Mayaların Kutsal Kitabı Popol Vuh

537

Mayaların tarihi, milattan binlerce yıl önce Amerika kıtasında insanın ilk görülmeye başlandığı çağlara rastlar. İşte Popol- Vuh, Orta Amerika’ da yaşayan ve bugün de yaşamakta olan bu halkın öyküsüdür. Bir takvim edinebilmek için yüzyıllarca gökyüzünü gözleyen, yaşadığı yerin iklimini bu gözlemlerin sonuçlarına bağlayan, yaşam kavgasında yiyeceğini edinebilmesi için ekeceği şeylerin özellikleri derinlemesine öğrenen ve o nesnelere bir tanrı gibi tapan , ama gerçekte ” Tek Tanrı ” inancı içinde olan, buna rağmen nesiller boyu kan döken, insan kurban eden bir halkın öyküsü…

Dört yüzyıl evvel bir Kişe bilgesi, milletinin binlerce yıllık geleneklerini ” Popol- Vuh ” adıyla tanınan el yazması kitapta topladı. Bunları kendi dilinde, ancak Latin harfleriyle yazdı. Günümüze kadar bu belgenin ezoterik derinliğinin ve tarihsel değerinin niteliğine vakıf olunamadı. Bununla beraber, bu kutsal metinler Maya- Kişeler için hiç de gizemli değildir ve açıkça anlaşılabilir bir niteliktedir.

Popol- Vuh; bir dinin, bir toplumun, bir sanatıni bir dilin gelişimini, kişilerin ve kavimlerin ahlaki görevlerini, olguların sebep ve sonuç bağlantılarını işler. Toplum için gerekli sağlıklı bir organizasyonun nasıl olacağını açıklar. Tanrı, evren ve gök bilimlerinin tümünü kapsar ve tanrıları, insanları, canlı türlerini, eşyanın oluşumunu, kısaca tüm yaratılışı anlatır.

Popol- Vuh’ a göre sadece gerçek vardır, ve biz… Bu gerçek karşısında tutunamazsak ne olur ? O zaman dünya yıkılır ve yeni bir dünya kurulur. İnsanlar da yeniden işe başlarlar. ” Ta ki her fert soylu ve gerçeğin sahibi olana kadar. “

Bu kitap başlangıcından sonuna kadar sürekli yazılmıştır. Bu biçim , Maya- Kişelerin düşünüş tarzının özelliğidir ve onların zaman anlayışına da yansımaktadır.Yani Maya- Kişelerin tarihi sistemleştirme ve anlayışlarını ifade etmekte kullandıkları metot, geçmişi de şimdiki zamana bağlayan tarihsel bir bütünlük içinde, dönemlerin devri olduğu doktrinine dayanır. Takvimlerinin bütün devirleri birbirine girmiştir. Sihirsel zaman sistemleri, zihin yapılarının bütün arketip ve mitlerine uydurulmuştur. Böylece mitler, Maya- Kişelerin kültürlerinde oluşan şuurlarının temelini teşkil ettiğinden, onlar için hiç bir karanlık tarafı olmayan geçmişleri ile süreklilik halinde yaşarlar.

Bu bilgi, dört devir ya da tarihsel seriden oluşur. İlk üçü geçmiştir, dördüncüsü ise ” Dördüncü Yaratılış ” ile başlayan , içinde yaşadığımız devirdir.

Mevcut kültür biçimleri şimdiye, yani dördüncü devre aittir. Geçmiş kültür biçimleri ise mevcut değildirler, çünkü onlar şimdikilere dönüşmüş, onlarda vücut bulmuşlardır. Maya- Kişeler geçmiş zamanı şimdikinden kesin bir kopuklukla ayırmış, devri seriler arasına, önceki durumu tamamen yok eden bir genel yıkım, – kıyamet- yerleştirmişlerdir. Bu yüzden geçmiş durum doğrudan incelenemez, çünkü o artık yok olmuştur.

Bu devir veya dönemler, zorunlu bölümleri olarak, hem birbirlerine bağlı, hem birbirlerinden ayrıdırlar. Geçmişin safhalarını belirtmek için ayrılmışlar, bütünün bölümlerini birbirlerine bağlayan sebep bağlarını korumak için birleşmişlerdir.

Böylece; örneğin, ilk devrin devleri ” evren taşıyıcıları ” na, ikinci devrin tanrıları şimdiki devrin kötü cinlerine, tarih öncesinin erdemleri ” dördüncü devir ” in kötülüklerine dönüşmüşlerdir.

Popol- Vuh ‘ a göre her devre yeni bir yaratılıştır. Tıpkı biyolojik yapıların tarihsel süreç içinde evrim bakımından sıralanışı gibi, her devirde nedeni belli olmayan mutasyonlar vardır , ancak bunlar öncekilerle ilişkilerini kaybetmeksizin tedrici bir ilerleme gösterir. Buna göre, şimdiki kültür, tarihsel bütünün bir ürünüdür.

Popol- Vuh , her etnik dönemin maddi ve manevi kültürünü simgeleyen türdeki ” ailenin ” hayatını anlatır. ( İlk devirde Grukup Cakix, ikinci devirde Came, üçüncü devirde İxmucane, dördüncü devirde uygarlık getirici kahraman ve ilk dört gerçek insan. ) Böylece, ruhsal, toplumsal, ekonomik yönleriyle tarihin basit ve insancıl panoramasını yansıtır.

( Popol- Vuh, başka kültürlerle etkileşimler nedeniyle ortaya çıkan değişiklikleri de ele alır; Azteklerin etkisiyle ” insan kurban etme ” adetinin kabulü ve sonuçları gibi. )

Maya- Kişelere göre tarih, zaman içinde insan veya bir grup insandan ibaretti. Bu bağlamda mitlerle ifade edilen tarihsel olaylar, Maya- Kişelerin uzak atalarının zamanında gerçekleştirdikleri kalıplaşmış davranış ve olguları yansıtmaktadır. Bu olaylar yalnızca geçmişte cereyan etmemiş olup, şimdi de cereyan etmektedirler. Daima aynı şekilde, dinsel törenlerde, takvimde, tiyatroda, ve şimdiki adetlerde tekrarlanmaktadırlar. Mitik kaidelere göre yaşayıp davranmak Maya- Kişelerin sürekli saplantısıdır. Kökten mitolojik olan Maya kültüründe tarih ve bilim dinden ayrılmış değildir.

Popol- Vuh ; Tanrı, evren ve gökbilimlerinin tümünü kapsamaktadır. Bize teolojiyi; tanrıların, insanların, türlerin ve eşyaların oluşumlarını, yani ” Yaratılış ” ı ve onları ifade eden terimleri açıklar. Tanrıların insanlarla ilişkileri, kişinin ve grubun ahlaki görevlerini, olguların sebep- sonuç ilişkilerini, toplumun ” sağlıklı ” organizasyonunu ele alır. O bölgenin insanını ve çevresini, geçim olanaklarını, ruhsal yönelimlerini, ve kurumların tekamül yürüyüşünü gözlerimizin önüne serer. Örneğin, bu metne göre; köylüler çalışır, yaşam için gerekli ürünleri üretirler. Bunun sonucu olarak, birkaç seçkin olağanüstü bir lüks ve rahat içinde yaşar. Ancak bu seçkinler kutsal takvimi, büyük taş tapınakların yapımlarındaki gizemleri, sanatı, hasılı insanoğlunun yaşamında ileriye, güzele yönelik her şeyi bilmektedirler.

Mayaların Kutsal Kitabına Göre Dünyanın Yaratılışı :
Maya ve Meksika inanışlarına göre deniz ve gök aynı cevherdendi :
” Yalnız gök mevcuttu, ona benzer bir şey yoktu, yalnızca sakin deniz ve gökyüzünde olan her şey vardı. ”
” Bu sükunet ve karanlıklar içinde Tzakol, Bitol, Tepeu, Gucumatz, Alom, ve Cajolom göz kamaştırıcı bir ışınla parlıyorlardı. Quetzal’ in tüyleri gibi yeşil tüylerle örtülü mantolar giymişlerdi. ”
Tzakol, Bitol, Alom ve Cajolom dört kozmik tanrıdır. Eklenen iki yenisi Tepeu ve Gucumatz’ tır. Gökyüzünün kalbi Cabaguil ile birlikte ” Tanrısal Yedili ” yi oluştururlar. Yaydıkları ışık, onların güneş tanrıları olduklarını gösterir. Ancak bu tanrılar sadece gök cisimleri kozmosun bölümleri olmayıp, mevcudiyetleriyle hareket meydana getiren, etki alanlarına tanrısal karakterlerini veren ruhlardır.
Tanrısal yedili, dünyayı şekillendirirken müzakere ve münakaşa eder, birbirlerine sorular yöneltir, ve sonuçta oy birliğiyle karar alır. Dünyayı ifade eden doğru kelimeyi söylediklerinde dünya ortaya çıkıverir.
” ‘ Dünya ‘ dediler, ve dünya derhal şeklini aldı. ”
” Sonra suların yerleri oluştu, ve bunlar dağların arasında, eteklerde akmaya başladılar. Yeri yapmadan önce yaratıcı tanrılar ilk sularda boşluk meydana getirdiler, sonra toprağın yüzünü bir tabak gibi yamyassı çıkardılar. Böylece dünya; gökyüzünün kalbi ve yeryüzünün kalbi vasıtasıyla yaratıldı ve dolduruldu. ”
( ” Yeryüzünün kalbi “, ” Gökyüzünün kalbi ” tabirleri Maya sanatında iki başlı bir varlık veya yer tanrıçasının karnına yerleştirilmiş disk ile maddeleştirilir. )

Mayaların Kutsal Kitabına Göre İnsanın Yaratılışı :
İlk yaratılışın başarısızlığını gören tanrılar ” vücutlarını nemli çamurdan yaparak ” kendilerine tapınacak yetenekte yeni varlıklar oluşturmayı denediler. ” İnsanın bedeni toprak ve çamurdan yapıldı. ”
” On üç Akbal, tanrı, su oldu, toprağı ıslattı ve insan vücudunun kalıbını meydana getirdi. ”
” İnsanlar çoğaldılar ve analarını, babalarını ve beylerini yanlarında bulundurup korumaya başladılar ve birbirlerine itaat ettiler. “

Kaynak : Popol- Vuh, Maya- Kişelerin Kutsal Kitabı – Raphail Girard. 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER