Antik Mısırdaki Piramitlerin Mimarisi

836
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Amerika Kıtası’ndan Asya Kıtası’na kadar Dünya’nın birçok bölgesinde rastlanan piramitlerin içinde en fazla ilgi uyandıranları Mısır’daki piramitler olmuştur. Bu nedenle de,Mısır deyince kuşkusuz ki, ilk akla gelen konuların başında, o devasa piramitler gelir… Bu gizemli yapıları gerçekten de alnından ter damlayanve kırbaç altında zorla çalıştırılan binlerce köle mi inşa etmiştir? Tek parça tonlarca ağırlığındaki dev taş blokları sadecekas kuvvetiyle mi üst üste yerleştirildiler?!…
Bu nasıl bir kas kuvvetiydi?!…İşte akılları karıştırmaya başlayan ilk sorular bunlardı…

Ancak konu üzerinde araştınnalar sürdürüldükçe kafaları karıştıracak daha pekçok sorunun daha ortaya çıkmakta gecikmediği görüldü…
Öncelikle, bilinen insanlık tarihinin bize sunduğu verilerle, Mısırlılar’ın bu devasa yapıları hangi teknolojiyle yaptıklarısorusuna mantıklı bir cevap verilemeyeceği kesin olarak anlaşılmıştı…

Cevap: “İnsanlığın Ezoterik Tarihi”nde gizliydi…Keops, Kefren ve Mikerinos…

Gerçekte bu üç büyük piramit Tufan Öncesi teknolojisi kullanılarak Osiris Rahipleri’nin gözetiminde inşa edilmiştir. Bir zamanlar Büyük Piramid de dahil olmak üzere, Mısır’daki tüm piramitlerin anıt mezar olarak ya|Jildığı görüşü günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Tufan Oncesi’nde yapılmış olan ilk üçüne (Kcops, KclVcn ve Mikerinos) kıyasla çok daha küçük ve basit, adeta birer taklit niteliğinde olan ve Tufan’dan çok daha sonraki dönemlere ait diğer piramitlerin yegane işlevi firavun mezarı olmalarıdır. Ancak diğerleri için durum  çok farklıydı… ,,
Konuyu açalım…
BÜYÜK PİRAMİT (KEOPS)
İlk önce, bu ünlü piramidin boyutlarıyla ilgili verileri hatırlayalım…

Keops’la ilgili bulgular, bu piramidin çok özel bir yapı olduğunu  ve bulunduğu noktaya özellikle yerleştirilmiş olduğunu gösteriyor.

Temelinin her bir köşesi 51 derece, 51 dakika, 14 saniye-Pi Sayısı Temel çevresinin yüksekliğine oranı Pi sayısının iki katma eşittir: 2 X 3.1415. ,
Piramit Kübiti
Bu eserin yapımmda kullanılan temel ölçüm birimi 636.66 ram’ye denk gelen “Piramit Kübiti”dir.
Dünyanın merkezinden Kutba u/atılan yarı çap Dünyanın merkezinden Kutba uzatılan yarıçap 6357
km’dİr Bu da “Piramit Kübiti”nin 10 milyon katına eşittir. Dünya ile Güneş arasındaki mesafe
Dünya ile Güneş arasındaki mesafe ortalama 149.5 milyon  kilometredir. Piramidin yüksekliğinin ise tahmini olarak
147- 149 metredir. Tahmin ediliyor dememizin sebebi (epe noktasının zaman içinde erozyano uğramış olmasından dolayı  bu gün için kırık olmasıdır. Bu oranlara baktığımızda, piramidin  yüksekliğinin 1 milyarla çarpımının dünyamızın Güneşe  olan uzaklığını vermekte olduğu görülmektedir.
Güneş Yılı’nm Günleri Piramidin temel kenarının uzunluğu 365.25 “Piramit Kühiti”dir. Bu da, Dünya’nın Güneş Yılı’nın gün sayışma eşittir gibi, bu aynı zamanda bir kehanet niteliği de taşır.Dünya Gezegeni’nin Simgesi Peter Lemesurier “The Great Pyramid Decoded” (Büyük Piramit’in Şifresi Çözüldü) İsimli kitabında şöyle diyordu:
“Dünya gezegenini simgeleyecek bir mimari bir yapı aranacak  olsa, Gize Büyük Piramiti’nden daha iyisi bulunamaz.”
Depremlere dayanıklılığı
Büyük Piramit çok sağlam bir kaya yatağının üzerine inşa  edilmiştir. Hem bu nedenle, hem de geometrik şeklinden dolayı, çok şiddetli depremlerden bile etkilenmesi mümkün  değildir. Binlerce yıldır ayakta kalması da zaten bunun en büyük kanıtıdır,
Tonlarca ağırlığındaki Piramit ve Kireç Taşı blokları Yapımında yaklaşık 2.600.000 blok granit ve kireçtaşı kullanılmıştır. Bu taş bloklarının her birinin ağırlığı 2 tondan  70 tona kadar değişmektedir. Milimetrelik bir orandaki titizlikle  özel boyutlarda kesilen tüm bu bloklar, birbirleri ile o  denli hassa bir şekilde birleştirilmişlerdir ki, bloklar arasından  saç teli bile geçemeyecek derecede, hiçbir boşluk bırakılmamıştır.
Bu birleştirilme işleminde harç kullanılmamıştır. Yüzeylerindeki çıkıntıları basamak gibi kullanarak yaklaşık yarım saatte piramidin tepesine tırmanmak mümkün olabilmektedir
İlk yapıldığında üzeri cilalanmış kireçtaşı levhaları ile kaplıydı. Dolayısıyla yüzeyi bugünkü gibi basamaklı
değil, dümdüzdü. Hem depremler, hem de insanoğlunun tahripkâr davranışları nedeniyle, bu tabaka artık tümüyle yok olmuştur.Tabii yaşanılan büyük Tufan’ın etkilerini de buna ilâve etmek gerekir.
Kireçtaşı levhalarının ne yazık ki çoğu, daha sonraları Kahire’deki inşaatlarda kullanılmıştır!…

Keops’un Yapılış tarihi için “Tarihi Kayıtlar” ne diyor? Günümüze kadar gelebilen Tarihi Kayıtlar’da piramitlerle  ilgili çok önemli bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler aynı zamanda “Mısır’ın Bilinmeyen Geçmişi” ile ilgili önemli ipuçlarını da içlerinde barındırır…
Bunlardan bir kısmını alt alta sıralayalım:
Arap Tarihçisi Abu Zeyd el Balkhy
Abu Zeyd el Balkhy, eski bir yazılı kaynağa dayanarak, “Büyük Piramid’in Çalgı Takımyıldızı Yengeç Burcu’ndayken yani Hicret’ten 2 kere 36.000 yıl önce inşa edildiğini” yazar. Muhyiddin-i Arabi Mısır Ülkesi’ndeki piramitlerden sözederken, “Bu piramitler Nesr, Esed Burcu’ndayken bina edilmiştir. Nesr, şu anda Cedi Burcu’ndadır.” demektedir. Nesr Çalgı Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Vega’dır. Esed Burcu günümüzde Aslan Burcu; Cedi Burcu ise, Oğlak Burcu olarak isimlendirilmektedir. Dünyamızın astrolojik çağlan ile ilgili arka sayfadaki tabloyla bu verileri karşılaştırdığımızda, Aslan Burcu’nun bizim devremizin başlangıcını ve aynı zamanda da yaşanılan son “Tufan”ı gösterdiği çok açık olarak ortaya çıkmaktadır.

Bir başka Arap Tarihçi İbn-i Abd-Hükm Arap Tarihçisi İbn-i Abd-Hükm de Piramitler’in yapılış  tarihi olarak “Tufan Öncesi”ni gösterir. Arap tarihçiye göre piramitlerin yapılış tarihi: “Tufan’dan 300 yıl öncesine dayanmaktadır.”
ibn-i Abd-Hükm piramitlerin yapılış nedenlerini ise özetle şöyle anlatır:
Mısır Kralı Surid İbn-i Salhuk rüyasında dünyanın ekseninden oynadığını, yıldızların o yana bu yana kaçıştığını ve insanların tüm bu olgulara eşlik eden korkunç sesin etkisiyle korku içinde olduklarını görür. Uyanınca bütün ratıiplerini toplar. Onlara gördüğü korkunç rüyayı anlatır. Rahipler astrolojik ve astronomik hesapları da inceleyerek yaklaşmakta olan Tufan’ı haber verirler ve krallığı yok edecek iklim değişikliklerini anlatırlar. Önlerinde birkaç yıllık vakit vardır. Bu süre zarfında kral, danışmanları

ezoterizme-gore-astrolojik-caglar-cizelgesi

yardımıyla içlerinde kubbeler bulunan piramitler yaptırır. Piramitlere muskalar, esrarlı hazineler, paralar, kıymetli taşlardan  yapılmış muhafaza kutuları, çeşitli aletler, çatlamayan tekneler ve bükülebilen ama kırılmayan cam eşya yerleştirilir. İbn-i Abd-Hükm’ün piramitlerin yapılış nedenleri ile ilgili  bu aktardıkları birçok bakımdan önemli bilgiler içermektedir. Bunları maddeler halinde sıralayacak olursak şöyle özetleyebiliriz:

1- Tufan’ın dünya eksenindeki kayma ile bağlantılı olması.
2- Bu yaklaşan büyük doğal afetin hem rüya kanalıyla hem de rahiplerin astrolojik ve astronomik hesaplamalanyla önceden anlaşılması. Halta zamanının belirlenmiş olması.
3- Piramidin yapılış nedenlerinin başında Tufan’ın yaklaşmakla olması.
Görüldüğü gibi bu tarihi kayıtta da piramitlerin yapılış tarihi olarak Tufan öncesi gösterilmektedir Bu anlatılanlara  baktığımızda piramitlerin yapılış nedeni olarak, Tufan’dan korunma  amacı da güdüldüğü anlaşılmaktadır. Çünkü pek çok  değerli eşya bu yapıların içlerine muhafaza edilmişti.
Piramitlerin Tufan’dan korunmak için yapıldığı ile ilgili  başka tarihi kayıtlar da vardır:İbn-i Batuta
14. Yüzyıl’ın ünlü Arap alimi İbn-i Batuta: “Piramitlerin Tufan boyunca sanat ve bilimi ve diğer bilginleri korumak için inşa edildiğini” yazar. Aynı anlatıma yine 14. Yüzyıl’a ait Firazabadi Lügati’nda da rastlanır. : • » ;
ünlü Tarihçi Heredot
Yunanlı Tarihçi Heredot da ilk üç piramidin ve Sfenks’in Tufan Öncesi’nde yapıldığını doğrulamaktadır. Mısırlı rahipler  Heredot’a, bu piramitlerin Tufan’dan önce Mısır’ı yöneten firavun  Surid döneminde, Hermes (Thot) rahiplerinin “Kutsal Sırlar”nı daha sonraki nesillere ulaştırmak amacıyla inşa ettiklerini
ve aradan 341 nesil geçtiğini söylemişlerdir.

Mısır Kıpti Tarihçisi Mesudi
Orta Çağ’da yaşamış Mısır Kıpti tarihçisi Mesudi de, Arap Tarihçisi İbn-i Abd-Hükm’ün aktardıklarını doğrularcasına Büyük Piramid’in Surid isimli bir kral tarafından yaptırıldığını  aktarmıştır. Bu kayıtlara göre Surid, Tufan’dan 300 yıl  önce yaşamıştır.
Nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde kral, Aslan Takıınyıldızı’yla ilgili bir felâket hakkında önceden uyarılır. Piramidi  yaptırma nedeni de buna dayanın Yaklaşan büyük felâketten eskinin anısını koruyabilecek bir anıt yapmak… İşte bu düşünceyle Büyük Piramidi inşa ettirir.  Piramidin dış cephesi, duvar ve tavanları astronomi, matematik  ve tıp alanında bilgilerle donatılır. Bu bilgilerin arasında
gizemli varlıklarla ilgili bilgilerin de kaydedildiği ifade edilmektedir. Eskinin anısı ile ilgili tarihi bilgiler de, bu piramidin gizli bölümlerine yerleştirilir. (Edgar Cayce’nin Atiantisle  ilgili gelecekte bulunacağını iddia ettiği önemli bilgiler işte bunlardır) Ancak ne yazık ki. Piramidin dış cephesi ve duvarlarındaki
bu yazıtların büyük bir bölümü günümüze kadar gelememiş ve gizli tarihe ilişkin bilgiler de şu ana kadar bulunamamıştır.Örneğin Herodot kendi devrinde piramitlerin üzerinde  bazı yazmalara rastladığını kaydetmiştir.
12. Yüzyıl tarihçilerinden Abd-Ül-Latif, piramitlerin dışındaki  yazıtların 10.000 sayfa dolduracak kadar çok olduğundan  söz eder.
Bunun haricinde o dönemden kalan bir papirüste yazılanlar  da, tüm bu tarihi kayıtları destekler niteliktedir. Abu Hormenies  mabedinde bulunan Kıpti Papirüsü’nde şöyle bir pasaj vardır:

“Piramitler işte böyle yapıldı. Duvarlara astronomi, fizik ve diğer yararlı bilgilerin sırlan yazıldı. Dilimizi okuyabilen herkes bunları anlayabilsin diye.”
Doğu Ezoterizmi’nde de Mısır Piramitleriyle ilgili  benzer bilgilerle karşılaşmaktayız.
1900’lü yılların ilk çeyreğinde Tibet’e giderek, Himalayaların gizli mabetlerinde inisiye edilen İngiliz Teozofist A.P. Sinnett, daha sonra burada edindiği sırların bir kısmını Batı  dünyasına duyurmuştur.
Himalayalı bir Üstad’ın müridi olduğu bilinen İngiliz Teozofist A.P. Sinnett, 1920 yılında Londra’da yayınladığı
“Okült Öğretinin Derlenmiş Meyveleri” isimli kitabında Büyük  Piramit hakkında yukarıda aktardığımız belgelere benzerbilgilere yer vermiştir:
Keşfedilen üç oda haricinde kesinlikle başka odaları da bulunan Büyük Piramit, başlangıçtan beri
muhakkak ki, bir inisiyasyon mabedi ya da mekânı önem taşıyan bazı fiziki objelerin korunnasına yönelik
bir amaca da hizmet ediyordu. Denildiğine göre bu objeler kayalık zeminin içine gömülmüşj ve Piramit
de bunların üzerine inşa edilmiştir. Piramit’in  formu ve büyüklüğü, onu deprem felaketlerinden ve hatta yeryüzünde periyodik olarak meydana gelen büyük hareketler sırasında sular altında  kalmaktan koruyacak .şekilde; düşünülmüştür.  Piramidin içini keyfetmek için yapılan ilk araştırmalar
Büyük Piramit yüzyıllarca kapalı bir kulu olarak kalmış  ve bu devasa yapının içine açılan giriş kapılarına bir türlü ulaşılamamıştı…
Bu nedenle piramidi sadece dışarıdan seyretmekle  yetinilebilmişti.

Tarihi kayıtlara göre Piramide girmeye çalışan ilk kişiye
M.S 820 yılında rastlıyoruz.
Harun-u Reşid’in oğlu olan Halife Abdullah Al-Mamun,  piramidin içinde muazzam hazinelerin saklı olduğunu duyduğunda,  bu gizemli yapıya girmeyi kafasına koymuştu.
Yanına aldığı dönemin mühendis, mimar ve inşaatçılarıyla  birlikte, günlerce bir giriş aradı durdu… Bulamayınca da,  doğrudan yapının taş kütlesi üzerinde bir delik açmaya karar  verdi. Ne var ki, çekiç ve balyozlarla bu işin yapılamayacağını  kısa bir süre içinde anladı. Ellerindeki malzemeler piramidin
dış yüzeyinde bir delik açmaya müsait değildi…
Mücadeleyi bırakmamaya kararlı olan halife, adamlarınataşlan kızgınlaşana kadar ısıtmaları ve sonra da üzerlerine soğuk sirke dökerek çatlatmaları için emir verdi. Çok uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda, bu yöntemle ancak 30 metrelik ufak bir tünel açabilmişlerdi. Ancak piramidin duvarları bitecek gibi görünmüyordu!…
Bu yorucu ve verimsiz çabadan tam vazgeçiyordu ki, adamlarından biri, kayalardan birinden kopan küçük bir taş parçanın aşağıya düşüp çıkarttığı sesi işitti. Demek ki taşın düştüğü yerde bir boşluk vardı, lekrar gayretlendiler, sonunda 1 metre yüksekliğinde 90 cm genişliğinde olan bir geçide vardılar. Burası 26 derecelik bir eğimle önce Piramid’in taş yapısı içinden, sonra da altındaki kaya zeminin içinden aşağıya
doğru inen bir geçitti. Araplar aşağıya doğru eğimli olan bu geçidin ters istikametinde yukarıya doğru zorlukla ilerleyerek, sonunda “Gizli Girif’\ keşfettiler. Daha sonra da aynı tünelden aşağıya doğru inip, piramidin en dibindeki “Yeraltı Odası”nd ulaştılar. Bu odada hiçbir şeye rastlamadılar. Oda boştu!… Odanın en dibinde daracık bir tünel bulunuyordu. Tünele girdiler ama burası 15 metre ileride kör bir duvarla bitiyordu. “Yeraltı Odası”nın zemininde bir de dimdik aşağıya inen bir kuyu bulunmaktaydı. Ancak kuyu 9 metre derinliğe kadar inip burada bitiyordu… Al-Mamun’un adamları daha sonra geriye döndüler ve “Geçit”ei düşen taşı buldular. Bu taşın, kırmızı granitten olan bir başka taşın önünü örttüğünü farkettiier. Bu iri granit yukarıyadoğru çıkan ikinci bir geçidin önünde tıkaç vazifesi görüyordu.Uzun çabalardan sonra bu tünele girmeyi başardılar. Tünelin içinde ilerlemeye başladılar Bir süre sonra yolları yine granitten yapılmış iki tıkaçla kesildi. Granitten yapılma bu tıkaçları aşmak oldukça zor oluyordu…
Günler süren yoğun uğraştan sonra granit tıkaçlardan birini bulunduğu yerden sökmeyi başardılar Karşılarına çıkan tünelden ilerleyip basık tavanlı ve yine 26 derecelik bir eğim yapan bir başka “Çıkış Geçidi”ne vardılar.  Dizleri üzerinde sürünerek 45 metrelik bir mesafe boyunca kaygan taşların üzerinde ilerleyip yatay bir tünele girdiler. Bu tünelin sonunda ise yine bomboş bir odada kendilerini buldular. Burası her bir kenarı 5.5 metre olan kare biçiminde bir odaydı. Araplar kadınları eğik tavanlı mezarlara gömdükleri için, buraya “Kraliçe Odası” adını verdiler. Kraliçe Odası ismini verdikleri bu mekân piramidin tepe noktasının tam altında yer almaktaydı. Düzgün döşeme taşlarından yoksun kaba bir zemine sahipti.
Arapların yine elleri boş kalmıştı!… Aradıkları hazine ortalarda görünmüyordu!…
Geriye dönmek için meşalelerini yola doğru uzattıklarında başlarının üzerinde bir boşluğun yer aldığını farkettiler.
Birbirlerine omuz vererek buraya tırmandılar. Dar ama yüksek tavanlı olan bir odaya çıkmışlardı. Odanın hemen yanında aynen “Çıkış Geçidi”ne benzer bir eğimde yukarıya doğru devam eden bir tünel bulunuyordu. Tünelin tavanı oldukça yüksekti. Diğer tünellerden farklı olan bu geçidin uzunluğu
47 metre, yüksekliği ise 8.5 metreydi. Galerinin sonunda  yüksek bir basamaktan geçilerek alçak tavanlı bir “Ön Odaya”  oradan da duvarları, tavanı ve tabanı cilalanmış kırmızı  granitten yapılmış büyük bir odaya girdiler. Bir önceki odaya “Kraliçe Odası” adını verdikleri için buraya da “Kral Odası”  adını verdiler. Odanın uzunluğu 10 metre, genişliği 5 metre ve yüksekliği de 5.5 metreydi.Al-Mamun’un ve adamlarının aradıkları paha biçilmez hazinelerdi ama bula bula bu odada hazine yerine iyi cilalanmış, koyu kahverenginde granitten yapılma boş bir “Lahit” buldular!…
Daha doğrusu bunu lahit zannettikleri için böyle isimlendirmişlerdi… Görünüşü gerçekten de bir lahiti andırıyordu ama bu la-hit, ölen birisi için değil, inisiyelerin ölüm ötesi deneyimlerini  gerçekleştirirken kullanmaları için yapılmıştı.
Al-Mamun, rüyalarını süsleyen hazinesine kavuşamamıştı  ama kararlılığı ve becerikliliği sayesinde Piramide girilmiş ve geçitleriyle bazı odalarına ulaşılabilmişti.  Görüldüğü gibi piramidin içindeki odalara verilen isimler Araplar’a aittir ve bugün de bu isimler kullanılmaktadır.
Kullanılan isimlerin bu odaların işlevleriyle ilgili hiç bir dayanağı  yoktur. Arapkir’in o anki kendi anlayışları çerçevesinde verdikleri isimlerden ibarettir.

450 yıl sonra…
1270 yılı civarında Büyük Piramit büyük depremlere maruz kaldı. Tutulan tarihi kayıtlardan öğrendiğimiz kadarıyla, Al- Mamun’dan sonra yüzyıllarca Piramide girme teşebbüsünde bulunan herhangi bir kimse çıkmamıştır… Bunun en önemli nedeni. Büyük Piramid’in pek tekin bir yer olmadığına dair bir inancın yayılmış olmasıydı. Bu yıllarda Abdul Latif isimli Bağdatlı bir bilim adamı Piramide girmeye karar vermiş ancak tam buna teşebbüs edeceği sırada bayılıp kalmıştı. Bu bayılma olayı Büyük Piramit’in üzerindeki tekinsizlik inancının daha da artmasına neden olmuştu. Sonuç olarak 1638 yılına kadar Piramit’in bilinen başka bir ziyaretçisinin olmadığı görülmektedir.

İlk Bilim Âdâmı, 1638’de Piramide Adım Attı…
Bu tarihte İngiliz Astronom ve Metamatikçisi John Greaves, Büyük Piramit’e ilk adım atan bilimadamı oldu. Amacı, Piramidin içinde olabileceğini düşündüğü bir takım astronomik kayıtlara ulaşmaktı.
“Kral Odası”na vardığında o da bir zamanlar Al-Mamun’un adamlarının olduğu gibi, sadece boş bir lahitle karşılaştı. Böylesine devasa bir yapı sadece bu lahdi örtmek üzere inşa edilmiş olamazdı… Ama görünüşte bundan başka bir açıklama da getirilemiyordu… Bu çelişki onu bir hayli düşündürmüştü… Aradığını o da
bulamamıştı ama araştırması sırasında Piramit’in içinde Al- Mamun’un adamlarının bulamadığı yeni bir bölüm keşfetti. “Büyük Galeri”nin rampası üzerinde rastladığı bir taş bloğu kaldırınca, doğrudan Piramit’in derinliklerine inen kuyuya benzeyen dik bir tünel buldu. 90 cm genişliğindeki bu tünelin duvarlarına, basamak gibi kullanılabilecek küçük çıkıntılar yapılmıştı. Bunlara basa basa 18 metre derinliğe kadar  indi. Burada tünel küçük bir oda şeklinde genişliyordu. Bugün buraya “Mağara” denilmektedir.John Greaves Piramit’in boyutlarını da tespit etmeye çalıştı ve bunun bir matematik mucizesi olduğunu ilk o farketti. Elde ettiği ölçümlerle o devrin ünlü bilim adamı Sir Isaac Newton da yakından ilgilendi ve bu konuda Newton, bu yapının sıradan bir yapı olmadığıyla ilgili bir de tez hazırladı.
Sonraki yıllarda bilim adamlarının Büyük Piramit’e daha fazla ilgi göstermeye başladığını görüyoruz.

Her yapılan araştırma yeni bulguları beraberinde getiriyordu. Böylelikle Piramitle ilgili mevcut bilgilere sürekli yenileri eklenmeye başlanmıştı. Ama bütün bu araştırmalar samanlıkta iğne aramaktan öteye geçemiyordu. Çünkü Piramit sırrını kolay kolay ele verecek gibi görünmüyordu!…

Piramidin Sırrı Çözülemiyor!…
İngiliz Naıhaniel Davison, “Kral Odası”mn tam üzerinde, odanın büyüklüğünde ancak ayakta durulamayacak kadar basık tavanlı bir mekân keşfetti. Burası “‘Kral Odası “mn tavanını oluşturan yekpare bir granit bloğun üst kısmında kalan bir boşluktan ibaretti. Bu yerin tavanınım da gene granit bir blok
kaplıyordu. Bu mekâna “Davison’un Odası” denildi. Napolyon’un Mısır Seferi sırasında aralarında matematikçilerin de bulunduğu bir grup Fransız bilim adamı, Piramit’in o zamana kadar yapılmış olan en hassas ölçümlerini tespit ettiler. Piramit’in üzerinde durduğu platformu ve köşe taşlarının yerleştirilmesi için zemindeki kayaya oyulmuş yuvaları buldular.

Kral Odası’nın ayrıntıları ortaya çıkıyor…
19. Yüzyı’lın başında Kaptan Caviglia, Piramit’in içine  yerleşip orada yıllar süren uzun araştırmalar yaptı. Kaptan Caviglia daha önce John Greaves’in bulduğu “Kuyu”nun 18 metreden de daha aşağılara doğru devam edip “İniş Geçidi”  y\e birleştiğini tespit etti. 1836 yılında kendisine katılan Albay Howard-Vyse ile birlikte “Davimon’ım Odası”nın üzerinde üç benzer mekân daha buldu. Bunlar, “Kral 0dası”nın üzerine kat kat yerleştirilmiş olan granit boşlukların  aralarında kalan mekânlardı. En üstteki boşluğun tavanı iri kireç  taşı bloğuyla eğimli bir şekilde kapatılmıştı.  Albay Howard-Vyse, bu üst üste bindirilmiş granitlerle
elde edilen boşlukların, “Kral 0dası” üzerinde duran 60 metrelik taş yığınının basıncından korumak amacıyla inşa edilmiş olabileceğini ileri sürdü. Albay Howard-Vyse ayrıca

misir-kral-odasi

Piramit’i belirli bir eğimle dıştan içe kat ederek “Kral Odası” na açılan iki adet “Hava Kanalı”nı ortaya çıkarttı. Bu kanalları temizleyince, oda sürekli olarak temiz hava almaya  başladı ve 20derecelik sabit bir ısıda kaldığını gördü. Bu kanallardan Piramit’in Kuzey yüzüne açılanı 31derecelik. Güney’deki ise 45derecelik bir eğimle uzanıyordu.”Kraliçe Odası”ndan da havalandırma kanalları uzanmaktadır.
Bunlarm tıkalı olan bölümlerini 1872 yılında Mühendis  Waynman Dixon açmıştır.

Uzaylılar değil ama bizim uygarlığımız da değil…
20. Yüzyıl’da en sansasyonel bulguları, dünyaca ünlü araştırmacı yazar Eric Von Daniken yayınladığı “Tanrıların arabaları” isimli kitabıyla duyurmuş ve Büyük Piramit’in  normal yollarla inşa edilebilecek bir yapı olamayacağını olsa  olsa bunun uzaylılarca yapılmış olabileceğini ileri sürmüştü.  Günümüzde Keops’un uzaylılar değil ama bizim devremize ait uygarlıkların teknolojisiyle de yapılmadığı artık kesin
olarak biliniyor. Ancak bu gizemli piramitle ilgili her sorunun cevaplanabildiği sanılmasın. Ortada hâlâ cevap bekleyen pek çok soru varlığını korumaktadır. Özellikle de konuya hâlâ klâsik  yöntemlerle yaklaşan arkeolog ve tarihçilerin zihinleri cevaplayamadıkları sorularla doludur.
Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, günümüzde Büyük Piramit’in girilemeyen daha pek çok bölümü vardır. Modern bilgisayarlar ve robotlarla sürdürülen bu çalışmalar halen  devam etmektedir. Ve aradan geçen bunca zamana kadar  şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki, piramit sırrını henüz tam
anlamıyla bizlere sunmamıştır. Klasik Tarih Bilimcileri’nin
zihninde bu yapıyı inşa eden teknoloji hâlâ büyük bir muammadır.

misir-keops-piramid

Büyük Piramid’in Tespif Edilebilen İç Kesiti

A : Kral Odası  B: Hava Kanalları C: Ön Oda D: Büyük Galeri E : Çıkış Geçidi F: Yatay Tünel

G: Kraliçe Odası H: İniş Geçidi  I : Kuyu J : Mağara  K : Yeraltı Odası  L : Piramide Giriş

PAYLAŞ
Önceki İçerikAntik Mısır ve Agarta İlişkisi
Sonraki İçerikPiramitleri Yapan Teknoloji
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER