Keops’un Dünya Üzerindeki Yeri

1285
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Mısır’daki üç büyük piramit ve özelhkle de “Büyük Piramit” olarak anılan Keops, ilk başta devasa boyutlarıyla insanlar  üzerinde büyük bir hayranlık uyandırmıştır. Bugün de buraları gezen turistler, bu yapılar karşısında aynı hayranlığı duymaktadır. Ancak bu devasa yapıların insanı hayrete düşüren tarafı sadece boyutları değildir… Keops, Dünya üzerindeki bulunduğu yer itibariyle de garipliklerle doludur… Örneğin Piramidin tara uç noktasından geçen meridyen, kara ve denizleri iki eşit parçaya böler.

Konuyu açalım..

17. Yüzyıl Matematikçisi Graves’in Büyük Piramidi ziyaret edip onun boyutlarını ölçtüğü günden bu yana, Büyük Piramidi inceleyen hiç kimse, Piramit’in gelecekteki bir dönemde ortaya çıkacak şifreli mesajlar taşıyan bir yapı olduğuna kuşku duymamıştır. Kadim dünyanın kültür ve felsefe anlayışı rakamlara dayanırdı. Geleceğe ait bir mesajın iletilmesinde rakamların kullanımınınönemli bir yeri vardı. Rakamlarla şifrelendirilen pekçok mesaj bu şekilde gelecek nesillere iletilirdi. Tasarımı abideler içinde en dikkatli şekilde gerçekleştirilmiş çağların en büyük abidesinin inşaatçılarının da, bu yöntemi piramitte kullanmamış olmaları imkansızdı. Nitekim daha önce aktarmış olduğumuz gibi Keops’un, boyutlarında matematiksel bir mesajın gizli olduğunu görmüştük. Ancak daha sonra yapılan araştırmalar Keops’un matematiksel şifresinin bunlarla kısıtlı olmadığını göstermiştir. Keops’un sahip olduğu bu sayısal ve matematiksel şifrelerinden biri de, Dünya Coğrafyası’nda yeraldığı  nokta ile ilgilidir:
Günümüzde kullanılan tek boyutlu açılmış dünya haritası göz önüne alındığında, Büyük Piramit’in dünyanın tam ortasına yerleştirilmiş olduğu görülmektedir!…

Bunu ilk farkeden kişi, 19. Yüzyıl’da Büyük Piramit’te incelemeler yapan İngiliz Astronom Prof. Piazzi Smyth olmuştur. Prof. Smyth, Büyük Piramit’in tam olarak Ekvator’dan Kutba kadar olan mesafenin üçte birini belirleyen 30″ Kuzey  Enlemi üzerinde yer aldığını tespit etmiştir. Piramit Aşağı Mısır’daki tüm ovayı çevreleyen dağ sıralarının Güney ucuna yerleştirilmiştir. Prof. Smyth’in çizmiş olduğu birinci haritadan da görülebileceği gibi, Kuzey kıyı hattı oldukça düzgün ve simetrik bir yay oluşturur. Bu yayın ait olduğu dairenin merkezi tam olarak Piramidin bulunduğu yere rastlar. Burası aynı zamanda Mısır’ın da tam merkezi’dir. Piramid’in tabanını iki eşit parçaya bölen Kuzey-Güııey  yönünde uzanan Boylam hattı, diğer bütün Kuzey-Güney Boylamları’na nazaran en fazla kara parçası ve en az deniz  üzerinden geçen hattır. Yine benzer bir şekilde Piramid’in tabanından  geçen 30″ Kuzey Enlemi de, en fazla kara parçasını kaleden enlemdir. Bu ilginç rastlantıyı Prof. Smyth şöyle açıklamıştır:
“Dünya’nın her yanında insanların yaşayabileceği tüm kara parçalarım dikkatle topladığınız takdirde,
hepsinin merkezi, Aşaği Mısır’da Büyük Piramitin bulunduğu yöreye rastlamaktadır.”
(Bkz; Aşağıdaki harita)
Bu aynı zamanda bir kehanet niteliği de taşır!… Büyük Piramit’in Tufan’dan önce yani Atlantis’in batışından önce yapıldığı dikkate alınırsa, o dönemlerdeki kara ve denizlerin  dağılımının bugünkü gibi olmadığı ortadadır. Eğer Atlantik  Okyanusu’nda halen Atlantis Kıtası varolmuş olsaydı Enlem ve  boylamlar’ın çizdiği oranlar hakkında aynı şeyleri  söyleyebilmemiz mümkün olamayacaktı. Eğer Piramid’in şifreli matematiğinde böyle bir oran gözetilirse  o halde ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır:
Atlantisliler kıtalarının batışından sonra Dünya üzerinde  nasıl bir coğrafi konumlanmanın oluşacağını önceden biliyorlardı!…

antik-misir-keops-harita

keops-dunya-uzerindeki-yeri

KEOPS’UN DÜNYA ÜZERİNDEKİ KONUMU Prof. Smyth’in 19. Yüzyıl’da dünya kamuoyuna duyurduğu orjinal çiziminden alınmıştır.

Bu da, yaşanacak büyük Tufandan sonra Dünya üzerinde nasıl bir kıtasal oluşumun ortaya çıkacağını, Mısır’da inşa ettikleri Keops Piramidi’ne şifreli bir şekilde sakladıkları anlamına gelmektedir İşte konunun belki de üzerinde durulması gereken en önemli noktalarından biri budur Keops bulunduğu coğrafik
konumu itibariyle geçmişin büyük bir kehanetini taşımıştır Gize’deki Keops Şifreli Geometri’nin merkezi mi?
30. Enlem’le 30. Boylam üzerinde bulunan Keops, bulunduğu nokta itibariyle aynı zamanda, Dünya’mn diğer gizemli noktaları ile de büyük bir uyum içindedir Bermuda Üçgeni, Ejder Üçgeni ve Lhasa Keops’un tam olarak tabanından geçen .30. Kuzey Enlemi  de Dünya üzerindeki bazı gizemli noktalarla irtibatlıdır Gize’den ayın uzaklıkta olmak üzere Batı’da Bermuda Üçgeni, Doğu’da ise Japonya açıklarındaki Ejder Üçgeni bu  enlemin üzerinde yer alır Merkezi Gize olan bu her iki simetri içinde bulunan bölgelerin geçmişi bugün bile açıklanamayan yaşanılmış bir dizi esrarengiz olaylarla doludur. Üstelik aynı enlem Tibet’in gizemli başkenti Lhasa üzerinden de geçmektedir.

Piri Reis Haritası’nm Odak Noktası
Gize’yi coğrafi özelliği bakımından dikkat çekici hale getiren bir diğer belge de kuşkusuz ki, bir zamanlar tüm dünya kamuoyunu meşgul eden ve çeşitli iddiaların ortaya atılmasına  neden olan ünlü Piri Reis Haritası’dır. Elimizdeki mevcut parçalardan anlaşıldığı kadarıyla bu haritanın projeksiyon sistemi Gize üzerinde odaklanmıştır. Gize’den Anadolu’ya uzanan Şifreli Geometri  Şifreli geometriyle ilgili Gize’nin bir başka bağlantısı da Anadolu topraklarında kendisini gösterir. Şimdi size ilk bakışta belki de tesadüfmüş gibi görünebilecek aşağıdaki şekilden bahsetmek istiyorum. Görmüş olduğunuz gibi, Gize’deki Büyük Piramid’in bulunduğu bölge ile Anadolumuzun iki tarihi merkezini birleştirdiğimizde bunlar arasında mükemmel bir ”eşkenar üçgen” meydana gelmektedir. Haritamızda görmüş olduğunuz her üç merkez de bir zamanlar önemli inisiyatik merkezlerdi. Bu merkezlerin böylesine bir geometrik bir düzen içinde yer alması sadece basit bir tesadüf müdür? Belki de evet…

troya-nemrut-gize-eskenar-ucgeni

Ancak tesadüfler bununla sınırlı değildir!…
Bir zamanlar önemli bir fonksiyon gören bu inisiyatik merkezler aynı zamanda önemli kehanet merkezleri olarak da işlev görüyordu… Yani kehanetlerin yapılabilmesine son derece  elverişli olan “Spiritüel Coğrafya” üzerinde yer almaktaydılar.

Robert Temple “7he Sirius Mystery” adlı eserinde konuyla ilgili şu satırlara yer vererek, karşı karşıya kaldığımız bilmeceye işaret eder:
Eski kehanet merkezleri ilk bakışta rastgele oraya buraya serpiştirilmiş gibidir. Oysa dağılımlarında belirgin bir model vardır. Bu model ayrıca antik çağda hayli ileri bir coğrafya ve ilişkili disiplinler  bilgisine işaret eder. Bu kehanet merkezleri eski dünyadadinin uygulamaya geçirildiği ana merkezlerdi. Varlıkları asla bir tesadüfe bağlı olamazdı.Tesadüfler bunlarla sınırlı değildir demiştik… Üçgenimize bir kaç unsur daha ilave ettiğimizde, ne denli ilginç bir durumla karşı karşıya olduğumuz daha iyi ortaya çıkmaktadır.
Üçgenimizin Gize’deki ucundan alacağımız açı ortay Anadolumuz üzerinde uzanan üçgenimizin tabanını tam ortadan ikiye bölerken Konya’nın üzerinden geçer ve biraz daha uzatıldığında yan sayfada görmüş olduğunuz gibi Ankara’yı işaret eder. Anadolu’ya Horosan’dan gelmiş olan Mevlana’nın MevIevilik İnisiyasyonu’nu oluşturacağı yer olarak Konya’yı seçmiş olması, tüm ezoterizmle ilgili araştırma yapanlarca bilindiği gibi, belirli bir spiritüel coğrafya bilgisine dayanmaktaydı.

Gelelim Ankara’ya…

Ankara sözcüğü “Çapa” anlamına gelen “Anchor” (ya da “Ancor”) isminden gelmektedir.Bu isim Frigyalılar’a ait bir sözcüktür. Anadoluda yaşayan eski bir efsaneye göre Kral Midas bulduğu deniz çapasından dolayı bu bölgeye “Anchor” ismini vermişti. Bu efsanenin mecazi bir anlam taşıyabileceği hep düşünülmüştü.Çünkü denize kıyısı olmayan bir bölgede, deniz çapasın ne işi olabilirdi ki?!…
Yakın zamana kadar bunun nasıl bir mecazi anlama sahip olabileceğiyle ilgili hiç bir mantıksal açıklama yapılamamıştı.

Ancak daha sonraları ortaya çıkan ve sizlerle paylaştığımız geometrik şekil, bu anlamsızlığı bir anda ortadan kaldırmıştır. Alttaki şekilden de rahatlıkla anlaşılabileceği  üzere çapanın sağ ve sol uçları Nemrut ve Troya Çapanın uç tepe noktası Ankara’yı gösterirken, çapanın alt sapının bitiş noktası ise Gize’ye denk gelmektedir  Troya – Nemrut – Gize eşkenar üçgeninin ortaya koydukları  bununla da kısıtlı değildir…
Troya Nemrut hattını Batı yönüne doğru uzattığımızda yine tarihi geçmişi büyük gizemlerle dolu olan ve Troya ile önemli bir bağlantısı bulunan Cumae’ye denk geldiğini görmekteyiz.

troya-nemrut-gize-konya-ankara-baglantisi

capa-teorisi

Sayfada oluşan geometrik şeklin ne denli muntazam hatlara ve odaklara sahip olduğuna dikkatlerinizi çekmek isterim. Şilieli geometriye verilebilicek en güzel örneklerden biridir. Gize’nin haricinde Mısır’la bağlantılı başka şifreli geometrik örnekler daha vardır.

cumae

PAYLAŞ
Önceki İçerikEzoterizm’de Dünden Bugüne Taş Kültü ve Asalar
Sonraki İçerikAntibiyotik Tedavisinden Önce Hayat Nasıldı?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER