Ektoplazma

627

Ektoplazma, varlığı bilim çevrelerince sürekli tartışılagelen bir kavramdır. Kimileri hararetle varlığını savunurken, kimileri de yokluğunu ispatlamaya girişmiştir.

Özel niteliklere sahip ektoplazmanın ruhsal irtibat seanslarında çeşitli organ biçimleri kazanabildiği ve hatta kimi zaman bir insan görünümünü kazanabildiği ileri sürülür. Bu yüzden bu tür ektoplazmik oluşumlar kimi yayın organlarında ” ruhların fotoğrafları ” başlığıyla yayımlanmıştır. Fakat spiritüalistlere göre, maddi olmayan bir varlığın fotoğrafı çekilemez; dolayısıyla bunlara ” ruhların fotoğrafları ” değil, ruhun imajinasyon etkisi altında şekillenen oluşumlar demek daha doğru olur.

ektoplazma-1

Peki Ektoplazma Nedir ?
Terim 1913’te Nobel Fizyoloji-Tıp Ödülü’nü almış Fransız Fizyolog Charles Richet tarafından eski Yunancadaki “dışında” anlamına gelen “ektos” ve “yaratılmış, benzeyen” anlamına gelen “plasma” sözcüklerinden türetilmiştir.
Ektoplazma, derin transa giren medyumların oluşturdukları ve belli biçimlere, hatta ” ruhlara ” dönüşerek somutlaşan duman gibi bir maddedir.

ektoplazma-2

Ektoplazma — Hayalet Mi, Yoksa Paçav­ra Mı?
Seans sırasında, med­yum derin bir trans durumundayken, dumanımsı bu beyaz maddenin medyumun ağ­zından, burnundan yahut vücudunun başka bir açık yerinden çıktığı görülürdü. Ektoplazma bir süre seans odasını çevreleyen per­delerin arasında gezindikten sonra giderek bir insan biçimine girerdi; ektoplazmanın bi­çimine girdiği kişi de ya medyumun rehber ruhu, ya da seansı izleyenlerin ölmüş bir ak­rabaları olurdu.

ektoplazma-3
Bir görüşe göre bu bir düzmecilikti ve düzmecilik çoğunlukla, ektoplazma adı ve­rilen paranormal bir yaşam biçiminin görünmesiyle ilgiliydi. Ciddi ruhsal araştırmaların başlaması ve özellikle flaşlı fotoğraf makinelerinin gelişti­rilmesiyle, bu tür gösteriler son buldu. Ektoplazma gösterileri yapan medyumlarla il­gili, gerçekliği kanıtlanmış birkaç vaka bu­lunduğunu belirtmek her ne kadar yerinde olursa da, seans sonunda ektoplazmanın müslin, tülbent, hatta kağıt olduğunun anla­şıldığı vakaların sayıca çok daha fazla oldu­ğunu da söylemek gerekir. Medyum bunu ustalıklı bir biçimde gizliyor ve sonra yavaş yavaş açtığında, üzerine çizili yüz resmi be­liriyordu.

Kaynaklar : Altıncı Duyu, Duyuötesi Algı – Brian Ward.
Wikipedia.

PAYLAŞ
Önceki İçerikTürk Adının Kökeni
Sonraki İçerikZika Virüsü

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER