Antik Mısır ve Agarta İlişkisi

309
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Masudi, “mekanik heykeller” ismini verdiği  garip tanımlamada bulunur. Masudi, Gize Piramitleri’yle bağlantılı olan yeraltı galerilerinin, olağandışı yetenekleri olan bu “mekanik heykeller” tarafından korunduğunu ifade etmiştir. Kendilerine yaklaşanların niyetini anlayabilecek tarzda
programlanmış olduğunu söylediği bu “mekanik heykeller” hâl ve tavırlarından ötürü içeriye kabul edilmeye layık olanlar dışında hiç kimseyi, yeraltı galerilerine sokmuyordu. Çünkü buna teşebbüs edenler ya felç geçiriyorlar ya da ölüyorlardı!…

Manyetik Koruma Kalkanı
Mekanik heykeller… Felç geçirmek ya da ölmek… Bunların ne anlama geldiğini ortaya çıkartabilmek için,
Himalayalar’ın altında olduğu ileri sürülen Gizli Agarta Yeraltı Uygarlığı’nın giriş delhizleriyle ilgili anlatılanları hatırlamaktafayda olduğunu düşünüyorum…
Agarta ile ilgili ezoterik araştırmalarıyla tanınan araştırmacı yazar Andrew Tomas, Himalayalar’ın altındaki yeraltı galerilerileriyle ilgili görüştüğü Tibetli bir rahiple olan konuşmasını şöyle anlatır:

A.T. – Dağlar’ın altındaki yeraltı galerilerini ziyaret etmiş olan herhangi bir kimse tanıdınız mı?
Rahip – Yüzyıllar boyunca lamalar, gurular ve hatta dışarıdan gelen bazı kişiler buralara girmişlerdir. Fakat birçok şeye tanık olmalarına rağmen, bunlardan pek az bahsetmişlerdir.
A.T. – Oralara nasıl girmişlerdir? Yolu nasıl bulmuş olabilirler?
Rahip – Bir rehber olmaksızın hiç kimse buralara giremez.
A.T. – Çok ender kullanılan bir taş kapıyı açmak çok zor olsa gerek?
Rahip – Tuhafınıza gidecek belki ama, hiç de öyle değildir. Yaşlı bir Lama’dan öğrendiğime göre kapılar sanki yağlanmış makaralar üzerinde hareket ediyormuşcasına kolayca yana doğru kayarmış. Ne var ki, girişin ötesindeki geçit, soğuk mavimsi alevlerden oluşan bir perde tarafından kapatılmıştır. Buraya ulaşan kişilerin oradan geçmesi gerekmektedir. Uygun bir eğitimden geçmiş olanlar bunu başarır, yeterli olmayanlar ise ölürler…
Ateş üzerinde yürüyen ve demir çubukları eriten sıcaklığın etkilemediği kimselerden haberiniz var sanırım.
A.T. – Evet, biliyorum. Bu anlattıklarınız çok ilginç. Çünkü, yıllar önce Gize’ye gitmiş olan bir arkadaşım gizli bir tarikatın üyesi olan bir Arap tarafından Sfenks’in altındaki bir yeraltı galerisine götürülmüş ve orada sizin anlattığınıza benzer türden bir alev engeli görmüştü. Böyle bir engelle yeraltı galerilerinin korunmuş olduğunu gösteren çok sayıda kaynak vardır.
Rahip – Gizemli harikalar sayısızdır ama onları anlayabilenler pek az sayıdadır.
Ne ilginçtir ki, Musa Peygamber’in “Ahit Sandığı”nı da böyle bir manyetik enerji alanı korumaktaydı… Bu konuya daha sonra döneceğiz…Bir zamanlar Mısır’da yaşananlar eğer tüm açıklığıyla günümüze
kadar gelebilmiş olsaydı, Dünya Tarihi şu anda olduğundan çok daha farklı yazılacak ve Dinler Tarihi de çok farklı bir anlayışla ele alınabilecekti. Ancak bu olamamıştır. Mısır’ın geçmişi ile ilgili bilgilerin büyük bir bölümü tarihin karanlıkları arasında kaybolup gitmiştir. Günümüze kadar gelebilenler ise ezotenk bilgiler ışığında değerlendirilemediği için “”Antik Mısır Sırları” gün ışınına çıkamamıştır.
Fakat şunu çok net bir şekilde biliyoruz ki. Antik Mısır Sırları’nın büyük bir bölümü bizzat Mısırlı Rahiplerce gizlenmiştir.Kendilerinden sonra dünyada hakim olacak “Demir Çağı” nın yozlaştırıcı etkisinin başlayacağını kendileri gayet iyi biliyorlardı: “İnsanlık, gökyüzü ile irtibatını kesecek, yeryüzüne
yüzünü dönecekti…”
Bir başka deyişle: “İnsanlığın aşağıya iniş sürecine girebilmesi için eskinin bilgelik meşalesinin sönmesi gerekiyordu…”
Ancak bir şekilde eskinin bilgeliği bir yerlerde saklanmak zorundaydı. Eski anıların bir gün yeniden ortaya çıkabilmesi için bir şeyler yapılması gerekiyordu. Sonunda buna şöyle bir formül bulundu:
Mısırlı rahipler gelecek kuşakların bir gün gelip de çözebileceği şifreli masajlar tanzim ettiler. Başlan sona Antik Mısır Sırları’yla dolu olan Mısır’ın Ölüler Kitabı ve diğer Piramit metinleri ki Mısır Milolojisi’ııin temelini bunlar oluşturur  bunlardan en önemlileriydi. Gün gelip de bunları çözdüğümüzde
yaşayacağımız tedirginlikleri ve korkuları da gayet iyi biliyorlardı. Ve bu nedenle başlangıçtaki şiddetli sarsıntılar sonrasında gelecek kaçınılmaz mutlu sondan emin olmamızı istediler.
Şifreli metinlerinde bu temayı işleyerek, kendilerinden sonra gelecek kuşaklar için güzel günler vadettiler. Bunu yaparken, vadedilen günlere ulaşmanın hiç de kolay olmayacağını vurgulamaktan da kaçınmadılar.
Şifreli sembolik bilgiler içeren metinler bu şekilde günümüze kadar gelebildi. Biz şu anda bu metinleri mitolojik hikâyeler olarak okuyoruz. Zaten zamanı gelmeden anlaşılmaması için onlar da, bu metinleri bu şekilde yazmışlardı. Ancak artık bu metinlerin içindeki gizli bilgilerin, hiç değilse bir kısmını
ortaya koymanın zamanı gelmiş gibi görünüyor.

Kaynak : Ergun Candan – Antik Mısırın Sırları

PAYLAŞ
Önceki İçerikCelal Şengör Biyografi
Sonraki İçerikAntik Mısırdaki Piramitlerin Mimarisi
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER