Barok Dönemi

544

Barok çağı, genelde tarihçiler tarafından 1600’den 1750’ye kadar süren dönem olarak tarihlenir. Sanatsal tarz, Protestan Reformları ve Katolik Karşı Reformların arka planına karşı, gelişmesi itibarı ile farklı özelliklerin birbiriyle yarışması yüzünden tüm Batı Avrupa’da yayıldı. Barok sanatı, genelde teatral, duygusal olarak hitap eden, dinamik ve huşu uyandıran bir tür olarak tarif edilir.

“Barok” kelimesi, “şekli bozuk inci” anlamına gelen Portekizce bir kelimeden doğmuştur. Bu, kabaca 1600’den 1750’ye kadar süren dönemin sanat, mimari ve müziği için uygun bir semboldür. Zıtlıkların – sanatta açık ve koyu renkler, pürüzsüz ve bozuk yüzeyler arasında ve müzikte gürültülü ve yumuşak, hızlı ve yavaş arasında – bir çağıydı. Başlangıçta karmaşık Rönesans müzikal tarzının bir sadeleştirmesi ve sonraları tüm önceki düşünce akımlarına çok büyük bir meydan okuma gibi görünen yeni estetik yapıların süslemesi olarak karakterize edildi.

İtalya ve diğer Katolik ülkelerdeki barok sanatının çoğu, Protestanlığa doğrudan bir yanıttır. Martin Luther ve takipçileri, Roma kilisesini aşırı şatafatlı olması ve görsellere olan aşırı saygıyı yaygınlaştırması yüzünden eleştirmişlerdi. Katolik yetkililer, ibadet görsellerinin kullanımını savunarak yanıt verdiler, ama sanatçıların İncil’deki olaylarla açıkça, canlı ve gerçekçi bir şekilde ilgi kurduran resimler yaratmalarının ve daha katı kısıtlamaları takip etmelerine zorlanmaları gerektiğine de karar verdiler. Böylesi görsellerin inananların içindeki Tanrı’ya hürmeti beslemeye yardımcı olacağını düşünüyorlardı. Diğer yandan mimarlık, asi Protestan mezhepler üzerindeki papalığın gücünü ve zaferini övmeliydi.

İtalya’daki en büyük barok projesi, yeni St. Peter Kilisesi’nin tamamlanmasıydı. Bu, oldukça fazla işbirliği içinde oluşturulan bir projeydi. Ünlü heykeltıraş ve mimar Gian Lorenzo Bernini (1598-1680), tüm kilisenin heykel programını denetledi ve öndeki oval sıra sütünlu verandayı tasarladı. Carlo Maderno (1556-1629) dış cepheyi yaptı. Çok çeşitli barok ressamı, iç alandaki sanat eserlerini yaptılar.

Erken dönem barok, İtalyan bestecilerinin (Monteverdi, Francesco Cavalli) notalarında ortaya çıktı, ama tarz sonunda İngiltere’ye (Henry Purcell), Fransa’ya (François Couperin, Jean Philippe Rameau) ve Almanya’ya (Heinrich Schütz, Dietrich Buxtehude) yayıldı. İtalyan yüksek dönem barokunda, Arcangelo Corelli (1653-1713) ile Antonio Vivaldi (1678-1741) güzel, karmaşık konçertolar yazdılar. Almanya’da aynı dönemde Georg Philipp Telemann (1681-1767) ile Johann Sebastian Bach (1685-1750), tüm kuzey Avrupa’daki kilise cemaatinde ve saray meclislerinde kilise müziğinin Maestrosu olmak için yarışıyorlardı.

Barok, Hollanda gibi Protestan ülkelerde biraz farklı bir yön aldı. Orada papalıktan veya yöneten aristokrasiden ziyade genç cumhuriyeti yüceltmek için kullanıldı. Bu, aynı zamanda 17. yüzyılın en ünlü iki Hollandalı sanatçısının – Rembrandt van Rijn (1606-1669) ve Jan Vermeer (1632-1675) – eserlerinde de görülebileceği gibi atmosfer etkilerine ve resimde insan duygusuna gösterilen daha büyük bir ilgiye yol açtı. Protestan İngiltere’de, barok Sir Christopher Wren’in (1632-1723) mimarisinde, özellikle 1675 ile 1710 arasında yapılan yeni St. Paul Katedrali için yaptığı tasarımla şöhreti yakalamıştır.

Claudio Monteverdi (1567-1643), erken dönem barokun en etkili bestecisidir ve eseri Orfeo (1607) genelde çarpıcı bir biçimde ve müzikal olarak ilk başarılı opera olarak görülür. Çoğu barok müziği, “basso continuo” denen, genelde akor basan bir enstrüman ile (organum, gitar ve arp gibi) bir bas entrümanın (çello, keman veya fagot gibi) bir birleşimi olarak çalınan destekleyici bir müzikal eşlik ile abartılı bir konçerto olan bir solo – genelde kemanda veya bir üflemeli çalgıda (blokflüt, obua veya flüt gibi) çalınan – arasında bir diyaloga dayanırdı.

Kadans veya armonili es noktaları vurgulanırdı ve pek çok eser, yavaş ve hızlı tempo arasında gidip gelen bölümlere, hatta simetrik müzikal cümlelere ayrılırdı. Eski saray dansları gibi bölgesel dans ritimleri ile birleştirilirdi ve keman, çok yönlülüğü, sesi ve güçlü ritimleri vurgulama becerisi ile şöhret kazandı. Daha sonraki barok müzik, düzenli ritim, gergin duygular, incelikli melodileri ve çalandan beklenen ustalıkla karakterize edilir.

Barokta, operada önde gelen erkek rolleri, sıklıkla yüksek vokal oktavlarını sürdürebilmeleri için ergenlikten önce hadım edilen şarkıcılar tarafından yerine getirilirdi. Hadımlar oktavları, güçleri, vokal esneklikleri ve nefes kontrolleri ile dikkat çekerlerdi.

18. yüzyılda, barok yavaş yavaş daha süslemeli bir tarz olan rokoko yolunu açmıştır.

EK BİLGİLER:

1. Barok ifadesi, ilk olarak 19. yüzyılda dönemi eleştirmek için aşağılayıcı bir söz olarak kullanıldı. Bugün ise konuşma dilinde “aşırı”, “karmaşık” veya “tuhaf” anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaktadır.

2. İtalyan barok ressamı Caravaggio’nun “Bakirenin Ölümü” tablosu, ilk sergilendiğinde bir skandala neden oldu, çünkü sanatçı Meryem’i bir azize için yakışıksız yorumlanacak şekilde, şişmiş bir karınla resmetmişti. Söylentilere göre Caravaggio, (1500-1534, gerçek adı Michelangelo Merisi) modeli için yerli bir fahişeyi kullandı

3. Avrupa’daki en büyük barok katedrali olan Londra’daki St. Paul Katedrali’nin koro çocukları, koro şefleri tarafından sıklıkla başka gruplardan kaçırılır ve yarışmalar için şarkı söylemeye zorlanırlardı.

Kaynak: David S. Kidder, Noah D. Oppenheim- Entelektüelin Kutsal Kitabı.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER