Orpheus – Örfe- Orfeus

245

Yunanlıların büyük inisiyatörü Trakyalı ozan Orfeus, Hıristiyanlıktan birkaç asır önce insanlıktan tanrılık mertebesine yükseldi . “Orfeus’un nasıl bir insan olduğuyla ilgili . . . ” diyor Thomas Taylor, “zamanın devasa yıkımından yalnızca küçük kırıntılar kalmıştır. Onun nereden geldiği, yaşı, ülkesi ve hali ile ilgili kesin konuşabilecek tek kişi yoktur. Elimizde olanlara bakarak söyleyebileceklerimiz çok
azdır: Bir zamanlar Orfeus adında bir insanın yaşadığı, onun Yunan teolojisinin kurucusu olduğu, onların hayatlarını ve ahlaki anlayışlarını belirlediği, ilk peygamberleri olduğu, bir Müz’ün oğlu olarak şairlerin sultanı olduğu, Yunanlılara kutsal ritüelleri ve gizemleri öğrettiği, bilgeliğinin kalıcı ve bereketli pınarından Homer’in ilahi ilhamının, Pisagor ile Platon’un yüce teolojisinin çıktığıdır. ”
(Bkz. The Mystical Hymns of Orfeus [Orfeus’un Mistik İlahileri])

Yunan mitoloji sisteminin kurucusu olan Orfeus, mitolojiyi kendi öğretilerini cisimleştirmek ve yaymak için kullanmıştır. Felsefesini nereden aldığı bilinmemektedir. Brahminlerden almış olabilir; onun bir Hindu olduğuna dair söylentiler vardır çünkü. İsminin, “esmer” anlamına gelen p<jıav•oç kelimesinden türemiş olması olasıdır. Orfeus Mısır Gizemleri’ne inisiye edilmiş, burada maji, astroloji, büyücülük ve tıp konularında derin bilgiler edinmiştir. Ayrıca Samothraki’in (Semendirek Adası) Kabiri Gizemleri’ne de irşat edilmiş ve bunlar hiç kuşkusuz onun tıp ve müzik bilgilerine eklenmiştir. Orfeus ile Eurydice’ in romantik hikayesi Yunan mitolojisinin trajik olaylarından birini anlatır ve Orfeus kültünün önemli bir parçasını oluşturur: Kendisini baştan çıkarmaya çalışan zalim bir çapkından kaçan Eurydice onu topuğundan sokan bir yılanın zehriyle ölür. Yeraltına inen Orfeus, müziğiyle Plüton ile Persephone’yi öyle büyüler ki Eurydice’nin hayata dönmesine izin verilir, ancak bir şart koşarlar ve Orfeus’un kadının peşinden gelip gelmediğini anlamak için geriye bakmasını yasaklarlar. Fakat Eurydice’in onu kaybedeceğinden çok korkan Orfeus başını çevirerek bakar ve Eurydice kalbi kırık bir çığlıkla tekrar ölüm ülkesine çekilir. Bundan sonra Orfeus teskin edilemez bir halde dünyayı dolaşır.
Ölümüyle ilgili birbiriyle çelişen bir sürü hikaye vardır. Kimilerine göre bir yıldırım çarpmasıyla ölmüş, kimilerine göre Eurydice’ i kurtarma konusunda başarısız olunca intihar etmiştir. Fakat yaygın kabul gören versiyona göre o girişimlerini reddettiği Kikonesli kadınlar tarafından parçalarına ayrılmıştır. Platon, Devlet’inin onuncu kitabında bir zamanlar Orfeus olarak yaşamış olan ruh, kadınların elinden gelen bu üzücü son dolayısıyla kadın olarak doğmaktansa bir kuğu olarak doğmayı seçmiştir. Orfeus’un başı bedeninden koparıldıktan sonra liriyle birlikte Hebrus nehrine atılmış, burada denize doğru sürüklenirken, yolda bir şelalede kayaya takılarak yıllarca kahinlere hizmet etmiştir. Lir onun için yapılan türbeden çalındıktan sonra tanrılar tarafından alınmış ve bir takımyıldızına dönüştürülmüştür.

Orfeus öteden beri müziğin tanrısı olarak kabul edilir. Yedi telli liriyle öyle kusursuz melodiler çalmıştır ki tanrılar bile onun etkisiyle heyecanlanmışlardır. Lirin tellerine dokunduğu zaman kuşlar ve hayvanlar etrafında toplanmış, ormanda lirini çalarak yürüdüğü zaman çok yaşlı ağaçlar bile köklerini topraktan söküp onu takip etmiştir. Orfeus insanlığın tanrıların bilgeliğini alması için kendini feda eden birçok ölümlüden biridir. Müziğinin sembolizmiyle insanlığa ilahi sırları iletmiştir. Birçok yazar tanrıların onu sevmelerine rağmen krallıklarını ellerinden alır diye istemeye istemeye onun ölümüne göz yumduklarını yazmıştır. Zaman içinde gerçekten yaşayan Orfeus isimli insan ile onun temsil ettiği öğretiler birbirine girmiş, zamanla kadim bilgeliğin Yunan ekolünün sembolü haline gelmiştir. Bu Orfeus ‘un, ilahi ve kusursuz hakikatin sembolü Apollon ile ahenk ve ritmin Müzü Kalliope’nin oğlu olduğu ileri sürülmüştür. Başka bir deyişle Orfeus, müzikle ifşa edilen (Kalliope) gizli öğretidir (Apollon) . Eurydice yanlış bilgi yılanınca ısırılarak ölen ve cehaletin yeraltı dünyasında yaşayan insanlıktır. Bu meselde Orfeus, ölümden kurtardığı ancak insan ruhundaki içsel kavrayışa güvenemediği için dirilişini gerçekleştiremediği insanlığın kalbini kazanan teolojiyi sembolize eder. Orfeus’u parçalarına ayıran Kikonesli kadınlar hakikatin gövdesini parçalayan çeşitli çelişik teolojik hizipleşmeleri göstermektedir. Orfeus’un büyülü lirinden çıkan armoniyle uyumsuz oldukları sürece bu hizipleşme devam edecektir. Orfeus’un başı, bu kültün ezoterik öğretilerini simgeler. Bu öğretiler (bedeni) parçalandıktan sonra bile yaşamaya devam etmektedir. Lir, Orfeus’un gizli öğretisidir, yedi tel evrensel bilginin anahtarı olan yedi anahtarı gösterir. Ölümüne dair farklı anlatılar, onun gizli öğretilerini yok etmenin farklı yollarını sembolize ederler: Bilgelik aynı anda çok farklı yollarla öldürülebilir. Orfeus’ un bir beyaz kuğu şeklinde bedenlenmesi meseli onun öğrettiği ruhani hakikatlerin yaşamaya ve öğretilmeye devam edeceğini gösterir. Kuğu, gizem okulunun inisiyelerini sembolize ederdi, o ayrıca dünyanın kökenini gösteren ilahi kuvvet anlamına gelirdi.

Kaynak : M.P Hall – Gizli Öğretiler

PAYLAŞ
Önceki İçerikRadyo Tiyatrosu ~ İntikam (Sesli Kitap)
Sonraki İçerikAtatürk ve Kayıp Kıta Mu
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER