Hipnoz Nedir?

318

Şuur altına bir takım istek ve emirlerin iletilebilmesi için süjenin yani üstünde çalışma yaptığınız kişinin, derin bir gev­şeme haline geçirilmesidir. Az önce ele aldığımız kendi kendi­ne telkin çalışmalarının da temeli aslında hipnoza dayanır. Nite­kim Parapsikoloji’de kendi kendine telkin uygulamasına oto-hipnoz adı verilir.

Bir zamanlar hipnozu uygulayıp, pek başarılı olamadığı için vazgeçen Sigmund Freud’un “psiko – analiz” metodu 1980’li yılların başından itibaren; başta ABD, Kanada, Avrupa’nın bir­çok ülkelerinde özellikle de İngiltere’de yerini geniş bir şekil­de “hipno – analizce terk etmiştir.

“Hipno – analiz” yöntemi, kişideki ruhsal problemin ve sorunun kökenini ortaya kolaylıkla çıkartması bakımından çok faydalıdır. Bu yöntemin uygulanışında, yaşamın hatta geçmiş yaşamların gerilerine doğru gidilerek gerçek sorunu bulup çı­kartmak ve ona göre telkinler verilmesi mucizevi bir iyileşme meydana getirir. Başka hiç bir metot bu kadar etkili değildir.

Modern dünyanın psikologları artık günümüzde hipnozun getirdiği olanaklardan alabildiğine yararlanmaktadırlar. An­cak ne yazık ki, yurdumuzdaki bazı tutucu ve gerici psikiyatristler hala eski modası geçmiş yöntemleri ısrarla uygulamaya devam etmektedirler.

Son derece geniş bir kullanım alanı olan hipnoz, bilinçli el­lerde özellikle psikiyatride de önemli bir fonksiyon görmekte­dir. Tabii yurdumuzda değil daha çok yurtdışında…

Hipnozla hedeflenen şey, telkin edilebilirlik oranının artırıl­masıdır. Bunun da en kolay yolu, kişiyi derin bir gevşeme hali­ne sokmaktan geçer. Gevşeme hali aşamalı bir süreçtir. En ba­sit bir gevşemeden daha derin gevşemeye ve son olarak da transa kadar uzanan bir skala izler. Gevşeme halinin derinliği hipnozdaki başarının da oranını belirler

    HİPNOTİK UYKUNUN DERECELERİ

Hipnotik uykunun başlıca 4 kademesi vardır:

  • Günlük yaşamımızda sıklıkla görülen kısa süreli dal­gınlık halleridir.. Buna halk arasında “gözüm daldı” tabiri kul­lanılır Kendiliğinden ortaya çıkan hafif bir hipnotik haldir.
  • Hafif Trans: Derin gevşemenin sınırlarındaki bir haldir. Özel gevşeme metotlarıyla elde edilebilen uyku ile uyanıklık arasındaki bir şuur halidir. Solunum ve nabız yavaş Organ­larda hissizlik ortaya çıkar, a ritmine giriş aşamasıdır. Telkine müsait bir ortam oluşur. Streslerden ve alışkanlıklardan kurtu­labilmek için yapılacak telkin çalışmaları için yeterli bir gevşemenin sağlandığı aşamadır.
  • Orta Trans: Derin gevşeme de denir. Vücudun balon gi­bi şiştiği ve ağırlaştığı hissedilir. Bu ağırlık hissi verilen telkin­lerle hafiflemeye de dönüşebilir. Vücudunuzun tüm odayı kap­ladığı hissedilebilir. Bir süre sanki su üstünde yatarmış gibi vü­cudunuzun hafif hafif sallanmaya başladığı da hissedilebilir. Kendiliğinden imajların ortaya çıktığı derin gevşeme halidir. Geçmişi hatırlamaların ortaya çıkmaya başladığı devredir. Du-rugörü, astral seyahat gibi Duyular Dışı Algılamalar’ın yaşanması bu devrede görülebilir. Verilen telkinlerle süje hiç bir acı hissetmeden diş bile çektirebilir. Anestezik halin rahatlıkla yaratılabildiği bir aşamadır.
  • Derin Trans: Tam trans halidir. Genellikle medyomsal irtibat celselerinde kullanılır. Fiziki tam hissizlik ve fiziki tam duyarsızlık halidir. Fizik ile olan duyusal irtibatın tamamen ke­sildiği bir noktadır. Bu hal içinde spatyom ve spatyomdaki var­lıklarla irtibata da geçilebilir. Bu trans durumundan çıkan süje yaşadıklarını büyük bir oranda hatırlamaz. Tam trans halinde süjeye verilen tüm telkinler anında süje tarafından yerine geti­rilir. Şuuraltıyla dirket irtibatın sağlandığı bir aşamadır. Böyle bir transa sokulan süje verilen telkinlerle odada dolaştırılabilir. Ancak o bunun farkında bile değildir. Post – İpnotik telkinlerin verilebildiği bir aşamadır. Post ipnotik telkin, bir anahtar sözcüğün şuuraltına yerleştirilerek, süjenin uyandırıldıktan sonra bu sözcüğü duyduğu an verilen emri içgüdüsel bir itil im­le yerine getirmesi prensibine dayanan bir yöntemdir

          HİPNOTİK KANDIRMACA

“Hipnotik Hipnoz” ve “Manyetik Hipnoz” olmak üzere başlıca iki tür ipnoz çeşidi vardır. Her ikisinin de temeli derin bir gev­şeme ve telkin prensiplerine dayanır. Ancak derin gevşemeye geçiş yönteminde farklılık vardır. “İpnotik İpnoz”da derin gev-

seme halinin yaratılması telkinle gerçekleşir. “Manyetik Hipnoz”da ise derin gevşeme hali hipnotizörün manyetik paslarıyla gerçekleştirilir. Derin gevşeme hali sağlandıktan sonra uygula­nan teknikler her ikisinde de aynıdır.

Yurtdışındaki parapsikoloji laboratuarlarında bilimsel çevrelerce çeşitli alanlarda kullanılan hipnoz, maalesef yurdu­muzdaki bazı kişilerce zaman zaman maddi ve manevi istismar konusu edilmektedir. Böylelikle yurdumuzda dünya literatürü­ne giren yeni bir hipnoz yöntemi çıkmıştır! Biz buna “hipnotik kandırmaca” diyoruz!… 1998 yılında İnter Strar televizyonuna çıkan Esin Üzer kendisinde manyetik güçlerin bulunduğunu ve bu yolla hipnoz yapmakta olduğunu iddia etmişti. Bu gücünün kanıtı olarak da bir tavuğu ve bir tavşanı bile hipnoz edebilece­ği iddiasında bulunmuş ve bunu yaptığı bir deneyle ekranlarda göstermişti. Her televizyon programında kendisinin doğaüstü güçleri bulunduğunu iddia eden bu bayan yine insanları kan­dırmaya çalışmıştır…

Bir zamanlar benim de yönetim kurulu üyeliğinde bulundu­ğum ve daha sonra büyük bir grup halinde istifa ettiğimiz Me­tapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği’nce 1981 yılın­da yayınlanan “ipnoz’un Gerçek Yüzü” adlı kitabın 21. sayfa­sından konuyla ilgili bir paragraf aktarmak istiyorum:

“Ayakları bağlı bir tavuk yere yatırılır da gagasının ucu yönün­de yere bir tebeşirle bir çizgi çizilirse, tavuk bir süre tamamen hare­ketsiz kalır. Ayakları çözülse ve uyaran bile yapılsa hayvan hareket­siz durumunu sürdürür.”

Yine aynı kitabın 22. Sayfasının hemen başında ise şu satırlar bulunmaktaydı:

“Tavşan sırt üstü yahrılırsa kımıldamadan saatlerce sakin sakin o durumda kalabilir. Oldukça ağrı verici cerrahi müdahelelere bile anesteziye gerek kalmadan dayanabilirler.”

O programı seyredenler hatırlayacaklardır… Söz konusu bayan önce tavuğu sonra da tavşanı aynı şekilde hareketsiz bırakmış ve bunu yapabilmesini de kendisindeki manyetik güce bağlamıştı!

Oysa ki herkesin yapabileceği bu uygulamanın manyetik güçlerle hiç bir ilgisi yoktur. Bunu tüm ipnozla ilgili kitaplarda görebilmek mümkündür… Konuyla ilgili hiç bir bilgisi olma­yan Hakan Aygün ise büyük bir şaşkınlıkla olanları izlemiş ve Esin Üzer’i mucizevi bir insan olarak kamuoyuna sunmuştu…

Yine aynı bayan, 1993 yılında da dünyayı cinlerin istila et­mekte olduğunu ve bu istiladan insanların kendilerini koruya­bilmeleri için tanesi 5.000.000.- TL’den pazarladığı kolyelerin alınması gerektiğini çevresindeki insanlara empoze etmeye çalışıyordu… Neyse… Biz sözde medyum Esin Uzer’i bir ke­nara bırakalım…

Yurdumuzda bu konuda böylesine düzeysizlikler yaşan­makla beraber yine de hipnozu tıp alanında kullanan çok sayıda bilim adamı bulunmaktadır. Bunlardan biri de Diş Hekimi Dr. Sayın Ali Müezzinoğlu’dur. Sayın Müezzinoğlu hem hipnozla diş çekimi ve diş rahatsızlıkların tedavisini hiç bir acı hissettir­meden gerçekleştirirken, aynı zamanda öğrenim süresini kısal­tan hipnoz metoduyla öğrenciler üzerinde de çalışmalarını sür­dürmektedir. İşte bu tür çalışmalar insana biraz da olsa Türki­ye’nin çağdaş geleceği hakkında umut veriyor…

Kaynak : Ergun Candan – Ruhsal Güçleri Geliştirme Teknikleri

PAYLAŞ
Önceki İçerikKendi Kendine Telkin
Sonraki İçerikKütahya Çavdarhisar (Aizanoi) Türk Kaya Resimleri
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER