Sel

93

“Manu’nun dölleri olan tanrılar. ” “Babamız, Manu.”
 Rig-Veda, I. 45, II. 33.

A.

İnsanoğlunun babası Manu, bir gün ellerini yıkıyordu, balığın birini avuç içlerinden birinde sıkışmış buldu. Çok küçük bir balıktı; yine de bilgeye hitap edebildi ve: “Haya­tımı kurtarır ve bana bakarsan, bunun karşılığı olarak seni kurtaracağım” dedi. Manu “Beni neden kurtaracaksın? diye sordu. Balık, “Seni her şeyi silip süpürecek ve yaşayan tüm yaratıkları yok edecek büyük bir selden kurtaracağım” dedi.

Manu, “Ama sana nasıl bakmamı istiyorsun?” diye sordu. Balık: “Beni bir kavanoza koy. Biz balıklar küçük olduğu­muz sürece yaşamlarımız sürekli tehlikededir, çünkü biz av­lanarak besleniriz ve birimiz diğerini yutar. Kavanoz için çok büyük olduğum zaman, bir havuz kaz ve beni oraya koy. Havuz beni barındıramayacak kadar küçük kaldığında beni okyanusa götür. Okyanusa girdiğimde, bana hiç kimse zarar veremeyecek” dedi.

Çok büyük bir balık olana kadar büyüdüğünde ve okyanusa nakil edilmeye hazır duruma geldiği zaman, balık Manu’ya tekrar hitap etti. Ve selin han­gi yılda meydana geleceğini söyleme vakti idi, ve o zaman gelmeden önce Manu sular dünyayı kapladığı zaman sığına­bileceği bir gemi inşa etmek zorunda idi. Bilge, kendisine i­yilik edenin talimatlarını dikkatlice dinledi. Bir gemi inşa etti, ve sel başladığı zaman buraya sığındı.

Balık söz verdi­ği şekilde göründü, ve Manu balığın kafasında gelişmiş olan bir boynuza büyük bir ip bağladı. Bu tamamlandıktan son­ra büyük bir dağa ulaşana kadar balık hızlıca kuzeye doğru yüzdü. Balık, “Şimdi hayatını kuıtardım. Gemiyi bir ağaca bağla ve gemiden çık. Ama dikkat et! Selden tam olarak kur­tulmuş değilsin. Dağdan dikkatle in, ve hiç bir zaman su se­viyesinden öteye gitme” dedi. Manu aynı şekilde balığın tali­matlarına sadakatle uydu, ve bu güne kadar seyahat ettiği yol Manu’nun inişi olarak bilinir.

Fakat sel yaşayan bütün varlıkları dünya yüzeyinden yok etti ve Manu yalnız kaldı. Münzevi yaşam uygulamaya ve böylece dölünü korumaya karar verdi. Ve daha sonra so­nunda saf tereyağlı, ekşi sütlü, kesilmiş sütün suyu ve katı kısmı ile aydınlanmış suyun içine atladı. Bu malzemeler, bir kütle oluşturarak katılaştılar, ve bir yıl süresinde bir kadın üretildi.

Kadın sudan yükselirken tanrı Mitra ve Varuna ile karşılaştı. Ona kim olduğunu sorduklarında, Manu’nun kı­zı olduğunu söyledi. Tanrılar, hayır hayır sen bizim kızımız olduğunu söyle, dediler. Ama o, bir kez daha kendisini vü­cuda getiren Manu’nun kızı olduğunu söyledi. Onu ellerin­de tutmayı ve onda bir payları olmasını isteyebilirlerdi. Fa­kat kadın onlara hem söz verip hem söz vermemesine rağ­men bunları geçiştirdi ve Manu’ya gitti.

Manu onu gördü­ğünde aynı soruyu sordu. “Kimsin?” dedi ve kadın “Ben se­nin kızınım” dediğinde buna çok şaşırdı. Manu “Bu nasıl o­labilir?” diye sordu. Ama kadın ona içine atladığı sütten ve kesilmiş sütün suyu ve katı kısmından nasıl doğduğunu an­lattığı zaman bunu anladı. Kadın aynı zamanda adak kur­banlarını yerine getirirken onu kullanabileceğini anlattı, sö­züne ek olarak bunu yapması halinde döllerinin ve sığırların bolluğu ile zenginleşeceğini söyledi. Ve böylece her ikisi de çilekeş yaşam uygulayarak, ibadet ederek ve evlat elde etme arzusu ile birlikte yaşamaya devam ettiler. Kadının adı İda idi. Manu ‘nun ırkını devam ettirmesi onun tarafından sağ­landı, ve Manu’nun arzu ettiği kutsamaların oluşması onun aracılığıyla oldu.

Şatapata Brahmana, I.8.

B.

Manu büyük bir rişi idi. Babası güneş ve büyükbabası Brahma idi, fakat çilekeş yaşamda hem arzu hem de boyut olarak her ikisini de geçmişti. Tek ayak üzerinde on bin yıl durdu. Ellerini başının üstünde tuttu ve bütün bu zaman bo­yunca gözlerini yere doğru sabitleştirdi. Bir gün, bu şekliy­le bir nehir kenarında dururken bir balık onunla konuştu. Bu çok küçük bir balıktı.

Balık ona sürekli olarak maruz kaldı­ğı tehlikelerden dolayı hayatının zor olduğunu söyledi. Bü­yük balıklar küçük balıklarla beslenirlerdi ve Manu kadar sa­dık bir rişinin görevi zor durumda bulunanları korumaktı. Manu, yalvaranın ağlayışına nazik bir şekilde kulak verdi.

Küçük balığı elleriyle sudan çıkardı ve bir toprak kaba yer­leştirdi. Küçük olmasına rağmen bu olağan bir balık değil­di. Balığın vücudu Ay’ın ışınları kadar parlaktı, ve birkaç gün içinde Manu’nun onu yerleştirdiği kabın içine sığama­yacak kadar çok büyüdü. Bu arada Manu, koruması altına aldığı bu balığa çok düşkün olmuştu, ve onu sanki kendi öz çocuğu imiş gibi korudu. Ve böylece balık bilgeye onun i­çin daha uygun bir yaşam yeri bulmasını istediği zaman, Manu onu daha geniş bir su birikintisi içine koydu.

Bu su birikintisi on dört mil uzunluğunda ve yedi mil genişliğinde idi, ve hiç kimse onun bu meskeninin büyüklüğünden dola­yı bir endişenin oluşamayacağını düşünebilirdi. Fakat yıllar geçtikçe, balık öylesine büyüdü ki bulunduğu su birikintisi içinde hareket edemeyecek hale geldi. Bu nedenle bilgeye yeni bir ricada bulundu ve onu Ganj nehrine taşımasını iste­di. Manu balığın arzusunu yerine getirdi. Ama zamanla Ganj nehri onun için çok küçük kaldı ve tek çözümün okya­nus olduğu açıkça görüldü. Bu zaman süresinde, balık ger­çekten çok çok büyük bir hayvan haline geldi, ama Mahab­barata’da söylendiğine göre balık her ne kadar çok büyük olsa da, Manu onu kolaylıkla taşıyabiliyordu ve onun tadın­dan ve kokusundan büyük zevk alıyordu.

Balık Manu’dan koruma istediğinde, onun bu şefkatine karşılık bir mükafat elde etme konusunda başarısızlığa uğ­ramayacağını söyledi. Ve şimdi, Manu’nun onu okyanusa yerleştirmesiyle balığın verdiği sözü yerine getirme zamanı · gelmişti. Balık evrenin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Üç dünyanın kuvvetli bir sel altında kala­cağını söyledi ve eğer Manu kendi hayatını kurtarmak isti­yorsa, yaklaşmakta olan rüzgar ve fırtınalara karşı dayana­bilecek büyük ve güçlü bir gemi inşa etmeliydi. Bunu yedi rişi dışında hiç kimseye söylememesi gerekiyordu.

Yaşayan diğer bütün yaratıklar yok olurken yedi rişi ile birlikte o kur­tarılacaktı. Buna ek olarak, uzun bir ip yapmalı ve tohumun her çeşidini birbirinden ayrı tutulmak suretiyle gemide mu­hafaza etmek zorunda idi. Balık gemi hazır olduğunda ve sel başladığında tekrar görüneceğine dair söz verdi. Balığın şekli oldukça değişkendi, fakat Manu balığı başından yük­selen büyük bir boynuzdan tanıyacaktı.

Aldığı talimatlar gereğince, Manu büyük bir gemi inşa etti, tohumun her çeşidini depoladı, uzun bir ip yaptı, ve ar­kadaşları olan yedi rişi yi davet etti. Selin nasıl başladığı bi­zim hayal gücümüze bırakıldı. Her şey hazır olduğunda açık ifade verildi. Manu fırtınalı denizde açılmaya başladı. Ve bunu yapmaya başladığında, balık göründü. Manu ipe bir il­mik attı ve bunu balığın başı üstündeki boynuzuna bağladı.

Manu ve yedi rişi yıllarca yalnız dünyayı değil cenneti de kaplayan öfkeli suların her tarafında sürüklendiler. Gemile­ri, “içkili bir fahişe gibi” öteye beriye salınarak sürüklendi. Fakat tanrılar, hayvanlar ve insanlar, dünyada, cennette ve cehennemde yaşayanlar da birlikte olmak üzere tüm canlıla­rın yok olmasına rağmen, Manu ve beraberindekiler balık tarafından korunarak, gemi içinde muhafaza edilerek her tehlikeden uzak tutulmuşlardır.

Ama suların azalmaya baş­ladığı gün geldi ve gemi Himalaya dağlarının tepesine otur­du. Ve şimdi balık bir kez daha konuştu. Manu’ya vakit ge­çirmeden gemiyi dağın tepesine bağlaması söylendi. Balı­ğın söyleyeceği çok önemli bir şey vardı. Yalnız Manu’ya değil, Manu ile birlikte bulunan rişilere de: “Ben tüm yara­tıkların efendisi Brahma’yım. Sizi yok olmaktan kurtarabil­mek için balık şekline girdim, ve şimdi Manu üç dünyayı yeniden canlılarla doldurmak için tanrıları, şeytanları ve in­sanları yaratacak. Hareket edebilen ve edemeyen yaşamı o­lan her şeyi yaratacak. Ve bunu yapma gücünü çilekeş yaşa­mı uygulaması yoluyla elde edecek. “

Ve bunu yapma zama­nı gelmişti. Manu çilekeş yaşam uygulamasına tekrar başla­dı, ve bu güç vasıtasıyla yaratma ve dünyaları yeniden can­lılarla doldurma görevine başladı. Eğer yaşadığınız her gün Manu ve balığın hikayesini dinlerseniz, arzularınızın yerine gelmesini garantileyebilir­siniz, ve öldüğünüzde cennete gidebilirsiniz.

Mahabharata, III. 187.

AÇIKLAMALAR :

MANU: Rig-Veda’da Manu Baba’ya bir çok gönderme yapılır. Rig-Veda’nın yazarları onu soylarının atası olarak görürler. Şatapata Brahmana efsanesi ise onu eski soydan kalan tek kişi olarak görür. Onun ve karısının kurban ara­cılığıyla güvenceye aldıkları biçimde, insan soyunun ana babası oldukları da söylenir. Ancak destanın söylediğine göre tanrıların, şeytanların, vahşi hayvanların değil sadece insan soyunun ana babasıdırlar.

Önceki balık kendisi hakkında bir şey söylemez, sonraki balık ise kendisinin Brahma olduğunu söyler. Vişnu’nun izdeşçileri balığın Brahma’nın görüntüsü olmasından mut­lu olmayacaklardır. Çünkü onlar balığın Vişnu’nun gene­doğumu olduğuna inanırlar.

Kaynak: J.M. Macfie- Hint Efsaneleri.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER