Levitasyon

492

Yerçekiminin ihlal edildiği durumlar da var mıdır? Yani, çekim kurallarının geçerli olmadığı olaylar ile karşılaşıyor muyuz? En kabasından başlarsak, uçaklar ve uzaya gönderilen kapsüller yerçekimine karşı hareket ederler. Son zamanlarda yapılması planlanan bazı yüksek hızlı trenler de, bundan böyle raylar üzerinde değil, sürtünmenin en aza indiği manyetik yataklar üzerinde, yani bir bakıma yere değmeksizin havada hareket edecekler. Tüm bunların sebebi, yerçekimine karşı başka yasaların ve bilgilerin kullanılarak yerçekiminin bertaraf edilmesidir.

Yerçekimine karşı görünen diğer bir olaylar grubu da, parapsikolojinin inceleme alanına giren “levitasyon”dur. Levitasyon ya da yükselinim, insan ya da hayvan vücudunun veya özgül ağırlık olarak havadan daha ağır nesnelerin görünür herhangi bir fiziksel etkenin yardımı olmadan havaya kaldırılması, havada asılı kalması veya havada gezinmesi fenomenlerine verilen addır.

Spiritik deneylerde, etrafta bulunan irili ufaklı eşyaların, medyumun, bazen orada bulunanlardan birisinin ve mistiklerin, görünürde hiçbir maddi yardım olmadan, yerden havaya doğru yükselmeleridir. Yükselmenin çeşitli sebepleri vardır:

– Ektoplazmik maddenin bir kaldıraç gibi hareket ederek eşya­ları kaldırması.
– Eşya ve insanların, yerçekimi kuvvetine karşı zıt ya da onu nötralize eden bir kuvvet tarafından çevrelenmesi ya da geçici olmakla beraber, bu kuvvetin kendi bünyelerinde meydana gelmesi, kolaylıkla, ağırlığın ortaya çıkardığı problemi (yerçekimini) ortadan kaldırır.

Fiziksel celselerde meydana gelen levitasyonlarda, yerçekimi gücüne zıt kuvvetin meydana gelmesine sebep olan, psişik kuvvettir. Medyumların, mistiklerin, ermişlerin istekle veya istek dışı olarak yerden yükselmeleri, kendilerinde ve bedensiz varlıklarda bulunan psişik kuvvetin bir araya gelmesiyle, yerçekimi gücünün alt edilmesinden ileri gelmektedir.

Tarih boyunca, levitasyona ait binlerce olaya rastlanmıştır. İnka, Aztek, Mısır, Tibet gibi, dünyanın her yerindeki eski uygarlık­lardan ve bütün dinlerden, günümüze kadar her devirde, gerek insanların, gerekse çevrelerindeki eşyaların yükselmesine ait çeşitli olaylar kayıtlara geçmiştir.

Tarih Boyunca Levitasyon Olayları

Om Rahipleri ve Akustik Levitasyon :
Etnograf J.R. Swanton ile etnograf W. Matthews’in derlemelerinde, Brezilya’nın balta girmemiş ormanla­rında bile “uçan yabancılara” ve “uçan kayıklardaki büyücüler”e ait öyküler anlatılmaktadır.Kalde Büyüsü adlı kitabında Lenormand şunları ya­zıyor : “Sesler sayesinde Om rahipleri, fırtınalar yaratı­yor ve tapınaklarını yapmak için, bin kişinin yerinden kıpırdatamayacağı kayaları kaldırıyorlardı.”

Mısırlıların yerçekimini yok eden ses üstü araçlar­dan yararlanacak kavramlara sahip olduğunu ve bunlar­dan, gerek taşların yontulmasında, gerekse taşınmasın­da yararlandıklarını iddia edenler vardır.

Robert Charroux şöyle yazıyor : “Tarih öncesi insanları, titreşim olayını biliyorlardı ve çarpma dalgala­rından yararlanarak, çakmaktaşını yontmakta bu tekni­ği kullanıyorlardı.”
Charroux’un dediğine göre, eski Mısır’da gerçek ra­hipler, istedikleri zaman havaya yükselebilme yetene­ğine sahip olmalarıyla birbirlerini tanırlarmış. Charroux bu havaya yükselme konusunda eski yazarların çe­şitli ve pek ilginç gözlemlerine değinmektedir.
Aztek ve İnka Rahiplerinin, Ses İle Levite Edilen Diskler İle Havada Uçmaları :
Eski Meksika ve İnka bilge rahipleri özel sesler çı­kararak büyük altın diskleri havada uçurabilmekteydi­ler. Hatta bazı büyük diskler üzerine oturarak çıkardık­ları özel seslerle diskle birlikte havada dolaştıkları bir çok kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Babil Rahiplerinin, Ağır Kütleleri Ses Gücü İle Levite Edişleri :

Eski çağların en akıllara durgunluk verici öyküle­ri bilgelerin yerçekimini yenerek insanlarla eşyayı ha­valandırmaları üzerinedir. François Lenormant bir kita­bında eski Babil rahiplerinin bir takım sesler çıkara­rak yüzlerce adamın kaldıramayacağı kadar ağır kaya­ları havalandırabildiklerini yazar.

Baalbek böyle mi kurulmuştu? Baalbek Terası’nı kuranların en dipte bıraktıkları dev çaptaki düz taş; 21 metre boyunda 4,8 metre eninde, 4,2 metre kalınlığındadır. Bunu yerinden oynatmak için 40 bin işçinin bir arada çalışması gerekir.Babilonya’nın taş levhalar üzerindeki bazı yazıları, sesin kayaları havaya kaldırabildiğini belirtiyor. İncil’de Jeriko’nun taş duvarlarının ses dalgalarının etkisiy­le yıkılıp göçtükleri yazılmaktadır.

Piramitlerin, Ağır Taş Bloklarının Levite Edilişleri:

Bazı Arap kitaplarında piramitlerin nasıl yapıldığı konusunda garip öyküler anlatılır. Bunlardan birinin dediğine göre, piramidin taşları papirüs kağıdına sarıl­mış, sonra bir rahip bunlara değnekle dokunmuş. Taş­lar ağırlıklarını yitirerek elli metre havaya kalkmışlar. Rahip her taşı bu yoldan yükselterek piramidin tepe­sine ulaştırmış ve yerli yerine yerleştirmiş.

Arap tarihçisi Abu Zeyd al – Balki bu konuda şun­ları yazıyor : “Piramit inşaatında, büyük taş blokları yerlerinden kaldırmak ve taşımak için, bunların üstüne üzerinde bazı formüller yazılı papirüsler konurdu. Sonra bir avuç bü­yüklüğünde ve iç içe giren halkalarla mücehhez bir alet taş blokun üzerine tutulur, halkalar çevrilirdi. Bunun üzerine taş ağır ağır yerinden kalkar ve istenen yere götürülebilirdi.”

Gravitasyona karşı düşünülecek bir aletin küçük ya da büyük olması tartışma konusu olamaz. Aynı iza­hatı okuyan büyük bilgin A. Einstein bu konuda şun­ları söylüyor :
“Bizim bilmediğimiz bazı sırlara eskilerin vakıf ol­duklarını kabul etmek zorundayız. 600 tonluk bazı taş blokların üst yüzeylerinin konkavlaşmış olduğu dikka­t çekiyor. Bu ancak muazzam bir çekim veya emme kuvveti ile ortaya çıkabilecek bir etkidir.”

Herkesin Levite Edebildiği, 55 kg.’lık Kaya :

Şivapur, Batı Hindistan’ın Puna kentinden 24 km. uzaklıkta bir yerdir. Tüm dünya bilginlerinin çözmek istedikleri çekimsizlik bilmecesinin anahtarı Şivapur adındaki bu küçük, ücra köyde olabilir. Bu köyde Sufi mezhebinin büyüğü Ali Derviş’e ithaf edilmiş bir cami durur. Caminin önündeki yeşil çimliğin orta yerinde aşağı yukarı elli beş kg. çeken granit bir kaya parçası vardır.

Çok zaman bir Müslüman hocanın, caminin merdi­veninde ya da çimlikte oturarak Kur’an okuduğu görü­lür. Hemen hemen her gün, camiye her dinden bir çok hacılarla, turistler gelir. Ortalık kalabalıklaştığı zaman hoca okuduğu Kuran’ı kapayarak ziyaretçileri se­lamlar. İçlerinden tam onbir kişinin kayanın çevresin­de durmalarını rica eder. Onbir kişi kayanın çevresin­de yerlerini alınca hoca onlara eğilerek parmaklarını kayaya bastırmalarını ve “Ali Derviş” diye bağırmaları­nı söyler.

Bu söylenenler yerine getirilir getirilmez akıllara durgunluk veren bir şey olur: O koca kaya yerinde kı­pırdar ve hemen hemen iki metre havaya yükselir. Bir saniye kadar havada kaldıktan sonra küt diye gene ye­re düşer. Çevredekiler ezilmemek için çil yavrusu gibi dağılırlar. Ancak, 41 kilo çeken daha hafif bir taşı havalandırabilmek için dokuz kişinin parmak basması yet­mektedir.

Büyük granit kayanın çevresinde onbir kişiden faz­la insan varsa kaya yerinden kıpırdamaz. Onbir kişi­den az insan olduğu zaman da hiç bir şey olmaz. Ali Derviş’in adı açık seçik ve yüksek olarak söylenmezse de kaya yükselmez. Parmak basanların sayı­sı ve dervişin adının okunması şarttır. Bu tören yılın her gününde ve bazen günde altı kere tekrarlanıyor.

Gelen ziyaret­çilerin arasında Brahmanlar, Parsiler, Budistle, Yahudi ve Hıristiyan turistler bulunduğundan sorunun temel olarak Müslümanlıkla bir ilgisi olmadı­ğı ileri sürülebilir. Kalabalık psikolojisi, kitle telepatisi gibi faktörler de bu olayı yorumlamamıza yetmiyor. Çünkü dikkatsiz davrananların yere düşen kaya tarafın­dan elleri ve ayaklarının ezildikleri görülmemiş şey de­ğildir.

Anlaşıldığı kadarıyla herşey, ses dalgalarıyla par­maklardan taşan biyolojik ve kimyasal dalgalara daya­nıyor.

Eski Mısır Arsione Tapınağı’ndaki Levitasyon Olayı :

Eski bir Mısır yazıtı, Mimar Dinocrates’in inşa et­tiği Arsione Tapınağı hakkında bazı izahatlar verir; “Yapının bazı yerlerinde kullanılan mıknatıs taş­ları sayesinde büyük, ağır kapılar el değmeden açılıp ka­panmaktadır. KA-SEK vasıtasıyla Güneş sembolü olan büyük disk, kendi kendine mihraptaki yerinden havalanmakta, kubbedeki yerine oturmaktadır.”

Eski Yunan Apollon Tapınağı’ndaki Levitasyon Olayı :

İkinci yüzyılda yaşamış bulunan Lucian, eski çağ­lardaki insanların yerçekimini yenmeyi başardıklarını kesinlikle ortaya sürer. Suriye’nin Hierapolis kentinde­ki bir Apollon Tapınağı’nda kendi gözleriyle gördüğü bir mucizeyi şöyle anlatır :”Heykel, yerdeki rahiplerden ayrılarak havada yüz­meye başladı.”

Çeşitli Tapınaklardaki Levitasyon Olayları :
Kuşkuculuğu ile tanınmış Lucianus (M.S. 2. yüzyıl) Suriyeli rahiplerin, kendi tanrılarından birinin tasvirini havada, boşlukta tuttuklarını gözleriyle gördü­ğünü anlatır.

Papaz Rufino da, mıknatıslanmadan söz eder ve Mısır’da İskenderiye yakınlarındaki Tanrı Serapid’in büyük tapınağında, güneşi temsil eden bir diskin (M.S. 300’lere doğru tanık olduğu) yükselişine değinir.İhtiyar Plinius, Mimar Dinokrates’in yaptırdığı Arsmce tapınağındaki havada duran putlardan bahseder.

Başka halklarda ve başka çağlarda da, son derece garip havada asılı kalma örneklerine rastlıyoruz. Romalı devlet adamı ve yazar Cassiodorus (M.S. 5. yüzyıl) bir Diana tapınağında, tavan ile zemin arasında havada asılı duran bir demir Cupidon’dan bahsediyor.

Etiyopya’daki Bir Manastırda Levite Haldeki Altın Çubuk:

Havacılığın gelişme tarihi üstüne yazdığı kitapta Jules Duhem, 16. yüzyılın ilk bölümünde Etiyopya’ daki Portekiz Elçiliğinde kâtip olan Papaz Francis­co Alvarez’in yazdığı bir yazıya değinir. 1515’de Peder Alvarez, Bidjan dolaylarındaki bir manastıra gitmişti.

Bu manastırın kilisesinin yanında, yüzyıllardır havada kendiliğinden asılı durduğu söylenen, aşağı yukarı 2 metre uzunluğunda altın bir çubuk vardı. Bu mucizeyi görmek için bir çok hacılar manastıra akın ederlerdi. Ama kimse çubuğun nasıl olup da kendiliğinden havada durduğunu anlayamamıştı. Alvarez yazısında bu olayı gerçek bir mucize diye nitelendirir.

Alvarez’den hemen hemen iki yüzyıl sonra Kahire’ de oturan Charlec Jacques Poncet adındaki bir Fran­sız doktoru Etiyopya’da (Habeşistan’da) yaptığı uzun geziler sırasında bu manastırı buldu ve aynı altın çubu­ğun hâlâ kilisenin sağ yanında boşlukta yüzmekte ol­duğunu gördü. İlk olarak 1698’de gördüğü çubuğu 1699 ve sonra 1700 yıllarında yeniden görmeye gitti. Dr. Poncet bir hileden kuşkulanmaktan kendini alamıyordu.

Manastırın baş papazından, mucizenin gerçekliğini sına­mak için izin istediğini ve yaptığı sınamayı 1717’de ya­yınladığı mektuplarında anlatır. Baş keşişin izni üze­rine elini boşluktaki çubuğun dört bir yanından çepe­çevre geçiren doktor çubuğun gerçekten hiç bir yere bağlı olmaksızın havada durduğuna kanı getirir. Mek­tuplarının birinde :
“Şaşkınlığımdan küçük dilimi yuttum, çünkü böylesine akıllara durgunluk verecek olayı neye yoracağımı bilemiyordum.” diye yazar.

Fransız kaşifi Guillaume Lejean de 1863’de Bidjan Manastırı’na giderek boşluktaki altın çubuğu birçok ke­reler gördü.

Moğol ve Tibet Lamalarının Uçan Masaları :

Uçan masalar çok eski çağlarda akından önce de Moğol ve Tibet Lamaları tarafından hırsızların meyda­na çıkarılmasında kullanılmaktaydı. Bazı dualar ve söz­lerden sonra masa havalanır, Lamalar masayı takip ederek şaşmaz, yanılmaz bir isabetle suçluyu, ya da gizle­nen bir eşyayı bulurlardı. Aynı usul başka araçlarla gü­nümüzde de uygulanmaktadır.

Çeşitli Milletler ve Levitasyon Olayları :
Dördüncü yüzyılda yazılmış olan Şen Hsien Çuan’ daki Liu An’ın biyografisinde de bir olay anlatılmakta­dır : Liu An, Tao mezhebinin özel iksirini içtiği zaman ağırlıktan kurtulurmuş. Ama günün birinde iksir tası­nı avluda unutmuş. Köpekler ve kümes hayvanları da tasın dibinde kalan iksiri içmişler. Kitap şöyle anlatı­yor :

“Onlar da havaya uçmuşlardı. Böylece gökyüzünden köpek havlamaları geliyor, horozların ötüşleri bulutlar arasında yankılanıyordu.”

Eski bir Budist yazısında, ağzına alan insanı hava­ya kaldıran tılsımlı bir mücevherden söz ediliyor,M.S. 1. yüzyılda Simon isminde bir düşünür yaşa­mıştı. Bu Yahudi bilge, “büyülü bilimi” sayesinde mu­cizeler yaratabiliyordu. Simon’un Roma’da binlerce ki­şiye “Gnosis” yani bilgi konusunda nasıl bir demeç ver­diği anlatılır. Bu konuşmada Simon’un “havadaki cin­lerin” yardımıyla yükseklere havalandığı anlatılır.

Hristiyan dininin yetkilileri Simon’un hem kendisi­ni hem de başka şeyleri “büyü aracılığıyla” havaya kaldırabildiğine inanıyorlardı. Simon’un koca mermer hey­kelleri bile yerlerinden büyüyle kaldırıp havada uçurt­tuğu söyleniyordu.

Dördüncü yüzyılda yaşayan lamblikus adındaki neoplatonik düşünürün de yerden yarım metre hava­lanıp yüzdüğü bilinmektedir.

Sosyalist Yazarın Tanık Olduğu Levitasyon :

Sosyalist Amerikan yazarı Upton Sinclair kolay kandırılabilecek, saf bir adam değildi. Ne var ki 1920′ lerde, kendi evinde bir levitasyon olayını kendi gözleriy­le gördü. Bilim adamları ve yazarlardan meydana gel­miş bir dostlar topluluğunun gözleri önünde, levitasyon yeteneği olan bir adam 15 kg. ağırlığındaki bir masayı ev sahibinin kafasının 2,5 metre yukarısına kadar hava­landırdı.

Tanık olduğu olayın bilimsel önemini kavrayan Upton Sinclair sonradan, “Bunu yayınlamak istemiyor­dum çünkü inanılmayacaktı, beri yandan yayımlamama- ya da içim razı gelmiyordu.» diyecekti.

Tibet’te, Bir Manastırda Levite Haldeki Sanduka :

Tibet’de Lhassa’dan üç km. ötede bulunan Khaldan Manastırı inanılması zor bir mucizeye sahne olmakta­dır. Burası Budistlerin ve Tibet lamalarının kutsal say­dıkları bir yerdir. Her sene binlerce kişi bu manastıra hacı olmak için gelirler. Manastırın bir özelliği, 14. yüz­yılda ölen bir Budist rahibinin cesedini muhafaza etme­sidir. Rahibin mezarını değil, cesedini.. Zira rahip Tsong Koba’nın cesedi mumyalanmış olduğu halde yerden bir buçuk metre yüksekte, havada durmaktadır. Mum­ya ne tavandan sarkan iplerle bağlıdır ne de yerde veya duvarda bir noktaya dayanır. Kelimenin tam anlamıyla bu ceset boşlukta asılı durmaktadır.

Hz. Muhammed’in Levite Olan Sandukası :
Medine Camii’nde Hz. Muhammed’in sandukası da uzun zaman, kubbeden az uzakta, havada durmuş oldu­ğu ifade edilmektedir.

Mevlana’nın Babası Bahaeddin Veled’in Levite Olan Sandukası :

Mevlana 17 Aralık 1273 tarihinde dünyadan ay­rılıp cenazesi bugün türbesinin bulunduğu yere getiril­diğinde, buraya yıllar önce gömülen babası Bahaeddin Veled’in sandukasının yerden doğrulup kalktığı söyle­nir.

Kaynaklar :

1-Emrullah Tekin- X Files, Gizli Parapsikolojik Araştırmalar. 

2- Levitasyon, Yer Çekimini Yenen İnsanlar – Bilim Araştırma Merkezi. 

3- Wikipedia.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER