Saabilik-4

248

Müslüman tarihçi El Nedim ünlü eseri “Fihrist” te, Hermes’in aslen Babilli olduğunu, çeşitli nedenlerle Mısır’a yerleştiğini ve oranın kralı olduğunu, öldüğünde Abu Hermes olarak bilinen binaya gömüldüğünü yazmaktadır. 36 Bu bölge daha sonra El Harameyn (çifte piramitler- Keops ve Kefren) olarak tanınır. Bu piramitlerden birinde Hermes, diğerinde karısı ile oğlu yatmaktadır. Yemen Sabaları kaynaklarına göre piramitte gömülü olan Hermes’in oğlu olan firavunun adı Sab’dır (Sab ibn-i Hermes) ve kendileri de onun soyundan gelmektedirler. Mısır Kraliçesi Haçepsut döneminde Yemen Sabalarının piramitlere haç ziyareti yaptıkları ve her iki piramidin etrafını tavaf ettikleri kaydedilmiştir. Saabi kelimesinin firavun Sab’dan gelmiş olması muhtemeldir. İslamiyet tarafmdan Kâbe olarak anılan kutsal mekâna hac ziyareti geleneği bugün de devam etmektedir. El Kindi, Saabilerin de Harran’dan haç için piramitlere gittiklerini, El Makrazi ise Saabilerin piramitlerden birinde Hermes, diğerinde oğlu Agathodaimon’un gömülü olduğuna inandıklarını yazmaktadır. Markizi Saabiler’in Büyük Sfenks’e “Ebul Hul” adını verdiğini ve adaklar adadıklarını yazmıştır. Hermes’in ve bir diğer tanrı-peygamber kabul edilen Agathodaimon’un, gerçek ve hikmet öğreticisi öğretmenler olduklarına inanılıyordu. Agathodaimon, Hermes’in de öğretmeni olduğuna inanılan tanrısal bir varlıktı.
Harranlılar Hermes gibi onu da Mısır’lı olarak kabul ediyorlardı.37

Ünlü İslam coğrafyacısı İdrisi (M.S. 1100) Hermesle ilgili şunları aktarmaktadır: “Tufandan önce şanlı Hermes’in inşa ettiği El-Berba denen bir yapı vardı. Sanatları sayesinde dünyanın bir felaket ile yok olacağını öngörmüştü. Ancak bunun suyla mı, ateşle mi olacağını bilmiyordu. Bu nedenle duvarları yanmayan toprak ile çevrili bir tapınak yaptı ve bunları resimlerle, ilmi sembollerle doldurdu. Dünya ateşle kavrulsa dahi, bu bilgiler kalacaktı. Daha sonra da, taşlarla tamamen su geçirmez bir bina yaptı ve içine insanlar için yararlı tüm bilgileri koydu. Eğer felaket sudan gelirse toprak bina çökecek ancak taş bina sağlam kalarak bilimleri yıkımdan koruyacaktı. Her şey Hermes’in öngördüğü gibi oldu.”
Kaidelilerin Hermes için kullandıkları unvan, “Büyük Üstat”tır. Araplar da Hermes’e, “Hermes ül Ekber (Büyük Hermes) ve El Müselles (Üç defa büyük)” demektedir.38
Arapça yazılı, Hermes’in gizli sözlerini içeren “Esrar Kelam Hermes” adlı bir kitap bulunmaktadır. İbn ül Arabi, Hermes’i, “Filozofların Peygamberi” diye niteler. O aynı zamanda zanaatkar loncalarının ve fütüvvenin koruyucu şeyhidir. Arabi, Hermes’in ünlü Zümrüt Levhasından, “Tabula Stigmata’dan da eserinde bahsetmektedir. Özgün biçiminin Hermes Trimegistus’un bir mağarada ölüsünün elinde bulunduğu ve Fenike dilinde yazılı
olduğu söylenen Zümrüt Levha’daki deyişler önce Süryaniceye, buradan da Grekçeye çevrilmiştir. Grekçe’den Arapçaya çevrilerek Cabir Külliyatı içerisinde günümüze ulaşan Zümrüt Levhada şunlar yer almaktadır:
“Hakikattir. Yanlışsızdır. Kesin ve doğrudur. Yukarıda olan aşağıda gibidir ve aşağıda olan yukarıda gibidir ve bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler. Ve her şeyin Bir’in temaşasından olduğu gibi her şey tek bir uygulama ile bu bir şeyden türemiştir. Onun babası güneş, anası aydır. Rüzgâr onu rahminde taşımış, toprak da emzirmiştir. Dünyadaki tüm harikaların babasıdır. Kudreti yetkindir. Yeryüzüne atılacak olsa, toprağı Ateşinkinden, inceyi kabadan ayırır. Büyük bir bilgelikle yeryüzünden, gökyüzüne doğru süzülür. Yeniden yeryüzüne iner ve kendinde yüksek şeylerin ve alçak şeylerin kuvvetini birleştirir. Böylece tüm dünyanın parlaklığına sahip olursun ve bütün karanlıklar senden kaçar.”39
Sabit bin Kurra, İslam matematiğine Pisagorcu sayı ve aritmetik anlayışını soktu ve sayı mistisizminin yerleşmesini sağladı. Sayı mistisizmi, daha sonra İhvan-ı Safa tarafından geliştirildi. Sabit bin Kurra’nın oğlu Sinan bin Sabit ise Saabiliğin temel kitabı olan Kitabül Hermes’i, Arapçaya çevirdi.40
Harranlı bilim adamı Teymiye El Harrani (M.S. 1261-1327), Saabilerin yurdu olan Harran’da, “İlk Neden”; “İlkAkıl”; “Tümel Nefs”; Zühal; Müşteri; Merih; Güneş ve Ay’a ithaf edilmiş mabet ve heykeller bulunduğunu, Saabilerin, Hanif Saabiler ve Müşrik Saabiler olarak ikiye ayrıldığını, Hanif Saabilerin imamının İbrahim Peygamber olduğunu yazmaktadır. Müşrik Saabilerin inançları işe Hint müşriklerinin inançlarına çok benzemektedir. Teymiye, Türk filozofu Ebu-nasır el Farabi’nin (870-950), Harranlı bir Saabi olan, Yuanona bin Haylan’dan ders aldığını da bildirmektedir. Farabi, Harran ekolünün Bağdat’a yerleşmesine önayak olanlar arasındadır. Bağdat Okulu’nu meydana getiren bilgin, filozof ve tercümanların önemli bir kısmı Bağdat’a Harran’dan gelmiştir.

Kaynak : Ezoterik Batıni Doktrinler Tarihi – Cihangir Gener

PAYLAŞ
Önceki İçerikSaabilik-3
Sonraki İçerikBatınilik ve Sufizm
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER