Telekinezi Nedir?

392

Parapsikoloji’nin araştırma alanlarından bir tanesi olan Te­lekinezi, canlı ya da cansız maddeler üzerinde düşünce enerji­sinin yoğunlaştırılmasıyla etkiler yapabilme gücü demektir. Bu yeteneğimiz sayesinde cisimleri hareket ettirebilir ya da onlar üzerinde fiziksel etkilerde bulunabiliriz. Dünyanın her ülkesin­de bu sözcük uluslararası olarak kullanılmaktadır. Psikokinezi olarak da isimlendirilir.

Sadece son yıllarda değil, cisimlerin zihinsel enerjiyle ya­ni düşünce enerjisiyle hareket ettirilebileceği çok eski devirler­den beri insanların dikkatini çekmiştir.

Bu Nasıl Bir Enerjidir?

Dünya üzerinde şu anda tespit edilebilen fiziksel enerji türlerini şöyle bir zihnimizde canlandıracak olursak bu enerji­lerin hangileri görülebilir… Elektrik enerjisi görülebilir mi? Mıknatısın manyetik çekim gücünü de biz göremeyiz. Peki ya radyasyonu? Bunların hiç birini göremeyiz ama sonuçlarını ve meydana getirmiş oldukları etkileri görebiliriz. Elektrik enerjisini ısı olarak, ses olarak, ışık olarak algılayabiliriz. Bunlar onun sonuçlarıdır. Mıknatısın manyetik gücü de böyledir. Biz onun da çekim gücünü göremeyiz… Radyasyonu da göremeyiz… Fakat bütün bu enerjileri geliştirilen bir takım araçlarla algılayabilir ve üzerlerinde ölçümler yaparak çalışmalar ger­çekleştirebiliriz.

Burada söz konusu olan da yakın zamana kadar bilinme­yenler kategorisinde ele alınan bir enerji türüdür. Son 25 yıldır dünya üzerinde yürütülen Telekinezi ile ilgili yoğun çalışma­lar, bu sorunu açıklığa kavuşturmuştur. Bu tek bir cümleyle özetleyecek olursak, psişik kökenli düşünce enerjisidir…

Telekinezi sözünü biraz açmaya çalışalım…

Tele: Uzak, uzaktan anlamına gelen Yunanca bir sözcük­tür. Bu sözcüğü birçok yerde kullanırız: Televizyon, Telefon, Telegraf, Telesekreter, Telepati v.s.

Kinezi: Hareket demektir…

İkisini birleştirecek olursak: Tele + Kinezi = Uzaktan ha­reket anlamına gelir…

Düşünce enerjise ile canlı ve cansız maddeler üzerinde, ne tür etkiler meydana getirilebileceği geliştirilmiş elektronik araçlarla, günümüz parapsikoloji laboratuvarlarında artık has­sas bir şekilde ölçülebilmektedir. Hatta görsel olarak bile bu enerjinin etkileri, elektronik araçlar vasıtasıyla saptanabilmektedir.

Günlük yaşantımız içinde biz bu yeteneğimizi çoğu kez farketmeden kullanırız. Otamatik olarak kullandığımız bu tele-kinetik güçlerimizin sonucunda oluşturduğumuz bir çok olaya da “şans eseri oldu” deyip geçeriz. Bu alanda yapılan çok sayı­daki bilimsel çalışmalar, günlük yaşantımızda telekinezi yete­neğimizi farkında olmadan çok etkin bir şekilde kullanmakta olduğumuzu göstermiştir.

Örneğin Amerikalı Parapsikolog Rex Stanford bu alanda yaptığı çalışmalarla tüm dünyaca tanınmış bilimadamlarından sadece bir tanesidir… Stanford’un ekibiyle birlikte yapmış ol­duğu geniş araştırmalar; Duyular Dışı Algılamalarımızı ve özellikle de Psikokinezi yeteneğimizi farkında olmadan günlük yaşantımızda nasıl kullanmakta olduğumuzu bilim dünyasına göstermiştir. Gerek Stanford’un, gerekse diğer bilimadamlarının bu alanda yapmış oldukları araştırmalar, bizim şans tesadüf diye isimlendirdiğimiz bir çok olayın ardında, görünmeyen ya­saların işlemekte olduğunu kanıtlamıştır…

DUALARIMIZIN TEMELİ TELEKİNEZİYE DAYANIR

Stanford, dua eden kişinin psikolojik durumunu, laboratu­ar çalışmalarındaki Telekinezi deneyleriyle karşılaştırarak, dua etmenin işlevini çok geniş bir şekilde araştırmıştır.

Bu konuyla ilgili yapılan diğer araştırmalarda olduğu gibi; Stanfor’un yapmış olduğu çalışmalarda; duaların gerçekleşme­sinde, dua edenin konsantrasyonunun ve bu konsantrasyonu­nun sonucunda yönlendirilmiş olduğu düşünce enerjisinin çok önemli bir fonksiyon görmekte olduğunu tüm açıklığıyla bi­limsel olarak ortaya çıkmıştır…

Dualarımızda olduğu gibi, günlük yaşantımızdaki çeşitli olayların gerçekleşmesinde ya da gerçekleşmemesinde; o an­daki güçlü bir istek duygumuzun, biz fark etmesek de telekine-lik bir etki de bulunduğu bilinmektedir.

Örneğin, tavla oynarken bazılarımız istediğimiz zarı ko­laylıkla getirir. Parapsikoloji laboratuarlarında yapılan konuyla ilgili bütün çalışmalar, atılan zara konsantre olmanın, istenilen zarın gelmesinde kesin etkili olduğunu göstermiştir.

Bu çalışmalar sırasında Duke Üniversitesi’nde gerçekleştirilen zar deneylerinde başarıyı olumlu yönde etkileyen çok önemli bir püf noktası yakalanmıştır. Daha sonraları bu konsantrasyonun serbest bırakılması” olarak adlandırıldı. Söz ko­nusu ettiğimiz bu buluş telekinezi çalışmalarında büyük bir devrim yaratmıştır.

Yapılan zar deneylerinde süje eğer zarı attıktan sonra da konsantrasyonununu ve isteğini sürdürürse arzu ettiği zar bü­yük bir ihtimalle gelmiyordu. İstenen zarın gelmesi için önce yoğun bir istek ve konsantrasyon sağlanması, ancak zarlar el­den bırakıldığı anda isteğin kesilmesi gerekiyordu.

Konsantrasyonun serbest bırakılması kritik bir husustur… Böylece şuuraltı işi ele alır ve sonucu etkiler. Daha sonraları zar atına alanında sürdürülen tüm deneyler bu buluşu doğrulamıştır. Gerçekten de çabanın sürmesi, isabetin düşmesine se­bep oluyordu.

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikTelepatik Sezgilerle İnsanları Tanıma
Sonraki İçerikNazarın Kökeni
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER