Gagauz Türklerinin Halk İnançları Ve Gelenekleri

773

“Gagauz Türkleri halk inançları ile diğer Türk halkları itibariyle ortaklıklar, daha ziyade Türkmen-Oğuz Türkle­ri’nde görülmektedir. Biz Ortodoks Türkleri’nin izahını Proto Türklerden hareketle yapmakta yanayız. Bize göre, Gagauzlar Gök Tanrı inancına mensup iken Hristiyan inancına geçtiler.

Gagauzlar’da, çocuğu olmayan kadının çocuğu olması için bazı uygulamalar yapılır. Sabahleyin gün doğmadan evvel çimeni (çiğ) ile bir defa yıkanması halinde çocuğu­nun olacağına inanılır. Ayrıca aynı amaçla kilisede dua okutulur. Muska yapılmaz, cumayı cumartesine bağlayan gece kutsal kabul edilir. Gelinin çocuğu olsun diye dama­dın evine girdikten sonra, damadın kucağına kız çocuğu ve gelinin kucağına oğlan çocuğu konulur. Böylece yeni çiftle­rin çok çocuklu olacaklarına inanılır. Gelin ve damat yastı­ğa oturtulurlar. Oturtulmadan evvel, yastık kabartılır ise, yaşamlarının kabarık ve bolluk, zenginlik içinde olacağına inanılır. Bu aynı zamanda çok çocuklu olmak demektir.Ayrıca çocuğu olmayan çiftler, çocukları olması için 40 gün Stavroz çıkarırlar. Damat bu esnada diz çöker, başını yere koyar bunu 3 veya 7 defa yapar, yüzünü ikonun ol­duğu yere döner. Bu uygulamayı daha ziyade çocuğu olup da yaşamayan aileler yaparlar. Bu secdeye “mitoni” denir. Başma kahır gelen herkes, her akşam “mitoni” ya­pabilir. Böylece sıkıntısının giderileceğine inanılır.

Gagauz Türkleri’nde hamile olmuş kadına “kalın kal­dı” hamile kadına da “dolu” denir. Gagauz Türkleri’nde de Aşerme vardır. Ancak aşerme veya yerikleme gibi bir adı yoktur. Aşeren kadının istediği şeyin bulunması ge­rektiğine inanılır. Anne adayını arzuladığı yiyeceği ileri­de de canının çekeceğine, hayatı boyunca bu yiyeceğin öz­lemini duyacağına inanılır.

Gagauzlar’da korkan hamile kadının görünmeyen bir yerine vurulur. Zira vurulan yerde bir nişanın çıkacağma inanılır.

Gagauz Türkleri’nde Allah’ın çocuk vermesi için Vakla adanır. Vakla siyah-beyaz alaca bir kuzudur. Ayrıca cansız kurban uygulaması da vardır. Bulgur kurbanı ya­pılır. Adak sahibi etli bulgur adağında bulanabilir. Kesi­len hayvanın kemikleri evin arka tarafında uygun bir ye­re gömülür. Burası ayak altı olmayan bir yer olmalıdır. Bir ağacın köküne de bu kemikler gömülebilirler. Kurban için daha ziyade koç tercih edilir. Koçun iki boynuzuna iki mum yakılır. Kurbanın kanı, kurban kimin için kesilmiş ise, o şahsın alnına sürülür. Kurban kanının çiğnenmesi gerektiğine inanılır. Kanın aktığı yer yıkanır. Kurban ka­nı kutsaldır. Kurbanın kanı ile çocuğun alnına haç yapılır. Kurbanın etini ilkin kapı komşuya ikram edilir, sonra ak­rabalara verilir. En son evin halkı bu etten yiyebilir. Kur­ban etinden ne kadar çok kişiye ikram edilir ise, kurbanın o derece makbul olduğuna inanılır. Adına kurban kesilen kimse, ilkin ayazma suyu (okunmuş-kutsal su) içer. Tek­rar dua edilir ve yenilir.

Gagauzlar’da cansız kurban veya kansız kurban diye bilinen bir kurban türü vardır. Ancak sahibi o hayvanı ke­semez. O hayvanın etinden yiyemez. O hayvanı bir fakire, bir çocuğa veya papaza verebilir. Bu hayvanı alan kimse, ister ise keser veya kesmez. Kurban olarak adanan hayva­nın bostana, bahçeye girmesi adeta serbesttir. Ona doku­nulmaz. Özel itina gösterilir.

Gagauz Türkleri’nde, kadın hamile olduğuna anlayın­ca aya veya güneşe bakmalıdır. Bu uygulamada çocuğun ay ve güneş gibi güzel olacağı inancı vardır.Hamile kadına tavşan eti verilmeyeceği inancı vardır. Verilir ise Gagauz Türkleri çocuklarının dişlerinin tavşan dişi gibi olacağına inanırlar.

Gagauzlar’da hamile hanımın kızı veya oğlu mu olaca­ğını tahmin etmek için bazı uygulamalar yapılır. Bu mak­satla bir iğne alınır, bu iğneye siyah bir iplik takılır ve di­kine tutulur. İpliğin ucundaki iğne dik durur ise, hanımın oğlu olacağına, daireler çizer gibi sallanır ise kızı olacağı­na inanılır. Ayrıca hamile kadının yüzünde lekeler oluşur ve anne adayının yüzü çirkinleşir ise, kız çocuğunun ola­cağına güzelleşir ise, oğlunun olacağına inanılır. Kadının göbeği sivri olur ise, oğlu olacağını ,göbek yuvarlak olur ise, kızı olacağına inanılır. Ayrıca elma niyetlenilerek ekvatori olarak kesilir, çekirdeklerin çukurlarına göre hami­lenin, oğlu veya kızı olacağına yorum yapılır.

Gagauz Türkleri halk inançlarına göre gebe kadın ate­şe bakmamalıdır. Bakması halinde çocuğa bir hal olabilir. Eskiden hamile kadın doğum yaparken eşi, kocası doğum olan odada bulunurmuş. Bu odada kötü ruhlardan korun­mak için lamba yakılır. Kadının doğumunun kolay olma­sı inancı ile, kadın erkeğin kuşağından tutunur. Doğum kolay olsun diye dualar okunur: “Göklerdeki babamız, hem göklerde hem de yerlerdeki babamız senin adın şanlansın, senin emrin ol­sun…” Gagauz Türkleri’nde bebeğin göbek parçası kapının kirişine asılıp kurutulur.

Gagauz Türkleri’nde Alkarısı’na, Rusali denilmektedir. Albasması inancı Gagauzlar’da da vardır. Özel Rusali Günleri yapılır. Bu toplantılara sadece kadınlar katılırlar. Bugünlerde yenir, içilir. Bu günler dini kadın günleridirler. O gün, Rusali’nin geleceği inancı vardır. O’nu memnun etmek için yapılır. Senede muayyen bir gündür. Bu günün yapılmasının yara­rını papazlar onaylamaktadırlar. Rusalinin, “kırklanma­mış” kadına kırkı içerisinde, Rusali günü yapılmış ise, bir şey yapamaz inancı vardır. Rusali günü anneyi korumuş olur. Kırklanmamış kadına Rusali zarar vermesin diye İkono’nun önüne yanar vaziyette bir kandil konur. Rusa­li günlerinde daha ziyade yaşlı kadınlar toplanırlar, yeni gelinleri pek aralarına sokmazlar. Anne ve çocuk kırkla­nırken papaz çağrılır, sıcak su hazırlanır, çocuk o suda yı­kanır. Kırk suyuna gümüş para konur. Papazın haçını bir suya koyduğu da olur. Bu suya ayazma suyu karıştırıla­rak bebek bu su ile yıkanır.

Alkansından korunmak için, demir eşya, sarımsak, soğan, at nalı, erkek giysisi gibi şeyler de kullanı­lır. Kelam-ı Kadimin hamilenin yatak başında bulundu­rulması çok yaygındır. Rusali Günleri münasebeti ile ya­pılan uygulamalar daha ziyade anılan kara iye için veril­miş bir saç, kansız kurban niteliğinde görülmektedir.

Gagauzlar’da kırklanmamış kadın, pınara su almaya gitmez. Su kuyusundan su çekmez. Gün kavuş­tuktan sonra komşuya herhangi bir şey vermez. Ge­celeri yanında bıçak veya fener bulundurulur.

Gagauzlar’da, çocuk gün kavuşmadan yıkanmalıdır. Gün kavuştuktan sonra çocuğun banyo suyu dışarıya dö­külmez. Çocuğun çamaşırları dışarıya asılmaz. Bebeğin banyo suyu ertesi gün ulu bir ağacın altma dökülür. Çiğ­nenmesi istenilmez, banyo suyu eşikten dışarıya gece atı­lır ise ömrünün kesileceğine inanılır. Kırklamak diğer Hristiyanlar’da yokken, sadece Bulgarlar ve Gagauzlar’da vardır.Gagauzlar’da anne ve bebek kırk gün dışarı çıkmaz. Bir yere gidilmesi zarureti olsa, yanlarında muhakkak yaşlı birisi bulunur.

Gagauzlar’da çocuğa adını, babanın sağdıcı koyar. Ba­banın sağdıcı balanın da sağdıcı olur. Çocuğa çok kere sağdıcın adı konulur. Sağdıcı bu hakkından feragat eder ise, çocuğa babanın babasının veya annesinin adı konur. İsim seçme sıralamasında üçüncü olarak annenin baba ve annesinin ismi vardır. Bu uygulama nesiller boyu uygulana gelir olmuştur. Çocuk dünyaya geldiği gün bir azizin doğum günü ise, o azizin ismi konulur. Bir çocuğun; bir sokak ismi ve bir de dini ismi vardır. Dini isim nüfus ka­yıtları, diploma, askerlik, pasaport gibi kayıtlarda geçerli isimdir.

Türk aile tipi çoğunlukla ataerkildir. Ailede baba tarafı hegemonyası vardır. Çocuğa ismini aileden birisi koyacak ise, bu büyükbaba, baba veya onların yaşlı bir akrabaları olur. İsim seçimi ailenin geçmiş fertlerinden olacak ise, bu isim de çoğunluk baskın durumda olan baba akrabaların­dan seçilir. Gagauz Türkleri’nde dini ismin önem itibariy­le öncelik alması, bu isimlerin Hristiyan azizlerinden se­çilmiş olmaları, on­ların insan ismi itibariyle millî bir çizgi izlemelerini önle­mektedir.

Bir dö­nem, demirci, kuyumcu, duvarcı, bakırcı gibi meslek isimleri soy ismi olabilmiş iken, şimdilerde bu türden isimlere nadiren rastlanmaktadır. Yunanistan ve Bulgaris­tan Ortodoksları isimlerin sonuna getirmiş oldukları mu­ayyen eklerle, ortodoksi içerisinde milli kimliklerine dair açıklama yapmış olmaktadırlar. Ancak Gagauz Türkleri için bu tür bir çalışma maalesef henüz yapılamamıştır.

Gagauzlarda, çocuğun dünyaya geldiği günün tekabül ettiği azizin doğum günü, onun isim günüdür. O gün kiliseye gidilir. Doğduğu günün tekabül ettiği takvim gü­nü, onun doğum günüdür. Doğum günü şenlik yapılır.

Gagauz Türkleri’nde kırklanmamış çocuk kimseye, özellikle mavi gözlüye gösterilmez. “Mavi göz tekin değildir nazar eder”, inancı vardır.Gagauz Türkleri’nde birisi çocuğa “Şassa” şaşıp ne kadar güzel çocuk dese, şaşan kimse çocuğu elinin tersi ile “tu-tu-tu’Tar. Çocuğu sevenin böylece nazarının geçmeyeceğine inanılır.

Şaşan kimsenin naza­rından çocuğu korumak için çocuğun yanında annesi ve­ya ailesinden kim var ise “sarımsağı var, adı yaşar” de­melidir.Sarımsak, kara iyelere karşı kullanılan bir koruyucu­dur. Çok kere soğanla birlikte kullanılır. Rusali/ Alkarısı gibi nazarda kişioğlunun nefsinden kaynaklanan bir kara iye gibi mütalaa edilebilir.
Gagauz Türkleri’nde nazardan korunmak için çocukla­ra nuska yapılır. Daha ziyade mavi giydirilir. Erkek ço­cukların nuskaları taka (takke)lerine takılır. Nuska mavi ve üç köşeli olur. İçerisine papazın elbisesinden bir parça konulur. Ayrıca buğday tanesi de konur. Nuskanın üzeri­ne haç veya Hz. İsa’nın ikonosu dikilir. Üç köşesinin üçü ile de tutturulur. Nuskanın üzerindeki haçın altına papaz tarafından nuskayı taşıyacak kişinin ismi yazılır. Bu işlem manastırda yapılır. Papaz tarafından duası okunarak sa­hibine verilir.Gagauz Türkleri’nde Nıskacık (Nuska); nazar, korku ve kem gözden korur. Küçük çocukların boyunlarına bir iple geçirilir. Büyüklerin daima giydikleri bir elbise veya çamaşırlarının iç kısmına dikilir. Çocukların ise, yakala­rına dikilir. Muskalar Lidya’nın (ayın) belirli günlerinde okunur.

Gagauzlar’da bebek ilk adımı atınca tavuk tüğü ge­tirilir ve “tüy kesme” merasimi yapılır. Tüy, çocuğun ayak­ları arasında babası tarafından kesilir. Bu merasimde komşulara yemek iyileştirilir/üyleştirilir paylaştırılır.

Gagauz Türkleri’nde çocuğun ilk dişi çıktığı zaman “Diş Bayramı” yapılır. Diş Bayramı ailenin kendi fertleri arasındadır. İlk dişe keskin olması inancı ile “tavşan dişi” denir. İlk diş bir ekmeğin arasına konur, evin sun­durmasının başına gidilir ve orada “Ga Ga Garga alsanakemik diş, ver bana demir diş” denir. Sundurmanın üstü­ne atar, oradaki karganın alacağı inancı vardır.

Gagauzlar’da bebeğin ilk kesilen saçı çocuk büyüyünceye kadar saklanır.Bebeğin ilk saçı için de “Saç Toyu” yapılır.

Gagauzlar’da, genç kızlar o yıl kısmetlerinin açılıp açılmayacağını tahmin için bazı uygulamalar yaparlar. Yeni yıla karşı (yılbaşında) genç kızlar bir ayakkabı alır ve onu başlarından geriye doğru atarlar. Ertesi gün sabah­leyin ayakkabının duruşuna bakılır. Ayakkabının burnu uç kısmı eve doğru bakıyor ise, o yıl kısmetinin çıkmaya­cağına, evlenemeyeceklerine inanılır.Ayrıca evlenip evlenmeyeceğini öğrenmede; ilk yaz yortusunda “çömlekten baht çekme” uygulaması yapılır. Gagauzlar’da yeni yıla karşı (yılbaşında) misafirlerin ayakkabıları birbirleri ile çiftlenir. Son ayakkabı tek kalır ise, evlenilemeyeceği anlamı çıkar.Gagauzlar’da yeni yıla karşı gün doğmadan sokağa çı­kılır, ilk rastlanan kimsenin uğuru yorumlanır.Ayrıca, papaz siyah kuşağı, sarı bir mürekkeple yazar ve evde kalmış kızın beline bağlar. Bu kuşak evleninceye kadar çıkarılmaz. Papaz o kızın başını bağladığına kısme­tinin çıkacağına inanılır.

Gagauzlar’da, kızlar için evlilik yaşı 17’den itibaren başlamıştır. Kanunen 18 yaşının altında evlenilmektedir. Erkekler askerlikten sonra çoğunlukla evlenirler. Gençler­de yüksek tahsil imkanı sınırlanınca evlilik yaşı da aşağı­ya çekilmiştir. Evlendirilecek kızın kanaati muhakkak so­rulur. Gençler aralarında anlaşırlarsa kaçma, kaçırma yöntemi ile evlenmeler olur. Ancak kaçan kıza iyi gözle bakılmaz. İleride kaynanası o kızın başına kalkabilir. Çok yaygın olan evlenme şekli “yavuklu evlenme” şeklidir. Çiftler bu uygulamada anlaşarak evlenirler. Görücü usulü ile evlenme de vardır. Kız kaçırma veya başka bir olay kan davasına yol açmaz. Kan davası yoktur. Evlenmede 7 boy sayılır. Yedi boya kadar evlenilmez. Ölen ağabeyinin dul kalan hanımı ile kardeşi evlenmez.

Kız kardeşlerden birisi muhakkak iç güvey alırlar. Anne ve baba içgüvey olan kız kardeş ile birlikte kalırlar. Er­kek kardeşlerden en küçüğü ile anne ve baba kalırlar. Ge­lin kocasının ayrı olan evine gitmeden evvel, kayın pede­rinin evinde 1-2 ay kalmalıdır.

Gagauz evliliklerinde ilkin aile aranır, tahkikat yapılır, şıremetine (çalışkanlığına) bakılır. Kızın kendisi araştırılır. Bunları, tayin edilen bir kadın yapar. Sonra Adama yapılır (kız evinin ağzı aranır) sonra kız evine gidilir, “bizde bir avcı, sizde bir kuş var” denir. Kızın kanaati alınır. Kız isteme işi tamamlanınca “cehizlenme”ye geçi­lir. Bu alınacak eşyaların tespiti için yapılan konuşmadır. Bu gecenin ismi “laf gecesi”dir. Laf gecesi oğlan, kızın evine alınmaz laf olur, onur kırıcıdır. Başlık eskiden var­mış, şimdi ise yoktur. Sözü kesilen kıza yüzük veya küpe takmak şarttır.

Nişan’da Çötra-Boda (Emiş/Yemiş) ikram edilir. Çötra, ağaçtan yapılmış şarap çömleği Boda nişan demektir.”Güvey Konuklama”da kız ve kızın arkadaşları güvey ve arkadaşlarını ağırlarlar. Bu eğlence, gece başlar ve gün doğmadan bitmesi gerekir. Güveyiyi kimselerin görme­mesi gerekir.

Ayrıca Gagauzlar’da “Bayrak Peşkiri” ve “Bayrak Ha­zırlığı” vardır. O akşam gelin bayrağını kırmızı yün (ya­pağı) ipliği ile diker. Bayrağın tepesine bir elma veya ay­va konur. Deverga (oğlan evinden masrafları karşılayan biri) bayrağı kızın evinden oğlanın evine gider. Kızın evinden tekrar bir bayrakla gelinir. Tepeyi geri getirince oğlanın tepeyi kapması gerekir. Oğlan tepeyi kapar odası­na koşar. Belinde kırmızı kuşak vardır. Bu bayrak, evinin kapısına çakılıp sürekli sallanır.

“Belek Örme” gelinin eskiden saçma 40 şimdi 2 belek örülmektedir. Örüklerin arasına yalabık (şık) bir ip konur, tepesine kırmızı gül konur. Kırmızı baht açar, kısmet geti­rir inancı vardır. Ay, kızarır ise, savaşın çıkacağına rüzgâr olacağına inanılır. Sarı ayrılığı yeşil üzüntüyü, siyah ka­hiri beyaz ve mavi rahatlık ve temizliği simgeler.

“Ekmek Kurma” güveyin başında, gelin baba evinden çıkınca ekmek kırılır. Bu ekmekten herkese verilir. Kıs­metleri açılması için verilen bu ekmek daha ziyade genç­lere bahtları açılması için verilirdi. Bu ekmek bazen de balla verilir. Bolluk ve sağlık dilenilir. Böylece gelinin ek­mek gibi kabaran, artan bal gibi tatlı olması temenni edil­miştir.

Gagauz Türkleri’ndeki ekmek kırma bir nevi saçıdır. Ekmekten tadan herkes yeni ocağın kurucusuna hayır duada bulunur.

Gagauzlar’da gerdeğe girecek delikanlının arkasına yum­ruk vurulur. Eskiden “gelin çarşafı “nı ilgili herkesin görmesi istenirdi. Bekaretini evlilik evvelinde yitirmiş kız, ya baba evine gönderilir ve yahut böyle kızlar intihar ederlerdi. “Bekaret bezi” veya “gelin çarşafı” gerdek ge­cesi gelin yastığının altında olur, ertesi gün bu bez gelinin kaynanasına gösterilir. Daha sonra da, kızın baba evine gönderilir.Gagauz Türkleri’nde yaşlı hanımlar gerdek kapısının önünde durarak odanın kapısını vururlar. Burada 40 ta­bak kırılır. Burada yaşlılar tarafından 40 elekten un ele­nir. Tabak kırma olayı bir gürültü çıkarma tarzıdır. Eski Türk inancında, gürültü kara iyelerin kovulmasında ya­rarlı olmakta, gürültü bazı şer güçlerin ölmesini sağla­maktadır.

Gagauzlar’da gelin baba evinden çıkarken eşiğinin önüne maşa konur.Gagauz düğünlerinde pazartesi akşamları “ölme” var­dır. Damadın anne ve babası temsilen ölürler. Güvey ve gelin bu temsili ölülerin baş ucuna gelir,” annemiz, babamız “diye ağlarlar. Onları kaldırır, sevgi ve saygı ile içeriye ge­linin odasına alırlar.

Gagauz düğünlerinde gelin ve damat, damadın anne ve babasının ayaklarını yıkarlar. Komşular anne ve baba­nın ayaklarına çamur atarlar. Onlar yıkamaya devam ederler. Bu yıkama suyunu daha sonra gelin ve damat içerler. Amaç gelin ve damadın gelecekteki hayatlarında büyüklerine saygılı olmayı sağlamaktır. Kaynana ve kay­natanın ayakları “gelin peşkiri” ile kurulanır. Damat bu peşkirin bir ucundan tutar, gelin diğer ucundan tutar, ayakları kumlarlar. Damat bir ayağın çorabını giydirir­ken, gelin diğer ayağın çorabını giydirir.

Gagauzlar’da da “Güvey tıraşı” merasimi vardır. Geli­nin ise “belik örme” merasimi yapılır. Beliği kızlar örer­ler. Onun da merasimi, eğlencesi ve şenlikleri vardır. Bu uygulamada “Gelin Türküsü” söylenir. Gelinin saçının örülmesini güveyin yakınları yaparlar. Saç örenlere hedi­yeler verilir. Güvey tıraşında “Güvey Aynası” diye özel bir ayna vardır. Aynanın önüne bir kap içerisinde su ko­nur. Bu su kabının iki tarafında yanar halde iki mum var­dır. Bu suyun içerisine para atılır. Traşı yapan berber “bu ustura kesmiyor” der. Oğlanın yakınlarından para alır ve usturasını biler. Belik Örme’de de ayna vardır.

Gagauz Türkleri’nde “Hamura Gitme” uygulaması vardır. Pazartesi akşamı sağdıç ve yakınları gelinin evin­den hamur almaya gelirler. Bu grubun içerisinde güvey de vardır. Hamura gece gidilir. Daver (oğlanın ağabeyi veya yakını) boynuna bir aşık kemiği, bir demir parça­sı, domuz kulağı ve kırmızı acı biberin dizildiği bir kol­ye takar.Gagauzlar’da Daver, Türkmen, Özbek ve Azerbaycan Türkleri’ndeki sağdıçtır. Ancak Daver’in kılığı çok anlam­lıdır. Kolyesinde bir aşık kemiği vardır. Aşık kemiği Türk halk inançlarında sadece şans oyunları, fal aracı değil, aynı zamanda hayır-bereket simgesidir.

Gagauz Türkleri’nde “Gelin Atlama” uygulaması ade­ti yapılır. Bu merasim Salı günü akşam yapılır. Bir sopa­nın üzerine biraz yapağı bağlanır. Buna her evden bir par­ça yapağı eklenir. Ayrıca çeşitli hediyelerin bağlandığı da olur. O sopa ile gelin atlatılır. Birisi erkek, diğeri bayan kı­lığında iki çingene (Çenkeri) o eşyaları kaçırmak ister, kurgu icabı çingeneler her evden birşeyler kaçırırlar. Ka­çırılan bu eşyalar ertesi gün para alınarak sahiplerine iade edilir.

Gagauz Türk inançlarının arasında bıçağın ağızla ya­lanarak temizlenmeyeceği, riayet etmeyenin fakir olacağı inancı vardır.Bıçak, demir oluşu ve kesici özelliği ile halk inançların­da önemli bir yer tutar. Ölünün üzerine konan bıçakla, ölüyü kara iyelerin sahiplenmesinin önleneceğine inanılır. Keza kırkı çıkmamış anneyi Alkarısı’ndan korumada, bı­çaktan da yararlanılır. Haberi olmaksızın altında bıçak olan minderin üzerine oturan hamile hanımın oğlu, ma­kas olanın üzerinde oturanm kızı olacağına inanılır. Bıçak ve benzeri aletler ağzı açıkken elden ele verilir ise, kavga çıkacağına inanılır. Bu nedenle ya yere konulur veya ala­nın tu-tu-tu yaparak alması gerektiğine inanılır. Bıçağı ağzı ile temizlemek bir kazaya yol açabileceği gibi, hoş bir görüntü de vermez.

Gagauzlar’da Baykuş (Kukumelka), ölüm habercisi olarak bilinir. Eğer bu kuş gece vakti ağlıyorsa, ölüm ola­cağı şeklinde yorumlanır. O evin başına ölüm belası sarıl­masın, Kukumelka zarar vermesin diye bir parça et atılır.Gagauzlar’da köpek, kurt gibi ulur ise, onun bu hare­keti ölüm habercisi olarak yorumlanır. Ona bir parça ek­mek atılır (verilir) uluma gece olmuş ise, köpek dövülür. Eğer bağlı ise zincirinden boşaltmak (açmak) gerekir inan­cı vardır. Keza, tavuk,horoz gibi öter ise ölüm haberi ola­rak yorumlanır ve o tavuğun başı kesilir.

Gagauz Türkleri’nde, rüyada evvelce ölmüş bir kimse birisini çağırır ise ve çağrılan da gider ise, o şahısın da öle­ceğine inanılır. Birisi rüyasında ölmüş bir şahsın üçüncü bir şansı götürdüğünü görür ise, götürülen şahsın da öle­ceğine inanılır. Bu rüyanın hayra yorumlanması, muhte­mel akıbetten korunmak için üleştirilir (Sadaka verilir, da-ğıtılır, paylaştırılır). Ayrıca, rüyada görünen ölü şahsın mezarı ziyaret edilip onarılır. Bu uygulamalar daha ziya­de kutsal kabul edilmiş olan cuma ve cumartesi günleri yapılır. Bu iki günde ayrıca oruç tutulur ve yağlı yenil­mez.

Gagauzlar’da öleceğini anlayan kişi, yakınlarını çağırır, onları görmek ister. O şahsın bu arzusu muhakkak yerine getirilir. Aksi halde o şahıs “gözü açık gider” inancı var­dır.Çok hasta ise, öleceğini hisseder ise, vasiyetini yapar,ölmüş kimselerle konuşur. Öleceği günü tahmin eder. O gün için “O gün bayram olacak” der.

Gagauzlar’da, ölen kişinin gözleri açık ise, yakınları gözlerini kapatırlar. Gözleri kapatılmadan defnedilen ölü­nün “birisini muhakkak ardından alır” inancı vardır. Ayrıca ölü yalnız bırakılmaz. Yanında mum yakılır. Ölüm vuku bulur bulmaz yas başlamıştır. Aynalar kapa­tılır. Evin kirişine “İşkembelik Peşkir” konur. O peşkir sonra bir çocuğa hediye edilir.

Gagauzlar’da ölünün yıkandığı su, çiğnenmeyecek bir yere dökülür. Bu suyun büyücülerin eline geçmesini ölü sahipleri istemezler. Ölüde kullanılan tarak, sabun ve di­ğer temizlik malzemeleri bir torba içine konur ve bu torba ölünün sandığının (tabutunun) içerisine konur ve onunla gömülür. Ölü kapalı bir yerde yıkanır.Gagauzlar’da ölü 3 gün yıkanmaz, ağıtçı çağırılır. Mevta gün döndükten sonra defnedilir. Bu esnada koliva hazırlanır. Ölü evine taziye için gelen cemaata bir tabak koliva ile bir mum verilir. Ölünün tabutu elde taşınmaya çalışılır. Yol kavşaklarında durulur, buralarda rastlanılan çocuklara para verilir. Ölüyü ziyarete gelenler, daha ölü evdeyken tabutun etrafına çiçek koyarlar. Sonra bu çiçek­ler bir çuvalla mezara indirilirler.

Gagauzlar’da ölünün 9. ve 40. kırkında cemaate bir ta­bak koliva ve Kolaç (ekmek) verilir. Ölünün 3., 7., 9.,20., 40., 52. günü ve sene-i devriyesi Türk halklarında çok yaygındır. Yir­misinin yapıldığı daha seyrek olur. En fazla yapılan 9. 40. 52 sene-i devriyesidir.

Gagauzeli’nde kilisedeki ayinler şöyle gerçekleşir: Kilisede­ki bütün kadınların başları örtülü idi. Bir Gagauz duasında “Allah’ım beni kar gibi ak eyle” denilmektedir. İkono karşısında kıyam ve rükû da vardır. Kilisenin sağ tarafında sağlık için dua edenler bulunur. Sol tarafta ölülerin ruhları için dua edilir. Kilisenin sağ tarafında dahaziyade erkekler sol kısmında ise, kadınlar bulunmaktadır. Kilisedeki bir masanın üzerine para ve üzerine niyetle­ri yazılı kağıtlar konulur. Sonra bu kağıtlar toplanır.Çok sayıda mum konulabilen bir şamdan, makara sis­temi ile aşağıya indirilir, cemaat bu şamdana birer tane yanar halde mum koyar, şamdan aynı şekilde yuka­rı çekilir.

Aziz Dimitri Günü’nde (Dimitri Baba) kim bir Dimitri görür ise, onun kulağını çeker ve başına biraz su döker.

Gagauzlar’da dünyaya gelen çocukları için anne ve baba tarafından misafir olan dostlarına (tuz ekmek) “Mayasız Hamur”dan yapılmış pide dağıtılır. Sair zaman­lar kızlar yazma takarlar, nişanlı kızın yazmasının arka­sında kayınvalidesinin taktığı altın bulunur. Böylece nişanlı olduğu anlaşılır başka taliplisi çıkmaz. Çemberin üzerinde dokuma bir örtü olur, buna “Tartı” denir.

Türklerin Bozkurt sembolü , Gagauzyeri’nde günlük hayata sin­miş, maden suyunun markası “Bozkurt’tur. Ayrıca Gagauzlarda ” Canavar Yortusu ” (Kurt Bayramı) vardır. Gagauzlarda, iyilik, sağlık için kadeh kaldırılırken “kısmet” için de kadehkaldırılmaktadır.

Slavlar’da masanın köşe yerinde oturan bekar kızın kısmetinin kapanacağına inanılır. Ga- gauzlarda ise kısmetin açılacağı şeklinde bir inanç var.Ayrıca gelinin örtüsü, düğün gecesi genç kızların yüzü­ne örtülür ise kısmetlerinin açılacağına inanılır. Gelin Teli, bekar kızlara kısmetleri açılması için verilir. “

Kaynak: Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları- Yaşar Kalafat.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER