Opus Dei Nedir?

476

“Escriva her zaman kan, bilgi ve para için aristokrasiyle ilgilendiğini söylerdi. Çünkü Tanrı  için sadece en iyi olan yeterlidir. 
Kuzu tertemiz, mükemmel, kusursuz olmalıdır. Bu da geriye, her za­man orada olan bir şeye kadar gider.Tanrıya sadece en iyi olan verilebilir. İlk doğan. İkinci doğan değil. Ve kadınlar da değil. “
Peder Vladimir Feltzman, eski Opus Dei üyesi, Eylül 2004. 

Papa’nın Tarikatı:
Amerikalıların ezici çoğunluğu ve Amerika’ da yaşayan Katolik­lerin büyük kısmı Dan Brown’ın kitabı Da Vinci Şifresi yayın­lanıncaya ve filmi Doğu’dan Batı’ya bütün Amerika’da gösteri­linceye kadar Opus Dei ‘yi hiç duymamışlardı. Sansasyonel kitap ve film Opus Dei’yi, akşın (albino) bir rahibin Paris’te Louvre Müzesinde işlediği cinayetle tanıtmıştı.

Da Vinci Şifresi fenomeni ilginin doruğunda iken, Time der­gisi, kitabın Opus Dei’yi “sado-mazoşist ritüele sahip bir hizip” ve “güçlü ve aşırı muhaazakar bir Roma Katolik örgütü” olarak betimlediğini söylüyordu. Time’a göre, kuruluşundan bu yana geçen yıllar boyunca Opus Dei hep bir “dedikodu mıknatısı” olmuştu. Başarılı ve gizli olmasına karşılık, Vatikan’da, kaynak­ları çarçur etmekle ve her şeyi yapmaya muktedir olmakla eleş­tirilmiştir. Bu eleştiriler arasında “İspanyol diktatörü Francisco Franco’yu baskıyı artırması için desteklemek” ve ölümünden sa­dece 17 yıl sonra, 1992 yılında tarikatın kurucusunu büyük bir hızla aziz mertebesine yükseltmek için kutsamak (beaticati­on) gibi olaylar sayılabilir.

opus-dei-new-york

Opus Dei -aslında “Tanrı’nın eseri” anlamına gelmektedir- piskoposluk benzeri bir yapıdır; ancak zaman za­man baş piskoposluktan atlayarak doğrudan Roma’daki Papa’yla ilişki kurabilmektedir.

Opus Dei kendisini, “iş hayatında ve gündelik hayatta yaşananlar Tanrı’ya yakın olmak, diğer insanlara hizmet etmek ve toplumu ileri taşımak için fırsatlardır.” mesajını yayma misyonu­nu üstlenmiş bir Katolik kurum olarak tanımlamaktadır.

İşin Doğrusu Nedir?:

2 Ekim 1928’de İspanya’da yirmi altı yaşındaki Josemaria Escriva, bir grup dindar laik insanın Pazar günü kiliseye gitme­nin kutsallığını, İsa’ya hizmetin sürekli özverisi ve duayı andıran bir düşünsellik haliyle gündelik iş yaşamına yaydıklarını gözü­nün önüne getirdi. Escriva, Opus’u ileride “toplumun kan dolaşı­mına damardan yapılacak kutsallık enjeksiyonu” olarak gördü.

Opus Dei’nin laik insanları Kilise’ye ka­zandırma vizyonu “kilisenin DNA’sının bir parçasıdır” ve John Paul’ün örgüte arka çıkmasının da bir nedenidir. Tah­minlere göre bütün dünyadaki varlıkları 2,8 milyar dolar ve ABD’deki varlığı 344,4 milyon dolardır.

Da Vinci Şifresi’nin basılması ve kitapta Opus Dei’nin kötü­cül ve fesat bir grup olarak tanıtılması karşısında, Time dergisi şöyle yazmıştır: “Opus Dei yoksul Katolikler için manevi açıdan “beni al” diyebilecekleri bir kuruluş değildir. Pek çoğu dindar ailelerden gelen ve doğum kontrolü yasağı gibi popüler olmayan kilise öğretilerini kucaklamaya hazır, sayıca az (bütün dünyada 85.500 ve ABD’ de 3.000 kadar) fakat “adanmış” üyelerden oluş­maktadır. Üyeler, kilise doktrinine, düşünselliğe, Escriva’nın ça­lışma felsefesi ve kişisel kutsallığına vurgu yapan zorlu ve sıkı ruhsal ‘oluşum’ derslerine katılırlar.”

Opus Dei, bu eğitimin, sı­radan insanların “işlerinde ve gündelik faaliyetlerinde kutsallık ararken” onlara yardımcı olduğunu ileri sürmektedir. Opus Dei’nin web sayfasına göre, laik her erkek veya kadın Katolik, en az on sekiz yaşında olmak koşuluyla, Opus Dei’ye katılmak isteyebilir. Ömür boyu sürecek bir adanmışlıktan önce, kişinin adaylığının her yıl yenilenmesi ile katılım beş yıl sürer.

Opus Dei, “alışılagelmiş hayatın kutsallığa giden bir yol oldu­ğunu ve her bireyin Hazreti İsa’nın azizi ve havarisi olmaya çağırıldığı ” Katolik öğretiye vurgu yapan geleneksel Katolik de­ğerlerin güçlü bir savunucusudur. Opus Dei’de üç türlü üyelik söz konusudur: “numeraries”, “associates” ve “supernumerari­es “. “Associates” ve “numeraries” üyelerin yüzde yirmi beşini oluşturmaktadır. Bunlar bekar olup, diğer üyelerle birlikte yaşar­lar ve gerektiğinde bedensel eziyet çekerler. Eziyet, küçük bir fiziki acıya katlanmak demektir. Opus Dei’nin bazı bekar üyele­ri, geleneksel Katolik kefareti için kendilerine ceza uygularlar; bunlar arasında “cilice (hafif metalden yapılmış ancak üzerinde sivri çatal dişler olan ve baldıra sarılan bir zincir)” ve “discipline (pamuktan dokunmuş bir bant)” takmak da vardır. Bu gönüllü çekilen cezalar için isteklendirme, Hz. İsa’yı taklit etmek, Hz. İsa’nın kurtarıcı fedakarlıklarına katılmak ve bütün dünyadaki yoksul ve yoksun insanlarla dayanışma halinde olmak amacıyla acı çekmektir.

Opus Dei üyelerinin çoğunluğunu “supenumeraries” denilen üyeler oluş­turur. Toplam üyelerin dörtte üçü bunlardan meydana gelir. Bun­lar genellikle evli erkek ve kadınlardır.

1982′ de Papa II. John Paul, Opus Dei’nin Katolik Kilisesi ‘nde yegane “personal prelature (kişisel ruhbanlık)” olduğunu ilan et­miştir. Bunun anlamı, Opus Dei üyelerinin, yerel piskoposlukla­ra değil, sadece Roma’ya ve Tanrı’ya karşı sorumlu olmalarıdır. Opus Dei, bu benzersiz pozisyonun, üyelerinin Vatikan tarafın­dan daha yüksek bir mertebede görülmesi veya onlara ayrıca­lıklı işlem yapılması demek olmadığını öne sürmüştür. Kişisel ruhbanlık aslında kilise kanunu ile ilgili bir kavramdır. Katolik Kilisesi’nin Opus Dei üzerindeki yetki alanının, piskoposlukta olduğu gibi bir bölgeyi değil, sadece Opus Dei üyelerini kapsa­,masıdır. Kişisel ruhbanlık bazı bakımlardan dini tarikat gibi ha­reket eder, ancak bir coğrafi sınır söz konusu değildir ve üyeler keşişler ve rahibeler değil, laik insanlardır.

Opus Dei’nin Katolik üyeleri aynı zamanda kendi yerel ki­liselerinin cemaatinin de bir parçası olmayı sürdürürler. Dini ta­rikatların üyelerinden farklı olarak, Opus Dei üyelerinin kabulü yeminle değil özel sözleşmelerledir. Katılım için üyelerin bir meslek edinmiş olmaları ve üyeliği gerçekten istemeleri gerek­mektedir. Üyeler, gelirlerinin önemli bir bölümünü Opus Dei’ye bağışlamak zorundadırlar. Merkeziyetçi olmayan bir örgüt ya­pısına sahip Opus Dei genel hesaplarını (gelir ve giderlerini) açıklamamaktadır. Eleştirmenler, gizliliği ve iş karıştırıcılığı ne­deniyle, onun bir tür Katolik Hür Mason örgütü olduğunu söy­lemektedirler. Özel bir selamlama terminolojileri vardır: “Pax” ve “In aeternum” yani “Barış” ve “Sonsuza kadar.”

1950’de ka­bul edilmiş ana tüzük, bağlı oldukları merkezin yöneticisinden izin almaksızın üyeliğin açıklanmasını yasaklamaktadır. 1982’de açıklanan yeni bir belgede “gizlilik ve gizli faaliyet” reddedil­mektedir. Buna karşın, Opus Dei üyelerini açıklamadığı gibi, üyeler de üyeliklerini açığa vurmamaktadırlar.

Opus Dei’nin Amerika’daki kolu genç bir fizik yüksek li­sans öğrencisi Sal Ferigle ile Opus Dei için görevlendirilen üç rahipten biri olan Fr. Joseph Muzquiz’in Chicago’ya gelmesiy­le, 1949’da Chicago’da apostolik faaliyetlerine başlamıştır. İlk merkez Chicago Üniversitesi’nin yakınında kurulmuştur. Bugün Amerika’da 3.000 Opus Dei üyesi bulunmaktadır ve birçoğu da Opus Dei’nin “ruhsal oluşum” etkinliklerine katılmaktadır. Bu etkinlikler Boston; Chicago; Dallas; Delray Beach, Florida; Mi­ami; Milwaukee; New York; Pittsburg; Princeton, New Jersey; Providence; St. Louis; San Antonio; Houston, Los Angeles, San Fransisco; South Bend, Indiana; South Orange, New Jersey; Ur­bana, Illinois ve Washington D.C. gibi altmış merkezde yürütül­mektedir.Opus Dei ruhbanlığı, seminerler ve düşünsel yalnızlık için yedi konferans merkezi kullanmaktadır. Bunlar Boston, Chicago, Houston, Miami, New York, San Fransisco ve Washington D.C. yakınlarındadır.

Opus Dei üyeleri, diğerleri ile işbirliği halinde, ABD’de bir üniversite ve beş orta öğretim okulu yönetmektedir. Bunlar Chicago’daki Lexington Koleji, Washington D.C. yakınında­ki The Heights ve Oakcrest, Chicago yakınlarındaki Northrid­ge Prep ve The Willows, Boston yakınlarındaki Montrose School’dur. Opus Dei’nin üniversite öğrencileri için yurtları da vardır ve bunların en büyüğü kızlar için Boston’da yaptırılmış olan yurttur. Üniversiteli kızlar için yaptırılmış diğer yurtlar ise Milwaukee’deki Petawa Residence ve Los Angeles’taki West­dield Residence’tır. Üniversitede okuyan erkek öğrenciler için yaptırılmış yurtlar ise Boston’ daki Elmbrook Student Center, Champaign-Urbana, İllinois’deki Lincoln Green, South Bend’de Windmoor ve Dallas’ta Wingren’dir.

Chicago Başpiskoposu Kardinal Joseph Bemardin, St. Mary of the Angels kilise bölgesini 1991’de Opus Dei rahiplerine emanet etmiştir. Washington D.C.deki The Catholic Inormation Center ve Houston, Texas ‘daki Holy Cross Chapel de Opus Dei rahiplerine emanet edilmiştir.

Opus Dei’nin ABD’deki genel merkezi, Lexington Avenue ile Manhattan’da Otuzuncu Sokak’ta 69 milyon dolar değerinde, gösterişsiz, kırmızı tuğladan yapılmış on yedi katlı bir binadır.

6 Ekim 2002’de Papa II. John Paul’ün Escriva’yı azizlik (sainthood) mertebesine yükselttiği (canonization) töreni, “Aziz Petrus Meydanı’nı dolduran ve bu alana sığmadığı için yan so­kaklara ve Tiber nehrinin kıyısına doğru taşan ve rahibin izinde gidenlerden oluşan 300.000 kişi izlemişti. İki saatlik tören o kadar sessiz geçmişti ki sanki katılan­lar nefes almaktan bile kaçınmıştı. Törene katılanlar takım elbise giymiş, kravat takmış, Burberry pelerinleri ve smokinlerle alana gelmişlerdi.

vatikan

Beyaz kıyafetlerini giymiş olan Papa, alana 1981 ‘deki suikasttan sonra önü kurşungeçirmez bir camla kapatılmış olan papa-mobil ile gelmişti. Sahnenin arkasında, Aziz Petrus Bazilikası’nın balkonundan en yeni azizin dev bir portresi sarkıtılmıştı. Azizin bir doku parçası kalıntısı ve dişinin bir parçası sunağa yakın bir yere yerleştirilmişti. Törenin doruk noktasında, seksen iki yaşındaki Papa ‘Efendimiz Hazreti İsa’nın, aziz havarilerimizden Petrus ve Pavlus’un ve kendimizin izniyle, uzun süre düşünülerek, dualar­la, ilahi yardımlarla, birçok piskopos kardeşimizin tavsiyelerine kulak vererek, kutsanmış Josemaria Escriva de Balaguer’i aziz olarak tanıdık ve ilan ettik; adını azizler albümüne yazdıracağız’ demişti.

Törene katılan hacıların büyük bir kısmı İspanya’dan, bir bölümü de Opus Dei’nin etkin olduğu Latin Amerika ülkelerin­den gelmişti. Radyasyon kaynaklı deri hastalığının iyileşmesi Escriva tarafından gerçekleştirilmiş bir mucize olarak kabul edi­len İspanyol Doktor Manuel Nevado Rey de kalabalığın içindey­di.Vatikan’ın danıştığı tıp uzmanları, bu değişimin bilimsel bir açıklamasının olmadığını söylemişlerdi.

Opus Dei hem liderlik kurullarına, hem de kontrolü altında olmayan Katolik örgütlerin genel üyeliklerine sızma girişiminde bulunmaktadır. Pek çok bulgunun gösterdiği üzere, Opus Dei ile ilgili kay­gılar üye alımı ile ilgilidir. McCrabbe’e göre “Onlar (Opus Dei) bir yerleşke vekilinin üstlendiği geniş sorumluluğu taşımıyorlar. Yerleşke vekillerinden duyduğuma göre, her adayın bağlı olduğu bir manevi direktör var ve aday, gelen postayı okumak, hangi dersleri almak veya almamak, hangi kitapları okumak veya oku­mamak gibi konular da dahil olmak üzere her konuda direktörün kararına uymak zorundadır.”

Marquette Üniversitesi yerleşke vekilliğinin direktör yar­dımcısı Susan Mountin, “herkesin hayatta bazı adanmışlıklar yaşamasının iyi bir deneyim olacağına inanmıştım.” Ancak, onu kaygılandıran “bunun bir tarikat davranışı gibi olması ve insanı arkadaşlarından soyutlaması” olmuştur.

Opus Dei’yi eleştirenler, onun Avrupa’daki sağcılarla ve Nazi yanlısı akımlarla da ilişkisi olduğunu öne sürmektedirler. Papalığın yakın tarihinde hiçbir şey II. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında Adolf Hitler’in Nazi Almanya’sı ile olan açık ve gizli ilişkiler kadar tartışmalı olmamıştır.

Opus Dei Ve Gladio:

Gladio ile paralel çalışan oluşumların Yunanistan’ da B-8 ya da Sheep Skin (Koyun Postu), Belçika’da SDRA-8, Hollanda’da NATO Command, Batı Almanya’da Gehlen Harekatı, Stay Behind ya da Sword, Avusturya’da Schwert, Fransa’da Rüzgar Gülü, İspanya’da Anti-Terör Kurtarma Grubu (GAL), İngiltere’de ise Secret British Network olarak bilindiğini bu ülkelerin yetkilileri açıkladı. Gladio Türkiye’de de Kontrgerilla olarak biliniyor.
Gladio türü yapılanmaların içinde yer alan, Ebu Nidal’den Çakal Carlos’a, Kızıl Tugaylar’a, ETA’dan Baader-Meinhof’a, Gladyatörlerden Neo-Nazilere, Çetnikler’den Ustaşalara tüm terör şebekeleri Mossad’la içiçedir. Bu örgütlerin bir çoğu aynı zamanda Opus Dei, P2, Thule gibi localarla da bağlantılıdır.

Kaynaklar:
1-Noam Friedlander- Opus Dei Nedir?
2-H.Paul Jeffers- Vatikan’ın Karanlık Sırları.
3-Ali Kuzu- Gladio, Amerika’nın Kurduğu Gizli Örgüt.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER