Vikings Dizisinde Türk Mitolojisi ve Şamanizm

781

Tarihsel drama türünde çekilen son dönemlerin en ilgi çeken yapımlarından biri olan Vikingsdizisi Kanada-İrlanda ortak yapımı olup yapımcılığını Michael Hirst yapıyor. History kanalında yayınlanan dizinin şu ana (Haziran 2015) kadar 3 sezonu çekilmiş bulunuyor. Dizide esas olarak Viking Kralı Ragnar Lothbrok’un hikayesi Viking tarihi bağlamında anlatılıyor. Vikings’de Ragnar’ın ve beraberindekilerin yaşamı, Vikinglerin mitleri konu ediliyor. Vikinglerin İngiltere’yeve Fransa’ya düzenlediği seferler de dizide konu alınıyor. Bu olaylar 8. ve 9. yüzyılda meydana geliyor. Dizide Ragnar karakterini Travis Fimmel canlandırıyor.

Henüz dizinin ilk sahnesinde kısa bir savaş sahnesinin ardından ölülerin gökyüzünden gelen mitolojik varlıklar tarafından yerden alınıp göklere taşındığını görüyoruz. Çarpıcı olan, o dönem Viking inanışlarında ölülerin kavuşabileceği bir Gök Tanrısı yok. Vikinglerin tanrıları gökyüzünde değil, hayat ağacı Yggdrasil’de. Üstelik Viking inanışlarında ölüler Odin’in Valhalla sarayına yolculuk ediyor. Savaşta ölenler Valhalla sarayında tanrılarla içki içmeye hak kazanıyor. Türklerde balbal denilen özellikle mezarlara dikilen taşlar bulunuyor. Genellikle insanı, savaşçıyı veya öldürülen düşmanı temsil eden bu balbalların elinde “ant kadehi” veya “tolu” denilen kaplar bulunuyor. Bu kaplar, kişinin ölümden sonra Tanrı Ülgen’le karşılıklı içki içeceği inancına dayanıyor. Türklerde ölülerin ruhları bir akbaba veya turna yardımıyla gökyüzüne, Gök tanrısına ulaşıyor. Bu, Türklerde ateş kültünden doğan bir inanışın sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Dizinin ilk sezonunda yedinci bölümde Viking toplumu Uppsala’daki bir tapınağa geleneksel ritüellerini gerçekleştirmek için gidiyor. Uppsala’daki bu tapınak içinde, Odin sunağının sekizgen formda yapılmış olduğunu görüyoruz. Hatta dizide 2. sezonda yapılan bir ölüm ritüelinde de sekizgen bir sunak kullanılıyor. İlginçtir, Orta Asya’da çok sayıda sekizgen formda tapınak mevcuttur. Türkler, sekizgen şeklinde tapınak ve mezar yapımına ayrı bir önem vermiştir. Emel Esin’e göre Türklerin Ming T’ang adı verilen sekizgen formda tapınak yapmalarının nedeni sekiz yöne verdikleri önemdir. Dört ana ve dört ara yön. Esin’e göre Türk tapınakları evrenin merkezi sayılmaktaydı1. Selçuklu Türkleri de sekizgen formu sanat yapılarında fazlasıyla kullanmış. Belki de burada en dikkat çeken nokta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrinin de sekizgen formda yapılmış olması. Anıtkabir’de Atatürk’ün gerçek mezar odasına bakıldığı zaman bu sekizgen yapı rahatlıkla görülebilir. Selçuklu sanatında da özellikle sekizgen yapılar sıklıkla kullanılırdı.

Vikings dizisinde, Uppsala tapınağında yapılan törenlerde tapınağın çevresindeki ağaçlara çok sayıda çaput bağlandığını görüyoruz. Bugün Anadolu’da halen devam etmekte olan ‘dilek için’ ağaca çaput, bez, mendil bağlama geleneği Türklerde çok eskiye kadar uzanıyor ve bu ritüeller şamanizm uygulamalarının devamı olarak süregeliyor.

Dizide görüyoruz ki, Uppsala’daki bu tapınakta dini ritüeller 9 yılda bir yapılıyor. Üstelik bu tapınakta yapılan kurban ritüellerinde seçilen hayvan ve insan sayısı da 9. Yani Vikingler 9 sayısına kutsal bir anlam yüklemişler. 9 sayısı Türk mitolojisinde en önemli sayılardan biri olarak karşımıza çıkıyor: 9 ağaç, hayat ağacının 9 dalı, 9 boy, 9 oğuz, 9 felek vb. Türk mitolojisinde dünyayı yaratan Kayra Han dünyanın merkezine 9 dallı çam ağacı dikiyor. Altay şamanlarında ise 9 ok inanışı var. Tanrı Ülgen’in 9 kızı ve 9 oğlu var. Uppsala’daki tapınakta ritüeller 9 gün sürüyor2. Aynı şekilde Altaylılar’da Gök Tanrı kurbanı törenleri 9 gün sürüyor, İlkbahar bayramına ise 9 kız ve 9 erkek katılıyor. Uppsala’daki dini ritüeller de ilkbahar ekinoksunda yapılıyor3. Yakut Türklerinin Er Sogotoh Destanı’nda gök 9 katlı tasvir ediliyor. Ayrıca, Yakutlarda gök ruhları 9 adet.

Uppsala tapınağında yapılan kurban ritüellerinin ardından kurban edilen insanların tapınağın hemen yanındaki ağaçlara asıldı ı görülür. Kurban edilenlerin ölü ğ bedenleri ters bir şekilde ağaçlardan sarkmaktadır. İlginçtir, Türklerde de ölüleri ağaca asma geleneği vardır. Önemli Türk gruplarının ölülerini ağaçlara asma geleneği, mutlaka yeniden doğuş ve aynı zamanda ölülerini göğe sunma ve onları göğe uzanan yola çıkarma umudundan kaynaklanmaktadır4.

Uppsala tapınağında rahipler beyaz giyiniyorlar. Ormanın içinde bulunan tapınağın rahipleri kurban için 9 kişi seçiyor. Bilindiği üzere Uppsala’daki bu ritüeller bahar ekinoksunda yapılıyor. Altaylardaki Ayzit bayramı da buna benziyor. Ayzit, güzellik tanrıçası. Bayram, bahar başında ormanlarda kutlanıyor. Bayram, bir ak şaman tarafından yönetiliyor. Bunlar ak giyiniyorlar. Kara giyinenlere kara şaman deniliyor. Bu törende evler temizleniyor, en güzel elbiseler giyiliyor. Şaman 9 kız, 9 delikanlı alarak Ayzit’in sarayına gidiyor5.

Snurre Sturlesson’un “Ynglinge Sagası ”nda Uppsala tapınağını inşa edenin kral Yngve olduğu anlatılır. Saga’ya göre Yngve önce burasını kendi için bir hümükdarlık konutu olarak yapmış, daha sonra bu yapı Uppsala tapınağına dönüşmüş6. Yngve, Are Frode’nin İzlanda krallar listesinde ilk sırada bulunan bir Türk hükümdar: Yngve Turkakonung’tur.

Bremenli Adam’ın “In Gesta Hammaburgensis Ecclesiae Pontificum” adlı eserinde ‘(…) Ubsola adlı çok ünlü bir tapınak… ‘ tarifini okuyoruz7. Bu, Uppsala tapınağının isminin kökeni veya ilk hali olabilir. İlginçtir, bu kelimeyi ‘Ub’ ve ‘sola’ diye ikiye ayırırsak anlamlı bir sözcük elde ediyoruz. ‘Ub’, Türkçe’de ‘En yüce, kutsal’ anlamlarına geliyor. ‘Sol’ ise İskandinav dilinde ‘güneş’ anlamına geliyor. Bu durumda ‘Ubsola’, ‘kutsal güneş’, ‘Ubsola tapınağı’ ya da ‘Uppsala tapınağı’ da ‘Kutsal Güneş Tapınağı’ anlamına geliyor ki tapınağın altın renginde inşa edilmesi bu ihtimali güçlü kılıyor. Bu anlamsal çıkarımın bilimsel bir dayanağı yoktur, tamamen benim görüşümdür. Güneş tanrısı Sol, Timothy Stephany’e göre Freyr’in eşdeğeridir. Uppsala tapınağında ise Thor ve Odin’in yanında Freyr’in heykeli bulunur.

Vikings dizisinde Türk şamanizmden izler de fazlasıyla mevcut. Yggdrasil hayat ağacı bunların içinde en dikkat çekeni. Dizide Ragnar ve beraberindekiler Gotland’da bulunan Yggdrasil’i ziyaret ediyorlar. Yggdrasil, 9 dünyayı dallarıyla birbirine bağlayan kutsal bir ağaç. İskandinav tanrıları Yggdrasil’de oturuyorlar. Dizide bu ağacın “Dünya ağacı” şeklinde de ifade edildiği söyleniyor Jarl Borg adlı Gotland lideri tarafından. “Hayat ağacı” veya “Dünya Ağacı” kavramları Türk mitolojisinde de önemli bir yere sahip. Türklerde halı ve kilim desenlerinde hayat ağacı bir motif olarak oldukça yaygın bir şekilde kullanılmış. Hatta mezar taşlarında bile hayat ağacı motiflerini görebilmek mümkün. Türklerde şamanlar hayat ağacını kullanarak gök tanrıya veya kutup yıldızına ulaşıyorlar. Türklerde de hayat ağacının 9 dalı var. Türklerin tanrısı Bay-Ülgen de hayat ağacının tepesinde oturuyor. Ülgen’in burada bir sarayı da var. Tıpkı Valhalla sarayı gibi.

İskandinav mitolojisinde Odin, run harflerinin sırlarını ve bilgeliği elde etmek için 9 gece boyunca ağaçta asılı kalıyor. Ragnar, oğlu Björn ve gelecekteki eşi Aslaug’la (bizdeki Aslı gibi) birlikte Yggdrasil’i seyrederken dudaklarından Odin’e ithafen şu sözler dökülüyor:

“Dokuz uzun gece boyunca rüzgarlı bir ağaçtan sallandım. Hiçbir insanoğlunun köklerinin nereye uzandığını bilmediği bir ağaçtan. Odin’e adanmış bir mızrakla… yaralanmış olarak…” Benim görüşüme göre Odin, 9 gece boyunca vecd, trans halinde hayat ağacını yani gök direğini (mızrak) kullanarak hiç kimsenin ulaşamayacağı kutup yıldızına ulaşmaya çalışmış. Bu sözlerin tamamen şamanik bir anlatım olduğunu düşünüyorum. Dizide Jarl Borg, Yggdrasil’e “Gökyüzünü tutan ağaç” da diyordu ki bu Türklerdeki hayat ağacı-göğün direği kavramlarına tamamen uyuyor.

“(…) kamlar gerek Türklerde gerekse de öteki birçok toplumlarda yer almış bulundukları şekil altında her şeyden önce bir “vecd ve istiğrak” teknisyeni olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu nedenle Eliade, bir sistem olarak Şamanizm’in arkaik bir vecd tekniğinden ibaret olduğu kanaatine varmış, bunu konuyla ilgili geniş incelemesine başlık yapmıştır. Buna göre şaman, her
şeyden önce kendi özel usülleri sayesinde vecd hali içinde ruhunun göklere yükseldiğini, yer altına indiğini ve oralarda dolaştığını hisseden bir “trans” ustasıdır. Kamların, Tanrı veya tanrılar ile insanlar ve ruhlar arasında aracılık yapma kabiliyetine sahip olduğuna inanılmaktadır8.

Şamanların kıyafetlerinde ve davullarında bazı semboller bulunur. Bunlar; güneş, ay, yıldız, gök kuşağı, dünya ağacı gibi sembollerdir. Onların hepsi kamların ekstaz halindeki iniş ve yükselişleri ile katlı kozmik anlayışı simgeler görünmektedir9.

Vikings’de Odin zaman zaman asasıyla (mızrağıyla) birlikte görülüyor. Bu onun şaman özelliklerinden birini yansıtıyor olabilir mi?

Davulunu çalarak cinleri, perileri toplayan şamanın elindeki ip ve asa bir kozmik bölgeyi diğerine bağlayan “yol”dur. Esasen aşağı yukarı her varlığı, her gözle görünen ve görünmeyen kuvveti emri altında tutan şaman için mistik seyahatlerinde kullanacağı birçok araçlar vardır. Kayın ağacı dalından yaptığı dokuz basamaklı, merdiven taklidi kertikli veya kurban edilmiş atın derisinin
asıldığı sırık, şamanın gezi sırasında yürüyeceği “yol”lardır. Gök kuşağı gökyüzü ile yeraltını birbirine bağlayan köprüdür [Yggdrasil de gök kuşağı ile dünyaları birbirine bağlar]. “Dünya ağacı” da bunlardan biridir. Şaman, elindeki merdiveni vasıtasıyla, yüksek dalları göğün 17. katındaki Bay Ülgen’in sarayına dokunan “Dünya ağacı”nın tepesine çıkar. “Hayat ağacı” ise bunun başka şekli olup, kozmik bölgeleri birbirine bağlar [Yggdrasil gibi]. Bazı yerlerde 7 katlı gösterilen ve kutup yıldızı ile ilgili “kainat dağı” ve dünyanın merkezinden geçen “kainat mihveri” veya dünyanın direği [gök direği] de aynı vazifeyi görmek suretiyle, şaman tarafından kullanılır10.

Dar anlamda şamanizm, tipik olarak Sibirya ve Orta Asya’ya özgü bir dinsel olgudur. Terimi bile, Rusça aracılığıyla, Tunguzca ‘şaman’ sözcüğünden gelir. Asya’nın ortalarında ve kuzeyinde konuşulan öteki dillerde buna karşılık olan terimler şöyledir. Yakutça ‘ojun’ [işte Odin’in kökeni!], Moğolca büge ve udegan (karş. Buryatça udayan: “kadın şaman”), Türkçe-Tatarca kam (Altayca kam, gam, Moğolca kami vb (Eliade, 2006:22)11.

Sibirya, Altay ve Yakutlarda en güçlü şamanın kadın olduğu inancı vardır. Bu tür güçlü şamanlara Öz Türkçe “ateşi koruyan” anlamına gelen utkan/udadan ünvanı verilir. Türk halklarından hem Altay-Sayan Türkleri, hem de Yakutlar kadın şamanlara Türkçe od/ut’tan türeme bir kelime olan ve değişik fonetik varyantlarda utagan, udugan, udagan, utahan, ubahan, iduan/idvan, dauna vs. derler12.

Dizide Ragnar kendi soyunu Odin’e dayandırıyor. Etrafındaki herkes onun Odin’in soyundan geldiğini biliyor. Burada aklımıza hemen Are Frode’nin Viking krallar listesi geliyor. Odin’in oğlu Türk kral Yngve ile başlayan listede Ragnar’ın oğlu İngjald da sayılıyor. Yani Ragnar, Odin’in soyundan geldiğini söylemekte haklı.

Dizide Floki tarafından anlatılan mitolojik bir hikayede Valhalla sarayının kapısında kurtların bekliyor olduğu aktarılır. Odin’in sarayının kapılarını bozkurtlar korur. Bozkurt, İskandinav toplumlarınca da önemli bir semboldür. Mitolojik bir ifade olan bu olguyu, Odin’in kraliyet muhafız birliğinin Turani-Türk askerlerden kurulu olabileceği şeklinde yorumlamak ister istemez bize tarihte pek çok kralın muhafız birliklerini Türklerden seçmiş olduğunu anımsatır13.

Üçüncü sezonda Ragnar yakın bir arkadaşını kaybediyor. Bu onu o kadar kötü etkiliyor ki Ragnar acısını saçlarını kökünden keserek dindirmeye çalışıyor. Ölenin arkasından saç kesmek, yüz kesmek, kan akıtmak çok eski bir Türk geleneğidir. Türklerin yuğ törenlerinde bu gibi uygulamaları görebilmek mümkün. Bu saç kesme ritüeli ölüye sunulan bir kurban olarak da düşünülebilir.

Vikings dizisinde savaşçılar bir onur göstergesi olarak sol kollarına bileklik takarlar. Savaşlarda bu kutsal bileklik her daim kollarında bulunur. Yuvarlak şekilli ve kolu kavrayan bu tarz bileklikleri İskit savaşçıları da takarlardı. İskit mezarlarında çok sayıda altın bileklik keşfedildi. İskitler, Vikingler’den daha önce yaşadıklarına göre bu bilekliklerin İskitler’den Vikingler’e geçmiş olması muhtemeldir. Viking savaşçılarının en önemli özelliklerinden biri balta ile savaşmalarıdır. Aynı durum yine İskit savaşçıları için de geçerlidir.

Bir de Vikings dizisinde savaşçı kadınlar sıklıkla görülür. Hatta Ragnar’ın eşi Lagertha en ünlü Viking kadın savaşçılarından. Bu bize daha çok Amazon kadın savaşçılarını anımsatsa da Türklerde de kadın savaşçıların ne denli önemli olduğu hemen aklımıza gelir. Özellikle İskit kadınlarının savaşçılıkları ünlüdür. Aslında Amazonlarla İskit savaşçıları arasında da organik bir bağ bulunur. İskit kadınları erkeklerle beraber savaşa giderlerdi. İskit kadınlarının üç düşman öldürmeden evlenmedikleri bilgisi de mevcut. Türklerde, savaşçı amazonların karşılığı “Alp kızları” denilen savaşçı kadınlardır. Alp kızları daha ileriki dönemde “bacılar” olarak karşımıza çıkar.

Yapılan arkeolojik kazılarda, İskit mezarlarında silahları ile gömülmüş kadın savaşçılar da bulunmuştur. Bu durum da diğer Türk toplumlarında çok sık rastlanan bir durumdur. Türk toplumlarında da kadının statüsü yüksektir. Çoğu zaman erkekleri ile beraber silah kuşanıp savaşa gitme sık görülen bir durumdur14.

Turgay Kürüm, İskitlerin Turani-Türk kavimlerinden biri olduğu görüşünde:
“Herodot, 4. kitabının başında, İskitlerin kısrak sütünden bir tür içki elde ettiklerini, ince detaylarına kadar anlatmaktadır. Bu içkiye Türkler “Kımız” derler. Bugün de Orta Asya’da pek çok Türk toplulukları hala bu içkiyi yapar ve kullanırlar. Çin kaynakları da Kımız olarak adlandırılan bu içkinin sadece Türk kavimlerine has bir içki olduğunu söylerler. Bugüne kadar Türklerden ve yakın akrabaları olan Moğollardan başka bu içkiyi kullanan başka bir kavmin olduğu hiçbir kaynakta yoktur. Sadece kımız içmeleri bile onların Turani bir kavim olduğunu ispatlamaya yeter.”15

Dizinin 3. sezonunun final bölümünde Viking kralı Ragnar Lothbrok’un cenaze töreninde (aslında ölmüyor, savaş stratejisi uyguluyor) yakılan şamanik ağıtlar (doğadaki hayvan seslerini taklit, çığlık atma) da Türk kağanlarının cenaze törenlerinde yakılan ağıtlara oldukça benziyor. Ayrıca törende giyilen hayvan postları her iki kültürde de bu konuda birebir benzerlik gösteriyor. Türk kağanları öldükten sonra kamlar günlerce ağıt yakarlardı.

Ayrıca, Vikings dizisinin müziklerini yapan Wardruna’nın şarkılarını dinlediğimizde tamamen şamanik ritimlerin söz konusu olduğunu görürüz.

Görüldüğü üzere Vikings dizisinde Türk kültürüne ait çok sayıda öge görebiliyoruz. Ben bunların içinde en can alıcı olanının Yggdrasil hayat ağacı figürünün olduğunu düşünüyorum. Dizinin ilerleyen bölümlerinde Türk mitolojisine ve şamanizme dair çok sayıda motif görebileceğimizi öngörebiliriz.

Makale : Özgür Barış Etli

Kaynaklar : 

1 Emel Esin, Türk Kozmolojisine Giriş, 2001.
2 Andy Orchard, Dictionary of North Myth and Legend, 1997.
3 Orchard, a.g.e.

4 Jean Paul Roux, Eski Türk Mitolojisi, 2011.
5 Muazzez İlmiye Çığ, Sümerliler Türklerin Bir Koludur, 2014.
6 Snorre Sturlesson, Ynglinga Saga.
7 Adam of Bremen, In Gesta Hammaburgensis Ecclesiae Pontificum.

8 Harun Güngör, Eski Türklerde Din ve Düşünce, Türkler, Cilt:3, 2002.
9 Güngör, a.g.e.

10 İbrahim Kafesoğlu, Eski Türk Dini, Türkler, Cilt:3, 2002.
11 Yeşim Paktin, Şaman Yorumlamaları ve Büyüsellik, 2013.
12 Paktin, a.g.e.

13 Turgay Kürüm, Avrasya’da Runik Yazı, Türkler, 2002.

14 Kürüm, a.g.e.
15 Kürüm, a.g.e.

PAYLAŞ
Önceki İçerikBorderline Kişilik Bozukluğu ve Tedavisi
Sonraki İçerikDeliryum Nedir? Nedenleri
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER