Parasız Yaşamak Mümkün mü ?

366
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

2007’de Freeconomy isimli değiş tokuş sitesini açan Mark Boyle, 2008 yılından beri parasız yaşıyor. Aynı zamanda parasız yaşadığı süreçteki anılarını anlattığı Moneyless Man (Parasız Adam) adında bir kitabın yazarı.

Boyle, parasız yaşamaya karar verdikten sonra kendisine öncelikle bir barınak aramaya başlıyor. Freecycle isimli takas sitesi sayesinde, bir kişinin artık kullanmadığı karavanı, onun yeni evi haline geliyor. Bu evin sürekli bir yerde bulunabilmesi için bir organik çiftlikle anlaşma yapıyor. Haftanın üç günü onlara yardım etme karşılığında, yeni evi için yerleşme izni alıyor. Bu yaşama geçmeden önce para ödediği tek şey güneş paneli. Güneş enerjisiyle çalışan bilgisayar ve telefon kullanıyor. Kendi yiyeceklerini yetiştirip, odun sobası ile ısınıyor. Diş macunu yerine mürekkep balığı kılçığı ve doğada yetişen rezene tohumlarını kullanıyor. Boyle’un parasız yaşamı sayesinde mutfağının etrafındaki ağaçlardan gelen kuşların sesi iPod’unun yerini aldı ve vahşi yaşamı gözlemleyerek doğayla ilgili, televizyonda herhangi bir belgeselden anlatılandan daha fazlasını öğrenebiliyor.

Parasız bir dünyada herşey daha fazla zaman harcama ve emek gerektiriyor. Örneğin, kıyafetlerini soğuk su dolu lavaboda yıkadığı, çamaşır deterjanı yerine sobasının üzerinde kaynattığı kabuklu yemişlerin suyunu kullandığı için çamaşır yıkamak 2 saat sürebiliyor.
Yine de, parasız yaşama kararı birçok insan için çılgınlık gibi görünse de Mark Boyle’ın satın almaya dayalı yaşam tarzıyla ilgili söyledikleri aslında önemli gerçeklere işaret ediyor:
“Tüketici ve tüketilmiş arasındaki ayrımın derecesi öyle arttı ki satın aldığımız maldaki cisimleşmiş acı çekme ve yıkımın derecelerinden tamamen habersiziz. Bu ayrımı sağlayan araç paradır.”
Satın aldığımız bir ürünün, nerede, kim tarafından, nasıl üretilip, daha sonra önümüze nasıl geldiğini bilmiyoruz ve sorgulamıyoruz. Boyle, dünyaya batılı bir doktorun hastasına baktığı gibi baktığını farkettiğini ve sadece belirtileri görüp bunları ortadan kaldırmaya uğraşırken sorunların kökünü göremediğimizi belirtiyor. Özellikle de satın alma alışkanlıklarımızın insanlar, hayvanlar ve çevre üzerindeki doğrudan etkilerini…

Eğer sahip olduklarımızı kendimiz üretiyor olsaydık, nasıl süreçlerden geçtiğini, neye mal olduğunu, ne kadar emek harcandığını daha rahat görürdük. Boyle’a göre kendi yiyeceğimizi yetiştirseydik israf etmezdik veya kendi masa sandalyemizi yapsaydık, bir süre sonra onu bir kenara atıp yenisini alamazdık.

Ve son olarak parasız yaşam sürecinde öğrendiklerini şöyle özetliyor;

“Ne öğrendim? Para değil arkadaşlığın gerçek güvenlik olduğunu. Batıda en çok ruhsal türden bir fakirlik olduğunu. Özgürlüğün gerçekten dayanışma olduğunu. Ve eğer bir plazma televizyona sahip değilsen, insanların senin bir marjinal olduğunu düşündüğünü…”

Böylece, insanlara uçuk veya tuhaf gözüken parasız yaşam tarzı, paraya hoşça kal derken aslında ruhumuzu besleyen, özlem duyduğumuz ve bizim için çok önemli olan şeyleri otomatikman geri çağırıyor. Çünkü para yoksa, birbirimize güvenmek, destek olmak, sevgimizi göstermek ve birbirimizi kollamak zorundayız

Kaynak http://www.theguardian.com/environment/green-living-blog/2009/oct/28/live-without-money

PAYLAŞ
Önceki İçerikRadyo Tiyatrosu – Fenway Malikanesi
Sonraki İçerikRadyo Tiyatrosu ~ Şöminedeki Katil
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER