Sünnetin Kökeni

104718

Heredot’a göre sünnet altı bin yıllık geçmişi olan dünyanın bilinen en eski ameliyatı. Çok geçmişte İştar ve Kibele gibi tanrıçaların döneminde, erkeklerin penisleri ana tanrıçaya kesilip sunuluyordu. Anaerkil toplum düzeninin olduğu dönemden bahsediyorum. Daha sonraları bu yöntem klanı tamamen ortadan kaldıracağı için penisin tümünün kesilmesinden vazgeçildi. İbrahim. MÖ 1913 yılında Yahudiler’e sünneti zorunlu kıldı. O dönemde zaten Hititler sünneti uyguluyordu. M.Ö. 2500’lerde bile Mısır’da Ra dini dönemlerinde sünnet gelenekleri vardı.

Ezoterik kaynaklara göre,  sünnet ve vaftiz uygulamalarının da Luvilere kadar dayandığı görülmektedir:

Ege Denizi adalarına yerleşen Maya-Atlantis kolonicileri, anavatanlarına duydukları sevgiyi, okyanusun öbür tarafına taşıdılar ve başta Hermes olmak üzere tüm tanrıların annesi ve Atlas’ın Kızı “Maia”yı (Ma) Ana Tanrıça yaptılar.

maia-ma

Ana Tanrıça Ma’nın kocası Tanrı Attis’in, bir ölümlü kadınla ilişki kurması üzerine, ikili şiddetli bir kavgaya tutuşur. Attis, eşinin kıskançlık krizinden kurtulabilmek için, kendi erkeklik organını keser ve kan kaybından ölür. Ma’nın çocukları  artık dul kadının çocuklarıdır. Attis, bir akarsu kenarına gömülür ve gömüldüğü noktadan, ulu bir çam ağacı yükselir. Bu ağaç, yeniden doğuşun bir sembolü olarak görülür. Ma rahipleri her yıl, yeniden doğuş için Tanrı Attis’e adak olarak, rahipliğe yeni kabul edilenlerin erkeklik organlarının ucunu keser, toprağa gömer ve akar suya girerek, kendilerini arındırırlar.

Sünnet Tevrat’ta, Yaratılış Kitabı 17. Bölüm’de “Sünnet;Anlaşma Simgesi” Başlığıyla verilir.

17.Bölümün 8.9.ve 10.ayetlerinde İbrahim’e, Levant/Filistin topraklarının soyuna verilmesi, soyunun bu topraklara hakim olmasının koşulu olarak “Erkeklerin “Sünnet” olması şartı getirilir;

BÖLÜM 17

Yar.17: 8 Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim.Onların Tanrısı olacağım.”

Yar.17: 9 Tanrı İbrahim’e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız”dedi,

Yar.17: 10 “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur:Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.”

Tevrat Mısırdan Çıkış/Exodus bölümünde, peygamber Allah’ın emirlerini kavmine iletmek için Musa Mısır’a yola çıktığında, Bedevi karısı Sippora’dan olan oğlu küçük diye sünnet ettirmemiştir.

Musa, yolda Allah ile karşılaştığında, Allah, nedensiz yere Musa’yı öldürmek için saldırınca, akıllı bir kadın olan Sippora saldırının sebebinin sünnetsiz çocuk olduğunu anlar ve çocuğu, keskin bir taş parçası ile anında sünnet ederek Musa’nın canını kurtarır ve Musa’ya “Sen bana kanlı bir güveysin” der.

Mısırdan Çıkış/Exodus Musa’ya inen “4.Kitap, 24.,25.,26. ayetler;

Rab Musa’ya Belirtiler Gösteriyor

BÖLÜM 4

Çık.4: 24 RAB yolda, bir konaklama yerinde Musa’ylakarşılaştı, onu öldürmek istedi.
D Not 4:24 “Musa’yla”: İbranice “Onunla”.

Çık.4: 25 O anda Sippora keskin bir taş alıp oğlunu sünnet etti, derisini Musa’nın ayaklarına dokundurdu.”Gerçekten sen bana kanlı güveysin” dedi.
D Not 4:25 “Musa’nın”: İbranice “Onun”.

Çık.4: 26 Böylece RAB Musa’yı esirgedi. Sippora, Musa’ya sünnetten ötürü “Kanlı güveysin” demişti.”

Yahudiler sekiz günlük iken sünnet olurlar. Sippora’nın bildiği konu bu olaylardan sonra Tevrat’a geçmiş olan, “Allah’ın krallığına, sünnetsiz olarak girilmez” ayetidir. Bu olay bile bize, Sünnet’in İbrahim soyu olmayan Bedevi Sippora tarafından da Tevrat’tan önce bilindiğini kanıtlamaktadır.

Günümüzde, Yahudiler, Sabi, Süryani Hristiyanlarda sünnet vardır

isanin-sunneti

Erkek Çocuk Sünnetinin Kökeninde, Onların Hadım (‘Kadın’)  Kılınma Çabası  Vardı

Bir erkeğin yaşamındaki en önemli olay, Kuran’da hiç sözü edilmeyen ancak tüm Müslüman erkekler için vazgeçilmez bir merasim olan sünnet törenidir. İslam Peygamberi de sünnet olmamıştır. Ancak doğuştan sünnetli olduğu söylenir. Rivayetten ibarettir. Hiçbir şekilde dini olmayan bir törendi ve özel duası yoktu. Bazı bebekler kırkları çıktığında sünnet edilir ama çoğu beş ila on iki yaşları arasında, özellikle yedi  veya sekiz yaşında bu operasyonu geçirirdi. Ailede yaşları birbirine yakın iki veya daha fazla erkek kardeş olması halinde, uygun bir orta zamanda ortak bir tören yapılır ve genellikle yoksulların uygun yaştaki oğulları da zenginlerin hazırlıklarına ve şenliklerine dahil edilirdi. Büyük olaydan birkaç gün önce,oğlanlar değişik mavi saten şapkalar ve ipek gömleklerinin üzerine kuşaklar takarlar, böylece sokaktaki yabancılar bile durumu fark eder  ve onları iyi dileklerle kutlarlardı.

Neden Müslüman toplumların dışında da sünnet yapılıyor?

ABD’de erkekler niye sünnet oluyor o zaman? Sünnet 1870’li yıllarda Amerika’da seks fobili doktorların mastürbasyonu tedavi etmek için ortaya attığı bir uygulamadır. Sünnet cinselliği baskılama yolu olarak önerilmiştir. Dünyada sünneti öneren tek bir uluslararası sağlık örgütü yoktur. Amerika’da ticari bir durum var. Amerika’da doktorlar sünnet başına 200 dolar alıyor. Amerika’da doktorlar tahminen 200 milyon doların üzerinde parayı her yıl gerçekleştirilen bir buçuk milyona yakın sünnet operasyonundan alıyorlar. Sünnet derisi ayrıca kozmetik firmaları tarafından kullanılıyor.

Sünnet derisinin bir pazarı mı var?

Amerika’da var. Sünnet derileri kozmetik firmalarına gidiyor. 1980’li yıllardan beri özel hastaneler kesilmiş sünnet derilerini biyo-araştırma laboratuarlarına ve ilaç şirketlerine satıyor. Advanced Tissue Sciences of San Diego, Organogenesis ve BioSurface Technology adlı şirketler sünnet derilerinin satışlarından kâr elde ediyor.

Nerede kullanılıyor bunlar?

Penis üst derisi bir çeşit nefes alabilen bandaj üretiminde kullanılıyor. Ayrıca Dermegraft-TC gibi ürünler bebek sünnet derilerinin hücreleri çoğaltılarak yapılıyor. Bu ürün yanık bölgelerde geçici yapay deri olarak kullanılıyor. Dermegraft-TC’nin 0.93 metrekaresi 3000 dolara satılıyor. Gelişmiş ülkelerde sünnet derisi ürünleri ile yapılan yanık tedavisi yılda bir iki milyar dolar kazanç, diyabetik ülser, deri ülseri tedavisi on milyar dolar kazanç demek 1994 yılında bir grup şirket Amerika’da bir milyon dolarlık sünnet derisi kültürü satın aldı.

Sünnet cinsel hazzı azaltıyor mu?

Üst deri cinsel hazzı artırır. Sünnetle birlikte erkeğin cinsel hazzı yüzde 51 ile yüzde 80 arasında azalıyor. Kadınların cinsel hazzını da azaltıyor

Sünneti doktorlar yapıyor artık. Doktorların bugüne kadar bu konuda sesinin çıkmaması garip değil mi?
Uzmanlık alanı var mı bu konuyla ilgili? Hayır yok. Çocuk cerrahları özel olarak sünnetle ilgili eğitim alıyor mu? Almıyor. Türkiye’de hem sünnetçilerden hem de doktorların yaptığı hatalardan dolayı sorun yaşayan çok erkek var.

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın
PAYLAŞ
Önceki İçerikBeyaz Aslan Belgeseli Türkçe Dublaj İzle
Sonraki İçerikAskeri Psikolojik Savaş
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum.

20 YORUMLAR

  1. Son paragrafına kadar ilginç bir bilgilendirme yazısı ancak sünnet ile alakalı olarak çocuk cerrahları eğitim almıyor….. Genel için eğitim standartlarını bilemem ancak çocuk cerrahisinin yanında Üroloji diye bir bölüm olduğunu değerli yazara hatırlatma gereği duyuyorum. Bir Üroloji uzmanı olarak gerekli ve yeterli eğitimin verildiğini biliyorum.

  2. Hocam bu yazidaki dert başka. Bilmsel olarak tarihsel verilerle konuya giriliyor okuyucunun okumasi sağlandıktan sonra en sonda ucundan asıl veri beyne yerlestiriliyor.

  3. Dinsel olarak düşünürsek;Allahın yarattığı bir şeyi kusurlu bulup düzeltmek kula düşmez.. Keza kutsal kitapda kur’anı kerim de yeri yoktur. Tıbbi olarak sünnet derisinin içinde anti bakteriyel anti fungal salgılar vardır sünnetle beraber penis bunlardan yoksun kalınır. Artık penis idraryolları ve prostat enfeksiyonlarına tamamen açık hale gelir. Keza cinsel yolla bulaşan hastalıklarada açık hale gelir. sünnetden sonra penis başı kurur. . gergin penis derisi erken boşalmaya sebeb olur. Ticari kaygılar bu gereksiz işlemin sürdürülmesine sebeb olmaktadır. Penis kanseri gibi görüşler safsatadan ibarettir. buyrun en yüksek kanser olayı kadın göğüslerinde ise törenle düğün dernekle memeleri kesin efendim.Temizlikte safsatadır. birey kendi organını temiz tutamıyorsa kesip atmakda nesi. Saygılar

  4. hocam bu durumda şunu söyleye bilirmiyiz 4 kutsal kitaba tabi olup yani ejdad genler sünet olmuşların
    çocuk sayılarına bakılırsa bayağı yapmışlar bayanlarda mutlu gibi görünüyor, bunarağmen bir tavsiyeniz varmı teşekkürler

  5. Yusuf Bey, bahsettiğiniz konunun bir başka yönü. “Psikolojik durumu, cinsel mutluluk, yapılmalı mı? Fiziki olarak zararları ,yararları” gibi başlıklar altında değerlendirmek gerekir. Sitemizi sosyal medya hesaplarından ( twitter.com/ekstrembilgi , Facebook.com/ekstrembilgi) takip edin. Konuyla ilgili makale eklediğimizde sizi bilgilendirebiliriz.

  6. Sümerlerde bereket tanrısına, üremeden dolayı, pay verme olarak sünnet geleneği görülüyor. Daha sonraki kültürler de bir tür aidiyet olarak devam ettiriyorlar. Bugün bile sünnet olmamış, Türk, Müslüman bir ailenin çocuğunun arkadaşları arasında, askerde nasıl dışlanacağını düşünebiliyor musunuz?

  7. Fikir ayriliklari olmazsa olmaz ama konuyla ilgili iki ana bilim dali var biri üroloji biri de din bilgisi ikisine de sahip değilseniz konuyla ilgili yorum yapmayın makale yayinlamayin birader…
    Saygılar..

  8. Sünneti eli neşter tutan hatta ustura tutan berber bile yapıyordu. Genel cerrah, plastik cerrahi, cocuk cerrahi, ürolog, sağlık memuru, Burada A meslek grubu yapar B meslek grubu yapamaz diye yazmadık. İki ana bilim dalı değil, tarih ve arkeoloji de içeriyor. Siz bence yazıyı okuyabilme kabiliyetine erişmeden okumayın BİRADER. Konuyla ilgili uzmanlık alanına gelince.. Biz istiyoruzki ülkede çok sayıda araştırmacı çok sayıda okuyan,bilen insan olsun. Keşke böyle bir siteye ihtiyaç olmasa Tüm insanlar bu sitede yayınlanan konuları çok iyi bilseydi. Umarım herkes herşeyi öğrenir de bizim gibi sitelere ihtiyaç kalmaz.

  9. Güya dinin vazgeçilmez bir parçası olduğu için yapılmaması durumunda erkeğe toplum tarafından inanılmaz derecede baskı uyandıran tuhaf bir olgudur sünnet…Oysa yukarıda yazıldığı gibi kutsal kitabımızda bununla ilgili tek bir söz geçmez! Tamamen insanların uydurmasıdır tıpkı gelenek görenekler gibi… Kaldı ki ben saçımızdan ayak başparmağımıza kadar herşeyi muntazam yaratan Allah’ın orada kusur yaratacağına asla inanmam! Allah burayı kusurlu yaratmış, bu deri olmamış, keselim! Yok yaa?!?!

  10. HZ. Peygamber’den miras kalan bir sünnet olarak, erkek çocuklarının sünnet edilmesinin sağlık bakımından oldukça yararlı olduğu uzunca zamandır bilinmektedir. Meselâ, sünnetsizlerde sünnet derisi ile kamış başı arasında ‘smegna’ ismi verilen bir salgı birikir. Bu birikim ise mikropların da işe karışmasıyla çok acı veren iltihaplara yol açabilmektedir. Ayrıca, sünnet olmuş erkeklerin hemen hiçbirinin penis kanserine yakalanmadıkları kanıtlanmıştır.

    Bazen de sünnet derilerinde darlık olur. Bu durum, ameliyatla giderilmediği, yani bildiğimiz ‘sünnet’ ameliyesi gerçekleşmediği takdirde, peniste ‘fimosiz’ dediğimiz bir rahatsızlık ortaya çıkarır. Bu da penis sertleşmesi veya idrar boşalımı esnasında acı duyulmasına sebep olur.

    Diğer taraftan, sünnetli erkeklerde penisin kıyafetlere sürtünmesi sonucunda hassasiyetinin giderek azaldığı, böylece sünnetin erkeklerin korkulu rüyası olan erken boşalma gibi bir problemin de ortadan kalkmasını sağladığı bilinmektedir.

    Sünnetin bilinen bu faydalarına ilaveten, bilim dünyası, yeni bir faydasını daha öğrenmiş oldu geçtiğimiz günlerde. Dünyaca ünlü Amerikan tıp dergisi New England Journal of Medicine’ın Nisan ayında açıkladığı, yirmiye yakın doktorun iştirakiyle hazırlanmış araştırma raporuna göre, kişiye birçok fayda verdiği zaten bilinen sünnet, sünnetli erkeğin hanımı için de birçok kritik hastalıklara karşı korunum sağlıyor.

    Dergide yer alan araştırma raporuna göre, rahim kanseri vak’alarının yüzde 99’undan sorumlu tutulan popilmavirus (hpv) sünnetli erkeklerde daha az görülüyor. Çünkü, sünnetsizlerin sünnet derisinin iç kısmına virüs daha kolay yerleşiyor ve smegna’ya bulaşarak bu kısmı zedeliyor.

    Amerikan Kanser Derneğinden Dr. Michael Thun, bu rapor çerçevesinde, “Gelecekte kesinlikle sünnetin başkaca faydaları da ortaya çıkacaktır” diyor. Yine Thun’a göre, sünnet AIDS’in yayılma hızını da düşürüyor. 1988’den beri yapılan araştırma verilerine göre, sünnet AIDS’e karşı da koruma sağlıyor.

    Dergideki raporda belirtildiği üzere, geçtiğimiz yıllarda İspanya’yla birlikte dört ayrı ülkede yaklaşık 3800 kadın üzerinde araştırma yapılmış bulunuyor. Bu kadınların yarısı rahim kanserliydi, diğer yarısında ise kanser yoktu. Kendilerine, kocalarının sünnet olup olmadığı soruldu. Çıkan sonuç, rahim kanseri olan kadınların kocalarında sünnetsizlik oranının aşikâr biçimde dikkati çekiyor olmasıydı. Kocaları sünnet olmayan hanımların rahim kanserine yakalanma riskinin, sünnetli olanlara oranla beş kat daha fazla olduğu anlaşıldı.

    Barselona Kanser Enstitüsünden Dr. Xavier Casteilsague, bu sonuçtan hareketle, rahim kanserini kontrol altına almak için sünnet kampanyasının başlatılmasını teklif ediyor. “Rahim kanserinden korunmada zorluk bulunan gelişmekte olan ülkelerde sünnet büyük fayda sağlayacaktır” diyen Dr. Casteilsague, “Nisbeten basit ve emniyetli sünnet işlemi ile hayatı tehdit eden infeksiyonlara karşı korunma sağlanacaktır” diye de ekliyor.

    Kenya Monitoba Üniversitesinden Dr. Stephan Moses ise, bu ülkede sünnet yaygınlaştığı takdirde AIDS’in çığ gibi çoğalmasının önüne geçileceğini söylüyor.

    Sözün kısası, sünnet çağımızda sıklaşan hastalıklara karşı önemli bir koruma sağlamaktadır. Üstelik, yalnızca sünnetli olan kişi için değil, aynı zamanda eşi için! Araştırmacıların belirttiği gibi, çalışmalar arttıkça sünnetin faydaları daha da ortaya çıkacak; ve ihtimal ki, bu peygamber sünneti yakın bir gelecekte belki her erkeğe rutin olarak tatbik edilecek. Gelişmeler ve bulgular, bunu gösteriyor.

    Bulgular, bir İslâm âliminin ifadelerini kullanırsak, şu gerçeği de gösteriyor: “Sünnet-i seniyye nurdur, edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın.”

  11. Özellikle,

    – Avusturalasyalı (Avusturalya ve Asyalı) Kraliyet Fizisyenleri Koleji,

    – Kanada Pediyatri Cemiyeti,

    – Hollanda Kraliyet Tıp Birliği,

    – İngiliz Tıp Birliği,

    – Amerikan Pediyatri Akademisi,

    – Amerikan Tıp Birliği,

    – Amerikan Aile Fizisyenleri Akademisi,

    – Amerikan Üroloji Birliği,

    gibi kurumlar sünnet konusunda çok kapsamlı literatür incelemeleri ve pratik araştırmalar yapmışlardır. Bu araştırmaların sonucunda sünnetin herhangi bir gerekliliğine rastlamadıklarını farklı raporlarda net bir şekilde açıklamışlardır. Bu birliklerin, cemiyetlerin ve akademilerin (ve çok daha fazlasının) hiçbiri sünneti, gereklilik durumu doğmadıkça uygulamayı desteklememektedirler.

    Bu kadar ciddi karşıtlığın sebeplerini farklı şekillerde verdik. Ancak sünnetin daha teknik bazı olumsuzlukları da bulunmaktadır. Bunların başında hypovolemik şok gelmektedir. Sünnet hakkında araştırmalar yapan tıp birliklerinden birinin yaptığı araştırmaya göre 4.000 gram (4 kilogram) doğan bir erkek çocuğunda 340 mililitre kan bulunmaktadır. Yani kilogram başına 85 mililitre kan düşmektedir. Sünnet sırasında, en başarılı doktor bile, 68 mililitreye kadar kan kaybına sebep olabilmektedir (çoğu zaman bundan daha azdır) ve bu konuda vakaya rastlanmaktadır. Bu da doğum sırasında bebeğin %20 oranına kadar kan kaybetmesine sebep olmaktadır. Bu da bebeklerin hipovolemik şoka girerek ölmelerine sebep olacak kadar ciddi bir kan kaybıdır. Sünnetin herhangi bir faydası, bu riski almaya kesinlikle değmemektedir.

    Öte yandan bir diğer önemli sıkıntısı Metisilin Dirençli Staphylococcus aureus bakterisine yakalanma riskidir. Yapılan araştırmalarda, son dönemlerde sünnet vakalarında bu bakteriden kaynaklı hastalıkların oranında çok ciddi bir artış olduğu ortaya çıkarılmıştır. Üstelik sünnet olan çocuklarda, sünnet yaralarından bu hastalığın kapılma ihtimali ömür boyunca sürmektedir. Çünkü ön derinin salgıladığı bazı kimyasalların, cinsel bir hastalık olan bu bakteriyel enfeksiyona engel olduğu düşünülmektedir. Bu derinin kesilmesi, hastalık riskini arttırmaktadır.

    Bunlar haricinde sünnetli erkeklerde ilerleyen dönemlerde bazı hastalıkların görülme ihtimali artmaktadır. Bunlar arasında:

    – Meatal stenoz: İdrar kanalının daralıp kapanması hastalığıdır. Normalde erkeklerin %0.9’unda görülmekteyken, sünnetlilerde bu oran %9-10’a kadar çıkmaktadır.

    – Üriner Retensiyon (İsküri): İdrar yapamama hastalığıdır.

    – Venöz stasis: Penis damarlarında kan akışının yavaşlaması hastalığıdır. Ön derinin kesilmesiyle damarların ortadan kaldırılması, bu hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır.

    – Gömülü Penis: Penisin ereksiyon sırasında bile dışarıya çıkamamasına sebep olan hastalıktır. Ön derinin kesilmesiyle penis başının hareketi “özgürleştirilmiş” sanılmaktadır, ancak alt derinin iltihabı veya hasarı, penis hareketine engel olmaktadır.

    – Adhezyonlar: Penis etrafındaki deri, ön derinin kesilmesine cevaben genişleyebilir ve penis başını kapatacak şekilde kaynaşabilir.

    – Deri Köprüleri: Ön derinin kesilmesiyle birlikte salgıların azalması derinin penis başına veya penis şaftına yapışmasına ve köprüler oluşturmasına sebep olabilir. Bu da ağrıya ve acıya sebep olabilir.

    – Acılı Ereksiyon: Genellikle köprü oluşumu ve ön derinin salgılarının kesilmesinden ötürü katılaşma-kuruma durumlarından ötürü erekte olurken acı duyulması durumu gerçekleşebilir. Sünnetli erkeklerde ereksiyon sonrası ağrıların da daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

    Sünnetle ilgili sorunlardan bir diğeri ise etik problemlerdir. Sünnet, cinsel organların gelişimsel uyumu ve psikolojik gelişimin etkilenmemesi adına küçük yaşlarda yapılmaktadır. Ancak bu, etik bir problem doğurmaktadır: Bir birey, ebeveyn dahi olsa, çocuğunun ömrünü etkileyecek, geri döndürülemez ya da değiştirilemez fiziksel bir karar almaktadır. Bu karar, basitçe çocuğun sırtına bebekken koca bir kartal dövmesi yaptırmaya benzemektedir. Hoş, bir dövme sildirilebilir; ancak evrimsel süreçte, milyonlarca yılda evrimleşip de bir makas darbesiyle koparılan bir deri geri getirilememektedir. Bunun kararı, yetişkin bireyin kendisi tarafından alınmak durumundadır. Muhtemelen hiçbir insan, eğer ki büyüyüp HIV’e yakalanacak olursa ebeveynlerini “Sen neden beni küçükken sünnet ettirip HIV’e yakalanma şansımı düşürmedin!” diye sitem etmeyecektir. Dolayısıyla burada etik, geleneklerin önüne geçmek durumundadır.

    Tüm bu bilgiler göz önüne alındığında, şu sonuca varmak mümkündür: Sünnetin bazı yararları bulunmaktadır, bunlar göz ardı edilemez. Ancak çok ciddi zararları da bulunmaktadır. Bu zararlar sadece fiziksel ve morfolojik değil, aynı zamanda psikolojiktir de. Bu durum tıpkı sigara içmek gibidir. Sigaranın da bazı ufak tefek yararları bulunmaktadır. Örneğin mide ülseri üzerinde olumlu etkileri olduğuna dair araştırmalar bulunmaktadır. Ancak sigara içmenin zararları bir tarafta toplandığında, bırakın mide ülserini, mide kanserini bile %100 önlese bu yine de göz ardı edilebilecek kadar küçük bir etki olacaktır. Sünnet de aynen bu şekildedir.

    Canlılar, nesiller boyunca evrimleşerek günümüze gelmişlerdir ve bu süreçte birçok organ edinilmiş ve kaybedilmiştir. Günümüzde, kimi zaman körelmiş organlar (20 yaş dişleri, apandiks, vb.) sorun yaratabilmektedir; bunlar sorun yarattıkları zaman alınırlar. Ancak ön derinin körelmiş bir organ olmadığı net bir şekilde ortadadır, hem filogenetik verilerden, hem fizyolojik verilerden, hem de psikolojik verilerden bunu anlamamız mümkündür. Eğer ki bu yapıda bir hasar/hastalık oluşacak olursa elbette alınması gerekmektedir. Ancak bir önlem olarak bu yapının kesilmesi, tartışmasız bir şekilde cehaletten kaynaklanmaktadır.

    Bu yüzden mümkünse, Dünya çapındaki tüm profesyonel bilim kurumlarının önerdiği gibi, sünnetin yapılmaması gerekmektedir. Eğer yapılırsa, bir karaciğerin alınması kadar ciddi bir etki elbette yaratmayacaktır, ancak birçok olumsuz etkinin oluşacağı öngörülmelidir. Bu sebeple de, eğer ölüm-kalım meselesi değilse, sünnete yanaşılmaması akılcı ve yerinde bir davranış olacaktır. Elbette, insanların dini inançları ve şahsi görüşleri çoğu zaman bilimin önüne geçmektedir. Ancak ironiktir ki aynı kişiler, bu tip sorunlardan muzdarip olduklarında yine bilimin kanatları altına sığınmaktadırlar. Bu sebeple, iki yüzlülük yapmamak ve tükürdüğümüzü yalamamak adına en baştan bilimsel olan tercihe gitmekte fayda görüyoruz.
    Sünnetin Zararları

    Peki, sünnetin zararları nelerdir? Şimdiye kadar bilinen tek faydası, bir önlem olarak HIV’e karşı direnç kazandırmasıdır. Bunun haricinde saydığımız bazı hastalıkları tedavi amacıyla kullanılabilir; fakat bu bir tedavidir, bir önlem değil. Dolayısıyla, yukarıda dediğimiz gibi, kangrenin önüne geçmek için bir kolu kesmezsiniz, kesmemelisiniz. Benzer şekilde, evrimsel süreçte -tıpkı bir kol, bacak, burun, diş gibi- kendi hastalıklarıyla evrimleşmiş bir organı doğuştan kesmek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Bu tehlikelere bakacak olursak…

    Özellikle bilimin ilerlemesi ve Evrimsel Biyoloji sayesinde insanların bilim anlayışındaki gelişme sonrasında, geleneklerin ve inançların dayattığı, bilim dışı uygulamalara karşı daha ciddi cepheler doğmaya başlamıştır. Bu organizasyonların doğması 1990’ların ortalarına rastlamaktadır. Haziran 1999 yılında BJU International dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, sünnetli insanlarda, sünnetsiz insanlara göre:

    – Penis yaralanmasının %33 daha fazla,

    – Ereksiyon için gerekli penis derisinin olmaması şikayetinin %27 daha fazla,

    – Eşit olmayan deriden ötürü penis kıvrımlanması sorununun %16 daha fazla,

    – Ereksiyon sonrası kanamanın %17 daha fazla,

    olduğu tespit edilmiştir. Aynı araştırma, psikolojik durumu da içermektedir. Yapılan bu araştırmada, sünnetli erkeklerin sünntesizlere göre:

    – Yaralı gibi hissetme oranlarının %60 daha fazla,

    – Kendine güvensizlik ve aşağılık kompleksinin %50 daha fazla,

    – Genital güvensizliğin %55 daha fazla,

    – Öfkenin %52 daha fazla,

    – Depresyonun %59 daha fazla,

    – Saldırganlığın %46 daha fazla,

    – Aileye ihanetin %30 daha fazla,

    olduğu görülmüştür. Çünkü olay sadece bir deri parçasının alınması değildir. Hayvanların tamamı hayatta kalmaya ve üremeye odaklanmıştır ve bütün sistemleri bu ikiliyi gerçekleştirmeye yönelik olarak evrimleşmiştir. İnsanda da kültürel evrim buna paralel olarak gelişmiştir. Bu evrimsel süreç içerisindeki her yapay müdahale, olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Sünnet, bunların başında gelen unsurlardan biridir. Elbette burada cerrahi müdahale gerektiren durumlardan değil, keyfi uygulamalardan bahsetmekteyiz. Gerçi cerrahi müdahale sonrası da güvensizliğin arttığı bilinen bir gerçektir.

  12. Hikayeden bilgiler her bokuda bilioyo admin dunya tarihi sosyal hayat uluslararasi ticaret psikoloji niyeyse hic bi milletten çıkmayan adamlar bizim oralarda zibil gibi herkes ful artı ful bilim adami

  13. Yorumunuza epeyce güldüm Fatih Yılmaz. Şahsım adına her konuda sadece fikrim var. Ben fikirlerim üzerine konunun uzmanlarının yazılarını, makalelerini, araştırmalarını,kitaplarını okuyorum. Bunları da yayınlıyorum. Size de tavsiye ederim. Bilmek çok güzel birşey. Bildikçe öğrenme isteğiniz artıyor ve öğrendikçe ne kadar az şey bildiğinizi farkediyorsunuz. Öğrenme isteğim arttıkça öğrenmem gereken liste de giderek kabarıyor. Sitemizde iyi okumalar. Umarım faydalı olur.

  14. Admin Bey , verdiğiniz bilgiler epey mantıklı. , özellikle de işin içindeki kar bunu çok daha mantikli hale getiriyor.Demem o ki bir kuruluşa 1 milyon dolar verin ve sunnetin yararli oldugunu ispatlayin deyin ispatlarlar , yine başka kuruma gidin onada 1 milyon dolar verin Sünnetin zararlı olduğunu ispatlayin deyin emin olun onlarda ispatlayacaktir..Ancak gelin görün ki şu an burada bu makaleyi okuyan hiç kimse ilerde erkek çocuğu olursa sunnet yaptirmayacagim diye düşünse bile uygulayamayacaktir diye düşünüyorum.
    Emeğinize sağlık harkulade bir site..
    Saygılarımla

  15. Teşekkürler admin güzel bir paylaşım ve de harika bir araştırma yapılmış yeniden teşekkürler

  16. Bu yazışmalar içinde dikkat çeken bir özellik var: Sünnet’in zararlı olmadığı düşüncesinde olduğu anlaşılanların büyük çoğunluğu, bir argüman ileri sürmeden sadece karşı görüşteki kişileri “aşağılayarak” kendilerini ifade ediyorlar. Halbuki pekala, tüm hayvanların eksiksiz bir tasarıma sahipken, Eşref-i mahluk olan insan bedeninin yanlış yaratılmış olduğuna ait inançlarını dile getirebilirlerdi. Bir eski söz var: bir kül tablasına bakarak tüm kainatı anlayabilirsin diyor. Acaba bu yazışmalardaki aşağılayıcı mesajlara bakarak toplumumuzun niçin hasta olduğunu da anlayabilir miyiz? Tüm bilgi verenlere -başta prof Alıcı’ya- teşekkürlerimle.

  17. Iyi bir derleme.Emeginize saglik. Erkek sunnetinde artila ve eksiler var oldugu halde sunnet surecek. Ailecek o stres yasanmaya devam edilecek. Afrika kadin sunneti neyin nesi….

CEVAP VER