İnternet ve Bilgisayar Bağımlılığı

450

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gittikçe hızlandığı ve teknolojinin aynı hızla günlük yaşamımıza girdiği düşünüldüğünde cep telefonları, bilgisayarlar ve internet teknolojilerinin yaşamımızdaki vazgeçilmez yeri ve önemi bir kez daha açıkça görülebilmektedir. Ancak günümüz gelişmiş teknolojilerinden olan bilgisayar ve internet kullanımının yaşamımızda istenilen bilgiye anında ulaşabilme, bilgi paylaşımını sağlayabilme gibi olanaklar sunmasının yanı sıra sık kullanımından kaynaklanan birçok problemi de beraberinde getirdiği düşünülmektedir.

İnternet’in giderek geniş kitleler tarafından kullanılmaya başlanması, bu dinamik ortamın genel olarak toplumumuz, bireysel olarak da insanlar üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerinin farkına varmamızı güçleştirilmektedir. İnternet kullanıcılarının sayısın artması ve internetin kişilerin özel ve iş yaşantılarında daha fazla kullanılmaya başlanması ile bazı durumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu devasa, alan bazen yasa dışı faaliyetlere de zemin oluşturabilmekte ve adli mekanizmanın ilgi alanlarından biri haline gelmektedir.

Bağımlılık denince akla sadece sigara, alkol, madde gelmek ile birlikte; gelişen teknoloji ile bilgisayarların hayatımızda kapladığı yerin artması ve internet ulaşımının yaygınlığı ile bilgisayar ve internet bağımlılığı denen yeni bir bağımlılık kavramının daha ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu açıdan bakıldığında günümüzde internet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde, bazı kişiler için “bağımlılığa” dönüşmüş durumdadır. Bu açıdan bakıldığında internet bağımlılığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yaygınlaşan ve bağımlılıkla ilgili psikiyatristlerin sıklıkla karşılaşmaya başladıkları bir psikopatolojidir.

Tanım

Peele ve Brodsky, “The Truth About Addiction and Recovery: The Life Process Program for Out Growing Destructive Habits” (Bağımlılık ve İyileşmesi Konusunda Gerçekler: Zarar Verici Alışkanlıkların Büyümesine İlişkin Program) isimli kitaplarında bağımlılığı şu şekilde tanımlamıştır: “Bağımlılık size başka yollarla alamayacağınız his ve tatmin edici duyguları sunar. Acı, belirsizlik ya da rahatsızlık duygularını engeller. Dikkat üzerine odaklanan ve dikkat çeken güçlü şaşırtıcı duygular yaratır. Kişinin üstesinden gelemediği sorunları unutmasını ya da bunlarla ilgili olarak kendisini iyi hissetmesini sağlar. Yapay ve geçici bir güvenlik ya da huzur hissi, kendilik değeri ya da başarı hissi, güç ve kontrol hissi ya da içtenlik ya da ait olma hissi sağlar”. Peele ve Brodsky’nin bağımlılık tanımı, yüksek okul öğrencilerinin neden interneti yoğun olarak kullandığı ve bunun neden bağımlılık yaratıcı olduğu konusunda bir bakış açısı oluşmasına yardım etmektedir.

Amerikan Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Assosiation) tarafından 1994’te yayınlanan ve DSM-IV kısaltmasıyla isimlendirilen (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) tanı kriterleri el kitabında internet bağımlılığı adında bir tanı kategorisi bulunmamaktadır.

Bağımlılık tanımlarında temel kriter olarak “vücuda yabancı bir madde alma” görülmektedir. Ancak gelişen teknoloji ve farklılaşan davranışsal değişiklikler de bir tür bağımlılık olarak düşünülmeye başlanmıştır. Kimyasal olmayan etkileşimler sonucunda meydana gelen bağımlı davranışların, bir bağımlılık olarak değerlendirilebilmesi amacıyla madde bağımlılığı için hali hazırda kullanılmakta olan klinik tanı ölçütlerinin yeterli olduğu düşünülmektedir.

İnternetin aşırı kullanımı önceleri bilgisayar bağımlılığı, internet bağımlılığı ya da patolojik internet kullanımı terimleriyle tanımlanırken, bu alanda yapılan araştırmaların artması ile birlikte akademik araştırmalarda problemli internet kullanımı tanımlaması da kullanılmaktadır. İnternet üzerinde oynanan oyunlar ve bilgisayar başında geçirilen keyif verici anların aynı psikoaktif maddelere benzer nörobiyolojik mekanizmaları kullanarak bağımlılık yaptığı düşünülmektedir.

Genel olarak internetin kullanım alanlarına bakıldığı zaman belli alt başlıklar görülecektir. Elektronik posta internetin bilinen kullanım amaçlarının başına gelmektedir. Stanford Nicel Toplum İşlemleri Enstitüsü (The Stanford Institute For The Quantitative Study Of Society SIQSS) 2000 yılında internet kullanım alanları hakkında bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmada internet in en çok elektronik postalara bakmak, bilgilenmek, internette dolaşmak, yenilikleri takip etmek, online alışveriş yapmak amacı ile kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan 4113 yetişkinin %90’ı interneti en çok elektronik posta nedeni ile kullandıklarını bildirmişlerdir. Bu yetişkinlerin %55’i internet kullanımlarının aile ilişkilerini bozduğunu, %59’u aile üyeleri ile de internet kanalıyla görüştüklerini bildirmiştir. Aynı araştırmada katılımcıların %83’ü iş yerinde internet kullanımında problem yaşadıklarını bildirmişlerdir. Aynı araştırmada katılımcıların % 24’ü 30 yaş altında olup sohbet odalarında vakit geçirdiklerini söylemişlerdir. İnternet in bir başka kullanım alanı da internette dolaşmak, web sitelerinde gezmektir. Bu şeklide bireyler dünyanın her hangi bir yerindeki bilgiyi paylaşabilmekte ya da haberleri anında öğrenebilmektedir. Aynı araştırmanın bir başka bölümünde internetin en az kullanıldığı alanın ise gazete okumak olduğu bulunmuştur. Araştırmaya katılan yetişkinlerin %70’i gazete okumak için interneti tercih etmediklerini bildirmişlerdir (O’Toole, 2000; Ramnatah, 2004).

Eğlence amacı ile internet kullanımı yaygınlık bakımından üst sıralarda olmaktadır. İnternet çoklukla müzik indirmek, film indirmek, televizyon seyretmek gibi eğlence içerikli aktiviteler kullanılmaktadır. Yetişkinler kitap almak, müzik CD’si almak, film CD’si almak gibi aktiviteler için de interneti sıkça kullanmaktadırlar.

Aynı araştırmada internetin kullanım alanları içinde “online” alışverişlerin de üst sıralarda yer aldığı görülmüştür. İnternet kullanıcılarının %36’sı İnternet kullandıkları süre zarfında internet üzerinden alışveriş yaptıklarını söylemişlerdir. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin avantajları olduğu gibi sakıncaları da vardır. Kişisel kimlik bilgilerinin başka kullanıcılar tarafından görülmesi bunlar arasında en önemli güvenlik sorunudur (O’Toole, 2000; Ramnatah, 2004; Lebo, 2003).

İnternet’in kullanım alanlarını bu kadar artması ve kullanımdan duyulan zevk radyo, televizyon, gazete gibi basın yayın organlarını da içinde barındırmasındandır. İnternet yapısı gereği eğlenceyi de içinde barındırmaktadır. Bir araştırma yaparken bile değişik siteleri gezmek bunun bir parçasıdır. Medyanın sağladığı birçok olanağı bir arada tek başına sunan yapılanma olarak internet hem göze, hem kulağa hitap etmektedir.

Sınıflama

Yapılan araştırmalar sonucunda madde kötüye kullanımı ve bağımlılık kriterlerini internet bağımlılığı alanına yansıtmışlar ve bu kriterler üzerinden yeni bir sistem geliştirilmiştir. Bunun içinde bir çok özellik, değişik tutum ve farklı durumlara verilen tepkiler bulunmaktadır.

Young 1999 yılında internet bağımlılığını belirlemek için sekiz kriter tanımlamıştır. Bu kriterler şunlardır:

1. İnternet le meşgul olma

2. Daha fazla çevrimiçi zaman ihtiyacı

3. Tekrarlanan, internet kullanımını azaltma denemeleri

4. İnternet kullanımını azaltırken vazgeçme

5. Zaman yönetimi konuları

6. Çevresel endişe (aile, okul, iş, arkadaşlar)

7. Çevrimiçi harcanan zaman aldatmacası

8. İnternet kullanımı yoluyla ruh hali değişimi

Yukarıdaki sekiz kriter kumar bağımlılığı için DSM IV-TR’de kullanılan dürtü kontrol kriterlerine benzemektedir. Young, internet bağımlılığını madde bağımlılığından çok dürtü kontrol bağımlılığı olarak patolojik kumar oynama bağımlılığına daha fazla benzediğini ileri sürmektedir. Yukarıdaki sekiz kriter kullanılırken bir hasta sorulardan beş ya da daha fazlasına “evet” yanıtını verdiğinde ve davranışları bir manik atak tarafından daha iyi bir şekilde açıklanamadığında bu hastanın internet bağımlısı olma açısından riskli hasta olduğunu düşünmektedir. Young bir hastanın bağımlı kullanımı reddetmesinin internetin, okul, iş ve istihdam için kullanılması uygulamasının teşvik edilmesi nedeniyle desteklenebileceğini belirtmektedir. Bu nedenle bir hasta sekiz kriterin tümünü de karşılıyor ise internet bağımlısıdır denilebilmektedir. İnternet in topluma güçlü bir şekilde entegre olması ortaya çıkan semptomları kolaylıkla gizleyebilmektedir.

Shapira ve arkadaşlarının 2003 yılında problemli internet kullanımı için geliştirdiği tanı ölçütleri ise şunlardır:

A- Aşağıdakilerden en az biri ile ortaya çıkan internet kullanımıyla ilgili aşırı zihinsel uğraş vardır.

  • İnternet kullanımını denetim altını alma çabalarının sonuçsuz kalması
  • Planladığından daha uzun süreli internet kullanımı

B- İnternet kullanımı veya aşırı zihinsel uğraş iş, sosyal yaşantı veya diğer önemli alanlarda işlev kaybına ya da klinik belirtilere yol açmaktadır.

C- Aşırı internet kullanımı hipomani ya da mani epizodları sırasında ortaya çıkmaz ve başka bir eksen bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.

Teknolojik bağımlılıklar “işe vuruk olarak, insan-makine etkileşimini içeren ve kimyasal olmayan, davranışsal bağımlılıklar” olarak tanımlanır. Bu bağımlılıklar pasif (örneğin, televizyon) ya da aktif (örneğin, bilgisayar oyunları) olabilir. Etkileşimi genellikle, neden olan ya da pekiştiren özellikleri (örneğin, ses efektleri, renk efektleri, olay sıklığı vb.) içermekte ve bu özellikler bağımlılık eğilimini artırabilmektedir.

Griffith’e göre, bağımlılığın internet üzerinde önemli rol oynayabileceği altı temel özelliği vardır. İnternet kullanımı, kullanıcıların hayatındaki en önemli faaliyet haline gelir ve o anda internetle meşgul olunmasa da, kullanıcıların düşünce, his ve davranışlarını etkiler. İnternet kullanıcısı, yine de internet düşüncesini aklında tutabilir (“dikkat çekme”). İnternet, kullanıcının mizaç, sonuç ya da diğer öznel algılarını değiştirebilecek ya da düzenleyebilecek bir faaliyet rolünde de olabilir. (“mod değiştirme”). Ayrıca internet, kullanıcıların İnternet le meşgul oldukları zamandaki isteklerini karşılamak için zaman içinde artan faaliyetlere de dayalı olabilir.

İnternet kullanımı, kullanıcıların, internette harcadıkları zamanı sona erdirmelerine ya da azaltmalarına neden olabilecek hoş olmayan etkilere sahip olabilir. (vazgeçme). İnternet kullanıcıları, interneti kullanmakla diğer faaliyetler arasında seçim yapmakta zorlanabilirler. (çatışma). İnternet kullanıcıları, zaten aşina oldukları için ve hatta bağımlı oldukları için internet kullanımının önceki modellerini de tekrarlayabilirler. (yineleme).

İnternet bağımlılığı için uzmanlara göre “on uyarı sinyali” bulunmaktadır. Bu sinyaller aşağıda sıralanmıştır. Bu on uyarı sinyalinden bazılarının varlığı, internet bağımlılığını göstermektedir.

Araştırmalarda internet bağımlıları ya da netkolik diye adlandırdıkları sanal alemde kendini kaybedenler 5 alt gruba ayrılmaktadırlar. Bu gruplar:

Sanal-seks meraklıları: Erotik ve pornografik sayfalara meraklı bağımlılar. Genellikle erkeklerde görülüyor. Araştırmalarda pornografik sayfaları ziyaret edenlerin yaklaşık % 85’inin erkek olduğu bulunmuştur.

Arkadaş arayanlar: Bu gruba siber ilişki meraklıları giriyor. Buluşma yeri chat odaları. Birçok kişi gerçek hayattan kaçışı burada aramaktadır.

Online kumarbazlar: Sanal kumarhanelerin ve alışveriş sitelerinin müşterileri bu grupta yer almaktadır. Bilgi bağımlıları: Yeni bilgilere ulaşmak için saatlerce sörf yaparlar, siteden siteye atlayıp, enformasyon yüklemesinden haz almaktadırlar.

Bilgisayar kurtları: Bu grupta ise bilgisayara ve bilgisayar teknolojisine kafa takmış, genelde Doom ve oto yarışı gibi bilgisayar oyunlarına meraklı gençler ve yetişkin erkekler yer almaktadır.

Yaygınlık

Dünyada durum Birkaç yıldır çok sık söz edilir olan internet bağımlılığı, uluslararası birçok araştırmaya konu olmuştur. İnternet bağımlılığı konusunda yapılan çalışmalar genellikle ABD yapılmaktadır.

Young ve diğer araştırmacılar, internet bağımlılığının anlaşılması için bir temel oluşturabilmek amacı ile araştırmalar yürütseler de, bazı araştırmacılar bu konudan emin olamamaktadır. British Columbia Üniversite’sinde bir profesör olan Green internet Addiction: A Critical Study (İnternet Bağımlılığı: Eleştirel Bir Çalışma) adlı çalışmasında şunları belirtmiştir: İnternet bağımlılığı ile ilgili olan bu araştırmaların çoğunu paylaştıkları eksiklikler nedeniyle eleştirilmiştir. Şimdiye kadar hiçkimse, normal internet kullanımının tanımını yapamadığını belirtmiştir.

Bu nedenle, internet bağımlılığı tanımlanabilmesi için hangi düzeydeki kullanımın normalden daha fazla olduğunu belirlemek zordur demektedir. Green, araştırmada bazı ortak terimleri tanımlamak durumunda olunmasının internet kullanımının bazı kullanıcılar için bir sorun olmadığı anlamına gelmediğini belirtmiştir (Green, 2000).

Griffiths seçilen kriterlerin temel bağımlılık kavramları için yalnızca genel bir alanı kapsaması nedeniyle şimdiye kadar yapılan anketlerin hiçbirinin internet bağımlılığının varlığını göstermediğini ileri sürmektedir (Griffiths, 1998). Griffiths’e katılan Grohol’de (1999), internet bağımlılığı ile ilgili olarak şu ana kadar yapılan araştırmaların çoğunlukla keşif niteliğinde araştırmalar olduğunu ama belirli davranışlar ve bunların nedenleri arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını söylemiştir. Grohol’e göre araştırmalar, insanların kendileri ve davranışları hakkında ne hissettiklerini tanımlamaya yardımcı olabilse de bu davranışların gerçekten nternet gibi belirli bir teknolojiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hakkında bir sonuca varılamayacağını söylemektedir (Grohol, 1999).

ABD’de her üç boşanmanın birinde boşanma nedeni olarak internet bağımlılığı gösterilmektedir. Yapılan çalışmalarda internet kullanıcılarının % 29’u ile % 50’sinin internet bağımlısı oldukları ortaya çıkarmaktadır. Bu oranlar deneklerin yaşadıkları ülkeye, toplumsal statülerine göre değişim göstermektedir(Beard, 2005).

ABD’de yapılan geniş bir çalışma olan internet bağımlılığı raporuna göre internet in bağımlılık yapan ve kişilerin ilişkilerini bozan en önemli alanların başında chat odaları, oyun ve program indirilen siteler geliyor. Bilim adamları internet bağımlılığı konusunda çok da anlaşmış değiller aslında. Ama genel bir kanıya göre internet bağımlılığı 30 yaş civarı insanlarda ve içe dönük kişiliklerde görülüyor (Lavin, Yuen, Wienman, Kozak; 2004).

Morahan-Martin ve Schumacher 277 kolej öğrencisi üzerinde patolojik internet kullanımı (PİK) olarak adlandırdıkları davranışı incelemişlerdir. Bağımlı olarak değerlendirilen kullanıcıların haftada ortalama 8.48 saat nete bağlı kaldıkları. Ayrıca bu kişilerin UCLA Yalnızlık ölçeğine göre daha yalnız kişiler olduğu bulunmuştur (Morahan-Martin, Schumacher; 2000)

Scherer ve Bost, internet kullanımı açısından 531 öğrenciyi incelemişler ve madde istismarı ve bağımlılığı belirtilerine paralel 10 klinik belirtiyi içeren bir kontrol listesi (checklist) geliştirmişlerdir. Üç ya da daha fazla belirtiyi işaretleyenler “internet bağımlısı” olarak sınıflandırılmışlardır. Araştırmalarında elde edilen sonuçlara göre, internet te harcanan süre haftada ortalama 8.1 saat olarak bulunmuştur. Örneklemin % 13’ü internet kullanımının akademik çalışmalarını, profesyonel performanslarını ya da sosyal yaşamlarını etkilediğini, % 2’si ise internetin yaşamlarına olumsuz etkisi olduğunu algıladıklarını belirtmişlerdir (Griffiths, 1999).

Kathleen Scherer, Austin’deki Texas üniversitesinde 531 öğrenci üzerinde yaptığı araştırmayı haftada en az bir kez bağlanan 381 öğrenci ile devam ettirmişlerdir. Deneklere sorulan on sorudan en az üçünü olumlu yanıtlayan 49 kişi (%13) bağımlı olarak kabul edilmiş, onların haftada ortalama 11 saat bağlı oldukları, diğerlerinin ise haftada ortalama 8 saat internete bağlandıklarını belirlemiştir (Walters, Matson, Baer, Ziedonis; 2005) .

Chien Chou, Ming-Chun Hsiao Tayvan’da 12 üniversite ve kolejdeki 910 geçerli sonuç veren öğrenci üzerinde yaptıkları araştırmada Brenner’ın (Internt-Related Addictive Behavior Inventory) (IRABI) doğru yanlış tipindeki ölçeğini 4’lü likerte çevirerek adapte etmişler, Young’ın 9 adet internet bağımlılık sorusunu da D/Y şeklinde ikinci bölümde kullanmışlardır. Ölçekten en yüksek puanı alan %10 luk (110 ve üstü) dilimdekiler ve soru listesinde beş ve daha fazla evet yanıtı verenler seçilerek toplam 54 kişi (%6) bağımlı olarak belirlenmiştir. Bu grubun internet kullanım oranı haftada 20-25 saat iken, diğerleri 5-10 saat kullandıklarını belirtmişlerdir (Chou, Hsiao; 2000).

Treuer ve arkadaşlarının 2001 yılında yaptıkları çalışmada örneklem büyüklüğü 212 internet kullanıcısından oluşmaktadır. Bunların %82’si internette olmadığı zaman İnternet e girmeyi hayal ettiğini, %92’si İnternet siz bir hayatın boş ve depresif bir hayat olacağını düşündüklerini söylemişlerdir (Treuer ve ark, 2001).

Türkiye’de durum

Ülkemizde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. Özmenler yaşadığı deneyimde lise öğrencisi ergenin evdeki bilgisayara internet bağlantısı sağlandıktan sonra belirgin derecede artan bilgisayar ve internet kullanımı ile bunların ardından görülen ders başarısızlığı dikkati çekmektedir. Diğer bir olgu ise belirgin sosyal ve mesleki işlev bozukluğuna yol açmamakla birlikte kısa süreli de olsa hemen her gece önlenemez internet kullanımı isteği ve ertesi güne sarkan yorgunluk hissi ile karakterize olmaktadır (Özmenler, 2001).

Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği tarafından 2004 yılında yapılan Gençlik Anketi araştırması İstanbul’un 15 ilçesinden rasgele seçilen 43 okulda toplam 104 adet sınıfta uygulanmıştır. Araştırmaya 3483 lise II. sınıf öğrencisi katılmıştır. Bunlardan 1562 tanesi kız, 1870 tanesi ise erkek öğrencidir. Öğrencilerin %15.8’inin internet kullandığı, %20.6’sının bilgisayarda oyun oynadığı, %6.2’sinin internet kafeye gittiği saptanmıştır. Erkeklerin kızlara göre 4.7 kat daha fazla oyun oynadığı, 2.5 kat daha fazla orana internet kullandığı, 7.2 kat daha fazla internet kafeye gittiği bulunmuştur.

Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği tarafından 2004-2005 yılında yapılan diğer Gençlik Aile Anketi araştırması ise 16 ilçede 2306 lise öğrencisiyle yapılmıştır. Bu çalışmaya katılanların %48.6’sı kız, %51.4’sı erkektir. Araştırmaya katılanların %32,6’sında internet bağımlılığı kriterlerine göre internet ve bilgisayar bağımlılığı saptanmıştır. Araştırmaya katılanların madde kullanımlarına bakıldığında DSM IV kriterlerine göre madde bağımlısı oların oranı %10,5 tir. İnternet bağımlısı olduğu ortaya çıkan popülasyonun %44,9’u erkek; %18,’3’ü kızdır. İnternet bağımlılığı görülme riski erkeklerde kızlara göre yaklaşık olarak 3,6 kat daha fazladır.

Bu tabloda en çarpıcı bulgu bilgisayar bağımlılarında madde bağımlılığının görülme oranının internet bağımlısı olmayan popülasyona göre 2 kat daha fazla görülmesidir. Bu da bize bağımlılığın başka bir bağımlılığı tetikleyebileceğini düşündürmektedir.

Nedenler ve özellikler

Araştırmacılar internet bağımlılığına yol açan etkenler arasında özellikle sosyalleşme ihtiyacını vurgulamaktadır. İnternet üzerindeki sosyal hayatın avantajları vardır. Bunlardan bazıları arasında şunları sayabiliriz:

  • Günümüzün şehir hayatında kolay kolay kurulamayan sosyal bağlantıları internet üzerinden kurabilmek
  • Yabancılarla kolaylıkla ve risksiz olarak ilişkiye geçebilmek
  • İnsanların kendi kendilerini dizginlemeden, özgürce düşüncelerini, duygularını ifade edebilmeleri
  • Kendilerini göstermek istedikleri yönlerini abartarak gösterebilmeleri
  • İnternet üzerindeki paylaşma ortamlarında ses çıkarmadan diğerlerini dikizleme olanağının olması

Sosyalleşme ihtiyacına, interneti çekici kılan başka unsurları da eklemek zor değildir. Her an el altında olması, yasaklanmış olana ulaşabilmeyi kolaylaştırması, oyun oynamaya, risk almaya yardım etmesi bunlardan birkaçı olarak sayılabilir.

Bilgi teknolojilerini doğru kullanmaya henüz hazır olmayan çocuklar, karşılaştıkları karmaşık bilgileri nasıl değerlendireceklerini bilememektedir. Bu durum onların duygu, bilinç ve davranış düzeyinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Dolayısıyla bu konuda ailenin denetimi ve takibi çok önemli bir husus olarak görülmektedir.

İnternet kullanımının okuldaki performansını, sağlığını, ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkilerini etkileyip etkilemediği araştırılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken çocuğun akademik başarısı yüksek iken düşmesi, ya da orta iken daha fazla düşmesidir. Sağlığında olmayan bir problem yaşaması, yemek yeme alışkanlıklarının ve uyku düzeninin bozulması sonucu sağlığını etkileyen bir problem yaşaması. Ailesi ve arkadaşları ile geçirdiği zamanın bilgisayar kullanımı ile azalması; vaktinin çoğunu bilgisayar başında geçirmeye başlaması.

Ergenlerin bilgisayar ve internet ortamda ne kadar zaman geçirdiği belirlenmelidir. Günde/ayda kaç saat bilgisayar ya da internet ortamında olduğu araştırılmalıdır. Normal zamanda internette geçirdiği zamandan daha fazla zaman geçirmesi, internet ortamında hangi sitelere girdiği, kimler ile konuştuğunun bilinmesinde fayda vardır.

Ebeveynlerin kendi bilgisayar ve internet kullanımı alışkanlıkları incelenmelidir. İnternet kullanımları diğer etkilikleri ile dengeli mi? Unutmamak gerekir ki, çocukların örnek alacağı ilk kişi ebeveynleridir. Evin içinde ebeveynler internet kullanımında sorun yaşıyor ise çocuğun bunu örnek alması kaçınılmazdır.

Ergen, internet bağımlılığı belirtileri gösteriyorsa ailenin profesyonel bir danışmana başvurması önerilmelidir. Saplantılı internet kullanımı, depresyon, öfke ve özgüven eksikliği gibi başka sorunların belirtisi olabilir. İnternet kullanımını yasaklanmamalıdır. Bunun yerine, çocuğun çevrim içi olarak ziyaret edebileceği sitelere ve neler yapabileceğine yönelik internet kullanım kuralları belirlenmelidir.

Her gün ya da bir haftalık bir sürede belirli bir zaman çevrim içi olma izni verilemelidir. Süre aşımın durumunda yaptırımlar önceden koşulmalıdır. Verilen çevrim içi süreyi bir günde de kullanabilir bir haftaya yayılarak da kullanılabilinir. Bunu nasıl kullanacağının kararı çocuk ve ergene aittir.

Ödevleri bitirinceye kadar internette gezinememe veya anlık iletileri kullanamama konusunda konuşulmalıdır. Bu kurallara uymadığı taktirde yaptırımların ne olacağı önceden çocuk ve ergene bildirilmelidir.

Sohbet odalarına veya çevrimiçi yetişkin içerikli sitelere girmesine izin verilmemelidir. Bu konuda çocuk ve ergen kendisinin girmesinde sakınca olacak siteler hakkında bilgilendirilmelidir. Bu tür internet sitelerine şifre koymak başka bir yöntemdir.

Bilgisayarı açık bir yerde tutulması uygundur. Bilgisayar çocuğun odasına değil, evin ortak kullanım alanlarından birine kurulmalıdır. Böylece ebeveyn olarak çocuğun hangi siteler girdiği, internet üstünde neler yaptığı ve ne kadar süre internette kaldığı gözlemlenebilinir.

Ergenin diğer etkinliklere katılması desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Özellikle de, arkadaşları ile zaman geçirmesi sağlanmalıdır. Spor faaliyetlerine yönlendirilmelidir. Okul sonrası vaktini dolduracak aktivitelere katılımı desteklenmelidir. Ergenin internet dışında sosyalleşmesine yardımcı olunmalıdır. Hobi grupları gibi ortak ilgi alanları olan diğer ergenler ile tanışabileceği etkinliklere özendirilmelidir. Alternatifler sunulmalıdır. Ergen yalnızca çevrimiçi olma ya da video oyunlarıyla ilgileniyorsa, en sevdiği oyunla ilişkili çevrim dışı bir etkinlik önerilmelidir. Örneğin, ergen fantezi rol oyunlarını seviyorsa, fantezi kitapları okumaya teşvik edilmelidir.

Çocuk ve ergenin sosyal, okul aile yaşantısı ile internet te geçirdiği zaman arasında bir denge kurulmalıdır.

Sonuç

İnternet, global biçimde kullanılan bir bilgilenme kaynağıdır. Bilgisayar teknolojisinin olumlu kullanımı yanı sıra olumsuz kullanım alanları da mevcuttur.

İnternet üzerinden diğer bilgisayarlara hizmet sağlayan ana bilgisayar sayısındaki artış, insanlık tarihindeki herhangi bir icadın büyümesine benzememektedir. “İnternette böylesine 8 kat katlanarak büyümeyi sağlayacak kadar çekici ne olabilir?” diye sorulabilir. Çekicilik alışverişte, oyunlarda, e-postada, sohbetlerde (chatting), sohbetlerin karşılayabileceği psikolojik ihtiyaçlarda ve online olarak el altında bulunan bilgiye anında ulaşımdadır.

İnternet kullanıcıları evlerinden bile çıkmadan, siberalem aracılığı ile dünyayı gezebilir ve başka şekilde asla karşılaşamayacakları insanlarla ilişki kurabilmektedirler. Ne var ki, İnternet ne kadar çekici olsa da, kullanıcılarında teknik zorluklar sonucunda hayalkırıklığı ve endişe yaratan problemlerini de beraberinde getirmektedir.

Günlük hayatta, internet i kullanan kişi sayısı her geçen gün artmaktadır. 1993 yılında, dünya çapında internet kullanıcılarının sayısı 900.000 iken, 2000 yılında bu sayı 304 milyona, Şubat 2002’de 544.2 milyona, 2004 yılı sonunda 934 milyona ulaşmıştır. 2005 yılı sonunda dünyadaki internet kullanıcı sayısı 1.07 milyara ulaşmış ve 2007’de de 1.35 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Davranış bilimleri alanında çalışanlar internet kullanımının psikolojik etkilerini araştırmaktadır. İnterneti kullanan kişi ve internette geçirilen zamanın artması “İnternette harcanan zamanın olumsuz sonuçları var mı?” sorusunu gündeme getirmektedir. Bu soruya kesin bir cevap verememekle birlikte bazı durumların olumsuz sonuçlar yarattığını göz ardı edemeyiz.

Her durumun olumlu ve olumsuz yanları olduğu gibi internet kullanımının da birçok olumlu ve olumsuz yanı bulunmaktadır. İnternet kullanımının olumlu yanlarına bakıldığı zaman yüz yüze olmayan ilişkinin güven verici mesafesi ilk sıralarda gelmektedir. Bunun dışında evden dışarı çıkmadan kişisel bankacılık işlemlerini yapmaktan, marketten alışverişinizi eve getirtmeye ve diğer insanlarla haberleşip dünyada olan biteni takip etmeye varan olumlu yönleri bulunmaktadır.

Tüm bu bilgiler ışığında dünyada ve ülkemizde sosyal hayatı etkilemeye başlayan internetin, başta çocuklar ve gençler olmak üzere nüfusun büyük çoğunluğunu etkisi altına aldığı görülmektedir. Aileler, genç ve çocuklarının daha iyi yetişmesi adına bilgisayar ve internet kullanımını eğitim amaçlı olarak desteklemektedir.

Kaynak : http://www.ogelk.net/Dosyadepo/diger_bagimliliklar.pdf

PAYLAŞ
Önceki İçerikSeks Bağımlılığı
Sonraki İçerikKumar Bağımlılığı
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER