Dünya Ve Cennetin Birleşmesi

799

“Günde yalnız iki kez yemek yiyen insan, bir müddet i­çinde hiç bir şekilde yiyecek ya da içecek almaz ve bunu al­tı yıl yaparsa, bütün bu zaman boyunca herhangi bir yara­tığı yaralamaktan kaçınırsa, ve düzenli bir şekilde kutsal a­teş üzerine içki dökerse, bir milyon yıl Brahma’nın cenne­tinde yaşar, ve cennet hurileri ile keyifli bir hayat sürer. ”

Mahabbarata, XIII. 1 07 . 7.

Ay ırkının prensi Pruravas cömertliği , dindarlığı ve doğruluğu ile büyük hürmet gördü. Fakat güzelliği daha da ünlüydü. Cennet hurilerinden biri olan Urvasi’yi onunla bir ilişki oluşturmaya iten onun güzelliği idi. Tanrı Mitra ve Maruna tarafından aleyhine söylenen bir lanetleme sonu­cunda Urvasi, ölümlülerin dünyasına gelmeye ve orada ya­şamaya mecbur bırakıldı. Dünyaya ulaştığı ve Pruravas’ı gördüğü zaman onun güzelliği karşısında vuruldu ve cenne­te geri dönme arzusunu tamamen yitirdi.

Pruravas da aynı şekilde Urvasi ‘den büyülendi , ve beraber yaşamalarını tek­lif ettiği zaman, Urvasi bu teklife belli şartların kabul edil mesi suretiyle razı oldu. Üç şartı vardı. Kendisine çok bağ­lı iki koça sahipti. Bu koçlar sürekli olarak onun yatağının yanında olmalıydı ve hiç kimse onları oradan uzaklaştırma­yı aklına bile getirmemeliydi. Kendisinin tek yiyeceği olan saf tereyağı tedarik edilmeli idi. Ve üçüncü olarak, Prura­vas’ı hiç bir zaman çıplak görmemesi gerekmekteydi. Pru­ravas bu üç şartı kabul etti , ve bu mutlu çift altmış bir bin yıl birlikte yaşadı.

Eğer mümkün olsaydı birbirlerine olan aşk­ları günden güne artacaktı. Fakat Urvasi’nin cennetteki ar­kadaşlarını unutmasına rağmen onlar Urvasi’yi unutma­mışlardı.Tanrılara övgülü şarkılar söyleyen Gandharva’lar ve cennet perisi olan kız kardeşleri kadar Şidas ya da övü­len azizler de onun yokluğu ile kendilerini yalnız hissettiler ve onu geri getirmeye karar verdiler. Urvasi ‘nin kralla yap­tığı anlaşmanın şartlarını bildiklerinden en iyi planın bu an­laşmayı bozmak olacağı kararına vardılar.

Başlangıç olarak koçları kaçıracaklardı. Böylece, Gandharvaların biri dün­yaya indi, ve her tarafın karanlıkla kaplı olduğu bir sırada cennet perisinin ve kralın uyuduğu yatağa yaklaştı. Gand­harva, koçlardan birini tutarak oradan götürdü. Fakat koç öylesine bir ses çıkardı ki bu Urvasi’yi uyandırdı, ve kendi deyimiyle çocuklarından biri olan koçun götürülmesiyle soyulduğunu anladı. Elbette kral, Urvasi ‘nin ağlayışını işit­ti, ama aynı zamanda çıplak olduğunu da hatırladı, ve yatak­tan çıkma cesaretinde bulunmadı. Fakat Gandharva gelip i­kinci koçu da çalınca, Urvasi ‘nin kızgınlığının sınırı kalma­mıştı. Açık olarak, korkak ve hilekar biri ile yaşadığını söy­ledi.

Gerçek bir eşe sahip olsaydı, o korkak ve hilekar ol­mazdı. Eşini ve eşinin çocuklarını korurdu. Bu azarlamalar Pruravas’ın tedbirini bozdu, ve Urvasi’nin onu karanlıkta görmeyeceğini ümit ederek, yataktan kalktı, hırsızı yakala­maya ve koçları geri getirmeye karar verdi. Prens, cennette ikamet edenlerin hilekarlıklarını hesaba katmamıştı. Bir an­da odayı büyük bir şimşekle doldurdular. Urvasi, prensi çıp­lak gördü. Anlaşmalarının şartları iptal edildi, ve cennet pe­risi gözden kayboldu.

Amaçlarının başarıya ulaştığını gör­düklerinde, Gandharvalar koçları serbest bıraktılar, ve cen­nete geri döndüler. Pruravas hemen koçları koruması altına aldı, ve oldukça başarılı olduğunu düşünerek, amacına ulaş­manın büyük mutluluğu içinde eve döndü. Fakat, dehşetle cennet hurisinin gözden kaybolduğunu anladı, ve hiç bir yerde onun izi bulunamadı. Üzüntü ile çılgına dönmüş bir şekilde, ve çıplak olarak dünyanın her köşesinde onu aradı.

Uzun bir arayış sonunda onu Kruşetra’da buldu. Cennet hu­risi diğer bir kaç huriyle birlikteydi ve mutlu zamanlar ge­çirdiği son aşığını takdim etti onlara. Prensin gerçekten çok yakışıklı bir insan olması nedeniyle hiç şaşırmadıklarını ve Urvasi’nin olduğu gibi onunla birlikte yaşama şansı elde et­mekten çok memnun olacaklarını söylediler.

Pruravas Ur­vasi’ye geri dönmesi ve onunla yaşaması için yalvardığın­da, Urvasi bunun mümkün olamayacağını söyledi. Prura­vas’la olan birlikteliğinden hamile idi. Eğer Pruravas yıl so­nunda gelirse, Urvasi ona bir oğul hediye edecek ve Prura­vas’la bir gece geçirmeye razı olacaktı. Pruravas, sınırlandı­rılmış bu teklifi kabul etmeye zorlandı. Ve zaman geç­tikçe, altı yıl boyunca, Urvasi ile her yıl bir gece geçirmesi­ne izin verildi. Bu şekilde altı oğul babası oldu.

Altıncı oğul doğduğu zaman, Urvasi krala bir ricada bulunmasını söyle­di. Buna karşılık olarak Pruravas, yaşamında yalnızca bir tek şeyin eksikliğini çektiğini söyledi. Düşmanlarını yen­mişti. Güç ve refaha sahipti. Düşünsel ve fiziksel olarak güçlüydü. Arkadaş ve büyük asker sürüsüne sahipti. Fakat Urvasi’nin onunla yaşamaya rıza göstermemesi halinde hiç bir zaman mutlu olamayacaktı. Urvasi’nin krala lütufta bu­lunma yetkisini veren Gandharva’lardı. Onlar geldiler ve Pruravas’a ateş dolu bir araç verdiler. Düşüncelerini Urvasi ile birlikte yaşama fikri üzerinde sabitleştirmesi ve adaklar sunması için bu ateş dolu aracı üç parçaya ayırmasını, ve bunu yapması halinde arzuladığı her şeyi elde edeceğini söylediler.

Pruravas, başlangıçta bu öneriyle tatmin olmuş­tu, ve evine gitmek için ayrıldı. Fakat bir orman içinde se­yahat ederken ne kadar budala olduğunu düşünmeye başla­dı. Onun istediği Urvasi idi ve onun yerine ateşle dolu bir araçtan başka hiç bir şey elde etmemişti. Aracı yerde bırak­tı ve eli boş ikamet ettiği yere gitti. Fakat gece yarısı uyan­dığında aptalca bir hata yaptığını düşünmeye başladı, ve ya­tağından kalkarak derhal ormana gitmek için yola koyuldu.

Fakat aracı orada bulamadı. Bununla birlikte, aracın yerin­de biri diğerinin içinden dışarı fırlamış iki genç ağacın yetiştiğini gördü. Bu ağaçları kendi sarayına götürdü. Ağaçları birbirine sürterek ateş üretebileceğine ve ona ibadet edebileceğine karar verdi. Parçaları birbirine sürterken Gayatri a­yetini okudu. Çabaları başarılı idi. Ateşi temin etti. Onu üç kısma ayırdı. Onunla adaklar sundu ve daha fazla aşkından ayrı kalmamak için onları Gandharvaların arasında bir yer­de muhafaza etti .

Vişnu Purana, IV. 6.

AÇIKLAMALAR :

AY SOYU : Ay tanrısının soyundan geldiklerini savunan krallar.

CENNET HURiLERi: Okyanusun çalkalanması sırasın­da meydana geldiler.

GANDHARVA: Tutucu görüşe göre Kaşyapa’nın çocuk­ları. Brahma’nın burnundan oluştukları da söylenir.

ATEŞi ÜÇE BÖLDÜ: Ateş tanrısının üçlü bir niteliği de vardır. Kralın Veda kurallarına uygun olarak ateşi bölmesi istenmiştir.

PRURAVAS: Ayın torunu. Rig-Veda’da onun ve Urva­si’nin arasında geçen anlaşılmaz bir diyalogtan bahsedilir. Bu efsane Şatapata Brahmana’da ve Mahabbarata’da da geçer. Max Müller bu hikayeyi şafak ve güneş arasındaki ilişki olarak yorumlar.

URVASİ: Saf zihinli Arjuna cennete geldiğinde, tanrı İndra’nın isteğine karşı gelerek Urvasi ile ilişkiye girmeyi reddetti. Huri kızgınlıkla Arjuna’yı lanetleyerek hadım etti.

Kaynak : J.M. Macfie- Hint Efsaneleri.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER