Çağların Buluşması

578

“Dördüncü çağda, kast dışı krallar dünya üzerinde hü­küm sürecekler. İnsanla vücut yapısı olarak kısa boylu, kı­sa yaşamlı ve zayıf olacak. Yedi -sekiz yaşlarındaki kızlar ço­cuk doğuracaklar ve on ya da on iki yaşındaki erkek çocuk­lar oğul babası olacaklar. İyi ahlak gücünü kaybedecek ve günahkar insanlar fazlasıyla başarılı olacaklar. ”

Mahabharata, III. 188.

Bir zamanlar, Batı Hindistan’da, çok güzel bir kızı olan bir kral vardı. Kızı öylesine güzeldi ki, kızına eş olabilecek değerde bir prens bulamadı. Böylece cennete gitmeye ve Brahma’nın tavsiyesini almaya karar verdi. Kızını da yanında getiren kral, cennete vardı­ğında, göksel varlıklar korosunu tanrı övgüleri ilahileri söy­lerken buldu. Bunun üzerine, yaratıcının huzuruna hemen çıkmaya cüret etmeden önce, sessiz bir şekilde ilahiler bitin­ceye kadar bekledi.

Brahma, onu nazik bir şekilde karşıladı, ve ona ne istediğini sordu. Kral, şu ana kadar kızı için uy­gun bir eş bulamadığını ve tavsiye için geldiğini açıkladı. Bununla birlikte, değersiz olmadığını düşündüğü birkaç prensin isminden bahsetti. Fakat bu isimlerden bahsettiği zaman Brahma güldü ve: “Koro üyelerinin övgülerini bitir­melerini ne kadar süredir beklemektesiniz? Bahsettiğiniz prensler milyonlarca ve milyonlarca yıl önce öldüler. Eşiniz ve akrabalarınız, arkadaşlarınız ve bakanlarınız ve hükmü­nüz altındakilerin tamamı zaman mevhumu ile yok oldular” dedi.

Kral, “Ne yapmam gerekir?” diye sordu. “Kızım için nasıl bir eş bulacağım? Bana sanki yarım saatten daha fazla beklemem işim gibi geldi.” Neyse ki Brahma tatmin edici bir teklif yapmayı başardı. “Doğru” dedi. “Eski başkentiniz ve çağınız ve ırkınızın tüm insanları yok edildi. Fakat şu anda dünya üzerinde başka bir insan ırkı var ve eski başkentini­zin mahallinde başka bir kent var. Ve o kentin kralı yalnız büyük ve güçlü bir prens değil aynı zamanda tanrı Viş­nu’nun bir parçasıdır. Onun adı Balarama’dır. Ona git ve kızınla evlenmesini iste, eminim her ikisi de birbiri için uyumlu olacak” dedi.

Brahma, Vişnu övgüleri ilahisi söylemeye başladı. Onu en yüksek, ebedi ruh olarak tanımladı. Onu sonsuz ve en üst Ruh olarak betimledi ve bu Ruh’un lüttfuyla Brahma yaratı­cı, Vişnu’nun kendisi koruyucu ve Şiva yıkıcı tanrı idi. Ay­rıca onu zaman ile, üzerinde evrenin dinlendiği büyük yılan ile, büyüme ve sıcaklık veren ateş ile, hareketlilik veren ha­va ile, ihtiyaçlarımızı tatmin eden su ile, varlıkların hareke­ti için yer veren gökyüzü ile, ve herkese gıda veren toprak ile bir tuttu. Gerçekte Vişnu dünya idi, ve dünya onun için­de idi. O, başlangıcı ve sonu olmayan ilk insandı.

Tanrıların talimatlarına uyarak, kral ve kızı dünyaya döndü. Fakat doğal memleketlerine ulaştıklarında, zaman i­çinde ırkın bozulmuş olduğunu gördüler. Onlar boyca kı­saydılar, ve zihinsel ve fiziksel olarak zayıftılar. Bununla birlikte, ümitle beklenen böylesi bir damat için ne baba ne de kızı çok fazla tenkitçi olmaya hazırdı ve evlilik hemen düzenlendi ve yerine getirildi. Fakat koca, boyca kendisin­den daha uzun olan bir eşe sahip olmaktan hoşlanmadı.

Böylece saban demirini aldı ve gelini her iki uçtan (alttan ve üstten) bir parça kesti. Kızının mutlu bir evlilik sürdürdüğünü gören baba, kalan günlerini çilekeşlik uygulayarak geçirmek için Himalaya dağlarında inzivaya çekildi.

Vişnu Purana, IV. 1 .

AÇIKLAMALAR :

Purana’dan alınan bu efsane kralın, Manu’nun küçük kü­çük torunu olduğunu söyler. Manu bugünkü evrenin ikinci yaratıcısıdır. Onun cennetteki yokluğunda dört çağın yir­mi yedi devresi geçmiştir. Yirmi yedi devre yüz milyon yıl­dan fazla bir zaman demektir. Mahabbarata’ya göre bu devrin sonuna doğru insanlar giderek daha kötüleşmişler­dir. Yavanas gibi kötü krallar veya yunanlılar egemenliği ele geçirmişlerdir.

Dördüncü çağda Brahmanlar kurban sunmayı ve Vedaları çalışmayı bırakmışlardır, ormanda çi­lekeş yaşam uygulamaktan vazgeçmişler ve her şeyi yeme­ye başlamışlardır. Şudralar dindar olmuşlar, Brahmanlar tanrıyı yadsımışlardır. Tüccarlar hilekarlığa başlamışlar­dır. Dördüncü çağ sona erdiğinde yeni bir dönem başlaya­caktır.

İlk çağ, Krita : 1 .728.000 yıl

İkinci çağ, Treta : 1 .296.000 yıl

Üçüncü çağ, Dwapara : 864.000 yıl

Dördüncü çağ, Kali : 432.000 yıl

Toplam: 4.320.000 yıl.

Dört çağın bin yıllık devresi Brahmanın bir gününe eşittir. Brahmanın bir gününün sonunda evren çözülmeye başlar. Önce ateş herşeyi yok eder sonra seller gibi akan su ateşi söndürür: tanrılar ve şeytanlar, insanlar ve hayvanlar yok olurlar. Evrende bir tek Brahma kalır. Brahma yalnız ka­lınca uyur, buna Brahma gecesi denir, bu bir kendi günü­ne eşittir. (M.III. 188)

Sonraki efsaneler bunun Brahma de­ğil Vişnu olduğunu söylerler. Uyuyan Vişnu’dur ve böyle­ce onu en üstün ruh Brahman’la özdeşleştirirler. Brahma gecesi bittiğinde ve Vişnu uyandığında göbek deliğinden bir lotüs çiçeği çıkar. Yaratıcı tanrı Brahma bu lotüsden doğar ve evreni yeniden yaratmaya başlar. (R.VII.72; M.III. 12)

Rişi Markandeya, Rama ve Krişna’nın arkadaşıdır ve evre­nin bir çok kez çözülüşünü yaşadığı söylenir. Brahma ge­celerinden birinde bir süre Vişnu’nun kanına girmiş ve burada tanrıları ve şeytanları, hayvanları ve insanları, ne­hirleri ve dağları ve denizleri görmüştür. ( M.III. 188)

Kaynak: J.M. Macfie- Hint Efsaneleri.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER