Geçmişte İdrarın Hangi Amaçlarla Kullanıldığını Biliyor Muydunuz?

3221

Ürolojinin Kısa Tarihi:

Antik Mısır’a ait en eski Papirüs rulolarında bile idrarın yapısı, idrar bozukluklarının düzeltilmesi ve kan işemenin tedavisi ile ilgili öğretilere rastlanmaktadır. Bilginler 4000 mumya üzerinde yaptıkları araştırmalarda böbrek ve mesane taşları ile idrar yolları darlıkları tespit etmişlerdir. İdrardaki anormallikler doktorların devamlı uğraştıkları bir konudur.

İranlılar çok eski devirlerde katater uygulamışlardı. Fakat anatomik bilgilerden yoksun oldukları için, idrar yollarında onarılmaz yaralara, kanamalara, fistüllere ve ölüme yol açmışlardı.

İlk olarak ünlü hekim Hipokrat böbrek ve mesane hastalıkları konusunu biraz aydınlattı. Böbreğin suyu süzdüğünü öğrenmişti, fakat tedavi konusunda bir çare bilmiyordu.

İlk defa M.S. 4. yüzyılda çinko ve kurşundan yapılmış katater kullanıldı. 11. yüzyılda Cordoba’da Albucasis idrar yollarına katater uygulamasını geliştirme, mesaneyi yıkama ve makat yolundan şak yaparak taşları bulma çalışmalarına ağırlık verdi. 12. yüzyılda Salerno’da yaşayan Gilles de Corbeil’e göre bütün hastalıkların teşhisi nabız ve idrara dayanıyordu.

İdrarın görünüşü ortaçağda gittikçe önem kazandı. Horozların ötmesi ile birlikte, idrar bir oturak veya kap içinde toplanıyordu. Hastalar bunu güneşten koruyarak, serin bir yerde saklıyorlar ve ardından söğüt dallarından örülmüş sepetler içinde, ortaçağ doktorları olan idrar yorumcularına götürüyorlardı. O çağlara ait resimlerin hemen hepsinde, aynı zamanda tıbbın bir sembolü sayılan, idrar kavanozu mutlaka bulunur.

İdrar taze haldeyken kontrol edilir ve aradan iki saat geçince bu kontrol tekrarlanırdı. İdrarın kontrolünde ağırlığına, rengine, kokusuna, tadına ve tortusuna dikkat edilirdi. Bu bulgular not edilir ve hastanın yaşı, cinsiyeti ruh ve beden yapısı ile bağdaştırılırdı.

Doktorların cesetler üzerinde araştırma yapmalarına ancak Rönesans döneminde izin verildi. Böylece ilk anatomik bilgiler ortaya çıktı. Böbreklerin bir süzgeç gibi, kanın içinden idrarı süzdüğü öğrenildi. Doktorları en çok erkeklerdeki mesane taşları ilgilendiriyordu. 16. yüzyılla 18. yüzyıl arasında “küçük taş ameliyatları” geliştirildi. Makattan giren parmak yoklaması ile taş bulunuyor ve sonra yandan veya çapraz bir şakla taş dışarı alınıyordu.

Bunun dışında bazı cerrahlar “büyük taş ameliyatları”na da cesaret ediyorlardı. Bunun için genişletici bir alet idrar borusuna sokuluyor mesane ağzı açık tutuluyor taş yakalanıp bütün halde veya parçalanarak dışarı alınıyordu. 17. yüzyılda pek çok zavallı insan mesane taşı yüzünden acı çekiyordu. Taş hastalarının hemen yarısından çoğu ameliyat sonrası ölüp gittiği için, hastalarına kaplıca ve içmeleri öneren doktorlar ameliyattan kurtulmayı uman insanların hücumuna uğruyorlardı.

Ancak 19. yüzyılda çelikten daha ince aletler yapıldı. Kataterle birlikte ilk kepçecikler geliştirildi ve mesane taşlarının parçalanmasından sonra parçacıkları emerek çekecek bir alet yapıldı. Aletlerin nasıl mikroptan arındırılacağının öğrenilmesi ve kloroformun bulunması tıpta büyük ilerlemelere yol açtı. 1890’dan beri lastik eldivenler kullanılır oldu ve ameliyat sonrasındaki ölüm vakaları bir hayli azaldı. 1882’de Robert Koch tüberküloz basilini buldu ve basilin idrar içinde tespiti öğrenildi. Fakat böbrek ameliyatları pek başarılı olmuyordu. Hastalar enfeksiyondan ölüyordu. İlk endoskopiler ile (mesane aynası) mesane taşlarının büyüklüğünü ve meme tümörlerini teşhis etmek mümkün oldu.

Üroloji en büyük ilerlemeyi 20. yüzyılda yaptı. Radyolojinin gelişmesi ve yeni ayıraçların bulunması sayesinde idrar yolları hastalıklarının tam teşhis mümkün oldu. Bugün mesane ve cinsel organ bölgesindeki tümörlerin teşhisinde bilgisayarlı tomografi kullanılıyor, ayrıca endoskopi ve ses dalgalarında da ilerleme kaydedildi: İdrar akışını kontrol altına alan mesane ayarlayıcılar vücut içine yerleştirilebiliyor. Böbrek ameliyatlarında artık dikiş kullanılmıyor, yaralar jelatin ve resorzin (antiseptik bir fenol) gibi biyolojik yapıştırıcılarla kapatılıyor.

Organ nakilleri içinde en başarılı olanı böbrek nakli. Takriben 50 yıldan beri ürologlar idrar kesesini bir ince bağırsak parçası yardımı ile genişletiyor veya yapay olarak oluşturabiliyorlar. Hatta 1972’den bu yana, hiçbir iltihaba meydan vermeden silikon kauçuktan plastik idrar yolları ve mesane bile yapılabiliyor.

1747 yılının “Büyük Mükemmel Dünya Lugati”nden Johann Heinrick Zedler’in İdrar hakkında yazdıkları şöyledir:

Hayvanların da, insanların da idrarında faydalı bazı şeyler vardır. Almanya’da elde edilen güherçile, özellikle insanlarla hayvanların sıkça idrar bıraktıkları yerlerde görülüyor. (Herhalde eski evlerin çevresini bu yüzden duvar gibi ısırgan otları sarardı) insan idrarı birçok alanda tedavi edici ve güçlendirci özellikleri ile kullanılır.

1-Örneğin saç dökülmesine karşı: Patates unu ile kükürt tozu bekletilmiş idrar ile kararınca karıştırılır. Bu karışım, merhem gibi başa sürütürse, saç dökülmesi önlenir. (Buna bir dana safrası da eklenebilir.)

2-Yüzdeki koyu renkli lekelere karşı: Oğlan çocuk idrarından Bir parça tentür alınır ve nişadır ile karıştırılır.

3-Başlangıç halindeki katarakt, defne yaprağı tozu, arap zamkı ve sıcak çocuk idrarı ile hazırlanan bir merhemle önlenir.

4-Gözlerdeki yaralanmalar en iyi, hafif kaynayan çocuk idrarı içinde bal eritilerek elde edilen sıvı ile sık sık göz banyosu yapılarak iyileştirilir. Gözler, Bu sıvıyla istendiği kadar sık yıkanabilir.

5-Kulak, iltihabında, çocuk idrarı henüz sıcakken kulağa akıtılırsa, nemli ve cerahatli noktaları kurutur.

6-Kulağa böcek ve saire gibi şeyler kaçarsa, yaşlı insan idrarına soğan suyu ve asop (bir şifalı bitki) iyice karıştırılır ve kulağa dökülür.

7-Boğaz iltihabına karşı, zor olmasına rağmen, içine bir tutam safran katılmış insan idrarı ile gargara yapmak iyi gelir.

8-Ellerin ve dizlerin titremesinde, insanın idrarını yapar yapmaz, el ve dizlerini bununla ovması ve yıkaması faydalıdır.

9-Vücutta su toplanmaya başlarsa insan uzunca bir zaman sabah aç karnına kendi ilk idrarından biraz içmelidir. Bunun sarılıkta da yararı olur.

10-Bir kadında ay hali bozukluğu varsa, dövülmüş sarmısakla karıştırılmış oğlan çocuk idrarı sıcak olarak oturağa konur ve üzerine oturularak buhar banyosu yaptırılır.

11-Makatta veya başka mahrem yerlerde çıkan sivilce türünden şeyleri, düz bir taş parçası iyice kızdırılıp üzerine çocuk çişi dökülerek elde edilen sıvı ile yıkamalıdır.

12-Kadınların cinsel organlarındaki yanma ve kaşıntıları, sıcak idrar ile yıkamak faydalıdır.

13-Birinin ayağına yabancı bir cisim batarsa, ayak uzun süre idrar içinde tutulmalıdır. Böylece cisim kolayca çıkar.

14-Veba salgını sırasında insan her gün bir parça kendi idrarından içerse vücudun direnci artar.

15-Arı sokmasına karşı hemen idrarla ıslatmak birebir gelir.

16-Her gün gözünü taze sıcak idrarla yıkayan insan, ihtiyar halinde bile parlak ve keskin gözlere sahip olur.

17-Bir yeri yara olan sığırın yarası insan idrarı ile yıkanabilir, yara, daha sonra zift ve domuz yağından bir karışımla sıvanmalıdır.

18-Sırt, böğür ve taş ağrılarına erkek keçi idrarı iyi gelir. Sabah erkenden hayvanın ağzı sıkıca tutulur, o korkusundan çiş yapar, bu toplanır ve bekletilir. Sonra distile edilir. Elde edilen tuz, biraz su ile kaynatılır ve her sabah 20-25 damla içilir.

Büyücülükte İdrar :

Bu konuda da geçmişten günümüze pek çok rivayet gelmiştir.

1- Şeytan cadıyı idrarla vaftiz eder.

2- Çiş yapılarak cadılar kovulur.

3-Gebeliği önlemek isteyen, bir bakirenin idrarını içmelidir.

4-Gebe kadınlar keten tarlasına işememelidir, yoksa ot bitmez.

5-Ormancılar çam keserken çiş yaparlarsa ağaç kurtlanır.

6-İki erkek aynı anda çaprazlama çiş yaparsa, başka birinin uykusunu kaçırırlar.

7-Suya işemek, göğe hakarettir, çünkü gök suya yansır.

8-Erkeklik gücünü yeniden kazanmak isteyen koca, nikah yüzüğünün ortasından işemelidir.

Tarihte İdrarın Kullanımı :

1-Antik Yunan ve Roma devrinde bir çelik parçası ateşte kızdırılarak yeniden biçimlendirilirdi. Demirciler, M.Ö. 1200 yıllarından beri böyle çalışıyorlardı. Kızdırılmış çeliği, söz gelimi bir kılıcı, sertleştirmek için üzerine soğuk su, keçi kanı veya idrar dökerlerdi.

2-Eski Romalılar yünlerini temizlemek için idrar kullanırlardı. İrlandalıların da yün atkılarını idrara batırdıkları bilinir. Yünlü eşyanın rengini koruması için idrara batırıldığı bir gerçektir. Bu yöntem Orta Amerika Kızılderilileri ve Afganistan halkı tarafından da biliniyordu.

3-Sibirya’da deriler idrara batırılarak dayanıklı kılınıyordu. Kızılderililer manda derilerini yumuşatmak için idrara yatırıyorlardı. Eskimolar idrarlarını toplar, bununla postları tabaklarlardı. Postlar böylece esneklik kazanırdı, kılları da daha kolay yolunabilirdi. Bu işlemlerin Avrupa’da da bilindiği anlaşılıyor.

4-Bir Kızılderili kabilesi olan Çinukların sevdiği “Çinuk Zeytini” diye bilinen bir gıda maddesi vardır. Beş ay boyunca insan idrarında bırakılmış bir palamut çeşididir. Bu süre içinde tümü mayalanır ve insana bir çeşit sarhoşluk verir.

5-Romalı yazarlar, barbarların sünnetli çocuk çişini kısırlığı önlemek için kadınlara içirdiklerini yazarlar.

6-Kutsal inekleri ile ünlü Hinduların, takdis olmak için ineklerin idrarını içtikleri bilinir. Himalayalarda inek idrarı dini törenlerde kullanılır. Günahlardan en iyi idrar sayesinde arınıldığına inanılır. İranlılar da temizlik konusunda benzer uygulamalardan yararlanıyorlardı.

7-Müslümanlarda ise vücuttan atılan şeyler tamamen pis sayılır.

8-Sibirya’da kadınlar sıklıkla kendi idrarlarını veya komşularındakini içerler. Burada da idrar alkolle karıştırılıp, içki olarak sarhoş olmak için içilir. Sarhoşların idrarları da alkole doymuş vaziyette olduğundan tekrar içilir.

9-Bira mayası bulunmadan önce Avrupa’da fırıncılar mayalanması için hamura idrar katarlardı.

10-Amerika’da tütün yaprakları iyice tat alsın diye abdesthanelere asılır, ayrıca özel olarak kadın idrarında bekletilerek yumuşatılırdı. Mısır’da sigara tütünleri kadın idrarına yatırılarak yumuşatılır, ama erkek idrarı keskin olduğu için uygun bulunmazdı.

11-Yüzyılın başında Berlin’de bir peynir tüccarı, peynire lezzet vermek amacıyla genç kızların idrarlarını kullandığı için cezalandırılmıştı. İsviçrelilerin de peynirin çabuk mayalanması için idrar kullandıkları söylenir.

12-Balkan köylüleri peynir hammaddesini erkek çocuk idrarına yatırıyorlardı. Böylelikle kurtlandırılan bu madde lor peyniriyle beraber ezilince, son derece lezzetli, baharatlı bir peynir elde ediliyordu.

13-Chysocollum adı verilen bir maddeyi elde etmek için çocuk idrarı bakır bir leğen içinde iyice karıştırılıp, bal kıvamında bir tortu kalana dek güneşte kurumaya bırakılırdı. Bu da bazı hastalıkların tedavisinde ve altın yapıştırmakta kullanılıyordu.

14-Çeşitli hayvanların idrarları da ilaç yerine kullanılıyordu. Sırtlan idrarı müzminleşmiş ağrılara, vaşak idrarı göğüs ağrısına, erkek keçininki ise yılan zehirine karşı iyi geliyordu.

15-Çocuk idrarı da yılan sokmasına karşı kullanılırdı. Ayrıca göz hastalıklarında, yanıklarda, kulak akıntılarında idrar şifalı sayılırdı. Tüm deri hastalıklarında, iltihaplarda, çıban ve cerahatlarda kişinin kendi idrarı özellikle faydalı görülürdü.

16-Güney denizinde yerli halk, kömür tozu ile idrardan oluşan bir karışımı dövme yapmak üzere kullanılırdı.

17-Eskimolarda idrar, saç temizliği için en çok tercih edilen maddeydi.

J.G. Bourke, bütün eski kavimlerde insan ve hayvan idrarının büyük bir ekonomik değeri olduğunu saptadı. İdrar, tüm dünyada bildiğimiz ilk sabun işlevini görmüş olmalıdır. 1917 yılında bile, Fransa ve İngiltere’de kadınların ellerini idrarla yıkamak sureti ile yumuşattıkları görüşü yaygındı. Eski bir Afrika âdetine göre süt fıçıları idrarla yıkanırdı.

Sibirya’da da halkın mutfak kaplarını idrarla yıkadığını Bourke anlatıyor. Kaliforniya’da kızılderili kadınlar, sert havalardan korumak üzere çocuklarını kömür tozu ve idrarla karıştırdıkları bir madde ile ovarlardı. İzlandalılar ellerini ve yüzlerini idrarla yıkarlardı. Bunlar Alaska’da ve başka kavimlerde de bilinen uygulamalardır. Hepsi de idrarın sabun yerine geçtiğini biliyorlardı.

Bu konuda Sibiryalıların da şöyle bir alışkanlıkları olduğu anlatılır: “Yemeklerden sonra, ihtiyacı olanlara, küçük birer kâse verilirmiş. Bu kâselerde toplanan idrarlarla evin hanımı yemek masalarını siler, bıçaklarını yıkarmış.”

Eskiden İspanya’da da insanların idrarla yıkandıkları anlatılır; hatta bu âdet yüzyılın başına kadar devam etmiş. Ayrıca sağlıklı olduğu inancı ile ağız ve dişlerin de idrarla çalkalandığı belirtiliyor. Bu yöntem Mısır’da da biliniyordu. Ortaçağda bir Alman eczacı, kum ve idrar karışımı bir mahlut ile ağız ve diş temizliği yapılmasını bile önermişti.

1-Macarlar ve Slovaklar çocuklarını annenin idrarı ile yıkarlardı.

2-Balina avcıları seferdeyken gömleklerini idrarla yıkarlardı.

3-İrlanda, Almanya ve İskandinavya’da çamaşırcı kadınlar yünlü giysileri yıkarken suyun içine, yumuşatıcı olarak, idrar katarlardı. Geçen yüzyıla kadar ünlü İngiliz tüvit kumaşı, yün keçeleşmesin diye özellikle insan idrarı kullanılarak hazırlanırdı.

4-Kuzey Afrika ülkeleri ve Afganistan’da, halılar renkleri daha parlak olsun diye hâlâ deve idrarı ile yıkanmaktadır.

Kaynaklar:
1- Carmen Thomas- Çişteki Mucize
2-J. G. Bourke- Halkların Gelenek, Görenek, İnanç ve Alışkanlıklarında Bedensel Atıkların Yeri.

PAYLAŞ
Önceki İçerikIsaac Newton
Sonraki İçerikAlerji Nedir?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER