Depresyon ve İntihar

392
Depression

Depresyonun en korkulan ve en ciddi komplikasyonu intihardır. Hastaların %80’den fazlasını intihar düşünceleri içinde olduğu kabul edilmektedir. Gerçek intihar girişimi ise % 10-15 arasında değişmektedir.

İntihar düşünceleri genelde depresyonun şiddeti ile doğru orantılı bir seyir izler. Depresyon şiddeti arttıkça intihar düşüncesi de artmakta hatta %15’lik bir girişim oranına ulaşabilmektedir.

Kişiye zevk vermeyen, elem ve kederle yüklü, geleceği olmayan, başarısız kişilikle katmerleşmiş, güvensiz ve enerjisiz bir dünyada yaşamanın anlamsızlığı şeklindeki düşünce kalıbı hastalara ölümün bir kurtuluş olduğu izlenimini yaratır. İntihar düşünce ile başlar, planlama ile gelişir, bazen de eylemle son bulur.

Yaşla intihar riski arasında yapılan araştırmalar sonucunda bazı ilişkiler bulunmuş. Örneğin ülkemizde kadınlarda 30 yaş öncesi, erkeklerdeyse 30 yaş sonrası bir eğilim söz konusudur.

Yaşla intihar riski arasında yapılan araştırmalar sonucunda bazı ilişkiler bulunmuş. Örneğin ülkemizde kadınlarda 30 yaş öncesi, erkeklerdeyse 30 yaş sonrası bir eğilim söz konusudur.

Ergenlik dönemi (12-18 yaş) depresyonlarında intiharında intihar düşüncelerinde geçen yıllara oranla belirgin bir artış vardır. Genelde intihar bir krizi takip eder. Zaten potansiyel bir risk söz konusudur. Bu yüzden, söz konusu dönemlerde daha dikkatli olunmalıdır. Hasta dışındakiler için önemsiz olan bir neden, hasta için pekala bir kriz nedeni olabilir. Tekrar eden sorunlarda dikkatli olunmalıdır.

İntiharlarda her zaman mutlak amaç kendine zarar vermek olmayabilir. Dikkatleri üzerine çekmek veya çevresindekileri etkilemek gibi farklı amaçlar da taşıması muhtemeldir.

Ergenlerde dikkat çeken durum daha tepkisel olduklarıdır. İntihar etmeyi düşünen bir ergenin dış görünüşü yanıltıcı olabilir. Bu yüzden kimlerin intihar girişiminde bulunacağına dair kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak depresif hastalar arasında intihara eğilimi arttıran faktörleri sıralamak ve buna göre tedbir almak mümkündür;

Daha önce intihar girişiminde bulunmuş olmak; intihar girişimini takibeden yıl içinde tekrardan intihar girişiminde bulunma oranı yaklaşık %20’dir.

Madde-ilaç ve alkol bağımlılığı; Burada sanki paradoksal bir durum söz konusuymuş gibi zannedilebilir. Depresyondan kurtulmak için tüketilen alkol (!) bizatihi depresan etkiyle intihara eğilimi arttırmaktadır. Alkoliklerin yaklaşık olarak %15’i intihar sonucu ölmektedir.

Depresyon’un ağır formlarında veya hafif ancak sık tekrarlayan tiplerinde intihar riski daha yüksektir.

Kişilik bozukluğu; risk oranı yaklaşık %25’dir.

Bedensel ağır bir hastalığın olması,

İşsizlik veya var olan işin kaybedilmesi,

Cinsiyet; erkeklerde intihara eğilim daha fazladır. Buradaki oran yaklaşık 3 kattır.

Hastayı etkileyecek derecede öneme sahip kayıplar… Eş, evlat, sevgili… · Bekarlık veya dul kalmak.

Yaşlılık. Erkeklerde 45 yaş üstü, kadınlarda 53-57 yaş arası risk artar. İntiharlarla mevsimler arasında da bir ilişkiden söz edilir. Özellikle ilkbaharın sonu ve yaz başlarında intihar sayısında bir artma vardır. Evliliğin ve özellikle de çocuk sahibi olmanın intihar riskini azaltıcı yönde belirgin bir etkisi vardır. Ancak bu durumun aksi, yani hiç evlenmemiş olmak ve ondan daha da önemlisi dul kalmak ya da ayrılmış olmak maalesef artı bir risk olarak kabul edilmektedir.

Her intihar girişimi ölümle sonuçlanmaz. Ölümle sonuçlanan diğer bir ifadeyle, ”gerçekleşen” eylemlerin, girişime oranı %10 civarındadır. Son yıllarda ve özellikle son 1-2 yıl içinde intiharlar ülke gündemini daha fazla meşgul eder hale gelmişlerdir. Gerek ekonomik krizlerin üst üste patlak vermesi ve gerekse, özellikle gençler arasındaki ifade edilebilir, asli dayanaklardan yoksun bazı tuhaf inanışların yol açtığı girişimler maalesef üzücü bir takım gelişmelere neden olmaktadırlar. Her insanın yaşantısında tolere edebileceği belli bir değişim söz konusudur. Bir başka ifadeyle, insan hayatında ani fakat esaslı değişimler birer depresyon nedeni olabilirler. İşsizlik ve özellikle son yıllardaki ekonomik çöküntü, benzeri tabloların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günümüzde bir çok insanın ensesinde demoklesin kılıcı gibi her an inmeyi bekleyen dev bir işsizlik korkusu vardır. Bu durum, bir çok insanın kaldıramayacağı, tolere edemiyeceği yoğunluktaki bir kayıptır. İşsizlik; bir insanın toplum içindeki konumunu kökten değiştirebilen parametrelerden biridir. Sosyal statü bir yana, ortada yadsınamayacak realite vardır. Bir ay öncesine kadar kazandığı aylığı ile orantılı harcama yapabilen, ödeme planını buna göre düzenleyen bir kişinin ödeme güçlüğü ve işsizlik nedeniyle içine düştüğü zor durum kabullenilmesi pek o kadar kolay olan bir tolerasyon değildir.

Yanlış olmakla birlikte, ”çıkmazlar yumağına” son düğümü üstelik de “kurtuluş” adına bu şekilde koymayı uygun bulanların oranı hiç de az değildir.

Ne zaman intiharla ilgili bir yazı okusam, bir film izlesem aklıma ünlü Fransız şarkıcı Dalida gelir. Dalida’nın bir gazeteci ile yaptığı röportajında intihar girişimlerine ilişkin söyledikleri kişiliği ve sosyal statüsü dikkate alındığında bana hep enteresan gelmiştir. Dalida intihar teşebbüsünden önce bıraktığı notta şunları yazmış; ” Hayat artık benim için çekilmez bir yük halini aldı…” Depresif bir ifade… Belleğe yerleştirilen ve çözüme kavuşturulamayan sorunların kümülasyonunun bir sonucu… Dış görünüş itibariyle bir çok insanın anlam veremediği bir tükeniş…Oysa onun gibi olmak için, onun bulunduğu statüye ulaşmak için kimbilir kaç kişi hangi tür akarlıklarda bulunurlardı. Hiçbir olgu sadece görüldüğü kadarıyla değerlendirip kesin karara varılmamalıdır. Dünyada her yönüyle mükemmel tek bir varlık yoktur. Gördüğünüzde iç geçirip “ah be!” dediğiniz bir çok mevki veya insan için acaba hangi meşakkatli günler geride kalmıştır biliyor musunuz?

Dalida sadece yukarıdakileri yazmamış, gazetenin haberine göre söyledikleri arasında şunlar da var; ”Bu meslek beni içten içe yiyiyor, neredeyse eriyip biteceğim. Mesleğimin kontrolünü kaçırdım. O artık benim hususi hayatımın önüne geçti. Şuna inanıyorum ki; bir çocuğum olsaydı, ona yavrum diyebilseydim, sarılabilseydim, onun küçücük masum ellerini tutup, şarkılarımı ona söyleyebilseydim durum çok daha değişik olurdu.”

Kaynak : Dr. Haluk Alan-Depresyon

PAYLAŞ
Önceki İçerikDepresyonda Olduğumuzu Nasıl Anlarız?
Sonraki İçerikDoğal Seçilim Nedir ?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER