Antik Mısırdaki Majik Uygulamalar

704
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Mısır İnisiyasyonu’nda geniş bir uygulama alanı olan maji. Antik Mısır Kültürii’nün en temel unsurlarından biri haline gelmişti. Mısır tam anlamıyla majik bir toplumdu. Majik uygulamalar
günlük yaşamın adeta bir parçası olmuş durumdaydı. Mısır’da majik uygulamalarının halk arasında da çok etkin ve çok yaygın bir kullanım alanı vardı. Ve bu uygulamaların çıkış noktası Mısır mabetlerinin derinliklerinde gizliydi. Mısır Kültürü her yönüyle majik bir kültürdür. İlk dönemlerdeki Mu’dan gelen atalarının kendilerine bırakmış oldukları kültürün spiritüel tarafı, daha sonraları bölgeye gelen son dönem Atlantisliler’in etkisiyle bir kenara itilmiş, majik tarafı daha çok benimsenmişti. Klasik Mısır Kültürü’yle ilgili yayınlanan kitaplarda iki farklı Mısır Büyü Ritüelleri’nden söz edilir. Bunlar “Alçak Büyü” ve “Yüksek Büyü” olarak tanımlanmıştır.
Mısır’ın Alçak ve Yüksek Büyüsü’nün iki ana amacı vardı. “Alçak Büyü” yönlendirilmiş bir isteğin fiziksel dünyadaki etkisiyle, “Yüksek Büyü” ise psişik ve ruhsal alanla ilgilenin “Yönlendirilmiş istek”ten kastedilen, konsantre edilmişve belli bir hedefe yönlendirilmiş düşünce enerjisidir. Bu tür uygulamalar, psişik enerjinin fizik üzerinde yani dünyasal yaşam planı içinde meydana getirdikleri etkilerle ilgilidir. Buna karşılık Yüksek Büyü ruhsal planla ilgili ritüelleri içerir. İnsanın ruhsal doğasının gelişimi ve zenginleşmesiyle ilgilenir. Mısır’ın Ölüler Kitabı’nda dile getirilen sembolik anlatımların da büyük bir bölümü majik uygulamada ilgilidir. Ancak burada bir konuyu açıklığa kavuşturma gerekliliğini hissediyorum.
Mısır’ın Ölüler Kitabı’nın içerdiği konuların büyük bir bölümü daha önce de söylemiş olduğumuz gibi Mısırlılarca Neter-Khert olarak adlandırılan görünmeyen dünyaların çeşitli durura ve safhalarını anlatır. Ve bu noktada birçok araştırmacı bu görünmeyen dünyalara ulaşabilmek için de uygulanan yöntemler arasında majinin çok büyük bir rolü olduğu kanısına ulaşmıştır. Bu doğrudur. Ama burada majik uygulamalardan neyi kastedildiğini iyi anlamak gerekir. Mısır’da uygulanan Maji, psişik çalışmalara verilen genel bir isimdi. Bunun nedeni psişik yetenekleri hayli gelişmiş olan rahiplere “Maj” adının verilmiş olmasından kaynaklanmıştı

Günümüzde Büyü’ye karşılık kullanmakta olduğumuz “Maji”” sözcüğünün ortaya çıkışı Mısır’daki Maj’iardan kaynaklanmıştır. Özetleyecek olursak: Kehanet, durugörü, telepati, astral seyahat, ruhsal irtibat medyumluğu gibi birçok parapsişik uygulamalara verilen genel isim, “Majik Çalınmalar” altında
toplanmıştı.
Nitekim Neter-Khert isminin bile kelime anlamının Büyüsel Evren olduğunu hatırlayacak olursak, Büyüsel Evrene ulaşmanın yollarının da, Mısırlılarca Büyüsel çalışmalardan geçeceği fikrine sahip olmalarını son derece doğal karşılamak gerekir.

Yüksek Büyü’ye Giriş
Konuya bu açıdan yaklaşıldığında Mısır’ın Ölüler Kitabı’nın majisyene, beden içi ve dışı deneyimlerde yardımcı olmak için düzenlenmiş birbirinden bağımsız ritüellerden oluştuğu da söylenebilir. Mısır Öğretileri’ne göre, bu alanlara giren her kişi buralarda kendi ruhsal gelişim seviyesine göre olaylarla karşılaşır.
Büyü’nün asıl işlevi büyücüye buralarda kendi ruhsallığını hatırlatmak ve kendisi ve çevresi üstünde bilinçli kontrol sağlamasına yardımcı olmaktır.

Nasıl Evrenin Master’i olunur?
Orijinal, asıl, öz bilgisine sahip olma anlamına gelen “Master” sözcüğünün Türkçe karşılığı “Üstattır. Master sözcüğünden daha sonraları “dine ait sır” anlamına gelen “Mister” sözcüğü türetilmiştir.
Mısır Büyüsü; insan, evren ve hayat gerçeğini ortaya koymaya çalışan oldukça karışık bir öğretidir. Mısır Yüksek Büyüsü’nün amacı büyücünün fiziksel bedenini terkederek süptil bedenleriyle Büyüse) Evren’in farklı bölgelerini doğrudan doğruya keşfetmesiydi.
Bu tür büyüsel çalışmalarda bulunmanın iki sebebi vardır: Hayatın ne olduğunu anlatabilmek için genel bir bilgiye, ulaşmak ve insanın dünyadaki durumunu geliştirmek için bilgiler elde etmek.
Alçak Büyü’yle Yüksek Büyü’nün birbirinden ayrıldığı  sınır net değildir Evrenin Üstadı unvanı bütün Yüksek Büyü ritüellerinin başarıyla uygulanabilmesine bağlıdır Ama her büyüsel işlem işe önce Alçak Büyü’yle başlar.
Evrenin Üstadı olmak için öncelikle pekçok aşamaların geçilmesi gerekir. Süptil bedenleriyle rahatlıkla seyahat yapabilecek bir aşamaya gelmek en önemli şarttır. Evren’in Üstadı aşamasına gelen bir büyücünün yaşamındaki tüm durumlar,olaylar ve tekrar doğuşları üzerinde bilinçli bir kontrolünün
olduğu söylenin Tüm bu aşamaların geçilişinde uygulanan birçok ritüeller vardı. Her ritüelde Mısır’ın Ölüler Kitabı’nınbazı bölümleri okunurdu. Büyüsel Evren’i keşfederken bu ritüellerin büyücünün keşiflerine yardımcı olduğu söylenirdi. Bunlar büyüsel yol haritaları işlevi görürmekteydi.

En çok uygulanan ritüeller şunlardı:
Nefes Tutma Ritüeli
Ağzın Açılışı Ritüeli
On sübtil bölge Ritüeli
Osiris’in Evi’nin Pilonlar Ritüeli
Yedi Arit Ritüeli
Sekhet-Hetepet Ritüeli
Yanan Dört Fener Ritüeli
Maati Salonu Ritüeli
Terazi Ritüeli
Işığa Kavuşma Ritüeli

metinlerin tercünıeleriyle, sizlerin de bu ritüelleri uygulayabileceğiniz söylenir ama daha önce açıkladığımız nedenden dolayı bu mümkün değildir. Çünkü bu metinlerin orjinal dillerinde okunması gerekir. Aksi takdirde istenen enerjileri odaklamak mümkün değildir. Bu nedenle biz bu ritüellerdeki
metinlerin tercümelerini teker teker vermenin bir yararı  olmadığını düşünüyoruz. Fakat yine de sadece bir fikir vermesi için içlerinden bir tanesini sizlere aktararak bu bölümü noktalayalım:

IŞIĞA KAVUŞMA RİTÜELİ
Işık her zaman bilincin bir simgesi olmuştur. Öyleyse büyücünün büyüsel faaliyetlerde ışığa gelmesi demek, bilinci sübtil “Ka Beden”de tutabilmek demektir.Trans, rüya yada ölüm esnasında fiziksel beden terk edildiğinde bilincin akışında bir kesilme meydana gelebilir. Mısır büyüsü bunu önlemeye çalışır.

rituelrituel2

Muskalar
Bu majik uygulamaların en önemli öğelerinden biri de muskalardı. Muska belirli bir tür enerjinin yüklendiği objedir. Genel likle korunma ve şifa gibi amaçlarla kullanılırlar. İngilizcesi “Amulet” olan Muska sözcüğü, Arapça’dan gelir ve “taşımak” demektir.

“Tet” ismi verilen bu muskalar Mısır’m Ölüler Kitabı’nda da geçer:

Muska olarak kullanılan objelerin üzerine özel konsantrasyon teknikleriyle rahipler taralından yüklenen enerjiler burada söz konusu olduğu gibi aynı zamanda Atlantis’ten getirilen özel maddelerden imal edilen muska, asa ve çeşitli takılar da Mısır’da bulunmaktaydı.

Majik Yöntemleri Uygulama Yasaları
Dünya üzerinde hemen her toplumda; büyü inancı vardır. Ve her çağda büyü ve büyüsel uygulamalar insanların zihinlerini kurcalamıştır. Maji bir zamanlar kendine özgü kuralları olan ve bu kuralların
öğretildiği gerçek bir bilimdi. Majinin dayandığı esaslar, modern biliminkinin aynıdır. Mısırlı majisyen dünyadaki ve evrendeki aynı sebeplerin aynı sonuçlar doguracağını bilmekteydi. Böylelikle yeryüzünde gerçekleştirdiği bir sebebin göksel sonuçlar doğuracağının da bilincindeydi.

enerji-kalkani

Konuyu biraz açalım
Maji’nin temeli bir takım kozmik yasaların kullanılmasına dayanır. Bunlar içinde en önemlileri “Anoloji Yasası” ile “Destek Alametleri Yasaları”dır. Bunlar majik uygulamaların temelini oluşturmuşlardır.
Analoji (Benzeşim) Yasası:
Ezoterizm’de Mısır’ın Thot Öğretisi’nden kaynaklanmış olan çok önemli bir tanımlama vardır Bu tanımlamada “Aşağısı yukarıya, yukarısı aşağıya benzer” denir. Bu tanımlama Evrenisci oluşumla ilgili çok önemli bir özelliği içinde gizler. Evrendeki bu benzeşim, “benzer benzeri meydana getirir ve benzer benzeri çeker” ilkesini oluşturmuştur.

Evrenin her köşesinde işlemekte olan bu prensip, dünyamızda, “benzer bir işlemin benzer sonuçlar doğuracağı” ilkesini beraberinde getirmiştir.
Destek Alametleri Yasası:
Parça bütüne aittir. Ve parça bütüne ait bilgiye sahiptir. Evreni oluşturan en küçük birimde bile bütünün bilgisi gizlidir. İşte Ezoterik Öğretiler’de: “İnsanda Tanrısal Sırlar gizlidir, hu nedenle de kendim bilen Rabbini bilir” denmesinin asıl nedeni budur. Evrenin sırlarını çözmek için dünya yeterlidir.
Çünkü evrensel oluşum prensibine göre nasıl ki insanda “Tanrısal Sırlar” gizliyse, dünya da da “Evrensel Sırlar” gizli bulunmaktadır… Yani evrendeki en küçük bir unsurda bile “•Bütün”e ait bilgi gizli bulunmaktadır. Bu evrensel prensibin dünyamızda çeşitli tezahürleri vardır.
Onlardan biri de, “yeryüzünde gerçekleştirilen bir işlemin sonuçları gökyüzünde de tezahür etmektedir” ilkesidir.
Sıraladığımız işte bu iki “Kozmik Yasa” Dünyamız’daki Majik Uygulamalar’ın da temelini oluşturmuştur.
Ancak bu yasalar durdukları yerde majik etkiler meydana getirmezler. Onları tetikleyecek bir unsur gerekir. İşte bu tetikleyici unsur, düşünce enerjisinin konsantrasyonuydu. Bu nedenle majik çalışmalarda düşünce ile meydana getirilen enerji ve bu enerjinin meydana getirdiği etkilerin çok önemli bir yeri vardı.
Maji’nin ne olduğunu anlayabilmek için; öncelikle düşüncelerimizin belli bir noktaya; belli bir süre odaklanmasıyla ne tür sonuçları ortaya çıkartacağını çok iyi farketmemiz gerekir. Düşünce dediğimiz şey, basit anlamda bir takını fikirlerin zihnimizden geçmesi anlamına gelmez. Düşünce temelde bir enerji yayma faaliyetidir.
Düşüncelerimizi belli bir konu üzerinde uzun bir süre odaklayabilmek yani konsantre olmak hiç de zannedildiği gibi kolay değildir. Bir konu üzerinde düşünmeye başlar başlamaz hemen zihnimize bir sürü başka düşüncelerin üşüştüğüne şahit olmuşuzdur. Bunun sebebi, düşüncelerimize hakim olamayışımızdır. Dikkat edilirse, aslında sadece düşüncelerimize değil; duygularımıza da hakim olamadığımızı görürüz.
Duygularımıza ve düşüncelerimize hakimi olabilmek için konsantrasyon yeteneğimizi geliştirmemiz şarttır.
“Belki dünyanın en kolay şeyi için; düşünmektir” denir ama işin aslı hiç de öyle değildir. Düşüncenin yönlendirilmesive düşüncelere hakim olunarak onların konsantre edilebilmesi başlı başına özel bir eğitimi gerektirir. İnsan bu konuda kendisini eğitmediği müddetçe, bunu gerçekleştirmesi mümkün değildir.
Tam bir konsantrasyon ustası olan Mısırlı Majlar bunu gayet iyi bilmekteydiler.

Düşünce konsantrasyonlanyla oluşturdukları yoğun enerji toplarını, Anoloji ve Destek Alametleri Yasaları’m harekete geçirerek; gerek fiziksel, gerekse de ruhsal alanda sıradışı uygulamaları gerçekleştirebilmekteydiler.
Daha sonraları Araplar’a geçen bir uygulama olan İpe Düğüm Atma Teknikleri de hep bu yöntemlerin uygulama sahasına giren majik araçlardı. Burada ipe düğüm atmak; hem düşüncenin konsantrasyonu, hem de benzer bir işlemin yapılması ile Anoloji Yasası’nı hareket geçirmeye yarıyordu. Böylelikle konsantre edilen enerji hedeflenen olaya yollanıyordu. Majik literatürle söyleyecek olursak, ortaya yönlendirilen enerji hedefe bağlanıyor yani düğümleniyordu.

ipe-dugum-atmak

Bu konuyla ilgili İncilde Peter’in Kilise yöneticisi olarak atanmasıyla ilgili Matta’nın aktardıklarında, bağlama ve çözmeyle ilgili şu ifadeler yer alır:
Sen Peter’sin ve bu kayanın üzerine kilisemi yapacağım… Göklerdeki Krallığın anahtarını da sana vereceğim. Yeryüzünde ne bağlarsan, göklerde de bağlanacak ve yeryüzünde ne çözersen göklerde de çözülecek. (Matta 16/18-20)
İncil’de geçen bu bab, yeryüzünde gerçekleştirilen bir işlemin göksel planda nasıl benzer bir sonuç doğuracağını göstermesi bakımından son derece önemlidir.

Bu konuya İslam Geleneği içinde de rastlamaktayız.
İpi Düğüm atma yöntemi Araplara ve Orta Doğu’ya Mısır’dan geçmiştir. Her majik uygulamada olduğu gibi, ipe düğüm atma tekniği de, ne yazık ki negatif alanda kara maji uygulamalarında da kullanılmıştır.

İsis’in Düğümü
Bir sembol olarak da karşımıza çıkan İsis’in dügümüyle de hedeflenen, İsis’e ait enerjilerin bulundukları mabede bağlanması yani odaklanmasıydı.
Bu sembol Kulplu haç olarak da sitilize edilmiştir. Ve Mısır’ın en önemli sembollerinden biri haline gelmiştir. Birden fazla anlama sahiptir. Sırların anahtarı olarak da yorumlanan bu sembolün sahip olduğu en önemli anlamı, göksel tesirlerin inisiyeye düğümlenmesiydi. Çeşitli resimlerde karşımıza çıkan, elinde kulplu haç tutan bir Mısırlı, göksel tesirlerin merkezi olduğunu yani bu tesirlerin kendisinde odaklandığını
ifade etmekteydi. Kulplu Haç’ın ifade ettiği bir diğer anlam da Evren’in Dört Büyük Enerjisi ile ilgilidir.

isis-dugumu

PAYLAŞ
Önceki İçerikÖlüler Kitabı – Bazı Bölümler -3
Sonraki İçerikAntik Mısırda İsmin Majik Gücü
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER