Migren Nedir? Migren Tedavisi

175

Baş ağrısı tüm dünyada en sık görülen nörolojik durumdur, toplumun %90’ından fazlasında yaşamın bir döneminde baş ağrısı görülür. Migren tipi baş ağrısı, binlerce yıldır bilinen, insanoğlunun en eski hastalıklarındandır. Tek taraflı ağrı olması nedeniyle şu andaki literatürde ‘bir başın yarısı’ anlamına gelen ‘hemikrania’ kelimesi kullanılmaktadır.

Migren, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından dünyada iş yapamamaya yol açan hastalıklar arasında 19. sıraya (kadınlarda 12. sıraya) yerleştirilmiştir. Buna rağmen migren bir halk sağlığı sorunu olarak görülmez; çocuklar ve erişkinlerde sıklıkla tanı almaz ve tedavi edilmez. İngiltere ve ABD’de migren hastalarının yaklaşık üçte ikisinin doktora danışmadığı, doğru tanı almadığı ve sadece reçetesiz ilaçlarla tedavi olduğu tahmin edilmektedir.

Migren, kronik, paroksismal ve nörovasküler hastalık olup, herhangi bir yaş döneminde başlar, ilerleyen yaşlarda sıklığı azalır. Sosyoekonomik seviyesi düşük toplumlarda migren daha sıktır. Migren çocukluk çağı başlangıçlı olabilir, ama sıklıkta adölesan döneminde başlar; hastaların %80’den fazlasında atakların başlangıcı 30 yaşından öncedir. 50 yaş ve üzeri migren başlangıcı ise genellikle sekonder sebeplidir. Auralı migrenin genetik özelliği, aurasız migrenden daha fazladır.

Migren ile ilgili auralı ve aurasız olarak iki klinik sendrom tanımlanmıştır. Yıllarca, auralı migren klasik veya nörolojik migren olarak; aurasız migren ise yaygın migren olarak isimlendirildi. Auralı/aurasız migren oranı 1/5’tir. Her iki tip öncesinde de ruhsal durum ve iştahta belirsiz uyarıcı değişiklikler vardır. Auralı migren, sıklıkla görsel alan nöral fonksiyonlarda bir bozukluk ile başlar ve 1-2 dk içinde hemikraniyal ağrı veya vakaların 1/3’ünde bilateral baş ağrısı, bulantı ve bazen kusma vardır, baş ağrısı birkaç saat ya da 1-2 gün kadar sürebilir. Aurasız migren, ani başlangıçlı, dakikalar veya daha uzun sürede gelişen bulantı veya kusmanın eşlik ettiği hemikranial ağrı ve daha az sıklıkla jeneralize baş ağrısı ile karakterizedir, daha sonra auralı migren gibi aynı geçici paterni takip eder. Işık ve sese karşı hassasiyet her ikisinde de vardır ve baş hareketiyle ağrının şiddetlenmesi tipiktir. Hasta sessiz, karanlık odada yatmayı tercih eder ve uyumaya çalışır. Migrenin hemikranial ve zonklayıcı (pulsatil) yönü, diğer baş ağrılarından ayrılan en karakteristik özelliğidir. Oftalmoplejik, hemiplejik ve baziler arter migreni komplikasyonlu migren çeşitleridir.

Migrende ayırıcı tanıda öncelikle gerilim tipi baş ağrıları akla gelmelidir. Ancak gerilim tipi baş ağrısı migrenin aksine nadiren şiddetlidir. Daha çok künt, zonklayıcı olmayan, yaygın ve sadece stresle kötüleşen baş ağrıları olup, klinik tabloya bulantı eşlik etmez. Farklı zamanlarda her iki baş ağrısı tipini de geçiren ve çok dikkatli olmayan hastalar arasında baş ağrısının ayrımını yapmak zordur. İyi bir öykü almak bu nedenle çok önem kazanır. Küme baş ağrıları migrenle daha çok karıştırılabilir. Küme baş ağrısı bazı migren olguları gibi son derece şiddetli ve kesinlikle tek taraflıdır. Ancak migrenin aksine kısa sürelidir ve tabloya genellikle ağrılı gözde kızarma ve yaşarma, etkilenen göz kapağında düşme ve aynı taraf burun deliğinde tıkanıklık ve akma gibi belirgin otonomik özellikler eşlik eder8 . Primer baş ağrısında sinüzit sık olarak yanlış konulan bir tanıdır. Sinüziti destekleyen başka semptomlar olmadıkça epizodik veya kronik hiçbir baş ağrısı sinüzite bağlanmamalıdır. Depresyon genellikle migrenle birlikte bulunur ve depresyon varsa tedavi edilmelidir. Ancak depresyon tedavisinin migrenin sonucunu etkilediğine dair çok az kanıt vardır.

Migren tanı kriterleri

Tanısal kriterler Uluslararası Baş Ağrısı Topluluğu tarafından şöyle tanımlanmıştır:

  • 6 aylık bir zamanda en az 5 atak olması,
  • Baş ağrılarının birkaç saatle birkaç gün arasında sürmesi (4-72 saat)
  • Baş ağrılarında aşağıdaki özelliklerden en az ikisinin bulunması
  • Baş ağrısının orta şiddette veya çok şiddetli olması,
  • Fiziksel aktiviteyle ağrının kötüleşmesi
  • Tek taraflı olması
  • Zonklayıcı (pulsatil) karakterde ağrının görülmesidir.
  • Baş ağrısının, bulantı veya kusma ile gürültü veya ışık hassasiyeti özelliklerin en az biriyle ilişkili olması
  • Hasta öykü ve muayenesinde başka bir baş ağrısı sebebi bulunmaması

Migreni neler tetikler?

Bazı migrenli hastalar atağı tetikleyen sebeplerden bahseder. Bunlar tutarsız olabilir veya migrene özgü olmayabilir. Örneğin migrenli kadınların %60’ında menstruasyon dönemi tetikleyen sebeptir, ancak bu durum gerilim tipi baş ağrıları için de tetikleyici bir nedendir. Stres, uyku ve yemek düzeni değişikliği, yüksek ses, keskin kokular, titreşen ışıklar gibi birçok çevresel faktör migren atağını tetikleyebilir. Hastaların dörtte biri bazı yiyeceklerin migren ataklarını tetiklediğinden bahseder. Mesela monosodyum glutamat (hidrolize maya ekstreleri, hidrolize bitkisel proteinler, doğal tatlandırıcılar gibi) içerikli yiyecekler sıklıkla çorba ve Çin yemeklerinde bulunur. Nitritler (koruyucu madde içeren etler, sosisli sandviç); tiramin içerenler (şarap, peynir); feniletilamin içerenler (çikolata, sarımsak, soğan, kabuklu çerezler.) potansiyel tetikleyici faktörlerdir. Alkol, tatlandırıcılar, turunçgiller, turşular, sirke de muhtemel sebeplerdir. Bu yiyecekler tüm hastalar tarafından belirtilmez, diyetten tamamen çıkartılması da migren olmayacağı anlamına gelmez.

Migren tedavisi

İlaç Dışı Tedavi:

  • Yaşam şeklinin düzenlenmesi:
  • Düzenli uyku ve beslenme,
  • Egzersiz

Relaksasyon teknikleri

Tetikleyicilerin farkında olma ve kaçınma 

  • Diyet (Alkol, nitritler, aspartam, peynir)
  • Çevresel faktörler (Parlak ışık, hava değişiklikleri, yükseklik, koku)
  • İlaçlar
  • Hormonal faktörler (Menstruasyon, ovulasyon, oral kontraseptif)

İlaç tedavisi

İlaç tedavisi, akut atak ve profilaktik tedavi olarak iki alt gruba ayrılır.

Akut atak tedavisi Amaç:

• Migren ataklarını etkili, hızlı, tutarlı ve 24 saat içinde tekrarı olmaksızın kalıcı bir şekilde tedavi etmek

• Ağrının şiddetini ve eşlik eden bulguları azaltmak veya ortadan kaldırmak

• Atağın süresini kısaltmak

• Atakların oluşturduğu özürlülüğü ortadan kaldırmak, yaşam kalitesini yükseltmek ve hastayı normal günlük yaşam aktivitesine döndürmek

• Tedaviye bağlı gelişebilecek en az yan etkiye maruz kalmasını sağlamaktır.

Atak tedavisinde kullanılan ilaçlar

  1. Basit ve Kombine analjezikler, Non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar
  2. Migrene özgü ilaçlar (Triptanlar, Ergot türevleri)

  3. Anti-emetikler

  4. Opioidler

  5. Nöroleptikler

  6. Diğerleri

Antidepresanlar, Beta bloker’ler, Antiserotonin ilaçlar, Antiepileptik ilaçlar, Kalsiyum antagonistleri, Antiepileptik ilaçlar, ( Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi için doktorunuza danışın. )

 

Migren, baş ağrıları arasında en sık görülen ve ilaç tedavisiyle düzenlenen bir hastalıktır. Yine de tanısında hatalar yapılmakta, yetersiz tedaviler verilmekte ve bunlar hastalarda işgücü kaybına ve de gereksiz, aşırı ilaç kullanımına sebep olmaktadır. Bu nedenle hastaların migreni öğrenmeleri önemli olduğu kadar, başvurulan doktorun hızlı ve doğru tanıyla, uygun bir tedavi stratejisiyle yaklaşması da o derece önemlidir. Görüntüleme ve ilaç sektöründeki gelişmelerle, tanı ve tedavide daha çok başarı sağlanacaktır.

Kaynak :

1. Dicle Tıp Dergisi

2. Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, Kocaeli – H. Macit SELEKLER, Nur ALTIN

3.  Başağrısı tedavi rehberi Dr Mehmet Zarifoğlu , Dr Aksel Siva, Dr Vesile Öztürk, Dr Betül Baykan , Dr Necdet Karlı, Dr Aynur Özge, Dr Figen Gökçay ,Dr Macit Selekler Dr ebnem Bıçakçı, Dr Musa Öztürk ,Dr Nebahat Taşdemir, Dr Ali Kemal Erdemoğlu

PAYLAŞ
Önceki İçerikNeolitik Sanat
Sonraki İçerikAntik Çağda Ortadoğuda Astrolojinin Başlangıcı
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER