TARİHİN EN GİZEMLİ DENEYİ:”Philedelphia Deneyi”

491
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

C. EREN ÇELİK

EKSTREM BİLGİ/ÖZEL DOSYA HABER

İkinci Dünya Savaşı bir yandan insanlık tarihinde en fazla kanın döküldüğü savaş olarak insanlık tarihine geçerken, savaş esnasında bilim adamları da adeta imkansızın sınırlarını zorlamakta, en çılgınca projeler üzerinde savaşı ülkelerinin lehine çevirebilmek için kendilerine tahsis edilmiş olağanüstü imkanlar ile çalışıyorlar, debey üzerinde deneyler gerçekleştiriyorlardı.

Rusların ünlü bilim adamı Kozirev insan ışınlama ve glikoz yakma deneyleri ile bilimin sınırlarını zorlarken, Almanlar iklimsel değişiklikleri gerçekleştirebilecek kimi projelerden, insan kopyalamaya kadar pek çok askeri projeyi yürütmekteydiler.

Bu arada Amerika Birleşik Devletleri de elbette boş durmuyordu. Zaten bu kez Ekstrem Bilgi okuyucuları için Özel Dosya Haber bölümüzde işleyeceğimiz konu Amerika Birleşik Devletleri’nin 2.Dünya Savaşı’nda gerçekleştirdiği ve üzerindeki sır perdesi halen tam olarak aralanamamış, “TARİHİN GERÇEĞE EN YAKIN DURAN,EN GİZEMLİ VE EN İNANILMAZ İDDİALARINDAN BİRİSİ”  olan Philedelphia Deneyi….

Amerika Birleşik Devletleri Philedelphia Deneyi ile neyi amaçlıyordu ? Deneyde yolunda gitmeyen neler oldu ? Deneyin sonuçları nelerdi ? Denek olarak kullanılan denizcilerin akıbeti ne oldu ? Deneyin gerçekleştirildiği gemi aynı anda Dünya’nın birkaç noktasına birden radarlarda belirdi mi ?

İşte tüm bu soruların cevapları SAKLI TARİH dosyamızda…

   RAİNBOW PROJESİ START ALIYOR…

   Amerika Birleşik Devletleri, özellikle Nazilerin o zamana dek görülmemiş etkinlikteki deniz altı etkinliklerine son vermek için çılgınca hatta düşünüldüğünde bile bir mucizeyi andıran bir projesi vardı.

Projenin resmi adı Project Rainbow’du(Gökkuşağı Projesi). Projenin amacı ise büyük jeneratörler yardımı ile oluşturulacak, çok geniş bir elektromanyetik alan sayesinde gemilerde tabiri yerinde ise “elektromanyetik bir pelerin” oluşturarak gemileri hem radarda hem göz önünde yok etmek, daha da ileri boyutta bu gemilerin istenilen bir başka noktada ortaya çıkmasını sağlamaktı.

Projeye ilham veren ise Albert Einstein’ın 1925-1927 yılları arasında Almanya’da üzerinde çalıştığı ve bir bilimsel dergide yayınladığı “Çekim ve Elektiriklenmede Birleşik Alan Kuramı’na dayanmaktaydı. Ancak Einstein bu teorisini tam olarak geliştirmemişti.

Amerika Birleşik Devletleri ise bu projenin gerçekleştirilmesi için çok üst düzey bir dizi fizikçi ve bilim adamını bir araya toplayarak düğmeye bastı.

Aslında bu deneyin alt yapısı “Project Rainbow” kapsamında 1930’lu yılların ortasında Chigago Üniversitesi’nde hazırlanmıştı. Buradaki çalışmalar 1 Yıl sürmüş, çalışmalara Einstein, Dr. Nikola Tesla, Dr. Johnvonn Neumann da katılmışlardır.

Bu deneyin başarılı olması halinde savaşta sadece gemilerin değil bir sonraki aşamada gökyüzünde oluşturulacak elektromanyetik perdeleme ile önemli üslerin de görünmez hale getirilmesi amaçlanıyordu.

Proje 1 yıl sonra Princeton Üniversitesi’nde devam ettirilerek teorik olgunluğa kavuşturuldu.

Bu muhteşem, muhteşem olduğu kadar da ürkütücü deney bir tanığın ifadesine göre 22 Haziran 1943’te sabah saat 09.00’da jeneratörlerin çalıştırılması ile başlatıldı. Deney Amerikan donanmasına ait orta sınıf bir destroyer olan USS Eldiridge üzerinde gerçekleşiyordu.

USS-ELDRİDGE-DENEYİN-YAPILDIĞI-GEMİ-MUTLAKA-KULLANALIM-600x328

Jeneratörlere güç verilmesinin hemen ardından yine tanığın ifadesine göre destroyerin üzerini yeşil bir sis perdesi kapladı ve gemi bir süre sonra gözden kayboldu.

Yaklaşık 15 dakika sonra ise şalterler indirildi ve USS Eldiridge yeniden ortaya çıktı. Herkes korku, dehşet ve şaşkınlıkla bu muhteşem olayı izlemekteydi.

Ancak geminin yeniden ortadan çıkması ile birlikte bir şeylerin yolunda olmadığına dair emareler de belirmeye başladı.

Gemi yeniden gözle görünür hale gelmeye başladığında yetkili ekip gemiye yaklaştı. Mürettebat kendisini geminin yanlarından sarkarak şiddetli biçimde kusuyordu. Hiçbir mürettebatın bilinci yerinde değildi. Mürettebat gemiden uzaklaştırılarak yerlerine hazır bekletilen yeni mürettebatlar gemiye alındı.

Evet inanılmaz olan gerçekleşmiş bir destroyer onlarca kişinin gözü önünde yok olmuş ve geri gelmişti.

PHİLEDELPHİADENEYİ-MUTLAKA-KULLANALIM-600x151

Ancak Amerikan ordusunun ana hedefi bu değildi. Asıl istenen gözden kaybedilen geminin istenildiği anda bir başka yerde ortaya çıkmasını sağlamak, yani kamuoyunda yaygın bilinen tabirle “ışınlama” yapılmasını gerçekleştirmekti.

İşte bu nedenle bir süe sonra gün sonra bir deney daha yapılmasına karar verildi.

Ve 28 Ekim 1943 günü saat 17.15’te jeneratörler 2. Kez çalıştırıldı.Philedelphia Limanı’nın biraz açığında demirlemiş bulunan USS Eldiridge’de elektromanyetik perdelemeyi sağlayacak jeneratörler yeniden çalıştırııldı. Önce orta kısmı sadece ucu ve kıç kısmı hafif biçimde görünecek şekilde gözden kaybolan USS Eldiridge az sonra kendisinden geriye kalan son bir mavi çizginin de yok olması ile tamamen gözlerden kaybolmuştu.

Askeri gözlemciler ve bilim adamları nefeslerini tutmuş bu tarihi ana şahitlik etmekteydiler. Peki gözlerden kaybolan USS Eldiridge neredeydi ? Bu sorunun cevabı herkesi şok etmeye yetecek türden…

Evet Philedelpiha Limanı açıklarında deney esnasında gözden kaybolan USS Eldridge az sonra tam 640 mil uzaklıktaki Norfolk Deniz Üssü’nde ortaya çıktı. Ancak  “hayalet” destroyer burada birkaç dakika gözle görüldükten sonra aniden gözden yeniden kaybolarak yeniden Philedelphia Limanı’nda ortaya çıkar.

Şalterler indirildiğinde mürettebat için felaket bir tablo vardır ortada…

Bazı gemi mürettebatı geminin bu sır dolu yolculuğu esnasında kayboldu ve bir daha hiç geri gelmedi. Bazıları ise eriyen ve sonra yeniden katılaşan geminin çelik levhalarının içerisine sıkıştı. Ve mürettebatın hemen hemen hepsi akıl sağlığını kaybetti.

Olayda bu tip beklenmeyen “yan etkilerin” çıkması üzerine Amerikan Hükümeti projeyi rafa kaldırdı. Tabii “resmen”… Yine “resmen” yapılan açıklamalarda böylesi bir deneyin hiç olmadığı belirtildi…

Ancak… Altta yayınladığımız ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nca verilen yazılı talimat tam tersini söylüyor…

OPERASYON-EMRİ-KESİNLİKLE-KULLANALIM

BİR MEKTUP, BİR ARAŞTIRMACI VE SIR DOLU ÖLÜMLER…

   İddialara göre Philedelphia Deneyi’nin ortaya çıkmasını sağlayan kişi deney esnasında USS Eldiridge’in yanında bulunan gözlem gemisi olan SS Andrew Fruseth adlı şilepin bir personelidir.

Bu tanık 1950 yılında Carl M. Allen( Mektupta tam ismi Carlos Miguel Allende olarak geçmekte) imzası ile hayatını Philedelphia Deneyi’nn gerçekten yapıldığını ispatlamaya adamış olan araştırmacı Dr.Morris K. Jessup’ a bir mektup göndererek olayları baştan sona izlediğini belirtmiş ve gördüklerini yazmıştı.

Doktor Jessup mektubun üzerindeki posta kutusu adresine gönderilmek üzere bir mektup yazarak ayrıntı istedi. Beklediği yanıt gecikmedi.

Allen iddialarını kanıtlamak için hipnoz, bilinci uyuşturarak iradeyi kıran ve insanları doğru söylemek zorunda bırakan bir ilaç olan sodyum pentatol ve teyp kaydı istemekteydi.

1957 ilkbaharında Jessup, Deniz Kuvvetleri Araştırma Bürosu’ndan bir davet aldı. Büroya ulaştığında kendisine yine kendinin yazdığı (ve çoğunlukla ününü borçlu olduğu) The Case for the UFO isimli kitap gösterildi. Bu kitap bir yıl kadar önce büroya postalanmıştı.

Kitabın dikkat çekici yanı ise sayfalarda alınmış olan notlardı. Notlar üç farklı yazıyla yazılmıştı ve binlerce yıl önceki uygarlıklardan söz ediliyor, dünyaya gelen uzay araçları tarif ediliyordu. Sonunda ise Güç alanlarından, bir maddenin nasıl kaybolup, nasıl ortaya çıkarılabileceği ve 1943’te yapılan deneyden söz ediliyordu.

Jessup yazılardan birinin Allen’e ait olduğunu fark edip durumu bildirdi. Sonrasında diğer yazıların da aynı kişiye ait olduğu, farklı renk ve özelliklerdeki kalemlerle yazıldığı anlaşıldı.

Bu olaydan sonra Deniz Kuvvetleri Jessup ile yeniden bağlantı kurup Allende’nin mektuplarında belirttiği adresin terk edilmiş bir çiftlik evine ait olduğunu, ayrıca, Jessup’un kitabının üzerindeki notlarla ve Allende’nin mektuplarıyla birlikte yeniden düzenlenerek Deniz Kuvvetleri bünyesinde dağıtılacağını bildirdi. Rakam tam olarak bilinmemekle beraber bu şekilde 100 kadar kopyanın Deniz Kuvvetlerinde dağıtıldığı sanılmaktadır. Bu baskıdan üç kopya da Jessup’a gönderilmiştir.

Ancak daha sonra Carlos Miguel Allende yahut Allen birden ortalıktan kayboldu. Bugüne değin bu mektupları Dr. Jessup’a gönderen, deney ile ilgili bunca ayrıntı veren kişinin gerçek kimliği ortaya çıkarılabilmiş değil. Ayrıca Allen veyahut Allende’nin neden birden bire ortadan kaybolduğu ve hikayesini neden basına vermediği de halen gizemini koruyor.

Tarih yaprakları 1959’u gösterdiğide ise Dr. Jessup arkadaşı Mason Valentine’i arayarak deney ile ilgili kesin bilgilere ulaştığını ertesi akşam yemekte bir araya gelmelerini söyledi. Ertesi akşam buluşmak için iki arkadaş sözleşti…

Ancak bu buluşma hiçbir zaman gerçekleşemedi. 20 Nisan akşamı Dr. Jessup arkadaşına deney ile ilgili ulaştığı kesin bilgileri anlatacağı akşam yemeğinden hemen önce Miami’de Hammock Parkı’nda arabasında ölü bulundu. Dr. Jessup’un,Philedelphia Deneyi ile ilgli yapığı çalışmalar da ortadan kaybolmuştu…

Polisler Dr. Jessup’un aracındaki egzoz gazı ile intihar ettiğini resmi kayıtlara geçirseler de Jessup’un yakın çevresi buna hiçbir zaman inanmadı. Hatta bazı yakınları Dr. Morrison K.Jessus’un hastaneye kaldırıldığında hayatta olduğunu dahi iddia etti.

Ama gerçek değişmedi; Dr. Jessup şüpheli biçimde de olsa ölmüştü…  Jessup’un Philedelphia Deneyi ile ilgili çalışmalarını kim aldı ? ?Bu sorunun cevabını bilen yok…

Bir süre sonra yoğun baskılarla üzeri kapatılan bu olayın daha sonra olayın yeniden Amerika’da popüler olması ise olay ile ilgili 2 yazarın ortaklaşa bir kitap yazması ve bu kitaptan esinlenerek Philedelphia Deneyi  isimli bir filmin çekilmesine Amerikan Hükümeti’nin “çok zor” şekilde izin vermesi ile oldu. Hükümetin filmin çekilmesine binbir güçlük çıkartması kafalarda soru işaretlerinin yeniden oluşmasını sağladı.

Hal böyle olunca bu deney esnasında USS Eldridge’de görev yapan mürettebattan hayatta kimse kalmamış,olayı araştıran doktor şüpheli biçimde ölü bulunmuş, doktorun olayla ilgili önemli belgeleri kaybolmuş, doktora ilk ihbar mektubunu yazan ve deneyi  ortaya çıkaran Carlos Miguel Allende ortadan yok olmuş ve son olarak deney esnasında gemide görevli olan personelden kimse hayatta kalmamış.

“Oldukça ilginç tesadüfler” denilebilir ama şimdi soruyoruz ; bu kadar tesadüf de fazla değil mi ?

PAYLAŞ
Önceki İçerikÜlke Bayraklarının Anlamları
Sonraki İçerikBir Efsane : Pink Floyd
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER