İSRAİL DEVLETİNİ HİTLER Mİ KURDU?

791
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

 

C. EREN ÇELİK

EKSTREM BİLGİ/ ÖZEL DOSYA HABER

II. Dünya Savaşı denildiğinde akla gelen ilk isim şüphesiz Hitler, Hitler denilince akla gelen ilk şey ise
mutlak surette “Yahudi Soykırımı” olmaktadır. II. Dünya Savaşı süresince toplama Nazilerin
toplama kamplarında 6 milyona yakın Yahudi’nin çeşitli şekillerde öldürüldüğü ifade edilmektedir.

Ancak Dünya tarihinin görmüş olduğu en eli kanlı diktatörlerden biri olarak nitelenen, Nazi Almanya’sının “Führer”i Adolf Hitler’in böylesi acımasızca bir soykırımı neden gerçekleştirdiği noktasındaki soru işaretleri tam olarak aydınlatılamamış ve bu konu günümüze kadar tartışılmaya devam ederken ortaya bazı tezler de
atılmıştır.

Adolf Hitler’in ünlü eseri Main Kampf (Kavgam)isimli eserinde söylediklerine bakacak olursak, Hitler
Yahudilere Alman toplumunun ekonomik ve ahlaki yapısını bozdukları için nefret duymakta ve Almanya 1.Dünya Savaşı’nda Savaşırken Yahudi iş adamlarının sahip olduğu ve Yahudi işçilerin çalıştığı silah fabrikalarının Almanya’da greve gitmeleri sonucu Almanya’nın savaşı kaybettiğini savunarak bu ihaneti
asla unutmadığını kitabında dile getirmektedir.

Kimi araştırmacılara göre ise Hitler’in annesinin Yahudi bir doktorun elinde ölmesi sonrası Hitler’in
Yahudilere karşı beslediği kin daha sonraları korkunç bir düşmanlığa dönüşmüştür.

Peki Yahudi soykırımının ardında çok daha derin bir plan olabilir mi ? Örneğin Yahudi soykırımı yapmak
için Hitler bizzat Siyonistler ile anlaşmış olabilir mi ?

Biliyoruz kulağa çok uçuk geliyor ama bu
köşemizin adı ne de olsa “HİPOTEZ”… Biz eldeki doneleri ortaya koyalım, kararı her zamanki
gibi siz verin…

HİTLER’ İN YÜKSELİŞİ
Aslında bu konuyu tam olarak kavrayabilmek için II. Dünya Savaşından en az 10-15 sene öncesine, yani
1924-1939 yılları arasındaki Almanya’ya dönmek ve Almanya’nın bu dönemde içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumu çok kısa da olsa analiz etmekte fayda var.

1.Dünya Savaşı’ndan müttefikleri Osmanlı Devleti ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ağır
bir yenilgi ile çıkan Almanya savaş sonrasında imzalanan Versailles Barış Anlaşması ile birlikte Dünya tarihinin en ağır savaş tazminatını ödemeye mahkum edilmişti. (132 milyar Goldmark/altın para).

Anlaşmaya göre ordusunun mevcudu 100 bin kişiye indirilen Almanya’da, bu nedenle ordudan ayrılan askerler işsizliği daha da arttırmış, Almanya Fransa ile tarihi mücadele alanı olan ve demir madenleri
açısından stratejik öneme sahip Alsac-Loraine bölgesini kaybetmiş, yine bir kısım toprağının elinden
alınması ile de işlenebilir tarım arazileri ile burada yaşayan vatandaşlarından oluşan iç pazarını
kaybetmişti.

Siyasal olarak da tam bir kaosun içerisinde olan Almanya’da savaşın hemen ardından İmparator
II.Wielhelm ülkeyi terk etmiş, ülkede Kasım Devrimi adı verilen siyasal olaylar patlak vermişti. Kasım devriminin hemen ardından Ocak 1919’da yapılan seçimlerde ise iktidara gelen sosyal demokratların önderliğinde ve Freiderich Ebert başkanlığındaki koalisyon hükümetinin yapacak çok da fazla bir şeyi bulunmamaktaydı.

Alman halkı ise özellikle tarihi düşmanları Fransa ile imzalanan Versailles Antlaşması’nın ezici şartları nedeni ile kendisini hakarete uğramış hissediyor, kendilerin eski parlak günlerine kavuşturacak bir siyasi akım
ve kuvvetli bir lider arıyordu.

İşte bu ekonomik ve siyasal genel tablo içerisinde Almanya’da milliyetçilik de gün geçtikçe artıyor, milli
gururu kırılan Alman halkı milliyetçi reflekslerini giderek daha fazla ortaya koymaya başlıyordu.
Hitler efsanesinin doğuşu işte böylesi bir siyasal ve ekonomik konjonktür üzerine bina edilmişti.
Hitler’in lideri olduğu aşırı milliyetçi Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP)özellikle milliyetçi
söylemleri ile öne çıkıyor, Versailles Antlaşması’nı tanımayacağını söylüyor ve daha da ileri giderek
Almanya’nın “yeni hayat sahaları “bulabilmesi için yeni topraklara sahip olabilmesi gerektiğini belirtiyordu.
Partinin 25 maddelik programındaki Yahudi aleyhtarlığı da dikkatlerden kaçmıyordu.

1920’lerin başında küçük bir parti olan NSDAP 1924 seçimlerinde ülkenin önemli siyasal güçlerinden
birisi haline gelimişti ve meclise 32 milletvekili sokmayı başarabilmişlerdi. Ne tesadüftür ki 1924 yılından itibaren ekonomik kriz ile boğuşan Almanya, ünlü Yahudi ailesi Rotchild’lerin Amerika’daki uzantıları tarafından- başta J.P Morgan olmak üzere- önce Dawes sonra Young Planı çerçevesinde paraya boğulmaya başladı.

Bunun bir nedeni olmalıydı, ama ne ?

1924 YILINDA FİLİSTİN
Almanya’da bu gelişmeler yaşanırken Dünya’nın bir başka coğrafyasında ise çok daha farklı gelişmeler
tarih sayfalarına kaydediliyordu. Dünya Siyonist Örgütü yıllardır özlemini çektiği Yahudi devletini kurmak için en temel şartı gerçekleştirmiş, Yahudi zenginlerinin paraları ile Filistin’de ciddi miktarda toprak satın alınarak bir yurt oluşturmuştu. Ancak bir detay hesaplanmamıştı. Buranın bir Yahudi devleti olabilmesi için üzerinde
yaşayanların da tamamı ile Yahudi olması gerekmekteydi. Ancak yapılan tüm çalışmalara, bölgede kontrolü
1. Dünya Savaşı sonrası eline geçiren İngiltere’nin tüm kolaylıklarına, İngilizlerin bu yöndeki propagandalarına
karşın 1918 yılından bu yana Filistin’e göç etmesi sağlanabilen Yahudi sayısının, Osmanlı yönetiminden
beri burada olan Yahudilerle birlikteki sayısının 80 bin civarında kalması ve Avrupa’ya yayılmış ve hayat
standardı yüksek Yahudilerin Filistin’e gelmeye şiddetle karşı çıkmaları Siyonist liderlerin gözlerini bir
anda Avrupa’nın en çok Yahudi nüfusunu barındıran ülkesi olan Almanya’ya çevirmelerini sağladı.
Bir şeyler yapılmalı ve kısa süre içerisinde çok sayıda Yahudi’nin Filistin’e göçü sağlanmalıydı.
Siyonist liderler bunları düşünürlerken Alman milliyetçiliğinin yanı sıra keskin Yahudi aleyhtarı bir
siyasi figür olan Adolf Hitler’i fark etmeleri uzun sürmedi.

Hitler siyasal olarak günden güne güç kazansa da mali olarak yeterli olanaklara sahip değildi ve mali imkanlarını geliştiremezse iktidar olmasının hayal olacağının bilincindeydi.
Hitler’in paraya ihtiyacı vardı ve para da Dünya finans dünyasına hükmeden Yahudi hanedanlarında ve
onların çeşitli ülkelerdeki uzantısı olan şirketlerde bulunmaktaydı.

HİTLER’ E PARA YAĞIYOR

Giderek atan siyasal desteğini müthiş bir propaganda bombardımanı ile birleştiren Hitler Almanya’da
adım adım iktidara yürürken Alman sanayi devleri Thysen, Krupp,Daimler, Borsig ve Kirdoff’un yanı sıra
ünlü Yahudi finans devi Rotchilds’lerin Amerika’daki uzantıları olan General Motors, Du Pond, Ford ve yine
Yahudi petrol devi Rockefeller Ailesi’nin Standard Oil firması kendisine inanılmaz mali katkılarda
bulunmuşlardır.

Nihayetinde Almanya’da gittikçe belirsizleşen kaotik ortam sonrasında büyük tekel sermayesinin de
baskısı ile 30 Ocak 1933’de Adolf Hitler, Cumhurbaşkanı Hindenburg tarafından iktidara getirilir.
Bundan sonra yapılacak seçimler ise Alman Nazi partisini onaylamaktan öteye geçmeyen formaliteler
olacak, seçimler plebisitler haline gelecektir.

Ancak iktidar olmak Hitler için yeterli bir nokta değildir. O açıkça yayılmacı bir politika izleyeceğini
söylüyor, dahası bunun Alman halkı için yaşamsal olarak zorunlu olduğunu vurguluyordu.
Ama bunu yapabilmesi için de yine maddi desteğeve bir takım güvencelere ihtiyacı vardır.
İşte tam bu esnada Yahudi sermayesi bir kez daha Adolf Hitler’in imdadına yetişir. Batılı ülkelerdeki
Yahudi sermayedarların Hitler’e yaptığı mali desteği ise Dünya Siyonist Örgütü (WZO) organize etmektedir.
Hitler’in savaşa girebilmesi için öncelikle top gülleleri ve petrol konusunda kendisini garantiye alması
gerekmektedir.

Burada devreye hemen İsveç Enskilda Fabrikası’ndan Jacob Wallenberg girer. Bu Yahudi iş
adamı SKF top güllesi üretim fabrikasının kontrolünü elinde bulundurmaktadır. Nazilerin savaş boyunca top
güllesi ihtiyacı bu fabrika tarafından karşılanmıştır. Hitler’in petrol konusundaki sıkıntılarını çözen de
yine ünlü bir Yahudi ailesi olan ve petrol alanında Dünyanın 1 numarası olarak gösterilen
Rockefeller Ailesi olmuştur.Alman denizaltı ve gemilerine sahibi olduğu Standart Oil şirketine ait Latin Amerika ve İspanya’daki istasyonları vasıtası ile petrol sağlayan Rockefeller
Ailesi Hitler’in en önemli sıkıntılarından birisini aşmasını sağlamıştır.

Yahudi kimya devi I.G Farben firması geliştirdiği ürünlerle önce Alman sanayisini beslerken daha sonra
toplama kamplarında kullanılan ölümcül gazları Naziler için üretmiştir.
Artık savaş hazırlıklarına başlamanın ve daha somut adımlar atmanın zamanı gelmiştir ve Hitler bunu
yapmakta hiç gecikmez. Savaş başlamadan hemen önce 500 tonluk etil kurşun, Yahudi hanedanı Welburgların perde arkasından sahibi oldukları I.G Farben
Firması aracılığı ile Ethyl-Standart Şirketi tarafından Reich Hava
Kuvvetleri Bakanlığı’na gönderir.Ödeme Brown Bros Harriman
tarafından 21 Eylül 1938 tarihli bir teminat ile gerçekleştirilir. Ve Tabii
Brown Bross Hariman da Yahudi idi.

Bu arada Almanya’ya verilen kısa vadeli kredilerin ödeme zamanlarının gelmesi sıkıntı yaratıyordu. Ama bu sorunda çözüldü. Führer ile Amerikalı meşhur Dulles kardeşler arasında yapılan gizli toplantı çok bilinmese de,toplantı kredi vadelerinin uzatılması noktasına yaşanan pazarlık için yapılmıştır. Buna göre, 4 Ocak 1933 günü Allen Dulles (mason, CFR üyesi, sonradan CIA şefioldu) ve John Foster Dulles (CFR üyesi, sonradan ABD Dışişleri Bakanı oldu) Baron Kurt von Schroder’in Cologne’deki evinde Hitler’le gizli bir görüşme yapıyorlar. Dulles kardeşler, toplantıda Amerika’nın dev Yahudi şirketlerinden Kuhn, Loeb Co.’nin temsilcisi sıfatını taşıyorlar ve Hitler’le Almanya’ya verilen kısa vadeli kredilerin vadesinin uzatılması konusunu görüşüyorlar. Toplantı sonucunda kredilerin vadeleri uzatılıyor.

Hitler’in destekçileri arasında Yahudi Samuel hanedanı tarafından kurulan ünlü petrol şirketi Royal
Dutch Shell’de bulunuyor. Şirketin yöneticisi Sir Henry Deterding ile Naziler’in ünlü isimlerinden Alfred
Rosenberg arasında, Mayıs 1933’te Deterding’in İngiltere’deki Windsor Kalesi’nin 1 mil yakınındaki
büyük evinde gizli bir görüşme gerçekleşiyor. Daha sonra de süren ilişkiler sonucunda Yahudi Samuel
ailesi, Deterding aracılığıyla Hitler’e toplam 30 milyon pound aktarıyor.
Nitekim Yahudi sermaye çevreleri ile olan işbirliğini bizzat Hitler de itiraf etmiştir. II. Dünya
Savaşı öncesi dönemde Hitler’in yakın dostları arasında yer alan Herman Rauschning, Hitler M’a Dit (Hitler
Bana Dedi ki) adlı kitabında Nazi liderinden şu cümleyiaktarır: “Yahudiler bana mücadelemde önemli
katkılarda bulundular. Hareketimizde çok sayıda Yahudi beni mali olarak destekledi.”

PEKİ NEDEN ?
Peki yıllardır “Yahudi Soykırımı” yaptığı her seferinde dillerden düşmeyen Hitler’i iktidara getirmek
ve 2. Dünya savaşı’na sokmak için Yahudi sermayedarlar neden bunca mali kaynak aktarmışlar, neden sürekli Hitleri fonlamışlardır ?

Parti programında açıkça Yahudileri düşman olarak tanımlayan bir partiyi ve o partinin ateşli liderini
bu denli açıkça ve yüksek meblağlar vererek desteklemek akla mantığa aykırı, çok ciddi bir çelişki olarak
durmuyor mu ?

İşte bu soruların cevapları ise savaştan yıllar sonra bulunan Wilhelmstrasse’nin gizli arşivlerinde ortaya
çıkıyor. Arşivlerde Siyonist liderler ile Adolf Hitler’in Yahudiler’in Almanya dışarısına çıkarılmasını
sağlamak noktasında bir anlaşma yaptıkları, bunun karşılığında Hitler’in de mali destek sözü aldı ortaya
çıkıyor. İşte bu gizli belgelerden sonra neden Almanya’daki Nazi baskısının ardından özellikle variyetli Yahudi ailelerin göçe zorlandığı ortaya çıkıyor. Toplama kamplarında bulunanlar ve belgesellerde gördüklerimiz ise yoksul Yahudi aileler ile daha çok Çingene ve Romanlar…

Öte yandan bir ilginç bilgi olarak hemen ekleyelim, “soykırım” amacı taşıyan Nazi Devleti, her ne hikmetse
Yahudilerin Almanya dışına göçü ile bizzat devlet eli ile ilgileniyor. Almanlar ile Siyonist liderler “göç anlaşması”çerçevesinde Yahudilerin Almanya dışına çıkarılmasında birlikte ve organize hareket etme kararı
da alıyorlar. Yahudilerin yurt dışına çıkarılması işlemi Nazi Devleti tarafından Siyonistlere veriliyor. Böylece
Almanya’dan çıkan Yahudilerin Filistin dışında bir yere gitmelerinin önü kesiliyor..
Bu konuda Yahudilerin de onay verdiği Nazi subayı Adolf Eichmann görevlendirilir. Eichmann;
Avusturya, Macaristan ve Çekoslavakya’da “göç büroları” kurdurarak kendisine bağlar ve Yahudi
göçünü organize eder.1941 yılına gelindiğinde Eichmann tam 250 bin Alman Yahudi’sini yasal yollardan Filistin’e göç ettirmiştir.

TOPLAMA KAMPI
TOPLAMA KAMPLARINDAN TRADEJİK BİR SAHNE
adolf-eichmann-sidebar
YAHUDİLERİN ALMANYA’DAN ÇIKARILMASINI VE TOPLAMA KAMPLARININ ORGANİZASYONUNUN KOORDİNATÖRÜ SS SUBAYI ADOLF EİCHMANN
NÜRNBERG
ÜNLÜ NÜRMBERG TOPLANTILARINDAN BİR KARE…

Bu anlaşma aynı zamanda Hitler’in Avrupa’da Polonya, Avusturya, Macaristan, Romanya gibi ülkeleri
öncelikli olarak işgal ettiğini de açıklar. Çünkü bu ülkeler Yahudi nüfusun ciddi olarak yoğunlukta olduğu
ülkelerdir.

KİM, NE DEMİŞ ?
Son olarak bu konuda bakalım kimler neler
demişler :

“Naziler ve Siyonistler Yahudilerin Almanya’dan Filistin’e mallarının bir bölümüyle göç etmelerini
sağlamak için beraber çalıştılar.” (Die Geschichte des Zionismus und des Staates Israel, Conor Cruise
O’Brien, sf.130)

“Wilhelmstrasse’nin gizli arşivleri, Hitler İmparatorluğu ile Yahudi örgütleri arasında, Alman
Yahudilerinin Filistin’e göçlerini kolaylaştırmak amacıyla bir anlaşma imzalandığını ortaya
koymaktadır.” (Theodor Herzl, Paris 1960, A.
Chouraqui, sf.225)

“Hitler, antisemitik liderler olan Luger, Schönerer ve diğerlerinin taktiklerini kullandığı halde, politikada
antisemitik işlemler uygulamaktan oldukça uzaktır.”
(The Universal Jewish Encyclopedia, cilt 5, sf.400)

Yazımızın başında da dediğimiz gibi: “Biz sadece verileri ortaya koyuyoruz. Yorumlamak size kalmış”…

Tabii yorum yaparken savaşın 1945’te sona ermesinin hemen ardından 1948 yılında İsrail Devleti’nin
resmen kurulduğunu da unutmamanız için hatırlatmış olalım…

PAYLAŞ
Önceki İçerikZihin Yoran 10 Paradoks
Sonraki İçerikKazım Mirşan 15.000 YILLIK TÜRK TARİHİ
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER