Apollon Kültü ve Apollon Tapınağı

1006

Apollon adının anlamının tam olarak bilinemediği gibi kökeni konusu da tartışmalıdır. Apollon’un kökeninin Anadolu olduğu tezi, yirminci yüzyılın başlarından itibaren ortaya atılmıştır.

1903 yılında U. von Wilamowitz-Moellendorff (1921), Apollon’un, Lykialı olduğunu ileri sürmüştür. Apollon’un annesi Leto’nun adının Lykçe “Lada” dan geldiğini ve anlamının kadın olduğunu belirtir. Apollon’un sıfatlarından Apollon Lykeios’un, tanrının Lykialı olduğunu kanıtladığını ileri sürer. Ayrıca Apollon ve Artemis’in silah olarak ok ve yay kullanmalarının barbar kökenlerini gösterdiğini ve diğer Olympos tanrıları gibi ayağında sandalet yerine, Artemis’le beraber Batı Anadolu kökenli bot giydiğini vurgular. İleri sürdüğü tezin son savunması olarak da, Apollon’un, İliada’da Troialıların yanında yer alışını ve Akhilleus’a karşı düşmanlığını kanıt olarak gösterir. Sonuç olarak da, Apollon’un kültünün olasılıkla eski bir külte dayandığını ve Homeros’un da, bu kült bilgilerini yapıtında kullandığını ileri sürer. Köken tartışmasında Hitit kaynaklarında geçen Apulunas adlı tanrının, Apollon olabileceği de ileri sürülmüştür.

Anadolu inanç sisteminde Apollon, dişil ve eril gücün, toprak ve suyun, ödül ile cezanın birleşiminin bir sembolü gibidir. Kız kardeşi Artemis ve annesi Leto’nun ana tanrıça düşüncesi çerçevesinde şekillenen karakterleri, zamanla onun da karakteristiği olmuş, kimliği içerisinde onlarında algılanmasını beraberinde getirmiştir.

Anadolu’nun pek çok kentinde kuvvetli bir yer edinmiş ve büyük saygınlık kazanmış olduğu anlaşılan Apollon kültünün, kehanet icrasının verdiği hakimiyet ve güç dolayısıyla kazandığı ayrıcalıklı konumu, siyasi otoritenin de ilgisini çekmiştir. Apollon kültü, köklü inanç sistemi ve uygulamalarının desteğindeki güçlü bir rahip sınıfının ortaya çıkmasına olanak tanımıştır.

Apollon kahin, kehanet dağıtan tanrı olarak görülürdü. Tanrının Python yılanını öldürme söylencesi bu kimliği ile ilişkilidir. Themis tapınağının koruyucusu olan Python yöredeki tüm canlılara zarar veriyordu. Ayrıca Leto çocuklarına hamile iken, kıskanç Hera, Leto’yu izleme görevini bu Python’a vermişti. Python’u öldüren, Apollon, Delphoi’da kehanet merkezini kurup, Python’un anısına Pythia Bayramlarını ve yarışmalarını kurar.

Apollon, müziğin, dansın, şiirin tanrısı tüm güzel sanatların ve bunlarla ilişkili esin tanrıçaları, dokuz Mousa’nın tanrısıdır. Apollon, Admettos’un sığırlarına çobanlık yaptığı sırada yeni doğan Hermes, kundağından çıkıp, sürüyü çalar. Apollon, sürülerini Hermes’in çaldığını öğrenir ve Zeus’a şikâyet eder. Ancak Zeus henüz yeni doğmuş bir bebeğin bunu yapamayacağını ileri sürerse de, Apollon’un ısrarı karşısında, Hermes gerçeği anlatır ve sürüden sadece iki ineği öldürüp, on iki Olympos tanrısına sunmak üzere on iki parçaya ayırdığını söyler. Apollon’un, on ikinci tanrı kim sorusuna da, Hermes’in yanıtı “ben, hizmetkarınız” olur (Graves, 1984). Bu yanıtın ardından ortamı yumuşatmak amacıyla, kaplumbağa kabuğu, hayvan boynuzları ve bağırsaklardan yaptığı lyrayı çalmaya başlar. Bu telli saza hayran olan Apollon, lyrayı kendisine vermesi ve çalmayı öğretmesi koşulu ile
Hermes’i affeder.

Tanrı aynı zamanda ölümsüz gençliğin ve erkek güzelliğinin tanrısıdır. Antik kaynaklarda tanrıların en güzeli olarak bahsi sıkça geçer. Bu özelliği ile Klasik
Dönem eserlerinde genç, güzel, mavi gözlü, sakalsız ve omuzlarına inen uzun, bukleli saçlarıyla biraz kadınsı bir tip olarak betimlenir. Ancak Arkaik Dönem’de tanrı Kouros olarak betimlenmiştir. Kouros’ların koruyucu tanrısıdır ve daima genç, dinç ve kuvvetlidir. Ergenliğe eren her genç erkek, saçından bir bukle kesip, tanrıya sunardı.

Apollon kentlerin kurucusu ve iyi yasalarının garantörüydü. Uyumlu yasaların yaratıcı ve koruyucusu olan tanrı sayesinde vatandaşların uyumlu olabildiklerine ve barış içinde yaşadıklarına inanılıyordu. Toplum ve polis’in gelişmesi bu uyuma bağlıydı ve bunu sağlayan da aynı müzikteki harmoniyi sağlayan Apollon’du.

Tanrı aynı zamanda Phoibos olarak da hem yaşamın hem de ışığın tanrısı işlevindedir. Okları ışık huzmelerini sembolize eder. Işık tanrısı kimliğinde bazen, atların çektiği altın arabasını göğe doğru sürerken betimlenmiştir.

Hitit metinlerinde kapı tanrısı Apulunas adı geçer. Tanrının bu kapıların koruyucusu kimliği olasılıkla Babil kültünden alınmıştır. Babil’de kapı tanrısı aynı zamanda güneş tanrısı olan Şamaş’tır ve Apollon bu kimliğini de Şamaş’tan almıştır. Şamaş aynı zamanda Epiphanisi (kapı aralığından insanlara görünme) ile tanınır. Tanrı Apollon da zaman zaman epiphani yapar. Didyma’da yılda bir kez tanrının epiphani yaptığına inanılıyordu. Didyma tapınağındaki bilicilik odasının, pronaosa bakan kapısı, Apollon’un epiphani kapısı idi. İliada’da, Apollon, Poseidon’la beraber Troia surlarını inşa edenler olarak geçer.

Asklepios, babası Apollon’a göre daha iyileştirici bir sağlık tanrısı idi. Apollon ise daha çok hastalıkları önleyici ya da uzaklaştırıcı işlevinde bir tanrı idi.

Apollon aynı zamanda ölüm tanrısı idi. Cezalandırmak istediği zaman oklarıyla ölümcül hastalıklar gönderiyordu.

Karia bölgesinin önemli kentlerinden olan Knidos’da Apollon’un iki farklı sıfat altında tapınım gördüğü anlaşılmaktadır.

Bunlardan ilki, Herodotos’un anlatımından bölgede tapınak ve kültü olduğunu bildiğimiz Apollon Triopios’dur. Bu sıfatın kent kurucusuna atfen kullanıldığı varsayımı genel anlamda kabul görmemiştir. Sıfatın kelime anlamı “üç yüzlüdür” Bu anlamıyla sıfat, Knidos’un dağlara sırtını dayamış ve üç yöne açık coğrafi yapısı ile uyumlu görülmektedir.

Apollon’un Knidos’ta ele geçen yazıtlar aracılığı ile saptayabildiğimiz bir diğer sıfatı Karneios’dur. (Waddington, 1972). Geniş bir coğrafyada karşımıza çıkan sıfatın anlamı tartışmalı olsa da genel kanı koç anlamına gelen Karnos sözcüğü ile ilişkili olduğu yönündedir. Söz konusu yazıtlar, bölgede kutsal alan veya tapınak varlığından bahsetmektedir.

 Araştırmacı Haluk Tarcan’a göre : Grekler  ” ΛΓΟΛΛΩΝ” yazısını Apollon olarak okumuşlardır.

               Λ   Γ    Ο    Λ   Λ  Ω  Ν

AT  ÖG    ÜΝ    ÜL  UL   U  N

şeklinde olması gerekmektedir ve bu yazı Ön Türkçedir.

Yeni Knidos’daki Apollon kutsal alanı; tapınağı, alana girişi sağlayan propylonu, sunağı, su kaynağı ve mağaradan oluşan özellikleri ile saptanabilmektedir (Love, 1973). Sayılan özellikler itibarı ile kutsal alan Anadolu’nun geleneğini yansıtmaktadır. Mevcut bir yazıt ile Apollon Karneios’a ait olduğu belgelenen kutsal alanın sunak frizlerinden birinde tanrı Apollon ve Artemis’in doğum sahnesi betimlenmiştir.

Emecik Apollon Kutsal alanında ele geçen buluntular, Geç Geometrik Çağ’dan MS.12. yüzyıla kadar kesintisiz kullanıma işaret eder (Berges, 2000). Alanda ele geçen birçok ithal malzeme, kutsal alanın deniz aşırı bir ilgi gördüğünün göstergesidir. Dor düzeninde inşa edilmiş Emecik kutsal alanı, Apollon tapınağının ilk evresi Arkaik Çağ’a tarihlendirilmektedir. Ancak üzerine inşa edilen kilise nedeni ile oldukça tahrip olan mevcut yapı, Helenistik Çağ’a aittir. Ayrıca, temenos alanı içerisinde kült mağarası ve kutsal bir su kaynağı bulunmaktadır.

Kaunos’ta, kentin yerel baş tanrısı Basileus Kaunios’un teras tapınağı ve çevresini kapsayan temenos alanı, ele geçen iki adet stel ve Apollon başından anlaşıldığına göre Hellenistik Çağ ile birlikte Apollon kutsal alanı olarak işlev görmeye başlamıştır. Stellerin ilkinde, “Apollon tapınağında” ifadesi yer alırken ikincisinde diğer tanrılarla birlikte Apollon’un adının da geçtiği görülmektedir. (Taşlıklıoğlu, 1963). Açık bir kutsal alan niteliğinde olan Apollon temenosu kuzey yönünde bir ziyafet binası ile sınırlanmaktadır (Işık, 1999). Söz konusu yapı, kurban ritüeli sonrasında gerçekleştirilen şölenlerin varlığına ilişkin bilgi vermektedir.

Halikarnassos’da Apollon kültünün varlığı ve önemine ilişkin diğer bir bilgi kaynağımız kent sikkeleridir. MÖ. 5. yüzyıl ile MÖ. 1. yüzyıl arasına tarihlendirilebilecek örneklerin ön yüzlerinde defne çelenkli Apollon başı, arka yüzlerinde ise tanrının simgesi lyra-kithara yer almakta, Roma İmparatorluk Çağı sikkelerinde ise ön yüzde imparator büstü, arka yüzde ayakta, bir elinde lyra/kithara ve diğer elinde mızrap tutan tanrı Apollon betimlenmektedir.

Anadolu’da antik kaynaklarca adından en fazla söz edilen kült oluşumu Didyma Apollon’udur. Apollon’un Didymeus sıfatının, Yunanca ikizler anlamına gelen “didymos” kelimesinden türetilerek, kardeşi Artemis ile birlikte tapınım görmüş olduğu söylenmektedir. Sıfatın tanrı ve tanrıçayı ifade ettiği ve iki tapınağı işaret ettiği düşünülür.

apollon-tapinagi

Apollon kültü, Erythrai, Smyrna, Magnesia gibi diğer İonia kentlerinde de varlığını gösterir. Erythrai’de tanrıya verilen birçok sıfat arasında oldukça fazla yerel özellik bulmak mümkündür. Ayrıca Erythrai’de tanrının yine Artemis ile birlikteliği tespit edilebildiği gibi Asklepios ile de kült birlikteliği izlenmektedir.

Aeolia bölgesinde Gryneion’un Apollon kültü için sahip olduğu önem Herodotos, Strabon ve Pausanias’ın kentin kutsal alanıyla ilgili anlatımlarından anlaşılmaktadır. Apollon Gryneios, Myrina sikkeleri üzerinde, görsel özellikleri ile karşımıza çıkar. MÖ. 2. yüzyıldan itibaren tanrının; belden üstünü açıkta bırakan bir giysi içerisinde, sol elinde kutsal şeritlerin veya kurban iplerinin sarktığı bir defne dalı, sağ elinde bir sunu tası, ayağının dibinde bir omphalos, ve amphora ile birlikte betimlenmiş olduğu görülür.

Aigai kentinde ele geçen iki yazıt üzerinde Apollon’un, Khresterios sıfatı ile anıldığı görülmektedir. Anadolu’da sadece Aigai ve Kalkhedon kentlerinde karşımıza çıkar. Khresterios sıfatının, bu özelliği ile kentin bir koloni yerleşmesi olduğuna işaret ettiği düşünülebilir.

apollon-tapinaginin-ozgun-hali

Pergamon’da Apollon kültü M.Ö. V. yüzyıl itibari ile sikkelerden izlenebilmektedir. Krallık öncesi Pergamon sikkeleri arasında yer alan gümüş bir sikkenin, önyüzünde tanrının simgelerinden olan defneyapraklarından yapılmış bir çelenkle kısa saçlı Apollon başı bulunmaktadır. Arka yüzünde ise hepsi kare içinde bulunan Pers serpuşlu sakallı bir erkek başı (satrap) ve onun üstünde ay motifi yer almaktadır.

Bilinen en erken yazıt MÖ.165 yılına tarihlen, Aleksandria Troas vatandaşları adına Apollon Smintheus kutsal alanına, tanrıyı onurlandırmak için dikilen yazıttır. M.S. 1. yüzyıl içerisine tarihlendirilen bir yazıtta bir Apollon rahibinin heykelinin kutsal alana dikilerek onurlandırıldığı görülür. Kutsal alanda ele geçen ve spor karşılaşmalarında ödül alanların onurlandırıldığı iki heykel kaidesinin üzerinde yer alan yazıtlardan, Smintheion’da “Smintheia Pauleia” şenliklerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır (Ricl, 1997). Aleksandria Troas’da ele geçen yazıtlardan mermer bir sunak üzerindeki tek bir örnekte tanrı ile birlikte Asklepios Soter’in de adı geçmektedir. Apollon, Girit kökenli olabileceği düşünülen ve bölge dilinde fare anlamına gelen sminthos sözcüğünden türemiş olan Smintheus sıfatı ile, ilk kez Homeros’un İlyada’sında karsımıza çıkar, Troia savaşları boyunca hep Anadoluluların yanındadır; Troia surlarını inşa eder; Anadolulu kahramanları korur ve yönlendirir; Akha ordularının üzerine okları ile veba mikrobunu yollar.

Mysia bölgesinde Kyzikos kenti içerisinden ele geçen yazıtlar Apollon tapınımına işaret eder ancak bu yazıtlarda tanrının herhangi bir sıfat almadığı ve Asklepios ile birlikte anıldığı görülmektedir (Taşlıklıoğlu, 1963). Yazıtlardan birinde kentte önemli hizmetlerde bulunmuş, Asklepios kültünün rahipliğini, belki de kuruculuğunu yapmış olan bir sülalenin, aile bireylerinin tanıtıldığı ve hizmetlerinin anlatıldığı anlaşılmaktadır (Hasluck, 1903). Yazıtta, aile bireylerinden birinin mermer heykelinin, Apollon ve Asklepios tapınağına dikilmiş olduğunun belirtilmesiyle kent içerisinde Apollon ve Asklepios’un ortak bir kutsal alanda tapınım gördüklerini düşünmek yerinde olacaktır.

Kent çevresinde ele geçen yazıtlarda ise tanrının birçok sıfatla anıldığı göze çarpmaktadır. Özellikle Kreteanos sıfatı, yoğunluğu ile dikkat çekicidir. Toplam 14 adet adak yazıtı üzerinde Apollon Kreteanos’un onurlandırılıyor olması, tanrının bu sıfatıyla kent için önemini vurgular niteliktedir (Taşlıklıoğlu, 1963). Apollon’un Tadokomeites, Mekastenos ve Bathylimenites sıfatları ile anıldığı yazıtlar ise birer örnekle temsil edilirler (Taşlıklıoğlu, 1963). Mekastenos sıfatının, bölge için önemli olan Mekastos nehri ile ilişkili olarak türetildiği düşünülmektedir (Tanrıver, 1996). Bathylimenites sıfatının ise, Kaunos da dağ ile özdeşleştirilen kutsal taş, baitylosu akla getirmektedir. Apollon’u, Kyzikos kent sikkelerinde M.Ö. 300 yılından İmparatorluk Çağı sonuna kadar izleyebilmekteyiz.

Antik kaynaklardan anladığımız üzere, Apollon kültü, kentte erken dönemlerden itibaren varlık göstermiştir. Külte ilişkin yazıtlar ise en erken İmparatorluk Çağı ile birlikte görülmeye başlamaktadır. Roma İmparatorluk Çağı’nda Patara kehanet ocağının, Delphi ve Delos ile yarışabilecek kadar ünlü ve değerli olduğunu, Rhodiopolis’de tespit edilmiş olan bir yazıtın ışığında söyleyebilmek mümkündür. İmparatorluk Çağı’na tarihlendirilen diğer yazıtlarda, Apollon’un, ata kültü ile ilişkilendirilebilecek, aile ve aile bireylerini koruyan, gözeten tanrı vasfını öne çıkaran, Patroos sıfatı ile anıldığı görülmektedir. Söz konusu sıfatın, Lykia bölgesinde Kadyanda, Rhodiapolis, Oinoanda, Balboura ve Kyanis gibi kentlerde ele geçen yazıtlarla yaygın bir şekilde tanımlanabiliyor olması nedeniyle Apollon Lykia Birliğinin baş tanrısı olarak değerlendirilmektedir.

Kaynak:

Antik Dönem Anadolu Kültleri ve Kült Merkezleri – Serkan Parlak

2 Evrensel Uygarlıkların Çatısı – Saymalıtaş – Haluk Tarcan

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikPaleopatoloji Nedir?
Sonraki İçerikİlk Tutuklanan Genelkurmay Başkanı Kimdir?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER