Edgar Cayce Ve Kehanetleri

1526

1877-1945 yılları arasında yaşamış olan Cayce, “Uyuyan Kâhin” adıyla tanınan Amerikalı bir medyumdu. Yalnızca, kendisinde bir trans durumu yarattıktan sonra kehanette bulunabiliyordu. Kehanetlerinden bazıları uzak gelecekle ilgiliydi; ama en kayda değer yeteneği trans durumundayken hastalıkları teşhis ve hastaları tedavi etmesiydi.

1908 yılında, Edgar Cayce sü­kûnet içinde bahçesinde çalışıyordu. Gözlerini göğe doğ­ru çevirdiğinde, sessiz fakat tehdit edici olan, hava ge­milerinden oluşmuş alev alev bir filo gördü. Koşarak eve girdi ve dua etmeye başladı. Edgar Cayce, bu dav­ranışını ailesine açıklarken, gördüğü vizyonu ve bunun ne anlama geldiğini anlattı: Pek yakında, milyonlarca insanın canına mal olacak dehşetli bir savaş gelecekti. Gerçekten de çok geçmeden, milyonlarca insanın ölü­müne sebep olan Birinci Dünya Savaşı çıktı.

Birinci Dünya Savaşı bittiğinde, kendisinin trans halinde yaptığı açıklamalarını toplayan, inceleyen ve ya­yımlayan A.R.E. Derneği ( Association for Research and Enlightenment, Inc., Virginia Beach, Virginia) kayıt­larında belgelenmiş olan şu beyanda bulunmuştu: “Eğer Versay Konferansı başarılı olursa, dünya ba­rış dolu bir bin yıl geçirecektir. Eğer başarısız olursa, dünya, aynı faktörlerin 1940 yılında insanlığı ikinci ve çok daha dehşetli bir savaşa sürüklediğini görecektir.”

İkinci Dünya Savaşı’nın Eylül 1939’da başladığını ve 1940’da da alevlerin her yanı sardığını biliyoruz.Cayce, gelecekteki olaylara dair, savaşların yanısıra başka kehanetlerde de bulundu. Bu kehanetler o za­manlar ihtimal dahilinde görünmüyordu: Örneğin, Wall Street’in iflâsını ve Ekonomik Bunalımı, Hindistan’ın bağımsızlık kazanmasını, Hitler’in düşüşünü ve Sovyetler Birliği’nin doğuşunu hep önceden bilmişti.

Edgar Cayce, 1940 yılında trans halindeyken kendi­sine sorulan bir soruya verdiği yanıtta bir kehanette bulunmuştu:”Poseidia, Atlantis’in tekrar yükselecek olan ilk kı­sımları arasında yer alacaktır. Bunu 1968 ve 1969’da bekleyin-pek uzak sayılmaz!” Dahası, 1933 yılında yaptığı bir başka açıklamada da, “Atlantis’in batmış olan kısımlarında ya da Poseidia’ da çağlar boyunca deniz suyunun biriktirdiği kirecin al­tında mabetlerin bir bölümü henüz keşfedilebilir,” diyor ve Poseidia’nın, “Florida açıklarında, Bimini’nin yakı­nında,” olduğunu belirtiyordu. Nitekim, önce Bimini bölgesinde sürekli olarak araştırmalar yapan Dr. J. Manson Valentine, Jacques Mayol ve Harold Climo ile bir­likte, 1968 yılında, deniz altındaki Bimini Yolu’nu (ya da duvarını) keşfetti. Daha sonra da pilot Trig Adams ve Bob Brush, havadan, Andros açıklarında denizin di­binde yer alan, taşlardan oluşmuş üçlü daireler keşfet­tiler. Dahası, Kaptan Don Henry balıkçı teknesindeki sonar cihazıyla elde ettiği deniz dibi profilinde piramit biçiminde büyük yapıların mevcudiyetini ortaya koydu. Cayce, 1968 tarihini ve mabetlerin keşfini yıllar önce­sinden bildirmiş oluyordu.

Edgar Cayce’nin henüz zamanı gelmemiş olan ke­hanetleri de vardır. Örneğin, Cayce, Gize’de Sfenks’in ve Piramitler’den birinin altında gömülü olan bir “arşiv”den bahsetmiştir: “… bununla ilgili doneler Sfenks’in tabanında yer alan tonozlarda bulunabilir… Sfenks’in tabanı kanallar halinde düzenlenmiştir; ve Gize Piramidi’ne bakan köşede bunların nasıl tesis edildiğinin yazı­sı bulunabilir.” Bu arşiv, mühürlü tonozu kimin keşfe­deceğine dair bir mesaj da dahil, Atlantis’in tarihi ka­yıtlarını ihtiva etmektedir. Sözkonusu gizli yeraltı oda­sının yerini, “Güneş sulardan yükseldikçe – gölge (ya da ışık) hattı Sfenks’in pençeleri arasına düştükçe” şeklin­de tarif etmiştir. Cayce, bu arşivin, kayıp Atlantik uy­garlığının tüm tarihini ihtiva ettiğinden emindi.

Cayce’e göre; bu kayıtlar deposu ya da “zaman kapsülü”nde Atlantis’le kadim Mısır kökenli tabletler ve belgeler bu­lunmaktadır. Mumyalar, altın ve değerli taşlar, cerrahialetler ve hatta Piramitler’in levitasyon gücü kullanıla­rak nasıl inşa edildiklerinin komple bir kaydı bu mahzen içinde keşfedilmeyi beklemektedir: ” Henüz or­taya çıkarılamayan Kayıtlar Holü… Sfenks’ten mabede… ya da Piramid’e ulaşan o girişin arasında ya da boyun­ca yer alıyor olabilir.”

Edgar Cayce, kıtaların yerlerinden oynamasıyla büyük iklim değişikliklerinin ortaya çıkacağını, batık Atlantis kıtasının yeniden yükseleceğini ve arkeologların bu yeni adanın üzerinde, içinde kadim kayıtlar bulunan bir ma­bet keşfedeceklerini de öngörmüştü.

Ancak, Cayce, yarısı harap olmuş bir New York’un karşısında bile, kaderimiz hakkında karamsar değildi.. Cayce New York’un, insanlığın “puro biçiminde hava araçları” içinde süpersonik hızlarla seyahat edeceği bir gelecekte tekrar inşa edileceğini umuyordu. Gelecekle ilgili olarak gözleri önünden geçen sahneler 2100 yılı civarında yer alıyordu.

Edgar Cayce, Gelecek Binyıl’a (Coming Millennium) inanıyor ve dünya barı­şının “İnsanlığın Kardeşliği” ideali ile biçimlendirileceğini düşünüyordu. Bu yüzyılın sonuna doğru insanlığın spiritüel anlayışa ulaşacağına dair söz vermişti.

Öldüğü zaman, geride, kırk üç yıllık bir süre içinde tedavi edilen en az 30000 hastayla ilgili raporları bıraktı. Amerika’daki Cayce Vakfı bugün hâlâ onun adını yaşatmakta ve çalışmalarını sürdürmektedir.

Kaynaklar:
1-İnsan Ve Kehanet, Kanıtlı Öngörümler- BAM.
2- Altıncı Duyu- Brian Ward.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER