Psikokinezi

522

İnsanlar Maddeleri Harekete Geçirebilir mi?
Televizyondaki Tatlı Cadı dizisinin sevgili Samantha’sına hepimiz özenmişizdir. Burnunun bir hareketiyle istediğini yapabilmenin, insanın işlerini oldukça kolaylaştıracağı bir gerçek. Parapsikologlar zihnin maddeyi egemenliğine almasının mümkün olduğunu ve bu yeteneğe sahip birçok kişinin olduğuna inanıyorlar ve bu olguya “psikokinezi” diyorlar. Tanım olarak psikokinezi; gözle görülür fiziksel bir temas olmaksızın eşyaları zihin ya da düşünce gücüyle yerlerinden oynatabilme yeteneğidir.

Psikokinezinin tarih boyunca hep olageldiğine inanılmış ve birçok dini olay buna bağlanmıştır. Bilinen en eski psikokinezi olayı olarak Musa’nın, Kızıldeniz’i ikiye ayırması görülmektedir.

İnsanların konsantre olarak çeşitli eşyaları hareket ettirebilmeleri, madeni eşyaları eğip bükebilmeleri günümüzde parapsikologlar tarafından normal kabul ediliyor. Hatta hayaletli evler, tekinsiz şato­lardaki kendi kendine hareket eden eşyaların nedeni, o anda orada bulunan ve bu yeteneğe sahip kişilerin varlığına bağlanıyor. Yine bir iddiaya göre bu yeteneğin en çok buluğa ermek üzere olan kız ve erkek çocuklarda daha çok rastlanıyor.

Psikokinezi konusundaki bilimsel çalışmalar Nelya Mihailova ile başlamıştır. Daha önceki deneyler karanlık odalarda yapılan çeşitli düzeydeki seanslardan ileri gitmiyordu. Leningradlı bir ev kadını olan Mihailova, zihinsel gücünü istediği anda kullanarak masanın üzerinde duran kibrit çöpü ya da ekmek parçası gibi küçük cisimleri hareket ettirebilmekte, pusulanın ibresini istediği yöne doğru oynatabilmekteydi. Deneyleri arasında en ilginç olanı ise, bir kabın içine kırılan yumurtanın akını ve sarısı­nı önce ayırıp, sonra tekrar birleştirebilmesiydi.

Bu denemeler sırasında Mihailova’nın vücuduna bağlanan ufak elektrotlar sayesinde geçirdiği değişimler ve vücudunun durumu hakkında bilgi alınıyordu. Denemeler sırasında beyninin yayınladığı elektrik sinyalleri de ölçülmekteydi. Buna göre Mihailova’nın beyin çalışmaları çok yüksek düzeye çıkıyor, nabzı ise dakikada 240 atı­yordu. Vücudunun çevresindeki manyetik alan artıyordu. Bütün bu durumlar doruk noktasındayken de psikokinetik olay gerçekleşiyor­du. Deney sonrasında Mihailova’nın vücut ağırlığı ortalama 1 kilo azalıyordu.

Bu olayın oluş nedenleri tam olarak açıklanamamakla birlikte, Parapsikoloji Dersleri Kitabı’nda genel hatlarıyla şöyle izah edilmiş­tir: “Bilim adamları canlı bir bedenin elektromanyetik bir güç alanıyla çevrili bulunduğuyla ilgili olarak bir psikokinezi teorisini formülleştirme aşamasına gelmiş bulunmaktadırlar. Bu güç alanı tüm canlı formu tepeden tırnağa saran bir elektronik kalıba benzetilebilir. Bazı kimselerin ötekilere nazaran bu elektromanyetik güç alanları daha da güçlü olabilmektedir. Bununla birlikte psikokinetik etkinin tamamen zihin tarafından meydana getirildiği görülmüştür. Süjenin keskin bakışından çıkan kesiksiz enerji akımı gerçekten de eşyanın yerini değiştirmesinde etkili olmaktadır. Gözler güçlü enerji alanı olup, gücü konsantrasyonla artırılabilir ve bu şekilde eşya psikokinetik yolla etkilenmiş olur. Bir kimse bir eşyaya derinlemesine baktığı zaman bu bakışın konsantrasyonu ile bir enerji gücü meydana gelir. Psikokinetik güce sahip kimseler zihin güçlerini eşyalar üzerinde kullanabilecek yetenek-lerdir. Bu husus kısaca “madde üzerinde zihin” sözcükleriyle anlatı­lır. Böyle bir güç altında eşya hareket eder.

Yine bu tür enerjilerin eşyalar üzerinde hareket meydana getirmelerinin hemen hemen sadece içsel bir güçle kanalize edildikleri zaman vuku bulduğu unutulmamalıdır. Bilim adamları bunun nedeninin bir psikokinezi denemesinden sonra süjede görülen ağırlık düşüşüyle ilgili olduğuna inanırlar. Medyumların bir celse esnasında yaklaşık iki kilo kaybettikleri bilinir. Bir psikokinezi testi sonrası görülen reaksiyonlara benzemektedir: Kalp atış­larında hızlanmalar, nabız atışları, vücut ısısının artması ve solumada güçlük gibi…Tüm bu faktörler bilim adamlarını zihin tarafından üretilen gücün herhangi bir fiziksel aktivite sonunda ortaya çıkan güç kadar tüketici ve yıpratıcı olduğunu inanmaya zorlamış bulunmaktadır.”

Peki biz de psikokinetik güçlerimizi harekete geçirebilir miyiz?

Psikokinetik Güçleri Canlandırma Teknikleri :
Duyu ötesi algının birçok türü, görünüşte bizdeki normal sezgi yeteneğinin bir uzantısı gibidir. Biz bu yeteneğimizin ne zaman çalıştığını ender olarak fark ederiz; hatta etkin bir biçimde çalışırken bile bunu kanıtlamak oldukça güçtür.

Dolayısıyla, psikokinezi ya da ruhsal devimle cisimleri hareket ettirme, çok daha güç başarılan ve gerçekleştiğinde de çok daha belirgin olan bir beceridir.Bir cismi zihin güc ünüzle hareket ettirmeyi ilk denemeye başladığınızda , sizde böyle bir güç bulunsa bile, büyük bir olasılıkla henüz zayıftır (öte yandan, ör­neğin “kötü ruhların dadandığı” sanılan evlerde geçen olaylarla ilgili kişiler, güçlü ama kontrol edemedikleri bir psikokinezi (ruhsal devim) yeteneğine sahiptirler).

Önemli başarılar ger­çekleştirmeye çalışmadan önce, bulunabilecek en hafif cisimleri hareket ettirmeye çalışarak ruh ­sal devim yeteneğinizi geliştir­mek yerinde bir davranış olur. Duman, ruhsal devim yetene­ğinizi denemek için bulabilece­ğiniz en hafif maddedir. Eğer uzun bir kamıştan, bir bardağın içine yavaş yavaş ağzınızdaki si­gara dumanını üflerseniz, bardağın dibinde bir duman birikintisi oluşturabilirsiniz.

Bardağın üs­tüne hava akımını kesen bir fincan tabağı da kapatırsanız, duman orada birkaç dakika kalır. Şimdi dikkatinizi dumanın üzerinde yoğunlaştırın. Dumanın or­tada kabardığını ya da bardağın bir yanına toplandığını gözünüzün önüne getirmeyi deneyin. Bütün hedef maddeler arasında en hafifi olan bu dumanda belir­gin bir hareketlenme yaratacak kadar talihli olabilirsiniz .

Sarkacı Hareket Ettirme:
Becerinizi daha somut bir cisimde denemek istiyorsanız, çok hafif bir sarkaç yapabilirsiniz. Önce bir izole bant parçasından, yaklaşık bir bezelye tanesi büyüklüğünde bir topak yapın.Parmaklarınız arasında gergin tuttuğunuz bir saç telinin ucunu da bu topağa bastırarak yapıştırın. Saç teli topağın içine sağlamca yapışacaktır. Saç telinin diğer ucunu da yapışkan bant ya da zamkla bir bardağın dibine yapıştırın. Bardağı baş aşağı çevirdiğinizde camla korunan, ufacık, duyarlı bir sarkacınız olacaktır.

Şimdi dikkatinizi sarkaç üzerinde yoğunlaştırın ve onu dokunmadan sallandırmaya çalışın. Büyük olasılıkla bunu başaracaksınız. Ama, yoksa dirseklerinizi masaya mı dayamıştınız? Şu halde, bardağı yerine koyun ve yeniden deneyin. Yine sallanıyor mu? Şimdi de bardağı hiçbir titreşimin ulaşamayacağı bir beton zemine koyun.

Sarkacı hala sallandırabiliyorsanız, sizde ruhsal devim yeteneği bulunabilir. ( Yine de vücudunuzdaki statik elektrik yükünün sarkacın sallanmasında etken olabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir.

Yüzen Cismin Hareket Ettirilmesi :
Bir bardak sudan yararlanarak, başka bir duyarlı devim aracı hazırlayabilirsiniz. Temiz bir bardağa çok dikkatle su doldurursanız, yüzeysel gerilim adı verilen olay sayesinde bardağın kenarlarından biraz yüksekte berrak bir su yüzeyi elde edebilirsiniz. Ruhsal devim için seçtiğiniz cismi bu yüzey üzerinde yüzmeye bıraktığınızda, ruhsal devim etkisi altında cisim su yüzeyinde serbestçe dönecektir.

Bu amaç için çeşitli cisimleri seçebilirsiniz. Manyetik maddeleri hareket ettirmek istiyorsanız, suyun yüzeyine bir dikiş iğnesi bırakın. İğne, suyun yüzeyinde yüzecektir. Manyetik olmayan madenlerle deney yapmak için de, hedef olarak bir parça alüminyum çikolota kağıdı kullanabilirsiniz.

Ne kulllanırsanız kullanın, dikkatinizi hedefi su yüzeyinde döndürme üzerinde yoğunlaştırmalısınız. Sarkaç deneyinde bazı dış etkenlerin oynadığı rolü görmüş olduğumuz için, her halde artık dirseklerinizke masayı oynatmıyorsunuzdur. Ama acaba yüzünüzü, yaydığı ısı nedeniyle oluşan hava akımlarının hedef cismin hareket etmesine yol açabileceği derecede bardağa yaklaştırdınız mı? Ağzınızdan ya da burnunuzdan verdiğiniz soluğun bir hava akımı yaratmadığına emin misiniz?

Bir kavanozu tüm deney aracının üzerine baş aşağı kapatarak bu olasılıkları ortadan kaldırın ve deneyinizi sürdürün.

Zar Atma :
Birçok kişi, zarların elverişli bir ruhsal devim hedefi olduğu kanısındadır; oysa zarların yuvarlanırken hedef sayıyı taşıyan yüzlerinin hangi yanda olduğunu bilmek için ruhsal görünün gerekli olması ve zarların hareket ettirilebilmeleri yönünden oldukça ağır cisimler olmaları gibi bazı sakıncaları vardır.

Zarları plastik bir bardak içinde sallamakla, sonucu olumlu yçnde etkileme olanağını ortadan kaldırmış olursunuz. Önce tutturmayı istediğiniz sayıya karar vermeli ve ve dikkatinizi bu sayı üzerinde yoğunlaştırmalısınız. Bu sayıyı rastlantıyla tutturma olasılığı altıda birdir. Deneylerin tekrarlanması, elde edeceğiniz bir başarının gerçekten ruhsal devim sonucu olması olasılığını arttıracaktır.

Öte yandan, özellikle üzerindeki noktaların deliklerden oluştuğu zarlar ne de olsa hileli sayılır, çünk böylece altıyı gösteren yüz, zarın en hafif yüzüdür ve atıldığında rastlantıdan beklenenden daha sık olarak üstte kalacaktır. Bu sorunu çözümlemek için, rastgele seçilmiş sayıları tutturmaya çalışabilirsiniz.

Uzaduyum ve ruhsal görü deneylerindeki gibi, elinizden geldiği kadar çok sayıda deney yapmalı ve sonra toplam puanınızı yaptığınız deney sayısına bölerek rastlantıdan beklenenin altıda biri başarı oranını tutarlı biçimde aşıp aşmadığınızı anlamalısınız.

Kaynaklar :

1-Emrullah Tekin- X Files, Gizli Parapsikolojik Araştırmalar.

2- Altıncı Duyu- Brian Ward. 

1 YORUM

CEVAP VER