Kumar Bağımlılığı

319

Bağımlılık kavramı geçmiş yıllarda genellikle alkol, madde ve nikotin gibi maddelerle birlikte kullanılmıştır. Son yıllarda beyin ve beynin işlevi üzerine yapılan çalışmalarda birçok davranışın kimyasal bağımlılığa yol açtığını bulunmuştur. Kumar bağımlılığı da bu davranışlardan birisidir.

Kumar günümüzde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak kabul edilmekte ve popülaritesi gün geçtikçe artmaktadır. Kumar, isteyerek riske girme temelinde, kazanan ve kaybeden tarafların olduğu ve genellikle her iki tarafta da bir üretim işi olmaksızın servetin yeniden dağılımıdır. Bu servet dağılımına karar veren süreç daima bir şans elementi içerir veya yalnızca şansa dayanır. ‘Şans ve beceri’ bu iki sözcük neyin kumar davranışı olduğunu anlamlandırmakta önemlidir.

Patolojik kumar bağımlılığı kişisel, ailevi veya mesleki hedefleri bozan, sürekli ve yineleyen uygunsuz kumar oynama davranışı olarak adlandırılmaktadır (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1995).

Sınıflandırma

Patolojik kumar ilk kez 1980 yılında DSM-III’te dürtü kontrol bozukluğu içinde sınıflandırılmıştır. DSM III-R’ de ise psikoaktif madde kullanımı ve bağımlılık arasındaki benzerlik vurgulanmıştır (Kaplan ve Sadock 1995). DSM-IV’de de Patolojik Kumar Oynama olarak “Başka Bir Yerde Sınıflandırılmamış Dürtü Denetim Bozuklukları” başlığı altında yer almıştır. Tanı ölçütleri şöyledir (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1995).

  • Kumar oynama üzerine kişinin aşırı kafa yorması,
  • İstediği heyecanı duymak için giderek artan miktarlarda parayla kumar oynama gereksinimi duyması,  Birçok kez başarısız kumar oynamayı denetim altına alma, azaltma ya da bırakma çabasının olması,
  • Kumar oynamayı azaltma ya da bırakma girişimlerinde bulunurken huzursuzluk ya da irritabilite duyumsaması,
  • Sorunlarından kaçmak ya da disforik bir duygudurumdan kurtulmak için kumar oynaması,  Parayla kumar oynayıp kaybetmesinin ardından kaybettiklerini yerine koymak için çoğu kez geri gelmesi,
  • Ne kadar kumar oynadığını gizlemek için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söylemesi,
  • Kumar oynamak için gereken parayı sağlamak üzere sahtekarlık, dolandırıcılık, hırsızlık, zimmetine para geçirme gibi yasa dışı eylemlerde bulunması,
  • Kumar oynama yüzünden önemli bir ilişkisini, işini ya da eğitimiyle ya da mesleğinde başarı kazanması ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atması ya da kaybetmesi,
  • Kumar oynama nedeniyle içine düştüğü korkunç parasal durumdan kurtulmak için para sağlamak üzere başkalarına güvenmesidir.

DSM IV’deki patolojik kumar bağımlılığı tanı kriterlerini geçerlik, güvenirlik ve doğruluğunu sınıflama çalışmasında; DSM-IV’ün yüksek geçerlik ve güvenirliği olduğunu, bu kriterlerden 4 tanesi yerine 5 tanesinin kesim puanı olarak alınmasının doğru sınıflama olacağını yaptığı belirtmektedir (Stinchfield ve ark. 2005).

Patolojik kumarın tanımlanması, dürtü kontrolünün bozuk olması, kompulsif niteliği, bağımlılık sendromlarına benzer klinik özellikler göstermesi nedeniyle zorluk göstermektedir. Bu yüzden patolojik kumarın ruhsal bir bozukluk olup olmadığı sıklıkla tartışılmaktadır. En yaygın görüş patolojik kumarın ruhsal bir bozukluk olduğudur. Birçok çalışmada madde kullanımı ile patolojik kumar arasında benzerlikler olduğuna işaret edilmektedir.

Patolojik kumar oynama, nevrotik bozukluklar spektrumu altında incelenirken bazı görüşlere göre patolojik kumar oynamanın aslında bir bağımlılık davranışı olduğu, bağımlılığın temelinde de kişinin kendi davranışlarını denetleyememesinin bulunduğu belirtilmekte, “bağımlılık kategorisi içerisinde yer alması gereken bir ruhsal bozukluk” olarak değerlendirilmektedir (Blume 1987, Lesieur 1992, Kalyoncu ve ark. 2003). Özellikle alkol veya diğer madde kullanım bozuklukları ile gösterdiği komorbidite bu görüşü desteklemektedir.

Kumar bağımlıları giderek zamanlarını ve paralarını kumara yatırmaları (tolerans), kumar oynamadıkları zamanda sürekli kumarı düşünmeleri, kumarı bıraktıklarında huzursuzluk ve sinirlilik yaşamaları (yoksunluk belirtileri), başarısız bırakma girişimlerinin olması patolojik kumarı bağımlılık kategorisi içerisinde düşünülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ruhsal bir bozukluk olmadığı görüşünü savunan daha az araştırmacı ise DSM IV’ teki kriterlerin para kayıplara ikincil olarak ortaya çıktığını savunmaktadır (Dickerson 1996, Walker 1992).

Bu görüş ayrılıklarının yanı sıra kumarın çok ciddi ruhsal ve sosyal sorunlara yol açtığı üzerinde her iki grupta ortak görüş birliği içindedir. Yapılan çalışmalarda patolojik kumar oynayan kişilerin çevresinin (eşi, aile, arkadaş vb.) olumsuz bir şekilde etkilendiği saptanmıştır. Patolojik kumar sadece oynayan kişide sorunlar yaratmakta kalmayıp aile üzerinde de olumsuz etkileri görülmektedir. Patolojik kumar bağımlısının eşinde ve çocuklarında psikiyatrik sorunlar, ebeveynlik görevinin ihmali, ayrılma ya da boşanmalar belirgindir. Patolojik kumar oynayan bir kişi etrafındaki 10- 17 kişiyi olumsuz şekilde etkilemektedir (Politzer ve Hudak 1992).

Kumar bağımlılığının belirtileri

Kumar oynama davranışının bağımlılık olup olmadığını değerlendirmek için on kriter olduğu öne sürülmektedir.

Zihin meşguliyeti: Kişinin aklında sürekli kumar oynama davranışlarının olması.

Tolerans: Kişi istediği heyecanı sağlayabilmek için giderek artan miktarlarda parayla kumar oynaması.

Kaçış: Kişinin sorunlarından kaçması veya kendisini rahatsız edici duygulardan uzaklaşması için kumar oynaması.

Peşine düşme: Kişinin para kaybettikten sonra kaybettiklerini kazanmak için tekrar kumar oynaması. Kaybettiklerinin peşine düşmesi patolojik kumar bağımlılığının en önemli belirtilerinden biridir.

Yalan söyleme: Kişinin kumar alışkanlığının seviyesini gizlemek için aile üyelerine, danışmana ve diğer kişilere yalan söylemesi.

Yasa dışı eylemler: Kişinin kumar alışkanlığını finanse edebilmesi için yasal olmayan işlere girişmesi.

Zarar görmüş önemli ilişkiler: Kişinin kumar oynama davranışı yüzünden ilişkilerini, mesleğini ve eğitimsel olanaklarını tehlikeye atması veya kaybetmesi.

Bailout: Kişinin kumar sonucunda yaşadığı mali sıkıntılardan kurtulması için çevresindekilere güvenmesi.

Kontrol kaybı: Kişinin kumar alışkanlığını kaybetmesi kontrol edebilmesi ya da kesebilmesi için tekrar eden başarısız denemelerde bulunması.

Kumar oynayan kişilerde bu on belirtiden beş veya daha fazlasının olması patolojik kumar bağımlılığının, üç veya dört olması problem olabilecek kumar alışkanlığının, bir veya iki tane olması riskli kumar oynama alışkanlığının göstergesi olarak belirtilmektedir.

Duvarcı ve Varan (2001) patolojik kumar oynama davranışının değerlendirilebilmesi ve yaygınlık çalışmalarında kullanılabilmesi için South Oaks Gambling Screen’i (South Oaks Kumar Tarama Testi) türkçeye çevirmiş, güvenirlik ve geçerlik çalışmalarını yapmışlardır.

Yaygınlık

Kumar oynama davranışı çağlar boyunca birçok toplum ve kültürde görülen bir olgudur. Tarihsel gelişme süreci içerisinde çeşitli değişikliklere uğrayarak ekonomik ve sosyal durumu temsil eden bir niteliğe dönüşmüştür. Hem yasal hem de yasadışı olarak gösterdiği büyük bir gelişmeyle zamanla turizm ve eğlence dünyası içinde endüstriye dönüşmüştür (Kaya 2001). Devletin gelir kaynağı olarak kumar düzenlemesi ilk kez 16. yy’da Kraliçe I. Elizabeth zamanında olmuştur. 1990’dan sonra yasal kumar vb. uygulamaları içeren hükümet politikaları ile patolojik kumar çok daha sık görülür olmuştur. Çünkü kumar geçerli bir toplumsal özellik taşırken aynı zamanda araç olarak çeşitlenmiştir. Kumarın giderek daha fazla yasallaşmasıyla birlikte önceden erişkin erkeklere özgü olduğu düşünülen kumar sorunları, kadınlarda ve gençlerde de daha sık görülmeye başlamıştır. Erkeklerde kumar oynama oranı kadınlara göre daha fazladır.

Patolojik kumar oynamanın yaygınlığı ile yapılan çalışmalara baktığımızda yetişkin toplumda %1-3 arasında olduğunu ileri sürülmektedir.(Kaplan 1995, Leiseur 1991). Amerika, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da yapılan yaygınlık çalışmalarında ise patolojik kumarın görülme sıklığı %0,42-4 olarak bulunmuştur.

(Volberg ve Steadman 1988, Volberg 1994, Volberg 1996, Cox ve ark. 2005, Shaffer ve ark. 1999). Derevensky ve ark. 2003 yılında patolojik kumar oynama yaygınlığının, genel yetişkin nüfusa göre gençlerde %4-8 gibi bir oranla daha yüksek olduğunu belirtmişlerdir.

Patolojik kumar oynama erkeklerde erken ergenlikte ve kadınlarda ileri yaşlarda başlamaktadır ve bu gelişmelerin sonucunda hem kumara yatırılan para miktarında hem de kumar sorunu olan kişilerin sayısında belirgin bir artış izlenmektedir (Cayuela ve Guirao 1991; Walker 1992, Lesieur 1992, Lester 1994, Hollander ve Wong 1995).

Son otuz yıl içinde kumar oynama mali sıkıntılar yaşayan hükümetler tarafından yasal hale getirilmiştir (Blume 1996). Kumarın yasallaşması kumarhanelerin giderek çoğalması nedeniyle kumar sorunları kadınlarda ve gençlerde daha sık görülmeye başlanmıştır. Gençlerin % 2-3’ü kumar oynama nedeni ile problemler yaşamakta ve bunların %10-15’i patolojik kumar için risk grubu oluşturmaktadır. Kumar oynama ile ilgili problemi olanların %11’i 18 yaş altındadır. Bütün kısıtlamalara rağmen ergenlerin %75’i bir yıl boyunca kumar oynamış, %15’i ise her hafta oynamıştır (Cayule ve Guirao 1991, Walker 1992, Hollander ve Wong 1995).

McGill çalışmalarında, kumar probleminin ergenlerde genel toplumdan 4 kat daha fazla olduğunu saptamıştır. Birçok patolojik kumar oynayan kişinin kumara 19 yaşından önce başladığı tespit edilmiştir (Bostancı ve Doksat 2000).

Ülkemizde kumar oynayanların sayısıyla ilgili istatistiksel verilerin bulunmamasına rağmen, kumarla ilgili bazı istatistikler incelendiğinde, ülkemizdeki kumar oynayan kişilerin sayısında da bir artış olduğu, örneğin 1988 yılında bir önceki yıla göre İzmir İl merkezindeki ganyan bayilerinin sayısı yaklaşık %50 artarak 155’e ulaşmış olduğu belirtilmektedir (Duvarcı ve Varan, 2001).

Nedenler

Patolojik kumar oynama davranışını açıklamaya çalışan birçok teori vardır. Patolojik kumarın nedenini psikolojik kuramlar davranışçı, bilişsel ve psikoanalitik kuramlarla açıklamaya çalışırken biyolojik kuramlar nörotransmitter sistemle açıklamaya çalışmışlardır.

Davranışçı teorisyenler patolojik kumar oynamayı pekiştirme aracılığıyla öğrenilmiş bir davranış olarak tanımlamaktadır. “Kazanma döneminin” pekiştirme davranışında önemli bir rol oynadığı belirtilmektedir.

Bilişsel kuramlar kumar oynama davranışında oluşmasında ve sürdürülmesinde bilişsel çarpıtmaların önemi üzerinde durmaktadır. Kumar oynan kişide kontrol illüzyonu (sonuçları kontrol edebileceği düşüncesi) gibi hatalı düşüncelerin olduğunu belirtir. Düzenli olarak kumar oynayan kişilerin akıldışı düşünceye sahip olduğunu ve bu kişilerin yüksek risk alıcı davranışlara yatkın olduğun ileri sürülmektedir.

Psikoanalitik kuramlar kumar oynama davranışını anal dönem özellikleriyle veya fallik dönemin karmaşasıyla açıklamaya çalışırlar. Kumar oynama davranışını olan kişilerde bilinçdışı bir kaybetme arzusu olduğunu ve bu yüzden kumar oynayarak psişik suçluluk duygusunu azalttığını belirtir.

Biyolojik çalışmalar kumar oynama davranışını serotonerjik, noradrenerjik ve dopaminerjik işlevlere bağlı olarak açıklamaya çalışmışlardır. Kumar oynama davranışı ve dürtü kontrol bozukluğu arasındaki benzerlik patolojik kumar oynama davranışı olan kişilerde serotonerjik işlev bozukluğu olduğunu düşündürmektedir. Blanco ve arkadaşları (1996) yaptığı çalışmada kumar oynayan kişilerin kontrol gruplarına göre serotonerjik işlevlerinde bozulma olduğu saptamıştır. Başka bir çalışmada kumar oynayan kişilerde azalmış plazma 3-metoksi-4 hidroksifenilglikol (MHPG), idrarlarında artmış norepinefrin atılımı tespit edilmiştir. Bu sonuçla birlikte bu kişilerdeki heyecan arayışı noradrenerjik defisit ile açıklanmaktadır (Roy 1989). Dopaminerjik sistem ile de ödüllendirme mekanizmaları ve bağımlılık arasındaki ilişkiye işaret eden çalışmalar bulunmaktadır (Bergh ve ark. 1997).

Kişilik özellikleri

Patolojik kumar bağımlılığı olan kişilerin depresif olma eğilimin olduğu ve bundan kurtulmak için kumar oynamayı seçtikleri belirtilmiştir (Blasczynski 1994). Blaszczynski 1991 yılında yayınladığı makalesinde kumar oynayan kişilerin kendilerini kimyasal olarak iyi hissettiğini oyun bitince de huzursuz ve depresif olduklarını vurgulamıştır. Kumar bağımlılarının bazı ortak karakteristik özellikleri vardır. Bunlar:

  • Kumar oynadıklarında kendilerini güvende hissederler. Kumar oynamadıklarında kendilerini sosyal bir çevrede hissetmeyebilirler.
  • Büyük miktarda para kazanmak zorunda olduklarını düşünürler.
  • Maddi sıkıntıya düştüklerinde, kumar oynayarak tekrar büyük paralar kazanabileceklerini ve maddi sorunlarını çözebileceklerini düşünürler.
  • Yaşamlarındaki gerçeklerden uzaklaşmak ve problemlerini unutmak isterler.
  • Özel olarak ilgilendikleri konular ya da hobileri olmadığı için zamanlarını harcayabilecekleri bir meşgale ararlar.
  • Para kazanmak ve rahat bir yaşama kavuşmak için fazla çalışmak istemezler.
  • Art arda gelen ekonomik kayıplarına rağmen zengin olma hayallerinden vazgeçmezler.
  • Güçlü bir imaja sahip olmak isterler.
  • Kumar oynadıklarında heyecanlanırlar ve endişelerinin, asabiyetlerinin kararsızlıklarının ve hayalkırıklıklarının yok olduğunu hissederler.

Genel olarak baktığımızda patolojik kumar oynayan kişilerin özelliklerini dört şekilde özetleyebiliriz.

  • Gerçekleri kabul etmede isteksizlik ve zorlanma
  • Duygusal güvensizlik yaşama
  • Olgunlaşmamışlık (immatüre)
  • Hayalperest ve lüks düşkünü olma

Patolojik kumar oynayan kişilerin yadsıma, batıl inançlar, kendine aşırı güven veya güç ve denetim duygusu gibi bilişsel algılarında yanılmalar olduğu görülmüştür (Rugle, 1993).

Ayrıca patolojik kumar oynayan kişilerin %47’ sinde alkol, %46’ sında depresyon, %35’ inde uykusuzluk problemi yaşadığı görülmüştür (Commission on Behavioral and Social Sciences and Education Related Boks, 1999)

Türleri

Kumar çok çeşitli aktiviteleri içerir; iskambil, rulet, zar, spor bahisleri, oyun makineleri, piyangolar, tombala, borsa, beceri isteyen oyunlar vb. Kumar oyunları üç grupta toplanmaktadır.

1. Yalnızca şansa dayanan oyunlar; rulet, barbut gibi

2. Becerinin şansla birlikte kombine olduğu oyunlar; borsa, poker, at yarışları gibi 3. Yalnızca beceriye dayanan oyunlar; briç gibi Bu oyunlara baktığımızda hepsinin bağımlılık derecesi birbirinden farklıdır. Devamlı olan oyunların bağımlılık yapma potansiyeli daha yüksektir.

Örneğin oyun makineleri sürekli oynanabilen oyunlardır ve insanlar makineye para attıkları sürece oyun devam eder. Spor loto gibi oyunlar devamlı olmayan haftada bir olan oyunlardır. Bu yüzden devamlı oyunların devamlı olmayan oyunlara göre bağımlılık yapma potansiyeli daha yüksektir.

Ülkemizde devlet tarafından oynatılan kumar türleri ve bağlı bulundukları resmi kurumlar Milli Piyango İdaresi, Spor-Toto Teşkilatı, Türkiye Jokey Kulübü ‘dür. Ayrıca kahvelerde, derneklere bağlı lokal ve kulüplerde ve “bitirimhane” (kahvelerin özel bölümleri) olarak adlandırılan yerlerde yasadışı olarak yaygın şekilde kumar oynanmaktadır. Kazı kazan, sayısal loto, at yarışları gibi oyunlarla başlayan kumar tutkusu son zamanlarda internet üzerinden ulaşılan kumar siteleriyle yeni bir boyut kazanmıştır. Kumarın türleri olduğu gibi kumar oynayan kişilerde dört gruba ayrılmıştır.

Profesyonel kumarbazlar: Geçimlerini kumar oynayarak sağlarlar. Kumar oynamak onların “iş”idir. Kumar dışında başka sosyal aktiviteleri de mevcuttur.

 Sosyal kumarbazlar: Heyecan ve eğlence için kumar oynayan kişilerdir.

Suçlu kumarbazlar: Genelde uyuşturucu/ silah satışı gibi yollardan elde ettikleri parayla kumar oynarlar. Bu kişilerde sıklıkla antisosyal kişilik bozukluğu görülür. Patolojik kumarbazlardan farklıdırlar. Örneğin, yasadışı yollardan elde ettikleri parayı geri ödeme amacı gütmezler, kaybettikleri zaman başkalarını suçlar, kavgalar çıkarırlar ve patolojik kumarbazların aksine suçluluk,pişmanlık, depresif ruh hali sergilemezler.

Patolojik kumarbazlar: Kumar konusunda kontrollerini kaybetmiş kişilerdir. Kötü sonuçlarına rağmen kumar oynamaya devam ederler. Kumar oynama sıklıkları, kumara yatırdıkları para miktarı, kumar parası bulmak için harcadıkları zaman artar ve bu artışı durduramazlar.

Seyir

Kumar oynama davranışının seyrine baktığımızda kazanma, kaybetme, tükenme ve vazgeçme evreleri olduğunu görmekteyiz.

1. Kazanma Evresi

Kumar oynamanın başlangıcında genellikle bir ‘kazanç’ olayı vardır (yıllık gelirin en az yarısı kadar miktarın bir defada gelmesi gibi). Oyunla ilgili zihinsel kayış, tolerans ve denetim kaybı bu dönemde gelişmeye başlar. Bu dönem kumara harcanan emek ve zamanın arttığı bir dönemdir. Şans beklenirken beceri geliştirilmeye başlanır. Güç, zenginlik, tam güçlülük duygularının oluştuğu bu dönemde eylemlilik kazanan kişi “uçma” duygusu yaşarken savunma tepkilerini önemsemez. Kişi yakın ilişkilerden uzaklaşır. Tüm güçlülük duygusu ve beraberinde giderek gelişen kumar becerisi kendilik değerinin yükselmesine yol açar. Bu dönemde kayıplar da vardır. Ama kişi daha çok kazançları üzerinde durmayı tercih eder.

2. Kaybetme Evresi

Bu evre büyük bir kayıpla başlar ve “berbat bahis” yaşantısı olarak adlandırılır. Tam kazanacakken kaybetme diye tanımlanan bu yaşantı aynı zamanda sanal kazancın kariyeri niteliğini de taşır. Bu kayıp olağan kumarbaz için huzursuzluk verici bir olay iken patolojik kumarbaz için “narsistik darbe” niteliğindedir. Kayıpların peşine düşme davranışı bundan sonra başlamaktadır. Kayıplar arttıkça kumar eylemi giderek öncelik kazanmaya başlar. Borç alma, kredi alma bu dönemde başlar.

Patolojik kumar oynayanlar para bulmak için önce yasal yolları denerler. Bu yüzden patolojik kumar oynayanlarda bir borcu bir başka borçla kapatmaya çalışmak en sık görülen davranışlardandır. Bunu yapabilmek için de bu kişilerde, kredi kartlarının son limitine kadar para çekme veya sahip olduğu mülkü satarak kumar için gereken parayı elde etme veya borçları kapatmaya çalışma görülebilmektedir. Kazandığı para borca ve tekrar kumara yatırılmaktadır.

3. Tükenme Evresi

Bu dönemde kişinin elinde hiçbir şey kalmadığı dönemdir. Kumar oynayan kişi mutsuzdur. Depresyon ve intihar girişimi oranı yüksektir.

4. Vazgeçme Evresi

Bu dönem kişinin her şeyi kaybettiği dönemdir. Kişi kumar oynamayı sürdürür fakat kumar oynama davranışı gelişigüzeldir. Bu dönemde affektif komorbiditenin arttığı bir dönemdir.

Tedavi

Patolojik kumarın tedavisinde en güncel yaklaşım bilişsel davranışçı yaklaşımdır. Bu tedavi yönteminde amaç kişinin algılama ve irrasyonel düşünme gibi hatalı kognisyonlara karşı farkındalık geliştirmek ve bunları daha iyi uyum sağlayan adaptif şemalarla değiştirmek amaçlanmaktadır. Tedavi programı kişiye göre düzenlenmekle birlikte kişinin inkârının kırılması, sorunlarıyla yüzleştirilmesi, sorunlarla başa çıkma ve hayır diyebilme becerilerinin geliştirilmesi, bağımlılık kavramının öğretilmesi temel hususlardır. Bunların yanında aileye yönelik bilgilendirme çalışması yapılması aile içindeki ilişkilerin düzeltilmesi uygulanan tedavi programının etkinliğini arttırmaktadır.

Ayrıca patolojik kumar bağımlılığına eşlik eden depresyon, alkol veya madde kullanımı gibi hastalıkların tespit edilerek tedavi edilmesi gereklidir. Başarılı bir tedavi programının oluşturulmasında kişinin eski davranış şeklinin ve yaşam tarzının değiştirilmesi relapsların önlenmesi açısından önemlidir. Patolojik kumar oynamanın farmakolojik tedavisini inceleyen çalışmalara çeşitli SSRI’ların, opiyad antagonistlerinin ve duygudurum düzenleyicileri kısa dönem etkili olduğu görülmüştür.

  • Kumar oynama düşünceleriyle başa çıkabilmek için yapılan öneriler şunlardır:
  • Kumar oynanan yerlerden uzak durmak gerekmektedir. İnternette kumar oynatılan sitelerden uzak durulmalıdır.
  • Kumar oynama düşüncesini oluşturan şeylerden uzaklaşılmalıdır (at yarışı programları, “casino” reklamları, piyango biletleri vs.)
  • Kumarla ilgisi olan kişilerden uzak durulmalıdır.
  • Kumar üzerine yapılan tartışmalara girmekten kaçınılmalıdır.
  • Üzerinizde günlük ihtiyacınızı karşılayabilecek kadar para bulundurulmalıdır. Kredi kartları ve ATM kartlarını kullanılmamalıdır.
  • Davranışınızı değiştirin. Adsız Kumarbazlar üyeleri, öfke, sabırsızlık, tembellik ve kendine acıma gibi duyguların, kişileri tekrar kumar oynamaya ittiğini belirtmişlerdir. Uzak durabilmek için yaşam tarzının değiştirilmesi, olumsuz alışkanlıkların yerine olumlu davranışların konulması gerekmektedir.
PAYLAŞ
Önceki İçerikİnternet ve Bilgisayar Bağımlılığı
Sonraki İçerikEski Türklerde ( Yeme-İçme ) Yemek Kültürü
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER