Mısırın Ölüler Kitabı Nedir?

486
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

 

Eski Mısır’ın ezoterik yönünü sembolik bir biçimde, en iyi anlatan metinlerin başında “Mısır’ın Ölüler Kitabı” gelir. Bilinen ilk Ölüler Kitabı, 453 Bab’dan oluşan metinlerden oluşur. Bu metinler. Eski Mısır’ın kutsal yazıları olarak kabul edilmişlerdir.Atlantisli bilgeler tarafından eğitilen Mısırlı rahiplerce hiyeroglif harflerle kaleme alındığı tahmin edilmektedir. Bu metinler, Mısır mabetlerinde yüzyıllarca gizli tutulmuş ve içindeki sembollerde gizlenen sırlar çok az sayıda kişiye aktarılmıştır. Bu orjinal metinler günümüze kadar gelememiştir.
GÜNÜMÜZDEKİ “ÖLÜLER KİTABI”
Günümüzde “Mısır’ın Ölüler Kitabı” ismi verilen ve ikiyüze yakın Bab’dan oluşan metinler, piramit duvarlarından, lahit üzerindeki kayıtlardan ve çeşitli papirüslerde bulunan yazıtların derlenip bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Günümüze kadar gelen ve “Mısır’ın Ölüler Kitabı” ismi verilen metinler. Antik Mısır’daki “Osiris-Thot Öğretisi” anlayışı üzerine kurulmuş, fakat öğretinin kısmen ilk günkü halinden
uzaklaştığı, Mısır’ın geç dönem hanedanları zamanına ait derlemelerdir. “Mısır’ın Ölüler Kitabı” olarak isimlendirilen üç farklı derleme söz konusudur. Bunlar: “Heliopolis”, “Teb” ve “Saite Derlemeleri “dir.
1- Heliopolis Derlemesi;
Sakkara’daki piramitlerin dış duvarlarına, odalarına ve bazı lahitlerine işlenmiş hiyeroglif yazıtlardan derlenmiştir. Beşinci ve altıncı hanedanlar dönemine aittir. Onikinci hanedanlardönemine kadar bu derlemeler kullanılmıştır.
2-Teb Derlemesi:
Onsekizinci hanedandan yirmikinci hanedana dek papirüslere yazılmış ve lahitlere işlenmiş hiyeroglif yazıtlardan derlenmiştir. Yirmi ikinci hanedan döneminde son halini almıştır.
3-Saite Derlemesi:
Yirmi altıncı ve sonraki hanedanlar döneminde papirüs ve lahitler üzerine hiyeroglif, hiyeralik ve demotik karakterler kullanılarak yazılmıştır. “Ölüler Kitabı “nın son biçimi olarak kabul edilir. Mısır’ın Ölüler Kitabı’nın en eskisi olan Heliopolis Derlemesi’nin yazılışının M.Ö. 3.500’lerden öncelerine ait olduğu
tahmin edilmektedir. Bu derleme, bu tarihten de çok daha eskilere ait metinlerden kopya edilmişlerdir. Bunu yapılan hatalardan anlayabilmekteyiz. Bu kopyalamayı yapanların, ellerindeki orjinal metinlerin bazı bölümlerini okuyamadıkları anlaşılıyor Çünkü yer yer kendi yorumlarını getirmişler  eokuyanıadıkları yerlerle ilgili tahminler yürütmüşlerdir.Demek ki, bu metinlerin oluşturulduğu dönemde ilk orjinallerinin
bazı bölümleri okunamayacak derecede eskiydiler.Okuyabildikleri ama belki de anlayamadıkları bazı bölümlerle ilgili Mısırlı katiplerin yaptıkları yorumlar ise, orjinal metinlerin ilk halinin bozulmasına neden olmuştur. Bunu çok doğal karşılamak gerekir çünkü ilk metinlerin en az on – oniki bin yıl öncesine ait olduğunu unutmamak gerekir. Eldeki tüm veriler göstermektedir ki, orjinal metinler aradan geçen binlerce yılın ardından kuşaktan kuşağa geçişi sırasında, yapılan kopyalama hatalarına maruz kalmıştır.Metinler mitolojik bir üsluba sahiptir Burada bir ihtimali de göz ardı etmemek gerekir Atlan-tisli bilge Thot vasıtasıyla, ilk kez Mısır’a gelen bu metinler belki de son derece açık bilgiler içermekteydi. Yani mitolojik
anlatım üslubuna büründürülmemiş bir haldeydi. Eğer bu savım doğruysa, o halde söz konusu metinlerin mitolojik bir üslupta kaleme alınması Mısırlı rahipler tarafından daha sonraki yıllarda gerçekleştirilmiştir ki, bunun böyle olduğuna dair ezoterik bulgular mevcuttur. Daha önceki yayınlarımızı takip
eden okurlarımızın hatırlayacağı üzere, sembolik eğitim sistemine geçiş bizim devremizle birlikte yani Demir Çağ’ında başlamıştır. Sembolik eğitim sisteminin en önemli müesseseleri ise dinler ve mitolojilerdir. Mısır’ın Ölüler Kitabı’nın da anlatını üslubunun mitolojik bir özellik taşıdığı ortadadır. O halde bu sembolik üsluba büründürülme işleminin.  Mısırlı rahiplerce gerçekleştirilmiş olma ihtimali oldukça yüksek görünmektedir.

MISIR EZOTERİK KÜLTÜRÜ MISIRLI GİBİ DÜŞÜNMEDEN ÇÖZÜLEMEZ
Bu bölümde sizlere sözünü ettiğimiz bu binlerce yıl öncesine ait sırları içinde barındıran Mısır’ın Ölüler Kitabı’nın çeşitli derlemelerinden çıkarttığımız özeti, içerdiği konularına göre sınıflayarak aktarmaya çalışacağım. Az sonra çok farklı bir dünyanın kapılarını aralamaya kendinizi hazırlayın… Çünkü daha ilk satırlarından itibaren kendinizi Mısır’ın o sihirli dünyasının ve Mısır’ın o kendisine özgü anlatım biçiminin
içinde bulacaksınız. Bu gizemlerle dolu dünyaya girmeden önce önemli bir aynalıya değinmek istiyorum: Sözünü ettiğimiz bu çevirilerin asla tam anlamıyla Antik Mısır Kültürü’nün kavramlarını ve bu kavramlara yükledikleri anlamları sizlere tam olarak aktarabileceğimizi asla düşünmeyin. Böyle bir iddiada
bulunmak Osiris ve Thot’un torunlarına büyük bir haksızlık olur. Düşünün ki, bu metinlerin ilk başta Batı dünyasınca çözülmesi ve okunabilmesi gerekmekteydi. Çünkü uzun yıllar bu metinlerin grameri çözülememişti. Çözüldükten sonra da, çevirinin ne kadar doğru yapılabildiği ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Buna bir de Fransızca ve İngilizce’den Türkçe’ye çeviri hatalarını kuşkusuz ki ilave etmek gerekir. Mesele bununla da bitmiyor. Bu metinler son derece kapalı sembolik bir dile sahiptir. Bu sembollerin ne anlama geldiğini ortaya çıkartabilmek için Mısır Ezoterik Geleneği’ni çok iyi anlamak halta anlamaktan öte, onların duygu ve düşüncelerini kendi içinizde yaşatabilmeniz gerekmektedir. Şunu kabul etmek gerekir ki, Mısır Ezoterik Kültürü’ne ait sırlan içinde barındıran sembolleri açmak ,sanıldığı kadar
kolay değildir. Ama bir kez bir yerlerden başladınız mı, göreceksiniz ki, gerisi kendiliğinden gelecektir.
Sırların bir gün açılacağı biliniyordu…

Atlantisliler tarafından eğitilen Mısırlı rahipler daha sonraki yıllarda, bu sırların bekçiliğini üstlendiler. Atlantis kökenli inisiyasyonun merkezi de Mısır olmuş ve sırlar gizli mabetlerde saklanmıştı. Ancak şunu kesinlikle unutmamak gerekir:
Tufan Öncesi’ne ait sırlar sonsuza dek saklı kalsınlar diye değil, zamanı geldiğinde ortaya çıksmlar diye buraya gizlenmişti. Bu sırların ebediyen gizli kalması istenseydi, bunlar hiçbir şekilde -üstü kapalı da olsa- gelecek kuşaklara yazılarak aktanlmazdı. Aktarıldı ve yazıldıysa, bir gün mutlaka anlaşılsın diye Mısırlı rahiplerce kaleme alınmış olmalıdır…
İnsanlık ”Evrensel Lisanı” yani “Sembolizmi” okumayı öğrenene kadar bu bilgelik de saklı kalmak zorundaydı. Ve saklı da kalmıştır. Çünkü anlaşılamamıştır. İşte bu duygu ve düşünceyle şimdi kökeni onbinlerce yıl öncesine ait sırların hiç değilse bir kısmını gün ışığına çıkartmaya çalışacağız… Bunu yapabilmek için kendinizi o devrin Mısırlıları yerine koymanız şarttır. Çünkü Mısır Ezoterik Kültürü,
Mısırlı gibi düşünülmeden çözülemez…

PAYLAŞ
Önceki İçerikTanrısal Evren – Arapça Elif Harfinin Kökeni
Sonraki İçerikÖlüler Kitabı – Bazı Bölümler -1
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER