenin bu başlangıç aşamasında bir gaz kütlesi ile dolu olduğunu ve orda suyun bulunduğunu söylemenin tamamen bir hata olduğunu ileri sürmüşlerdir. Burada hesaba katılmayan mesele söz konusu metinlerde anlatılan başlangıcın hangi başlangıç olduğudur. Burada dile

tem-misir

TEM

getirilen başlangıç dünyanın ilk varoluşu değil, dünyanın Tufan sonrası yeni bir çağa geçtiği dönemdir. Ve burada geçen sular kavramı mecazi değil, reel bir kavramdır. Bilinen anlamıyla dünya üzerindeki birçok bölgenin Tufan sırasında sular altında kalmasını anlatmaktadır
Kaldığımız yerden devam edelim…
Efsanenin ayrıntılarında da bu konuyla ilgili hayli önemli ipuçları bulunmaktadır:

Efsaneye göre:

Ra ilk olarak bugünkünden farklı olan ilk evreni yarattı. Genç ve şevkli olduğu günlerde Tanrıları ve insanları barışsever biçimde yönetmiştir. Ancak yaşı ilerledikçe kendisine bağlı olanlar onun zayıfladığı hissedip ona başkaldırarak isyan etmiştir.

 isyan eden bu halk hakkında efsanede başka bir bilgi ya da ipucu verilmez. Bu da, efsanede sözü edilen halkın bizim devremize ait bir halk olmadığı fikrini destekler. Bu efsanede anlatılanlar, Mu Uygarlığı’nın varlığını sürdürdüğü dönemlerde hayli ileri düzeyde bir kültürün dünyaya hakim olduğundan söz eden ezoterik bilgi ve kayıtlarla büyük bir paralellik gösterir. ‘Nu”dan sonra “Ra” yönetimi ile anlatılmak istenen
“Atlantis Dönenıi”dir Gerçekten de Atlantis’in ilk dönemlerinde Mu Kültürü’nün hakim olduğu hayli ileri düzeyde bir yaşam düzeyinin mevcut olduğunu, ancak zaman ilerledikçe bu kültürün dejenere olmaya başladığını biliyoruz. Efsanede bu husus, mitolojik bir üslupla sembolik olarak anlatılmıştır.

Efsanedeki bu mitolojik anlatım üslubu içindeki sembolleri alt alta maddeler halinde sıralayalım:
“Ra’nın genç ve şevkli olduğu günler”: Atlantis’in ilk dönemleridir. “Barış sever yönetim”: Atlantis’teki Altın Çag’ı anlatır. Ancak zamanla bu gidiş negatif anlamda bir iniş göstermiştir. Atlantis’in son dönemlerine doğru çıkan pozitif negatif çatışması en sonunda ciddi bir savaşa dönüşmüştür ki, efsanede
bu durum, açıkça şu satırlarla belirtilmiştir:
“Ancak yaşı ilerledikçe kendisine bağlı olanlar onun zayıfladığını hissedip ona başkaldırarak isyan etmişlerdir.”

Efsane bu isyandan sonrasını özetle şöyle anlatır:

Ra Tanrıların başı olduğu için bütün bu olup bitenlerin farkındadır. Diğer Tanrılarla görüştükten sonra  Tanrısal gözünü, Hathor /Sekhment görünümünde isyankarlara yöneltmeye karar verir.

Güneşin gözünün insanlara intikam için yönelmesi, başlı başına kozmik bir felâketin göstergesidir. Dünyamızda meydana gelen ve bizim devremizin başlangıcını oluşturan Tufan, bu yönelmenin sonunda gerçekleşmiş olmalıdır. Efsane bizim devremizin başlangıcını ise şöyle anlatır:

Ra’nın gözleri vasıtasıyla insanlardan intikam alınır. Ancak bütün bu olup bitenlerden sonra Ra insanların bu şekilde davranışından rahatsız olmuş ve evrenin çok ötelerinde kendisini gizlemiştir.

Daha önce aynı sembolün birden farklı anlamlarda kullanılmış olduğundan söz etmiştik. Burada bunun açık bir örneğiyle karşılaşmaktayız. Ra’nın daha önce Atlantis Kültürü’nü sembolize ettiğinden söz etmiştik. Burada da yine aynı şekilde Atlantis’teki bilgeliğin sembolü olarak kullanılmıştır. Ra’nm “insanlardan intikam alması” ve “evrenin ötelerine gizlenmesi” dünya üzerinde yaşayan insanların bilgelikten uzaklaşmaya başlayacağını anlatmaktadır. Bu da, başlayan bizim devremize ait insanların bilgiden mahrum yaşayacaklarının açık bir sembolüdür. Efsanenin bu bölümünde Demir Çağ’ın başlangıcı anlatılmaktadır.

Ra’nın  kendisini geri çekmesi üzerine Nu’nun emriyle Tanrıça Nut kendisini bir ineğe dönüştürerek Ra’yı sırtına alır ve onu Gök Kubbe’nin yukarılarına çıkarır.Böylelikle yeni bir düzen kurulur. Güneş  Gemisi Doğu’dan Batı’ya  hareket etmeye başlar.

Demek ki önceden Doğu’dan Batı’ya hareket etmiyordu. Bu da dünyanın kutupsal bir değişime maruz kaldığını göstermektedir.

“Yeni düzen” tanımlamasıyla Tufan’dan sonra başlayan bizim devremize ait süreç anlatılmaktadır. “Tanrıça Nut” sembolü ise Kur’an-ı Kerim’de geçen “Nuh Tufanı”na karşılık gelir. İlk başta son derece basit bir efsane gibi görülen bu anlatımlarda gördüğünüz gibi, Dünya’nın ezoterik geçmişi ile ilgili pek çok sır, perdeli bir şekilde Tanrılar ve Tanrıçalar sembolleri kullanılarak anlatılmış durumdadır.

Şu ve Tefnut (2,3)
“Şu”: Ra ve Hathor’un oğlu, Tefnut’un ikiz kardeşidir. Gökyüzünü yani Nuit’i kaldırdı ve topraktan yani Seb’den ayırdı. Elinde tüy olan ya da iki tüylü başlığı olan insan şeklinde gösterilir. “Tefnut”: Ra ve Hathor’un kızı, Şu’nun ikizidir. Nemdir, ayra zamanda güneş ışığının yaratıcı gücüdür. Aslan başlı insan
şeklinde gösterilir. Başının üstünde bir disk vardır. Firavunlar döneminde astrolojik çağ olarak ikizlerin egemenliği söz konusuydu. Mısır’da ikizler Şu ve Tefnut isimli mitolojik Tanrılar’la semboUeştirilmişti. Mısır Mitolojisi’ne göre İkizlerin görevleri, göklerle yeryüzünü birbirlerinden ayırmakü. Mısır’ın Ölüler Kitabı’nda ikiz aslan Tanrılar olarak tanımlanmışlardır. Bu mitolojik sembolizmin anlamı son derece açıktır. İkizler öncelikle düaliteyi yani ikiliği sembolize eder. Bu Tanrılar’ın göklerle yeryüzünü ayınnası ise, insanların göksel-semavi irtibatlarını yavaş yavaş kaybetmeye başlayacakları anlamınagelir. İçine girdiğimiz “Demir Çağ”ın bir anlatımıdır. Ancak bu irtibat eskisi gibi yani Mu’da olduğu gibi açık vekuvvetli bir şekilde olmasa da yine de belirli bir oranda Mısır’da devam ettiğini Tefnut’un Aslan Başlı ancak insan şeklinde gösterilen sembolünden anlayabiliyoruz.

Bu sembol söz konusu göksel irtibatın adresini de bize verir. Bu adresin merkezi Siriusyen Kültür’dür. Çünkü daha önce de değinmiş olduğumuz gibi hem Ezoterizm’de hem de Mitolojiler’de Sirius’un sembollerinden biri de Aslan’dır.

Hathor( 1,2,4)
Bir Gökyüzü Tanrıçasıydı. Çok eski dönemlerde Ra’nın kızı olarak nitelendirilmişti. Sonraları Horus’un
eşi Het Heru olarak isimlendirildi. Het Heru “Horus’un Evi” anlamına gelen bir isimdir. Bu eski dönemlerin Gökyüzü Tanrıçası genellikle başmda bir disk ve boynuzları olan bir kadın olarak gösterilirdi.
Horusla olan ilintisi, Siriusyen Kültür’le olan bağlantısını göstermektedir. Başının üzerindeki yılan
sembolü de bunu desteklemektedir.

Hor- Horus (1 , 2)
Horus ismi Eski Mısır’da “Hor” olarak anılmaktaydı. Horus Eski Yunanca’daki karşılığıdır. Ezoterik Öğretiler’de Dünya Rabbi’nin sembolüdür. Horus’un bilinen en yaygın sembollerinden biri Ra’nın sol gözü
olarak ifade edilen göz şeklindeki amblemidir. Dünyayı görüp gözeten ve “Evrensel İdare Mekanizması”nın bir unsuru

horus

olan “Siriusyen Kültür”ün dünyayı görüp gözeten ve kontrol eden keskin gözünün sembolüdür. Mitolojik anlatımlarda genellikle şahin ya da şahin başlı insan görünümünde sembolleştirilmiştir. Yolculuğu simgeleyen bir kayık içinde ve başının üstünde bir yıldız amblemi ile temsil edilen şekli en yaygın olanıdır.
Yolculuktan kasıt kozmik irtibat ya da bir başka değişle kozmik tesirlerin dünyamıza gelişidir. Kozmik
tesirlerden kastedilenin ne olduğu, şahin başlı insan vücutlu Horus sembolünün üstündeki yıldız ambleminde gizlidir.

Horus ve Seth’in Mücadelesi (1, 2, 3)
Mısır Mitolojisi’nde negatif güçlerin ve şeytani – negatif  enerjilerin sembolü olan Seth, Horus ile sürekli bir savaş içindedir. Bu, evrendeki pozitif ve negatif güçlerin sembolü olduğu gibi; bu savaş aynı zamanda vicdanın nefsaniyetle olan mücadelesidir. Bu pozitif ve negatif enerjilerin dünya üzerine de çok büyük etkileri vardır. (-3-) Hatta Atlantis’te başlayıp daha sonraları bizim kıtalarımızda birbirleriyle mücadelelerini süren Agarta ile Şambala’nın beslendikleri ana kaynak da, Horus ile Seth’in temsil ettikleri kozmik planlardır. Agarta ve Şambala, bu planlardan aldıkları enerjileri dünyaya yansıtan birer paratoner işlevi görmüşlerdir. Bu işlevleri bugün de sürmektedir. (-1-) Antik Mısır Metinleri’nde Horus’un akla gelebilecek her türlü şeytani silahı kullanan Seth ile mücadelesi, menfiliğe ve karanlığa karşı savaşan ışığın; ışık güçlerinin mücadelesi olarak anlatılır. Işık Güçleri, Şahin başlı Horus sembolünün üstündeki Sirius’u ifade eden bir yıldızla gösterilmiştir. Ve Eski Mısır Kültürü’ne ait pek çok ezoterik metinde de Horus, Dünya’ya Sirius’tan gelen tesirlerin kaynağı olarak tanımlanmıştır.(-2-)
Horus’un karşıt kutbu Seth, Mısır Mitolojisi’nde Osiris’in kardeşi ve katili, Neftis’in kocası ve Ra’nın oğlu olarak tanımlanır. Mısır Ezoterizmi’nde Seth, Kur’an-ı Kerim terminolojisinde  geçen Şeytan sembolüne karşılık gelir.

horus-seth

AYDINLIK VE KARANLIK GÜÇLER
Her iki sembolde görülen başlıkların birbirlerine ne kadar çok benzediğine dikkat ediniz. Her ikisinin de benzer başlıklara sahip olması mitolojide tanımlanmış olduğu gibi denk güçlere sahip olduklarının bir göstergesidir. Aynı Agarta ve Şambala’da olduğu gibi.

Seth ile ilgili Mitolojik anlatımlar bu yorumumuzu tam anlamıyla desteklemektedir. Mısır Mitolojisi Seth’i Horus’la güçleri denktir diye tanımlar ve hemen arkasından şöyle bir açıklama yapar. Özetle aktarıyorum:

Başlangıçta Horus’la güçleri denktir. Fakat daha sonra Set varoluşunun prensiplerine karşı çıkar. Başlangıçta iyi ve koruyucu olan bu Tanrı sonraları kötülüğün merkezi haline gelir.

Sırtlana benzeyen (ama hangi hayvan olduğu tam olarak anlaşılamayan) bir hayvan şeklinde resmedilen Seth ile İlgili anlatılanlar, görmüş olduğunuz gibi Kur’an-ı Kerim terminolojisinde Şeytan’la ilgili anlatılanlara tıpa tıp uymaktadır. Kur’an-ı Kerim’de de Şeytan’in bir melek olduğu ancak ancak daha sonra Rabbi’ne isyan ettiği için insanları negatif alana yönlendirmek için çalışmaya başladığı anlatılır. İşlenen
tema aynıdır. Çünkü anlatılmak istenen bilgi aynıdır. Bu bilgi de Seylan’ın negatif enerji üreten ve bunu insanlığa yansıtan ruhsal bir plan olduğudur… Dini terminolojideki adı Şeytan, Mısır Mitolojisi’ndeki ismi ise Seth’tir. İsimler bile birbirine ne kadar çok benziyor, öyle değil mi?… Tabii Satanizm isminin benzerliğini de ayrıca vurgulamak gerekir.
Anubis (1)
Mısır yazıtlarında Köpek başlı insan olarak sembolleştirilmiştir. Mısır Mitolojisi onu Tuat’ın rehberi ve Neter- Khert’te koruyuculuk fonksiyonu gören bir Tanrı olarak tanımlar. Osiris ve Neftis’in oğlu, Horus’un üvey kardeşidir. Horus’un üvey kardeşi olarak nitelendirilmesi de son derece manidardır. Burada ince bir nüansla çok önemli bir

anubis_and_osiris

bilgi anlatılmak istenmiştir. Üvey kardeş değil de kardeş denseydi sembolde anlatılmak istenen bilgi çok farklı olurdu.
Kısaca bunu açalım…
Horus, Siriusyen Kültür’e ait bir varlığı sembolize ettiğine göre, kardeşi denseydi, bu plana ait bir başka varlık ya da bu plana benzer bir başka ruhsal planın burada kastedilmiş olabileceğini düşünürdük. Ama üvey kardeş denmiştir. Yani yine aynı vazifeyle görevli Horus’un temsil ettiği plana karşı sorumlu olan, bir alt kademedeki plan burada kastedilmektedir. Peki bu sistemin kimliği belli midir? Evet… Ezoterizm’de
bunun cevabı mevcuttur. Bu sistemin kimliği Anubis’in şekilsel sembolünde gizlidir. Anubis’in tüm Mısır yazılı metinlerinde dik kulaklı köpek kafasına sahip bir insan şeklinde sembolleştirilmiş olması önemli bir anlamı vardır. Yani rast gele seçilmiş bir hayvan değildir. Aynen Eski Türk Gelenekleri’nin en önemli sembollerinden biri olan Kurt’da olduğu gibi…
Dik kulaklı bir köpek kafası ya da Kurt Büyük Köpek Takım Yıldızı’nın bir üyesi olan Sirius Yıldız Sistemi ile ilintilidir. Eski Türk Mitolojisi’niıı en özgün ve en önemli sembolü Kurt’tur. Ezoterizm’de Kurt ya
da dik kulaklı köpek Sirius Yıldız Sistemi’nin sembolüdür. Ancak burada bir başka ayrıntıya daha dikkat etmemiz gerekmektedir.
Mısır hiyerogliflerinde resmedilen Anubis’in başı köpek, vücudu ise insan olarak çizilmiştir. Yani sadece köpek ya da sadece insan değil, ikisinin karışımıdır. Bu sembolik özelliği, mitolojide sözü edilen Horus’un üvey kardeşi olmasıyla da büyük bir paralellik gösterir.

Tüm bu inceliklere dikkat ederek konuyu tek bir cümleyle özetleyecek olursak, şunları söyleyebiliriz:
Anubus Sirius Kültürü İle dolaylı olarak bağlantılı dünya spatyomunda bedensiz varlıklara yardımcı olan
vazifeli bir varlıktır. Metapsişik araştırmacıların rehber varlıklar olarak isimlendirdiği türden bir varlıktır. Ya da bu tür vazifeli varlıkların genel ismidir. Mısır Mitolojisi’nde ölülerin kalbini tartması
da, bu yorumumuzu desteklemektedir
Osiris (1,4)
Ölüler Tanrısı’dır Seb ve Nuit’in oğludur. İsis, Neüis ve Set’in kardeşidir Mısır Mitolojisi’ne göre: Başlangıçta Osiris “Doğa Tannsı” ydı. Kardeşi Set tarafından öldürüldükten ve Thot’un sihirli asası yardımıyla karısı İsis tarafından tekrar canlandırıldıktan sonra “Ölüler Tanrısı” olmuştur Adı “reenkarne
olan” demektir. Evet Mısır Mitolojisi’nde Osiris bu şekilde tanımlanır. Ancak buradaki “Ölüler Tanrısı” tanımlaması bilinen ölüm olayıyla ilgili değildir. Mısır Ezoterismi’nde ölü inisiyeyi sembolize eden Bu sembolik bilgi dikkate alındığında Osiris’in İnisiyeler’in başı olduğu anlamı çıkar Yani Mısır İnisiyasyonu’nun lideridir Bu liderin kimliğini daha önce açıklamıştık. Aynı zamanda Evrensel İdare Mekanizması’nin ruhsal planlarından, vahiy mekanizmasıyla ilgili vazifeli planın da sembolüdür. Bu açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere, Osiris hem birinci heın de dördüncü gruba ait sembolik anlamlara sahiptir.

İsis (1,4)
Osiris’iıı karısı ve kardeşi, Horus’un annesidir. “Güç Sözlerinin Efendisi” ve “Doğa Tanrıçası”dır. Başında tahta benzeyen başlığı olan kadınla gösterildiği gibi bazen de başında güneş kursu ve boynuzlu başlığı olan bir kadın şeklinde de ifade edilmiştir. Ve heykel ya da resimlerinin çoğunda alnını çevreleyen bir yılan vardır. Mısır İnisiyasyonu’nda çok önemli bir yere sahip olan kabinelerin sembolüdür. “Güç Sözler’in Efendisi” tanımlamasıyla Mısır Mitolojisi bunun ipucunu vermektedir Aynı zamanda Osiris’te olduğu gibi. Evrensel İdare Mekanizması’nın vazifeli planlanandan da birinin sembolü konumundadır. Yani hem birinci hem de dördüncü gruba ait bir semboldür.
Thot (4)
Mısır Mitolojisi’ne göre “Bilgelik Tanrısıdır. Genellikle balıkçıl başlı insan olarak gösterilir. Maat’ın kocasıdır-. Thot, “Osiris’in Doğruyu Söyleyeni “dır. İnsanların dünyada söylediği tüm sözleri ve yaptığı her işi kaydeder ve sonuçları Osiris’e bildirir.
Birçok eski kayıt Thot’tan Mısır topraklarına Yengeç Zodyak Çağı’nda gelen bir yabancı olarak söz eder. Bu son derece önemli bir tanımlamadır. Çünkü Yengeç Zodyak Çağı Atlantis’in batışından sonraki ilk çağdır.
Eski Mısır kayıtları arasında önemli bir yere sahip olan Piramit metinlerinde Thot’un “Tanrısal Konuşma Bilgisi’ne sahip olduğunu söyler. Yine aynı metinlerde sanat ve bilimlerin kurucusu olduğu, sesinin çok güçlü bir etkiye sahip olduğu anlatılırken, ondan “Tanrıların Yazıcısı” olarak bahsedilir. Bu mitolojik anlatımlarda geçen üç tanımlama Thot’un ezoterik kimliğini açık olarak olmasa da, üstü örtülü bir şekilde dile getirir. “Bilgelik Tanrısı”, “Osiris’in Doğruyu Söyleyeni”, “Tanrısal Konulma Bilgisine Sahip Olmak” ve “Tanrılar’ın Yazıcısı” Thot’un, kökeni Mu’ya ait olan öğretiyi Atlantis’ten getiren bir rahip olduğunu göz önüne alarak yukarıdaki tanımlamaları değerlendirecek olursak, her şey çok daha anlaşılır bir hale gelecektir…

Bu tanımlamaların ne anlama geldiğini kısaca maddeler halinde sıralayalım:
“Bilgelik Tanrısı”: Önde gelen inisiyatörlerden biri olduğunu gösterir. Bir sonraki tanımlama bu inisiyasyonun ismini açıkça ortaya koymaktadır. “Osiris’in Doğruyu Söyleyeni” “Tanrısal Konuşma Bilgisine Sahip Olmak”: Mısır’da Tanrılar’la birlikte yaşanan dönemler ve Tanrısal konuşma lisanı
tanımlamalarına sıklıkla rastlanır. Bu ifadelerde kastedilen dönem Mu Uygarlığı’nın dünya üzerinde varolduğu süreç, Tanrısal Lisan ise Mu’da konuşulan dildir. Bu konuyla ilgili tarihi kayıtlarımıza geçmiş satırlar da bulunmaktadır. Bu kayıtlar ünlü Tarihçi Herodot’a aittir.
Herodot’un Mısır’daki seyahati sırasında Teb Rahipleri ona 341 dev heykel göstermişler ve bunların 11.340 yıllık Mısır Tarihi içinde dikildiklerini söylemişlerdi. Teb Rahipleri’nin bu konuda anlattıkları arasında ilginç bir cümle geçmektedir (Herodot bu cümleyi Tarih Kitabı’na olduğu gibi almıştır.)
Teb Rahipleri bu heykellerin kendi geçmiş nesillerine nail olduklarını ancak bu heykellerin yapımından
önce Tanrılar’ın insanlar arasında yaşadıklarını söylemişlerdi.
Gelelim son tanımlamaya…

“Tanrılar’ın Yazıcısı”: Thot’un Atlantis’te Osiris Öğretisi adı altında yaşamakla olan Mu Bilgeliğini Mısır’a gelen bir rahip olduğunu ve bu öğretiye ait sırlan kendi adıyla anılan bir kitapta (Thot’un Kitabı) yazmış olduğunu dikkate aldığımızda mitolojik anlatımlarda geçen “Tanrılar Katibi” tanımlamasının ne anlama geldiği sanırım  tüm açıklığıyla ortaya  çıkmaktadır.

Thot’un Asası
Thot’un Asası da başlı başına üzerinde durulması gereken önemli sembolik unsurlara sahiptir.

thotun-yilanli-asasi

Mu’dan Atlantis yoluyla çevre kıtalara taşman sembollerden biridir. Yunanistan’da, Mezopotamya’da, Hindistan’da arkeolojik kazılarda sıklıkla karşımıza çıkmış olan bir semboldür.Yılan sembolünün “Yılan Oğullan” ya da “Tann Oğulları” olarak ifade edilen “Galaktik Uygarlığın” sembolü olduğunu biliyoruz.
Bir eksen üzerine spiral bir tarzda dolanan iki yılan bu Galaktik Uygarlığın adresini göstermektedir. Şeklimizde görmüş olduğunu birbirine sarılmış iki yılan Sirius A ve Sirius B yıldızlarının karşılıklı olarak çizdikleri yörüngelerinin sembolüdür.
,
Asa’nın üst noktasındaki kanatlar da daha önce söylemiş olduğumuz gibi Sirius Yıldızı’nın sembolüdür. Böylelikle yılan ve kartal bir arada kullanılarak birbirlerini destekleyen bir özellik sergilemektedirler. Böylelikle her iki sembol birbirlerini desteklemiş olmaktadır.

sirius

Ptah (1)
Hayat’ın Efendisi’dir, Mısır Mitolojisi’nin en eski Tanrılarındandır. Yaratıcıdır ve insan bedeni yarattıklarından bir tanesidir. Sakallı, başı kel ve sargılarının arasından ellerini çıkarmış bir vaziyette gösterilir. Elindeki asası diğer asalara göre daha farklıdır. Gizli Sırlar Öğretisi isimli kitabımda ayrıntılarıyla açıklamış olduğum gibi, dünya üzerinde yaşamlarını sürdürecek ilk insan bedenleri (ademleri) Galaktik Uygarlıklar’ca oluşturulduğundan bahsetmiştim. Ptah, işte dünya üzerinde ilk insanların bedenlerini oluşturan Galaktik Uygarlıklara ait varlıkların sembolüdür.
Maat(l ,3)
Thot’un karısı, Ra’nın kızıdır Kanun ve adaleti temsil eder. Başında tüylü başlığı olan kadın şeklinde gösterilir. Mısır Metinleri’nde geçtiği yere göre farklılık gösteren, Maat’ın üç ayrı anlamı vardır;

1- Öte Alemi
2- Öte Alem’de işleyen ve varlıkların yaşam planlarını
yönlendiren Sebep Sonuç Yasası’nı. Bu yasa Karma Yasası
olarak da isimlendirilmektedir.
3- Öte Alem’de bedenini terketmiş olanlara rehberlik
eden bedensiz vazifeli varlıkları.
Nuit (1)
Osiris, İsis, Neftis ve Set’in annesidir. Nuit ebedi annedir. Genellikle dünya üzerine eğilmiş bir vaziyette gösterilir Bedeni  yıldızlarla süslenmiş olarak resmedilmesi, Nuit Tanrıçası’nın semavi – kozmik tesirlerin sembolü olduğunu göstermektedir.

Nuit’in kızı olarak tanımlanan Neftis de göksel – semavi tesirleri alıp bir paratoner gibi dünyada çevresine yansıtan varlıkları sembolize etmektedir.
Üzerinde “Evin Hanımı” hiyeroglifi olan bir başlık takan kadınla gösterilmesi bu yüzdendir.
Neb-er-tçer (3)
Klasik Mısır Mitolojisi’nde Osiris’le eşdeğer tutulmuştur. “Zamanın Efendisi” demektir. Ezoterizm’de “Zaman Enerjisi”ne karşılık gelir.
Seb (3)
Toprak Tannsı’dır. Başında tacı olan insan şeklinde gösterilir. Ezoterizm’de “Dünya Eneıjisi”n\n sembolüdür.
Khepera (3)
Dışkıböceği yada dışkıböceği başlı insan şeklinde gösterilir. Yükselen güneştir, çok yaratıcıdır. Klasik Mitoloji kitaplarında Khepera bu şekilde tanımlanır. Ancak czoterik olarak çok farkh bir anlama sahiptir.
Dşıkıböceği olarak ifade edilen Khepera kendini feda ederek varoluşa hizmet etmenin sembolüdür. Bu anlamı dışkı böceğinin özelliğinde gizlidir. Bilenler vardır ama bu böceğin karakteristik bir özelliğini bilmeyenler için hemen açıklayalım:
Dışkıböceği yavrularına besin sağlamak için sırtına nispetle  son derece yumuşak olan karnını yemeleri için sırtı üstü yatarak kendisini yemeleri için yavrularına feda adan bir hayvandır. İşte bu nedenden dolayı inisiyasyonda çok önemli bir anlamı olan “kendini feda ermenin sembolü” olarak bu böcek seçilmiştir
Feda inisiyasyonun temelidir Kendi egosunu feda edebilmek her türlü duygusal zaaflardan kurtulmak demektir ki, bu astral temizliğin yapılabilmesiyle ortaya çıkabilecek bir durumdur. Mısır Mitolojisi’nde çok saygı görmesi ve çok yaratıcı olarak tanımlanmasının nedeni budur.

Kaynak: Ergun Candan -Antik Mısır’ın Sırları

PAYLAŞ
Önceki İçerikAntik Mısırda Thot’un Kitabı’na göre İlâhi Oluşum
Sonraki İçerikAntik Mısırda İnsanın Fiziksel ve Ruhsal Unsurları
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER