Jules Verne Ve Kehanetleri

702
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

” Gelecekte insanlar, akıllara hayret verecek şeylerle karşılaşacaklardır.Kutuplardaki buz yığınları atom kuvvetiyle eritile­cek, milyonlarca dönüm verimli arazi dünyaya katılacak. İnsanlar göklere tamamen hâkim olacak. Mevsimlerin seyri değiştirilecek ve çöller birer bahçe haline getirile­cek… Gezegenlere yolculuk başlayacak ve insanlar Ve­nüs veMerih’e gitmek için planlar kuracaklar… Sürekli barışı sağlamak için merkezi Amerika’da olmak üzere bir dünya devleti kurulacak. ”
Tanınmış bir bilgin tarafından söylenmiş olsa bile; bugün böyle tahminlerdeki isabet derecesine inanmak zordur. Fakat bu kehanetlerde bulunan kimsenin, daha dünyamız bir keşif ve icat merkezi olmadan önce bir­çok şeyleri bildiği göz önünde bulundurulursa iş de­ğişir. Bu adam; daha televizyon icat edilmeden 50 yıl önce ondan bahsetmiş, ilk atom bombası imal edilme­den önce bu meseleyi ele almış ve Wright kardeşler he­nüz uçurtma uçurduğu zamanlar müthiş süratli uçak­lardan söz açmıştı.
Bugün birçok dilde ” Jules Verne gibi her şeyi bi­liyor ” sözü mevcuttur. Herhangi bir şey keşif veya icat edildiği zaman vaktiyle Verne’in ondan bahsetmiş ol­duğundan emin olabilirsiniz. Onun kitaplarının sayfala­rı arasında saklı hakikatler uzun zamandan beri bütün dünyayı hayretler içinde bırakmaktadır.
Jules Verne’ in kehanetleri o derece isabetlidir ki; onun 1828 yılında, henüz sinema, radyo, televizyon, uçak, hatta otomobil icat edilmeden önce doğduğuna inan­mak zordur. Verne, atom enerjisinden bahsettiği zaman ne Curie radyumu keşfetmeye koyulmuş, ne de Marconi hava aracılığıyla haber göndermeyi hayalinden geçir­mişti. Oysa ki Verne; tam bir isabetle, birçok keşif ve icatları önceden sezmişti.
Örneğin, ilk olarak Palomar Tepesi’ ndeki teleskopu ele alalım. Bu devasa teleskop; bugün meçhul âlemlerin sırrını çözmek için kullanılmaktadır. Bunu meydana ge­tirmek için yıllarca uğraşmak gerekmiştir. Oysa ki Jules Verne böyle bir teleskoptan uzun zaman önce bahsettiğinden bu yeni bir fikir sayılmaz.Palomar teleskopu inşa edilmeden 75 yıl önce, o, bir süper teleskoptan bahsetmiş ve halkı hayretler için­de bırakmıştı. Bugünkü devasa teleskopla onun bahset­tiği teleskop arasında büyük bir benzerlik vardır.
Bugün dev uçaklar havada uçmakta ve helikop­terler herkesin ilgisini çekmektedir. Fakat Verne hayat­ta olsaydı buna hiç de şaşmazdı. Zira o hayatta iken çevresindekilere geleceğin uçan makinelerde olduğunu söylüyordu.Halk havada ağır bir makinenin uçabileceğine inan­madığı için onunla alay ediyordu. Verne’ in hayalinde yaşattığı uçak aşağı yukarı, sağa ve sola doğru hareket edebilen helikopterdi.
Son yıllarda kimyagerler, kâğıdı en şaşılacak mad­delerden biri olan plastiği elde etmek için kullanmaya başlamışlardır. Yarım yüzyıl kadar önce bilim adam­ları kâğıdın yumuşak ve çürük olduğunu sanıyorlardı.Oysa Verne aksi kanıdaydı. O, kâğıdın oldukça sağlam bir madde olabileceğini söylüyordu.
Verne, zamanında radyodan da bahsetmişti. 1889 yı­lında o, odalarında oturup televizyon’u seyreden insan­lardan bahsettiği zaman bunları okuyan Amerikan hal­kı şaşkına dönmüştü. Verne’ in ‘Phonotelephote’ adını verdiği aletle, bir insanın telefonda konuştuğu kimsenin yüzünü görmesi mümkün olacaktı.
Verne’in yaşamı zıtlıklarla doludur. Kendisi bir bi­lim adamı olmadığı halde, onun yazıları bilimsel keha­netin birer harikasıdır. O, büyük seyahatlere çıkmama­sına rağmen, ömründe hiç görmediği yerleri harikulade bir şekilde tasvir etmiştir.
Jules Verne bir Fransız vatandaşıydı. 1928 yılında Paris’ te çıkan bir gazete, onun Olschewitz adlı bir Po­lonyalı olduğunu iddia etmişse de Verne 1905 yılında öldüğü için bu mesele kapanmıştır.
Verne 1850 yılında henüz gençken yazar olmak is­tiyordu. Fakat onun yazdığı romantik piyesler ve şiir­ler beğenilmediği için bir baloncu ile anlaşarak balonculuğun tarihi hakkında bir eser hazırlamaya karar ver­mişti. Kendisi gece gündüz çalışarak, birkaç ay içinde bu eseri tamamlamıştı. Bunun üzerine kitabı Pierre Hetzel adlı bir kitapçıya götürmüş ve o da, bu eserin daha da genişletilmesi gerektiğini ileri sürerek onu atlatmıştı. Ki­tapçıya çok içerleyen Verne, yazdığı kitabı yakmıştı. Ya­nan kitabın külleri arasından ” Balon İçinde Beş Hafta ” adlı hikâye doğmuştu.
Kitapçı bu hikâyeyi büyük bir ilgi ile okumuş ve satılacağına kanaat getirmişti. Bunun üzerine Hetzel ile 20 yıl süreyle her yıl iki kitap yazmak ve her birine 10.000 frank ödenmek üzere bir anlaşmaya varmıştı.Verne’ in kitabının birinci baskısı birkaç gün için­de tükenince Hetzel bile buna hayret etmişti. Bu sıra­da Nadar adlı bir havacı devasa bir balon inşasına baş­layınca, Verne’ in kitabının satışı büsbütün arttı. Birkaç ay sonra ” Kaptan Hatteras’ın Maceraları ” bir dergide yayınlanmaya başladı. Bu kitapta Verne, Kuzey Kutbu keşfedilmeden 50 yıl önce bu olaydan bahsedi­yordu. Bundan sonra Verne, “Dünyanın Merkezine Se­yahat ” adlı eserini yazdı. Bunu ” Dünyadan Aya ” kitabı takip etti.
45 yıl süreyle Verne satış rekorları kıran birçok eser yazdı. Fakat Verne diğer kitapçılardan gelen par­lak teklifleri reddederek sonuna kadar Hetzel ile çalış­tı. Bu sayede ikisi de zengin oldular.
Verne’ in hikâyeleri o kadar inandırıcıdır ki, bilim adamları bile bunlar üzerinde uzun uzun düşünmüşler­dir. Marconi, bir gün Verne’ in kendisine büyük yardı­mı olduğunu açıklamıştı. Deniz altı gemileri icat eden Simon Lake ise bu hususta Verne’ den ilham aldığını açıkça söylemişti.William Beebe ve August Piccard da Verne’ in ken­dilerine yardımı dokunduğunu gizlememişlerdir. Verne atom enerjisinden bahsettiği halde atom bombasını hiç hatırından geçirmemiştir. Fakat o, insanların yeni ma­kineler icat etmeye devam ederlerse, bir gün kendi ma­kinelerinin kurbanı olacaklarını söylemişti. Verne, atom enerjisinin kutuplardaki buzları erit­mek gibi işlerde kullanabileceğine inanıyordu. Bütün bu açıklamalar onun ne büyük bir dâhi olduğu­nu açıkça göstermektedir.
” Florida’dan yapılan atışın aksayan en küçük yanı bile yoktu. Uzay gemisi, Ay’a doğru büyük bir hızla iler­liyordu. İçindeki ” aeronotlar ” yatar koltuklarından doğ­rularak bu önemli olayı kutlamanın zamanının geldiği­ne karar verdiler. Biri koca bir şişe şampanya çıkardı, kadehlere dolduruldu ve dünyamızın uydusu ile birleş­menin şerefine içildi. ”
Sandığınız gibi, olay, geçtiğimiz ay ve yıllarda gö­ğü yırtarak Ay’a yollanan uzay gemilerinin birinde geç­medi; bundan yıllar önce ünlü Fransız yazarı Jules Verne’in (1828- 1905) sonsuz ve korkunç denebi­lecek kadar güçlü hayal dünyasında cereyan etti. Yaşa­dığı sürece Verne, insanoğlunun bir gün Ay’ a ulaşaca­ğına inanmış ve Ay yüzeyinde izleri bırakacak ilk insa­nın bir Amerikalı olacağını ısrarla belirtmiştir.
1865 yılında kaleme aldığı ” Ay’a Seyahat ” ve “Ay Çevresinde ” adlı eserlerinde işlediği ay seyahati 1969 yı­lında, başarı ile görevini tamamlayan ” Apollo 11 ” seferi ile şaşılacak kadar büyük benzerlikler göstermektedir. Verne’ in hayal ürünü uzay kapsülünde iki Amerikalı, biri de Fransız olmak üzere üç kişi vardı. Hatırlanaca­ğı üzere ” Apollo 11 ” uçuşu da üç astronot tarafından ger­çekleştirilmiştir. Verne’ in kapsülünün boyutları ” Apollo 11 ” modülünün boyutlarına inanılmayacak kadar yakın­dı. Ünlü dâhinin tarif ettiği ” konik – silindirik ” bir mermi şeklindeki kapsülün boyu 4,5 metre; çapı da 2,7 met­reydi. “Apollo 11 ” kumanda modülünün boyu ise 3,3 met­re; çapı 4,9 metreydi.
Fırlatma merkezleri de aşağı yukarı aynıydı. Verne Florida’ dan geçen 27. Enlem’ e yakın bir nokta seçmiş­ti. Bu nokta, günümüzde NASA’nın (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) bütün uzay araçlarının fır­latıldığı Florida’ daki Cape Kennedy üssünün sadece 224 km. batısında kalmaktadır. Verne’ in eserlerinde Teksas eyaleti son ana kadar uzay uçuşlarının kendi sınırları içinden başlatılması şerefini elde etmeye çalış­mış; fakat başarı sağlayamamıştır. Bugün uzay uçuş­larının safhalarını düzenleyen ” görev kontrol merkezi ” Teksas’tadır.
Verne kapsülün ilk hızını saniyede 10800 metre olarak hesaplamıştı. Apollo 11′ in üçüncü kademe motorla­rı ateşlendiğinde ilk hız şaşılacak bir yakınlıkla saniyede 10660 metreye ulaşmıştır. Verne kapsülünün Ay’ a ulaşması için 97 saat, 13 dakika, 20 saniyelik bir süre tanımıştı. Apollo 11 ’ in süresi ise 103 saat, 30 dakikaydı ve yüzeye inmeden önce Ay çevresinde, Verne’ in kapsü­lünün döndüğü yükseklikte, tur yapmıştır.Her iki kapsüldeki uzay adamları ağırlıksızlığın et­kilerini hissetmişler. Ay yüzeyinin fotoğraflarını çekmiş­ler, incelemelerde bulunmuşlardır. Ek olarak Verne’ in ” aeronot ” ları Neil Armstrong ve Edwin Aldrin’ in efsane­vi gezintilerini yaptıkları ” Sükûn Denizi “nin haritasını da çizmişlerdir. Uçuşların sonuçlanması bile büyük bir benzerlik gösterir. Yıllar önce Jules Verne’ in hayal gü­cü ile Ay’a gönderdiği kapsül, Apollo 11 gibi Pasifik Okyanusu’ na inmiş ve içindeki uzay adamları bir harp ge­misi tarafından kurtarılarak Amerika’da büyük tören­lerle karşılanmışlardır.

Kaynak : İnsan ve Kehanet, Kanıtlı Öngörümler- Bilim Araştırma Merkezi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER